Cemil KOÇAK
O dönemde parti kurmanın önemli bir koşulu da, iktidara niyetler konusunda güvence vermekti. Bunu pek çok parti yaptı. Örneğin Sosyal Adalet Partisi, bu güvenceyi ideolojisinin aksi bir şekilde anlaşılmamasını sağlama almaya çalışarak şöyle ifade ediyordu: “Şahsî hiçbir menfaat beklemeksizin ve kötü niyeti olanların içimizde barınmamasını temin edecek kadar mazbut olarak kurduğumuz...”
Liberal Demokrat Partisi de benzeri bir güvenceyi dile getiriyordu: Parti dünyanın bugünkü anormal devresi bitip de, barış dönemi geri gelinceye kadar, ilkelerini saklı tutarak, CHP ile birlikte davranacaktı. Çiftçi Köylü Partisi de, “iktidar partisi ile düşüncemizde, görüşümüzde, gayemizde hemen bir ayrılığımız yoktur” demekteydi.
İşçi ve Çiftçi Partisi de iyi niyetini anlatma çabasındaydı: Ülkenin ve hükûmetin diğer partilerin de yardımına ihtiyacı vardı; muhlalefet, “edebiyata, hayallere ve nihayet ‘hükûmete karşı muhalefet olsun da ne olursa olsun, biz de bir külâh kapalım’ gibi gizli emellere dayanan efsanevî işler değildi.” Muhalefet partisi, iktidar partisini ve onun başındaki lideri şöyle övme ihtiyacını duymuştu: Evvelâ şunu söyleyelim ki, başlarında akıllı uslu, gemisinin kaptanı olacak, milletlerin burnunu kanatmadan, milleti sahile selâmete götürecek bir baş lâzımdır. Allah onu bize vermiştir, işte İsmet İnönü. Tam manasıyla bir İngiliz gentlemen’den farkı olmayan bu insan, bu kadar işçilere, çiftçilere ve bütün millete yardım elini uzatmış, bu vatanda daha müstesna şahıs görmedim. Eğer Almanların Hitler gibi bir deli yerine başlarında bir İsmet İnönü bulunsaydı bu felâkete duçar olmazlardı. Her türlü kaydı riyadan âri olarak bu benim mutlak kanaatimdir. Şunu demek isterim ki, başımızdaki Millî Şef, bizim için Allahın bir nimetidir. Onun hüsnüniyetine lâyık hareketler ve işlerde bulunmalıyız.”
İktidarı istemeyen muhalefet olur mu?
Çiftçi Köylü Partisi, muhalefet partilerinin iktidara geçmek istemesini olumsuz olarak değerlendiriyor; halkın gerek meslek, gerek yaradılış bakımından ve gerekse ruhî durumuna göre farklı farklı eğilimler gösterdiğini, bunun politikada ayrılık olarak ortaya çıktığını vurguluyordu. İyiniyetle, fakat farklı amaçlar için ortaya çıkan bu partiler içinde bazen kurucular arasında özel bir amaç izlenerek, iktidar mevkiini ele alma amacı da ortaya çıkmaktaydı. Fakat Çiftçi Köylü Partisi, halkın “daha hazırlanmamış, tamamen olgunlaşmamış olduğunu” kavradığından ve “iktidar mevkiini istediği gibi idareye muvaffak olamayacağını takdir etmiş bulunduğundan”, kalkınmayı, tarımın ilerlemesini “idareyi yürüten iktidar partisinden çokluğuna güvenerek talep etmeye ve yaptırmaya azmederek işe atılmıştı”. Çiftçi Köylü Partisi, CHP’nin de kendisinin ne örgütünün, ne de varlığının bulunduğunu görerek, taleplerinin ülke çıkarı, kalkınması ve iktidarın izlediği politikayla uyumlu olduğunu da fark ederek, dileklerini benimseyeceğinden hiç kuşku duymadığını açıklıyordu. Yalnız Vatan İçin Partisi de, “seçimlerin neticesinde partilerden yurt için hayırlı gördüğü parti lehine reylerini koalize ederek o partiyi destekle”yeceğini açıklamıştı bile.
Değişmez genel başkanlık sistemi
CHP’nin değişmez genel başkanlığı henüz kaldırmadığı sırada kurulan bir muhalefet partisi de benzer bir hükmü kendi tüzüğüne almıştı: “Genel başkan, partinin değişmez lideridir”. Partinin adı da (şaka gibi gelecek ama) Liberal Demokrat Partisi’ydi. Ama bu örneğin tek olduğu da söylenemez; Türkiye Yükselme Partisi’nin de tüzüğünde benzer bir hüküm yer almıştı (hem de iktidar partisinin değişmez genel başkanlığı kaldırmasından iki sene sonra!): “Partinin değişmez başkanı Ali Rıza Gizdeşir’dir”. Maalesef kendisi hakkında hiçbir bilgi bulamadım. Acaba hala başkanlığı sürüyor mudur dersiniz?
Toz pembe renkli bir sınıf partisi
Bu dönemde kurulan sol partilerin dışında sadece Sosyal Adalet Partisi sosyalizmin sözünü ediyordu. Parti, sınıf ve sınıfın çıkarlarını temsil eden siyasî parti anlayışına sahipti ve bunu şöyle anlatıyordu: “Her parti, bütün halinde olan bir milletin muayyen içtimaî zümrelerinden biri veya birkaçının hak ve menfaatlerini korumak gayesiyle teşekkül eder. Bunun için istinat ettiği sınıfın veyahut takip ettiği felsefî doktrinin adını alır. Sınıf kavgasına taraftar değiliz. İnsanların anadan maddî ve manevî bünye bakımından eşit doğmadıkları hakikat iken, sınıfların mevcudiyetini de inkâr etmek mümkün değildir. Ve cemiyetler sınıfsız olamazlar. Bu itibarla partimizin siyasî rengi, toz pembe olup, kırmızı veya kızıl değildir.”
Ergenekon'un partisi 1950'den önce kuruldu
Bazı partilerin polis/jandarma baskısının kaldırılması yönündeki talepleri ise, Ergenekon Köylü ve İşçi Partisi’nce şöyle dile getirilmişti: “Nüfus cüzdanlarını üzerinde bulundurmayan (çoğunluğumuz gibi) kılıksız, fakat sabıkasız vatandaşların taşra karakollarında, hatta adlî bürolarda yürekler acısı zulüm gördüğü herkesçe malumdur. Vapurda, trende, taşra yollarında jandarma erleri herhangi bir vatandaşı sırf şüphe gibi boş bir mesnede dayanarak hırpalayabiliyorlar. Sokak ortasında bir bekçinin bile, Allah yarattı demeden, vatandaşa sille küfür girişmesi olağan işlerimizdendir. Nüfus cüzdansız dolaşan bir bedbaht ele düşerse, ikâmetgahından adlî, askerî, idarî bir ilişiği olup olmadığı bildirilinceye kadar nezarethanelerde haftalarca süründürülüyor. Servet ve ihtişamın gizlediği birinci mevki veya kamaralarda dosyalar dolusu yazı yazan münevverlerden casusluk şüphe edilmiyor da, gemi ambarlarında, üçüncü mevkilerde kitap okuyan, yazı yazan, siyasetten konuşanları akıllı jandarmalarımız casus diye karakollara götürüyorlar. Halk tabakalarının toplu bulunduğu yerlerde millî emniyete bağlı sivil polislerin bazı ahvalde halka dehşet saldığını görüyoruz”.
Milli müdafaa sadece Türk ırkından olanlara
SOSYAL Adalet Partisi’ne göre, “millî müdafaamız yalnız Türk ırkından olanlara” hasredilmeliydi; tabiî ki “soyunda yabancı kan bulunanlar hariç” olmak üzere. Ergenekon Köylü ve İşçi Partisi ise hayli ihtiyatlıydı; çünkü Irkçılık-Turancılık davası hala hatırlardaydı: “Ergenekon, Kore Yarımadası’ndan Tuna yalılarına kadar uzayan sonsuz bir ülkede yaşayan öz kardeşlerini elbette inkâr edemez. Ergenekon, Rusya’da makina gibi yaşattırılarak, Ruslaştırılmaya zorlanan milyonlarca Türk varlığının âkıbetinden, zafer ortaklığının hatırı için bahsedilmediğini, medenî bir cesaret ile Birleşmiş Milletler ve hür insanlar namına teessüfü de insanî bir vazife bilmektedir. Ergenekon, Türk köylüsünü faşist ve kör bir milliyetçilik ile gücü yetmez boş emeller peşinde sınırlara koşturup, büyük komşumuz Rusya’ya karşı Turancılık yaparak, onları bel kemiğinden kopartmak heyulası ile gocundurup kırdırmayı da, cinayetlerin en hâyâsızı sayacak kadar hakikatin âşığıdır. 16 Ağustos 1944’de devlete bu bakımdan da imtihan veren Ergenekon müteşebbisi, faşist Turancılık şaibesi ile de lekelenmiş değildir”.
Subaylar da sivil mahkemelerde yargılanacak
Toprak, Emlâk ve Serbest Teşebbüs Partisi, “asker ve sivil arasında hukuk bakımından sınıf ve imtiyaz farkı”nın kaldırılmasını ve “irtikâp ve irtişa suçlarından dolayı er, subay ve askerî erkân”ın “dahi sivil mahkemelerde” yargılanmasını istiyordu.
İlk 'İslami' parti İslam Koruma Partisi
Bayrağı yeşil renkte olan İslâm Koruma Partisi, “her türlü siyaset ve siyasî partilerden uzak olarak sırf İslâmların medeniyeti, tesanüdü, menfaati, birbirine sevgi, yardımı ve birliği yolunda” kurulmuştu. Öz Demokratlar Partisi, imam hatip okullarının kurulmasını istiyordu. “Cemiyet hayatının düzenlenmesinde dinin büyük âmillerinden biri olan” parti, “ilkokullarda din derslerinin okutulmasını, imam hatip mekteplerinin ihyasını, din âlimleri yetiştirecek üniversite şubelerinin açılmasını” gerekli görüyordu.Toprak Emlâk ve Serbest Teşebbüs Partisi de benzer görüşlere sahipti: “Münevver dindarlığa taraftarız. Ancak din işlerini hükûmet işlerine karıştırmayız. Makbul ve müstahsen olan Türk ve Müslüman ananelerine sadık kalacağız. Tefekkür ve ibadet hürriyetine taraftarız. Din kitapları ilim dersi olarak ilâhiyat fakültelerinde okunur. Aile içinde ve ilk ve orta okullarda fazilet ve ahlâk adı ile öğrencilerin ruhunda kutsî ve manevî duygular aşılanmalıdır. Parti, muhtelif din ve mezheplere mensup cemaatlerin dinî maksatla teşkilâtlanmasına, cemiyetler kânununa göre dernekler kurmasına taraftardır. Ve dinî vakıfların bu nevî teşkilâta devredilmesini kabul eder. Bu nevi teşekküllerin siyasetle iştigaline asla cevaz verilmemelidir.”
İslâm himaye edilecek, ama hurafelerden de temizlenecek
SOSYAL Adalet Partisi, “Yurttaşların istedikleri dine intisap etmeleri, diledikleri mezhebe girmeleri serbesttir. Yalnız yurdumuzda yaşayan insanların pek çoğu Müslümandırlar. Biz de bu zümreden olduğumuzdan ve dinler içinde zamanımıza uyması, ilim ve felsefe bakımından çok tekemmül etmiş bulunması bakımından İslâmlık himaye edilecek, revaç bulmasına, hurafelerden temizlenmesine çalışılacaktır. Zira insanlar için dinin lüzum ve ehemmiyetine kâni bulunuyoruz” diyordu. Arıtma Koruma Partisi de, “Din hürriyetini insanlığın mukaddes hakkı ve gidiş yolu, hangi yönden olursa olsun insanı da, ruh eğitiminin iyi bir vasıtası olarak kabul eylediğimizi açıklıyoruz. Dini insan ruhunun eğitiminde iyi bir vasıta sayan partimiz, beşer ruhunu inhitata götüren tarikatlara intisaben zümreleşme gibi eklemelerden yayılarak, insan çabasının, insanlığın kalkınması için daha iyi, ileri ve daha yükselişe yöneltilmesine ve iyilik duygularını devamlı surette uyanık tutarak, nefsin sûflî isteklerini kırmaya yönelen törenlerini sevgi ve saygı ile karşılar” demekteydi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları






























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016