Alper GÖRMÜŞ
Muhafazakâr kesimin aydınları, en kayda değeri başörtüsü tartışmaları olmak üzere, bir zamanlar hak ve haysiyet talepli direnişlerin coşkulu destekçileriydi. Sadece kendilerinin hakları konusunda değil, başkalarının hakları konusunda da hassastılar. Fakat kendilerini iktidarın koşulsuz destekçileri derekesine indirdikten sonra, kendilerinden olmayanların, algıladıkları baskı nedeniyle iktidara karşı hak, adalet ve haysiyet odaklı bir direniş göstermelerini “anlayamamaya” başladılar. Yalnız Türkiye’dekileri değil, dünyanın herhangi bir yerindeki benzer direnişleri de...
Sadece ekonomik temelli itirazları anlayabiliyorlar
Zamanla, sadece, ekonomik sıkıntı gerekçesiyle düzenlenen protesto eylemlerini “meşru” ve “anlamlı” bulur hale geldiler, o da bin bir rezervle. Mesela “üst akıl” rezervi: Görünüşte ekonomik saiklerle iktidarı protestoya girişen kitleler, farkında olmadan “üst akıl”ın oyununa geliyor olabilirlerdi. İşte o zaman o eylem de meşruiyetini ve anlamını kaybederdi.
Genel yayın yönetmeni sıfatını da haiz bir yorumcu, “Sarı yeleği kim giydirdi?” başlıklı yazısında bu tarz yaklaşımların dümdüz örneklerinden birini verdi:
“(...) Benzer sayısız örnekte görüleceği gibi transatlantik ittifakta ciddi bir çatlak var bunun başını Macron yönetimi çekiyor...
“Dolayısıyla akaryakıt vergileri bahanesiyle başlayan sokak eylemlerini bu farklılaşmayı görmeden değerlendirmek sığ bir bakış açısı olur!
“Üstelik benzer operasyonlara çok yakından tanıkken...
“Hatırlayın... Gezi, 17/25 Aralık sivil darbe girişimi, hendek kalkışmaları, patlayan bombalar IMF’ye olan borcun bitirildiği, mega projelerin düğmesine basıldığı, çok yönlü bir dış politikanın sinyallerinin verildiği bir dönemin ardından gelmişti!” (Murat Kelkitlioğlu, Akşam, 7 Aralık).
“Üst akıl” hangi manivelayı kullandı?
Bu yazarların Gezi isyanında en anlamadıkları şey de buydu zaten. Türkiye ekonomisinin hiç de kötü olmadığı bir dönemde, yani onlara göre bir toplumsal isyanın koşullarının oluşmadığı bir dönemde ortalığı bu kadar büyük bir isyan kaplamışsa, devrede mutlaka bir “dış mihrak”ın olması gerekirdi.
Analizlerine şu kadarını bile katamıyorlar: Diyelim devrede bir “dış mihrak” var, iyi de, bu “dış mihrak” acaba nasıl bir manivela kullandı ki, milyonlarca insanı sokaklara dökebildi? Üstelik ekonominin “süper” olduğu bir anda?
Bu soruyu kendilerine sorsalar, direnişe geçenlerin hak, özgürlük, adalet ve haysiyet odaklı sorunlardan boğulduklarını; eylemlerinin, iktidarın kendilerini duyması için bir çığlık mahiyetinde olduğunu; keza böyle eylemlerin her zaman kendiliğinden ve âniden başladığını idrak edebilecekler ama, dertleri onları anlamak değil karalamak olduğu için bu soruyu asla sormuyorlar kendilerine.
İtirazların Batı-Kuzey’deki ve Doğu-Güney’deki farklı temelleri
Muhafazakâr yazarlar arasında, 21. Yüzyılın alâmet-i fârikalarından biri olan yaygın kitlesel eylemleri “üst akıl” indirgemeciliğine başvurmaksızın anlamaya ve anlamlandırmaya çalışanlar da var. Mesele Kelkitlioğlu’yla aynı gün, Yeni Şafak’ta Özlem Albayrak Batı’daki ve Doğu’daki kitle hareketlerini birbirinden ayıran çok temel bir noktaya dikkat çekti. Albayrak’a göre Batı ve Kuzey’deki sokak hareketleri ekonomik temelliyken, Doğu ve Güney’dekiler hak va haysiyet odaklıydı:
“(...) Yine de benim görebildiğim kadarıyla, dünyanın Doğu ve Güney yarısıyla, Batı ve Kuzeyi arasında temel bir farklılık var, o da; toplumsal hareketlerin gerekçeleri. Avrupa’da ırkçı sağ yükseliyor, ayrımcı, yabancı karşıtı politikalar her geçen gün ivmesini arttırarak merkeze doğru yaklaşıyor. Genel bir siyasi çıkışsızlık hakim eski kıtaya ve yenisine. Zira, insanlığın yüzyıllar boyunca biriktirdiği değerlerin, heba edilmesi ihtimali demek bu.
“Avrupa’da insanlar bu değerler için değil, ekonomik gerekçelerle sokağa dökülüyor.”
Albayrak, Batı ve Kuzey için böyle çok sayıda örneği sıraladıktan sonra, Doğu ve Güney için şu tespiti yapıyor:
“Öte yandan Doğu’da durum farklı. Ekonomik gerekçelerin ikinci planda kaldığı Doğu hareketlerinde ne Türkiye’nin, ne İran’ın, ne Tunus ve Mısır’ın ne de diğerlerinin büyük bir ekonomik problemi yoktu, en azından bu ülkelerden hiçbirinin ekonomisi, bir önceki yıldan kötü değildi. Bu ülkelerde yapılan gösterilerin argümanları da, zaten ekonomi temelli değildi. Doğu ve Güney ülkelerinde daha çok insan hakları, demokrasi, adalet, haysiyet, baskıcı yönetimler, özgürlük, muhafazakarlaşma, yolsuzluk ve kadın hakları gibi temalar etrafında yüzbinlerce insan bir araya geldi ve otoriteye karşı eylem yaptı.”
Bence Albayrak’ın tespitleri, iktidar yazarlarının canını sıkacak nitelikte... Çünkü kabul edilmesi durumunda mesela Gezi’nin de “Otoriteye karşı insan hakları, demokrasi, adalet, haysiyet” odaklı bir isyan olduğuna kapı aralanmış olur ki, bu da çok tehlikeli bir düşünme sürecini başlatır.
İki okurun mektubu: Sadece kullanmadı, kışkırttı da...
Serbestiyet’teki son iki yazıda, 2013 Mayıs-Haziran’ındaki Gezi direnişinin, Erdoğan’ın iktidarının devamını toplumsal barışta değil de toplumsal kutuplaşmada görmeye başladığı bir döneme denk geldiğini, Erdoğan’ın da bunu zaten var olan toplumsal kutuplaşmayı daha da derinleştirmek için kullandığını öne sürmüştüm.
Bu yazılar üzerine Nüvit Buyurgil adlı okurumdan, Erdoğan’ın Gezi’yi bu yönde kullandığı tespitime katıldığını, fakat meselenin bundan ibaret olmadığını savunan bir e-posta aldım. Okuruma göre, Gezi kendiliğinden ortaya çıkmış değil kışkırtılmış bir süreçti; Erdoğan, hayatını seküler tarzda yaşayanların sinir uçlarına dokunan çıkışlarıyla bu yolu döşeyen siyasetçi olmuştu.
Bir başka okurum, Sertaç Yener de “Referandum-Gezi arası abukluklara” dikkat çekiyor ve buradan benzer bir sonuca varıyor:
“Evet, Gezi, kutuplaştırmanın deprem dalgalarına zirve yaptıran bir noktaydı.
“Ama öncü şoklar o zaman başlamadı. Onlar hürriyet dalgalarının zirve yaptığı 12 Eylül 2010 referandumu sonuçları belli olunca başladı.
“O anayasa değişiklikleri, 2002’den beri adım adım ilerleyen tahrir hamlelerini, bir anayasal zeminle taçlandırmış ve berkitmiş oldu.
“Hemen ardından Türkiye’yi fersah fersah ilerilere ateşleyecek adımları beklemiştik. Bir kısmı gelmedi de değil. Ama heyhât!
“Neredeyse ertesi günden îtibâren kutuplaştırıcı, dahası abuk sabuk, Salı konuşmaları gelmeye başladı. Kızlı erkekli evde oturmalar, kürtaj, ve sâire. Ezici referandum zaferi tâze, vesâyet berhevâ, ümitler şâhikalarında iken.
“Gezi ve Mumcu cinâyetinden kutuplaştırma siyâseti çıkaranların beklentisi belliydi, ve güzelce yazdınız.
“Peki ya Referandum-Gezi arası abukluklarda ne hesap vardı? Onlara bakarak, ‘Gezi olmasaydı da, şimdiki kutuplaşma seviyesinin çok da fazla altında olmayabilirdik’ diye düşünüyorum bâzen.”
Toplumsal bir “çığlık” olarak Gezi...
Ben, şimdi hepimizin hemen hatırlayacağı o çıkışların, Gezi benzeri bir toplumsal isyanı kışkırtmayı ve böylece biraz daha derinleşecek kutuplaşma üzerinden iktidarını sürdürmeyi planlayan bir Başbakan’ın bilinçli-kasdi çıkışları olduğunu bu netlikte iddia edemem. Fakat şu kadarından eminim:
Gezi direnişi, kendi ahlaki doğrusunu, toplumsal tahayyülünü ve gündelik yaşam tercihini başkalarına zorla benimsetmek istiyormuş algısını yaratacak kadar çok tekrarlayan ve bunu da son derece nobran, itici, dışlayıcı bir dille yapan Başbakan Erdoğan'a yönelik çok güçlü bir çığlıktı.
Başbakan, ne yazık ki, saygı ve eşitlik talep eden bu itirazın birey temelli, modern ve sivil karakterini algılayamadı. Benimsediği ataerkil siyaset anlayışı onu inatçı, basiretsiz bir tutuma sevk etti ve neticede bu tutumun yol açtığı kitlesel gösteriler, zaman içinde hükümeti istifaya zorlamaya yönelik bir enerjiyle doldu taştı.
İşte bu nokta, Erdoğan’ın krizi fırsata dönüştürebileceğini düşündüğü nokta oldu. Taraftarlarını, Gezi’nin hükümeti yıkmaya dönük uluslararası bir komplo olduğu anlatısına ikna etmeye girişti ve önceki yazılarda da söylediğim gibi bunu, şapka çıkartılacak bir algı yönetimiyle başardı.
“Başarı” orada da kalmadı: İktidara iliştirilmiş aydınların, gazetecilerin de büyük desteğiyle toplumsal itirazların tümünü “vatana ve millete”, “birlik ve beraberliğimize” kast eden cinai eylemler olarak damgalanması süreci de önemli ölçüde tamamlandı.
Bu koşullarda, aradan beş yıl geçtikten sonra bile Gezi, “cinai bir eylem” olarak satılabilirdi ve bu “mal” için muhafazakâr tabanda yaygın bir müşteri ağı oluşturulabilirdi.
İşte şimdi onu yapıyorlar ve maalesef onda da başarılı oluyorlar.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları





























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025