Atilla Aytemur
Geçtiğimiz hafta Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) siyasal gündemin önemli konularından biri olarak öne çıktı.
DİB’e bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından bir yıldır çalışması sürdürülen Kendi Dilinden Fetö - Örgütlü Bir Din İstismarı başlıklı, önemli bir rapor, Prof. Dr. Mehmet Görmez tarafından kamuoyuna açıklandı. Aaşağı yukarı eş zamanlı olarak, başkanın iktidarla anlaşmazlığı nedeniyle emekliye sevk edileceği söylentisi değişik tartışmalara yol açtı.
Söylentiler doğru çıktı ve DİB’in 17. Başkanı Mehmet Görmez , yedi yılın (yeni beş yıllık ilk görev süresinin ve ikinci görev döneminin sadece ilk iki yılının) ardından, daha üç yılı varken emekliye ayrıldı. Bundan sonra, kuruluş yasası 2015 yılında çıkan “Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi”nin kurucu rektörü olarak akademi dünyasına geçeceği yazıldı.
Ancak Prof. Görmez’in bundan sonra ne yapacağı veya ne olacağı bir yana, bu rapor ve istifa olayına biraz eğilince bunların durumumuza dair çok şey anlattığı görülüyor.
Bir türlü uygun yer bulamadığımız Diyanet İşleri
Bunlardan biri, Anayasa’daki tarifiyle “laik” düzenimizde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın devlet yapılanması içindeki kurumsal konumu; mevcut iktidarla arasındaki ilişkinin niteliği ve işleyişi.
Diğeri ise, “Basra neredeyse harap olduktan sonra” gelen FETÖ raporunun, halkın samimi inançlarını kullanarak siyasal amaçlarına ulaşmak isteyenlere karşı verilecek mücadelede oynayacağı rol.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın devletin bir parçası, hem de birçok bakanlığı geride bırakan bir parçası olarak varoluşunu, özgürlükçü laiklik anlayışım içerisinde demokratik bir konuma yerleştiremiyorum., İnançla ilgili yapılanmaların her kesim için devlet dışında ve sivil zeminde olması gerektiğini düşünenlerdenim. Tarihten devralınan geleneklerin, kurumların, alışkanlıkların öneminin farkındayım ama demokratik uyumlulaştırma adına, adalet ve eşitlik gibi değerleri gözeten, zamanın ruhuna uygun reformcu adımların atılması gerektiğini de görüyorum.
Ancak, DİB’in Cumhuriyet’in kuruluşundan beri iktidarların inanç alanındaki politikalarının doğrudan uygulama kurumu olarak çalıştığı, bu bağlamda yaygın personeli, örgütü ve devasa bütçesiyle birçok bakanlıktan etkili olduğu biliniyor.
Diyanet’in iktidardan bağımsız ve özerk bir işleyişi olması gerektiği ileri sürenler ise, onun bütçeden pay almadan yalnız toplum desteğine dayanarak faaliyet sürdürmesini pek de göze alamıyor, konunun etrafında dolaşıp duruyorlar.
Diyanet İşleri Başkanı deyince…
Başkanlarla iktidarlar arasındaki ilişkinin hep sorunlu olduğunu, konuyu araştıranların yazdıklarından görüyoruz. İktidar ve sorumlu başbakan yardımcıları bağımsızlık havasındaki başkanlardan şikayet ediyor; DİB başkanları ve mensupları ise demek istiyorlar ki “biz şeyhülislamlık gibi büyük bir tarihsel kurumun devamıyız; bu nedenle sıradan bir devlet kurumu ve sıradan bir bürokrat muamelesi görmemeliyiz.”
Bu defa da farklı olmadı. Prof. Dr. Görmez’ın görevi sırasında başkanlığının bağlı bulunduğu dönemin Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’la iletişim sorunu yaşadığı, Kutlu Doğum Haftası’nın FETÖ’nün bir projesi gibi değerlendirilmesine karşı çıktığı ve TRT’de yapılan “Kur’an-ı Kerim’i Güzel Okuma Yarışması”nın konusunu eleştirdiği için Cumhurbaşkanı Erdoğan’la anlaşmazlığa düştüğü ileri sürüldü. Hattâ DİB’in FETÖ’ya karşı yeterli tavır almadığı da bu iddialar arasındaydı.
Açıkçası, ülkeyi yöneten hükümet ve Cumhurbaşkanı ile Diyanet İşleri Başkanı, hepsi dindar oldukları halde ne Diyanet kurumunun özel konumu, ne de faaliyetinin sınırı veya bağımsızlığı hususunda anlayış birliği sağlayabiliyor. İktidar hep kendine tabi bir başkan, kuruluş ve faaliyet istiyor. DİB ise iktidarın sıradan bir bürokrat muamelesi görmek istemiyor ve faaliyet programını kendi oluşturmak arzusunu sergiliyor.
Hadise böyle. Henüz hadisenin içinde Hanefi mezhebine dahil olmayan Müslümanların, Alevilerin, Yahudilerin, Hıristiyanların, inanmayanların durumu ve sorunları yok. Onlara bu ülkenin eşit hak sahibi yurttaşları olarak yaklaşan ve faaliyetlerini onları gözeterek gerçekleştiren, özgürlükçü laik bir inanç yapılanmasından henüz hayli uzaktayız.
Yani, işi büyük ölçüde iktidarların insafına ve Diyanet İşleri başkanlarının ferasetine bırakmış gidiyoruz. Nereye kadar?
Görmez’ den geriye kalan raporlar
İnananlar için terörle iç içe geçmiş iki önemli inanç örgütlenmesinin gerçek mahiyetini açıklayan raporlar hazırlamak, gördüğüm kadarıyla Mehmet Görmez’in DİB döneminin en dikkat çeken faaliyetlerinden biri oldu. Birkaç yıldır uluslararası kamuoyunun da büyük bir sorun olarak gördüğü, güney sınırımızda yüz binlerce insanın hayatına mal olan ve ülkeleri yerle yeksan eden dini terör örgütü IŞİD (DAEŞ veya DEAŞ) hakkında hazırladıkları raporun sekiz dünya diline çevrildiği ifade ediliyor. Oldukça iyi bir çalışma olduğu kaydediliyor.
Asıl ele almak istediğim ise, başlığını yukarıda verdiğim ve Görmez’in giderayak yayınladığı FETÖ Raporu.
Hiç şüphesiz 15 Temmuz 2016 FETÖ’cü darbe girişimine dair dâvâların bütün hızıyla devam ettiği dönemde böyle bir raporu ortaya çıkarmakla, DİB ve Görmez önemli bir hizmeti yerine getirdi.
Diyanet İşleri Başkanı’nın tam da bu dönemde emekli olması ve yayılan söylentiler biraz bu raporun gölgelenmesine yol açtı. Emek verenler ve rapor adına can sıkıcı bir talihsizlik oldu.
Sorular kimseyi rahatsız etmesin!
Madalyomnun diğer yüzünde, olanlar olduktan, ölenler öldükten ve ülke ciddi bir felaketin eşiğinden döndükten sonra, inanç alanında yurttaşları aydınlatmak ve eğitmekle görevlendirilmiş 120 bin personelli bir devlet kurumunun böyle bir rapor hazırlaması, elbette ki her yönüyle tartışmayı gerektiriyor.
O nedenle, bu kadar önem verilen, her daim sert tartışma ve saflaşmalara konu olan DİB’in olan bitene karşı hangi saiklerle sessiz kaldığı, o süre içerisinde Fetullah Gülen ve örgütüne mensup olanlarla ne tür bir ilişki geliştirdiği doğal olarak sorgulanacaktır.
DİB’e, başkanına ve mensuplarına emrinin altındaki bürokratlar gözüyle bakan bir iktidarın, inançların siyasal amaçla suistimal edilmesi için olağanüstü yaygın bir örgüt olarak ortaya çıkan FETÖ’ ye karşı dindar yurttaşları ve genel olarak toplumu zamanında uyarmak amacıyla bir uyarı, öneri, direktif, teklif, talimat verip vermediği de tabii ki sorgulanacaktır ve sorgulanmalıdır.
Mehmet Görmez son konuşmasında raporu ima ederek geciktiklerini belirtip, özür anlamında sözler ifade etmişti. Bu gecikmede iktidara, hükümete düşen bir pay yok mu? Bunun sorgulanmasından rahatsız olunmamalı.
Eğitimli ve eğitimsiz yüz binlerce samimi dindar yurttaşı, din adına ihtiraslı bir eski vaizin eline teslim eden süreç nasıl işlemiş; devlet kurumlarının ve yetkililerinin seyirciliği, kayıtsızlığı, kollaması, bilip sessiz kalması, bilmeyip iyi bir şey yaptığını zannetmesi nasıl gerçekleşmiş... sormak ve bilmek herkesin hakkı.
Hiç süphesiz bu sorular raporun önemi ve değerini hafifletmeye neden olmamalı. Raporun geç yayınlanması elbette ki hiç yayınlanmamasından çok daha iyi.
DİB’in işleviyle uyumlu, iyi bir rapor
Öncelikle, Fethullah Gülen’in uzun yıllar boyunca muhtelif yerlerde yaptığı konuşma ve vaazlar ile yayınladığı kitap ve dergilerde yer alan yazılarını, İslamiyetin dini ilke, usul ve kriterler bakımından genel kabul gören ve üzerinde tartışma olmayan temel kaynaklara dayanarak ayrıntılı bir şekilde analiz eden, bazı tartışmalı yönleri bulunsa bile iyi ve ilginç bir raporla karşı karşıya olduğumuzu belirtmeliyiz.
670 saat süren sesli ve görüntülü konuşmalar ve 80 kitap incelenerek hazırlanmış bir rapor.
Mehmet Görmez giriş bölümünde, böyle bir rapor hazırlamaya koyulmalarının nedeni olarak “ülkemizi 15 Temmuz 2016 tarihinde büyük bir felaketin eşiğine getiren ve örgütlü bir din istismarı hareketi olan FETÖ/PDY (Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması)”nın sürdürdüğü çalışmaları gösteriyor.
Görmez, Din İşleri Yüksek Kurulu’nca hazırlanan raporun değerini anlatmak için “Selçuklu döneminde Haşhaşiler’e karşı İmam Gazali’nin çalışması, Osmanlı döneminde Kadızadeliler’e karşı Kâtip Çelebi’nin çalışması kadar önem arz ettiğini” vurguluyor.
140 sayfalık rapor altı bölümden oluşuyor. Bunlar arasında, Fetullah Gülen’in kendini dini bakımdan nasıl konumlandırdığı; cemaatiyle sürdürdüğü ilişkilerde rüyaları nasıl kullandığı; dinler arası diyalog faaliyetlerinin asıl amacının ne olduğu; istediği doğrultuda hareket ettirebilmek uğruna cemaatine ne gibi itikada aykırı nitelikler yakıştırdığı; amacına ulaşmak için aklı, mantığı ve dini akideleri zorlayan ne gibi iddialar ortaya attığı ve cinlerle nasıl ilişkiler kurduğunu iddia ettiğine dair bölümler bulunuyor.
Doğrusu bu konularda bir görüş ileri sürecek ve tartışma yürütecek durumda değilim. Ancak, kendi mantalitesi ve metodolojisi içinde raporu başarılı buldum.
Öyle ki, okuduğum kadarıyla raporu hazırlayan uzmanlar, Gülen’in otuz kırk yıllık saçma ve acayip tez ve iddialarını, doğrudan onun sözü ve yazıları üzerinden, dini ayet, ilke, kural ve kaidelerle karşılaştırarak çökertmekte hiç de zorluk çekmemişler.
Raporun sonuç bölümünde ise, Gülen’in görüş, iddia ve tavırlarına yönelik olarak, “İslam’ın Kur’an ve Sünnet’e dayalı kelam ve fıkıh usulü çerçevesinde tanımlanan ana yaklaşımı dikkate alındığında bu çalışmada alıntılanan sözler hiçbir şekilde savunulamaz ya da te’vil edilemez” deniyor.
Yani raporun yazarları ve Diyanet demek istiyor ki, Gülen’in yazıp söyledikleri öyle dil sürçmesi, ağızdan kaçırma veya istemeyerek söylenmiş maksadını aşan ifadeler filan değildir. Düşünerek ve/ya hesaplanarak ortaya konulan somut sözler ve yazılardır. Rapora göre yapılan değerlendirme, Fetullah Gülen’in gerçek yüzünü ortaya çıkarmıştır ve hiçbir karşı değerlendirme bunu tersine çeviremez.
Dindarların iç meselesi değil!
Aslında bu uzun raporun oldukça kısa olan sonuç bölümünde on başlık altında özet olarak verilen değerlendirmeler, İslamın tartışmasız kabul gören kaynakları bakımından Fetullah Gülen’in ne olduğunu bir kez daha ortaya konuyor.
Açıkçası, MASAK’ın verdiği bilgiye göre 9106 şirketi ve 96 vakfı olan; dershane, okul ve yurt olarak 1350 kuruluşu yöneten; 902 derneği bulunan; Türkiye’de 17 üniversite kuran ve merkezi ABD’de bulunan bir örgütün tepesinde oturan bir kişi, yıllar boyu yazıp söyledikleriyle insanları aldatmış. Devletin bütün kritik kurumlarına sızmış ama güvenilen sorumlular muhtelif gerekçeler ve hesaplarla seyretmişler. Diyanet de bunların başında gelenlerden biri.
Bitirirken şunları belirtmek isterim: yurttaşların inançlarını akıl almaz çıkarları uğruna suistimal edenlere, devlet kurum ve imkânlarını bu amaçla kullananlara, bu uğurda baskı ve teröre başvuranlara karşı toplumsal duyarlılığı geliştirmek ve aydınlatıcı çalışmalar yapmak, sadece dindarlara ve iktidarlara bırakılacak bir mesele değildir.
Bu dindarların bir iç meselesi değildir.
Ayrıca, kamplaşmayı körükleyecek kötü bir proje diye değerlendirdiğim “cami gençliği” örgütlenerek de bu işin üstesinden gelinemez.
Laik ve dindar toplum kesimlerinin demokrasinin ortak değerlerinde buluşmasını sağlayacak adımların atılmasına ihtiyaç var. İki kesimi birbirine yaklaştıran her adım inanç simsarlarının at koşturduğu alanları daraltacaktır.
Rapor bana bunları söylüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022