Akın ÖZÇER
Fransa’da öteden beri olumlu yanıtlanan bir soru bu. Türkiye’nin de ne yazık ki örnek aldığı aşırı merkezileşmiş devlet yapısının, Fransa’da yüksek idare (Haute administration) olarak adlandırılan ve birkaç bin seçkin bürokrattan oluşan sınıfın kamusal alanda ipleri elinde tutmasını sağladığı genel kabul görüyor. Mutlakiyet döneminde başlayan, Jakobenizm ile düşünsel planda güçlenen, Napolyon İmparatorluğu (1805- 1812) ve Üçüncü Cumhuriyet (1870-1940) ile devam eden devleti yücelten rejimlerin kökleştirdiği bir bürokratik elit söz konusu olan. Önce İmparatorluğun, daha sonra Cumhuriyet’in aristokratlarından oluşan bu seçkinler sınıfı, 1945’te kurulan Ulusal İdare Okulu ENA (École nationale d’administration) ile merkezi bir eğitimden geçiriliyor, Profesör Patrick Aulnas’ın ifadesiyle formatlanıyor.
Prof. Aulnas’ın liberal eğilimli dijital gazete Contrepoints’da bu konuda iki yıl önce (10 Mart 2015) yayımlanmış “ENA’lılar: miadı dolmuş oligarşi” (Les énargues: une oligarchie dépassée) başlıklı bir yazısı var. “Enargues” sözcüğü, ENA’nın kuruluşundan bu yana seçkin bürokratlar anlamında türetilmiş bir sözcük. Aulnas devlet aristokrasisini oluşturan bu sınıfın sivil toplumdan kopuk, Cumhuriyet’in kurumları ve idaresinin çarklarına hâkim kendine özgü bir kast oluşturduğunu ve seçilmiş siyasetçilerin bu sınıfla birlikte çalışmaması durumunda hiçbir şey yapamayacağını vurguluyor. (https://www.contrepoints.org/2016/09/01/200598-les-enarques-une-oligarchie-depassee)
Fransa’nın bir başka özelliği, ENA’lıların 60’lı yıllardan itibaren bakanların özel kalemlerini, danışmanlık kadrolarını doldurmaları, hatta siyasete girmeleri. Aulnas’ın altını çizdiği gibi, devlet memurluğuyla uyumlu bu görevler sona erdiğinde yasal olarak idareye geri dönmeleri mümkün. Ama aralarında siyasette kalan ve meşhur olanlar da var. Örnek vermek gerekirse, Fransa’nın üç Cumhurbaşkanı (Valéry Giscard d’Estaing, Jacques Chirac, François Hollande) ile birçok başbakanı (Laurent Fabius, Lionel Jospin, Alain Juppé, Michel Rocard, Edouard Balladur, François Fillon) ENA mezunu. Ayrıca ENA’lı bakan ve milletvekillerini saymaya gerek yok kuşkusuz.
ENA’lılar seçilerek siyasete girdiklerinde bürokratlıktan siyasetçiliğe geçmiş oluyorlar. Bu noktadan itibaren ülkeyi şeklen bürokratların yönettiğini iddia etmek mümkün değil. Her ne kadar kendilerini kuşatan ENA’lılar aynı devletçi reflekslere sahip olsalar da. Aulnas, ENA kökenli politikacıların devletin işleyişini çok iyi bilseler de kopuk oldukları sivil toplumu anlamakta güçlük çektiklerinin altını çiziyor.
Le Pen’den bürokrasiye başkaldırı
Yazımı bu konuya hasretmemin nedeni, aşırı Sağ parti Ulusal Cephe’nin (FN/Front National) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Marine Le Pen’in geçen Pazar günü Nantes’da düzenlenen parti mitinginde ikinci turda rakibi olma olasılığı güçlenen Emmanuel Macron ve medyanın yanı sıra bürokratları hedef alan sözleri. Bayan Le Pen, bu bağlamda rakibinin hizmetinde olduğunu ve kendi adaylığına karşı çıktığını öne sürdüğü “sisteme” ver yansın etti.
Marine Le Pen’in ilk hedefinde partisini açtığı davalarla köşeye sıkıştıran yargıçlar ve yargı bürokrasisi vardı. FN Genel Başkanı “yargı bir erk, iktidar odağı değil: yargıçlar yasaları uygulamak için var, onları yapmak (uydurmak) ve halkın iradesini dizginlemek için değil” diyerek yargının araçsallaştırılmasına başkaldırdı. Le Pen’e göre, memurlar devlet erklerini “muhalifleri gözetlemek, onlara eziyet etmek, komplo düzenlemek” gibi yasadışı amaçlarla kullanıyor. Birkaç hafta sonra (seçimi kazandığı zaman) “bu yasadışı siyasi güç seçimle süpürülecek” ve onlar bunun hesabını vermek zorunda kalacaklar. Dolayısıyla şimdi böyle yapanlar “kendi kişisel sorumluluklarını ortaya koyuyorlar.”
Marine Le Pen, aynı gün La Provence’da yayımlanan söyleşisinde, FN’in usulsüz finansmanı ile ilgili dava hakkında, “neden bu dava daha önce açılmadı da tam seçimlere doğru olumlu bir dinamik yakalamış olduğum sırada gündeme geliyor” diye soruyor. Ona göre, amaç belli, Emmanuel Macron’un önünü açmak. Bayan Le Pen, “Hollande’ın programının altına imza atabileceği Emmanuel Macron’un seçilmesinin bu sistemin ve iktidardaki kastın gücünün sürdürülebilmesi için şart olduğunu, paranın ve medyanın bu nedenle Macron’un arkasında durduğunu” ileri sürüyor.
Fillon’dan sert eleştiriler
Marine Le Pen’in iddiaları tartışılır kuşkusuz ama Fransız yargısı ve bürokrasisinin siyaset alanına hiç etkisi olmadığını söylemek de kolay değil. Nitekim bu dönem bürokrasinin bir kurbanı daha var: François Fillon. Cumhuriyetçiler ’in (LR/Les Républicains) adayının eşi ve çocuklarını “parlamenter asistanı” olarak çalıştırdığını en iyi bilenin Ekonomi ve Maliye Bakanlığı uzmanları olduğu dikkate alınırsa, bu bilginin tam da seçim döneminde medyaya sızmasında Bercy ’deki yüksek bürokratların rolü olduğu düşünülebilir. Hatta Mali Suçlar Savcılığı’nın bu konuda rapor yazmakla görevlendirdiği üç yargıçtan oluşan heyetin önceki gün alışılmamış bir süratle François Fillon’u 14 Mart günü ifadeye çağırmasına bakılırsa, LR adayına ve onun şahsında ılımlı Sağ’a komplo kurulduğuna bile inanılabilir.
Fransa’da adaylık başvuruları için son gün 17 Mart. Soruşturma heyetinin oluşturulmasından sonra haklı olarak zaman kazandığını düşünen François Fillon da bu anomaliye dikkat çekti ve yargıya çok sert ifadelerle yüklendi. “Hukuk devletinin (yargı tarafından) sistematik olarak çiğnendiğini” ve “masumiyet karinesinin tümüyle yok sayıldığını” dile getiren Fillon, Bayan Le Pen’den farklı olarak, Cumhuriyet değerlerine atfettiği önemi vurgulamak amacıyla ifadeye gideceğini ama adaylıktan çekilmeyi düşünmediğini belirtti.
Fillon’un asıl altını çizdiği çok daha önemli bir husus var: o da yargının siyasete yaptığı bu müdahalenin “siyasi bir cinayet” olduğu gerçeği. Bu cinayetin kurbanı sadece kendisi değil ama aynı zamanda ona ön seçimde oy vermiş milyonlarca kişi ve üzerine gölge düşecek olan başkanlık seçimi. Ayrı bir tartışma konusu ama daha şimdiden Fillon’u çekilmeye zorlayan ya da kendisiyle birlikte yürümekten vazgeçen yol arkadaşları da var. Nedeni ne olursa olsun, Fillon’un geçmişte etik olmayan bir uygulamadan yararlanmış olması sonuçta kendi hatası. Ama birçok parlamenterin yapageldiği bu uygulamanın neden daha önce değil de şimdi ve sadece Fillon’u hedef alarak gündeme geldiği sorusunun yanıtı ortada. Yargı bürokrasisi belli ki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine Fillon ve Le Pen aleyhine müdahale ediyor.
Fillon’un ve mensubu olduğu LR cephesinin günahını bilmiyorum. Yargının üstüne vazife değil tabii ama öteden beri, aşırı Sağcı, yabancı düşmanı ve “İslamophobe” bir parti olarak varlığını sürdüren FN ise, en azından toplumsal barış açısından tehdit oluşturuyor. Her ne kadar baba Jean Marie Le Pen zamanındaki aşırılıktan biraz uzaklaşmış olsa da. Ama istense bugünkü kadar serpilmesi, açılan davalar daha önce sonuçlandırılarak önlenebilirdi. Demek ki FN’in varlığı ve iktidar değil belki ama alternatifi olacak ölçüde serpilmesi, Fransız derin devleti tarafından destekleniyor diye düşünmek de mümkün. Neden mi?
İslam karşıtlığı FN bünyesinde tomurcuklandı ama düşmanlık ölçüsünde olmasa bile bugün artık ılımlı Sağ içinde de mevcut. Batı’nın bugün ABD önderliğinde İslam düşmanlığına dayalı bir politika yürüttüğü göz önüne alınırsa, Fransa da ılımlı bir İslam karşıtı çoğunluğa ihtiyaç duyuyor olabilir. FN’in bu konudaki aşırılığı, bir yandan bu çoğunluğun oluşumuna katkıda bulunurken, öte yandan da ılımlı seçmeni ılımlı Sağ ya da Sol bir aday üzerinde birleşmeye yönlendirebilir.
Görünen o ki bu defa, Marine Le Pen’in Nantes’da dikkat çektiği gibi, seçmeni Macron’a doğru yönlendiren bir kampanya süreci var. FN’in görüşlerini benimsemediğim halde, geçen yazımda belirttiğim gibi, Macron’un önünün açıldığı izlenimini ben de ediniyorum. Fransız bürokrasisi ya da derin devleti siyasi mühendislik yaparak Cumhurbaşkanlığı seçimine müdahale mi ediyor, Le Pen’in “sistem” dediği bu mu bilmiyorum. Ama hem ılımlı Sağ hem ılımlı Sol seçmene hitap eden Macron’un ikinci tura kalmasının, yıpranan ya da yıpratılan Fillon ve Le Pen’e karşı şansını arttırdığını görmemek mümkün değil.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
15.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
21.12.2025
13.12.2025
6.12.2025
1.12.2025