Atilla Aytemur
Yeni coronavirüsü dünyanın sağlığıyla oyuncak gibi oynuyor. Kimi kapitalist, kimi sosyalist anlı şanlı devletler bu yayılmacı mikroskopik tehdit karşısında perişan halde. Çoğu hazırlıksız yakalandı. Bazıları şaşkın ve dağılmış durumda.
Bu arada yıllardır dünyayı meşgul eden bütün önemli siyasi mevzular ise mecburiyetten şimdilik bir kenara alınıyor.
Korunmaları için büyük devlet fonlarının, olağanüstü imkânların ve sayısız kadronun seferber edildiği siyasi liderler birer birer gözle görünmez düşmanın pençesine düşüyor. Yöneticilerini bile bu belâdan koruyamayan sistemlerin güvenilirliğinin sorgulanması da şimdilik erteleniyor.
Virüsün sıcakta yaşayamadığı tezinden hareket eden bazıları umudunu kuzey yarıküreye yaz gelmesine bağlamıştı ki, sıcak Afrika ülkelerinden salgın ve ölüm haberleri gelmeye başladı.
Bütün dünya yağmur duasına çıkar gibi, bir an önce aşının bulunup uygulamaya geçilmesini bekliyor. Aşının bulunduğunu söyleyenler ise kitlesel üretim için zamana ihtiyaç olduğunu hatırlatıyor. Aşı bulunsa dahi, yaşananların vahameti unutulacak gibi değil.
Dünya böyle sarsıcı bir salgının ağına düşünce, tahmin edileceği gibi komplo teorileri de sökün etti. Çin ABD’yi, ABD Çin’i virüsü bulaştırmakla suçladı.
Coronavirüs salgını dünyanın başına gelen ilk âfet değil. Önceki salgın felâketleri hakkında medyada yer alan haberler çok bilgilendirici. Ama ülkelerin bu salgınlardan yeterli dersi çıkarmadığı görülüyor. En zengin ve gelişmişleri bile halkını yeterince koruyamadı. Teknoloji ilerlemiş, uzaya gidilmiş, oraya buraya korkunç füzeler yerleştirilmiş, trilyon dolarlık şirketler ortaya çıkmış -- ama bir virüs hepsinin üzerinden silindir gibi geçebiliyor.
Sadakatle vergisini ödeyen yurttaşlar alt tarafı üç kuruşluk test için ölüm pahasına bekletiliyor. Ne düzen ama!
Türkiye’nin isabetli tedbirleri
Bu arada hiç umulmayan bir şey oldu; Türkiye Covid-19 salgınına karşı gerekli tedbirleri zamanında alan ve açıklık ilkesi gereği halkı sürekli bilgilendiren bir ülke olarak dikkatleri üzerine çekti. Olur olmaz her konuyu sansüre bağlayan, yazanı çizeni sık sık cezaevine yollayan bir ülke için bu durum çoğuna haklı olarak şaşırtıcı geldi.
Bu konuda Sağlık Bakanının hakkını teslim etmek gerekiyor. Panik havası yaratmadan gerekli adımların atılmasını ve devlet kurumlarının koordinasyonunu sağladı. İktidar da topyekûn bu çalışmaların arkasında durdu.
Gerçi tam tersi yönde görüşler de var. Aslında virüsün Türkiye’ye çoktan girdiği ama hastanelerin ilgili bölümlerine durumu saptayacak test kitinin verilmediği; Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) ilân ettiği 50 milyar dolarlık fondan pay almak hesabıyla son bir iki günde “bizde de var” diye ortaya çıkıldığı ve konunun bu amaçla köpürtüldüğü iddia ediliyor.
Elbette kimse buna kolay kolay inanmak istemez. Ama halkın salgına karşı sergilediği duyarlılığı, tıpkı kıtlık ve savaş yıllarındaki vurguncular gibi, kolonya ve maske vurgunlarına dönüştürmek isteyenlerin zuhur ettiği de bir gerçek. Gerek sosyal medyada yer alan yalan yanlış haberlere, gerekse salgın fırsatçılarına karşı yetkili kurumların hızlı davranması ve serinkanlı bilgilendirmeleri, halk açısından olumlu ve eğitici rol oynuyor.
Şüphesiz kitlesel salgının henüz başındayız, Türkiye zengin bir ülke değil. Devlet kurumlarının tıkır tıkır işlemediğini de biliyoruz. Muhtemel bir salgına iktidarın, devlet kurumlarının ve ilgili personelin ne ölçüde hazırlık yapmış olduğunu zaman içinde daha iyi göreceğiz.
İktidar ve muhalefet uyumu gerekli
Bilindiği gibi, 1980’lerin sonundan itibaren başlayan küreselleşme döneminde Türkiye uluslararası planda yoğun ve geniş ilişkiler ağına sahip bir ülke haline geldi. Dünyayı kuşatan salgın karşısında korunmak kolay bir iş değil.
Eğer Türkiye Covid-19 salgınını az hasarla atlatırsa, hem iktidar hem de halk adına önemli bir başarı söz konusu olacak. Özellikle iktidar, gerekli adımları zamanında atmış olmaktan dolayı karnesine yazılacak her olumlu puanı hak etmiş olacak.
Böyle bir salgınla mücadele sadece merkezi hükümetin aldığı tedbirlerle başarılamaz. Muhalefete ve yerel yönetimlere de önemli roller düşmekte. Öneri ve eleştirilerin yapıcı bir dille ortaya konulması gerekir.
Muhalefetin yönetimindeki İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehir belediye yönetimlerinin gösterdiği çaba hiç göz ardı edilemez. Bu belediyelerin, iktidarın politika ve tedbirleriyle koordinasyon içinde çalışmalarının, uyumlarının, özel gayret ve hassasiyetlerinin altı çizilmeye değer. Belki de onların bu uyumu, salgının daha çabuk ve az hasarla alt edilmesini sağlayacak.
Buharlaşan “beka” sorunu
Tabii bu salgın, iktidar, muhalefet, sınıf, ırk ve inanç farkı gözetmeden herkesi etkisine aldı. Ülkenin bütün önemli sorunları geri plana düşmüş gibi. Suriye ile Libya’da savaş halleri ve Doğu Akdeniz’de giderek artan gerilim, içeride tıkanan başkanlık rejimi, demokrasi ve adalet talepleri, medya ve özgürlükler sorunu, alıp başını giden ekonomik açmazlar ve artan işsizlik…
Hayat durmuş gibi ama dertlerimiz alttan alta derinleşerek devam ediyor.
Yıldıray Oğur’un Karar gazetesinde yayınlanan “Bir virüs dünyayı nasıl değiştirir?” (14 Mart 2020) başlıklı yazısında çok güzel ifade ettiği gibi, Covid-19 gündeme düşünce iktidarın bir türlü vazgeçemediği “beka” söylemi buharlaşıverdi. Haklı; siyasetimizin köklü meselelerinin ne spor müsabakaları gibi ertelenmesi, ne de kendini unutturması söz konusu.
Gerçekten de daha düne kadar bir numaralı gündemimiz, yıllarımızı alan ve hayatımızın her ânına nüfuz eden “beka” sorunumuz, Suriye meselesi ve onun saçaklanmış son aşaması olan İdlib anlaşmazlığıydı. Konu birden sessizliğe büründü. Halbuki, bırakın İdlib’te savaşmayı, neredeyse Meclis’te bile konuyu doğru dürüst konuşmayı başaramayıp, karşılıklı siperlere girmiştik.
Ortak devriyeler
Rusya ile “savaşa ha girdik, ha gireceğiz” noktasına gelmiştik. Muhalefetin konuyu bir tür ulusal gurur meselesi haline getirip sergilediği sert eleştirilere rağmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan bütün ekibiyle Moskova’ya gitti ve orada Putin’le uzlaşıp yeni bir ateşkes sağladı. Bu, rahatlatan bir gelişmeydi. İdlib’te ateşkesin sağlanması, iktidara Covid-19 salgınına karşı mücadelesinde nisbeten sorunsuz ve barışçı bir ortam sundu.
15 Mart itibariyle Türkiye ve Rusya M-4 karayolunun altışar kilometre kuzey ve güneyindeki şeritlerde ortak güvenlik devriyelerine başladı. Bazı pürüzler olsa da ateşkesin devam etmesi gerekir. Türkiye’nin içeride büyük bir salgınla mücadele ederken dışarıda savaş profilini sürdürmesi kimsenin aklına getireceği bir durum olmamalı.
Moskova mutabakatını Türkiye için basbayağı zafer olarak görmek bariz bir abartı. İçeriğinden hareketle hezimet olarak nitelemek de karşıdaki gücün Rusya olduğunu hesaba katmayan bir sübjektivizm. Hele ulusal gururun içine düştüğü durumu ölçmek için Kremlin Sarayı’nda diplomatik kronometre çalıştıranlara söyleyecek söz bulamıyorum.
En kötü barış savaştan iyidir
Geçici de olsa, uzun bir haksızlıklar zincirinin ara evresi de olsa, ateşkesi ve geçici barışı her gün şehit cenazesi gelmesine daima yeğlerim. Dahası, bu hususta son sözü söyleyenin Putin gibi demokrasi ve özgürlüklerden nasibini almamış biri olması da fikrimi değiştirmez.
“En kötü barış bile savaştan iyidir” anlayışının insanlığa her zaman nefes aldıran temel bir düstur olduğunu düşünenlerdenim. Zaten bu nedenle, öncesi ve sonrasındaki tartışmalı pozisyon ve sorunlara rağmen Moskova Mutabakatı’yla gelen ateşkes ve geçici uzlaşma, uluslararası kamuoyunda genel bir memnuniyet havası yarattı.
Elbette farkındayım, Moskova Mutabakatı öncesi Türkiye’nin kendi politikaları sonucu içine düştüğü yalnızlık ve çaresizlikle oradan oraya sürüklenmesi; dostluklardan düşmanlıklara, düşmanlıklardan dostluklara savrulması, hem ibretlik bir olaydı, hem de olağanüstü can sıkıcıydı.
Yanlış yerde yapılan politik yığınak…
Türkiye’yi Suriye meselesinde bu kritik noktaya, AK Parti iktidarının vakt-i zamanında önünü arkasını hesaba katmadan attığı politik adımlar ve Kürt sorununun barışçı çözümünden uzaklaşması taşıdı. Şüphesiz bunun hikâyesi yazılmaya girişildiğinde, iktidarın kendini savunacağı birçok gerekçesi olacaktır.
Ama tıkanmanın yaşandığı o eşikte demokratik, barışçı, çoğulcu ve kucaklayıcı bir vizyonda diretilseydi, her türlü dayatmaya karşın yine de olumlu bir rota çizilebilir ve geride bıraktığımız sancılı yıllar başka türlü yaşanabilirdi.
Bu bakımdan, geriye bakarken süreci Arap Baharı’nın başladığı dönemden almak isabetli olur. Gürbüz Özaltınlı’nın Serbestiyet’te yayınlanan “Bu günlere nereden geldik” başlıklı yazısı (28 Şubat 2020) o zamanı ve kırılma noktalarını gayet derli toplu özetliyor.
AK Parti iktidarı geldiği bu noktayı gözden geçirecek durumda mı derseniz, şimdilik bunun belirtileri pek görünmüyor. Buna girişse bile geç kaldığını söylemek yanlış olmaz. Çünkü iktidar tarafından kırılıp dökülmeyen bir toplum kesimi neredeyse kalmadı. İktidar inandırıcılığını kaybetti.
İdlib anlaşmazlığının ve sığınmacı krizinin yarattığı kaos ortamında AB ile geliştirmeye çalıştığı yeni ilişki ise sanki arka planında taktik amaçlar varmış gibi bir his uyandırıyor. Yurttaş olarak biz, her zaman samimi bir çaba gösterilmesini bekleriz. Ders çıkarmak için hiçbir zaman geç değildir.
Konuya coronavirüsü salgınıyla başlamıştık, ama görünen o ki, siyasetin ağır sorunları corona günlerinde bile kendini unutturacağa hiç benzemiyor.
Dileğimiz, savaşsız ve virüssüz günler…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022