DOĞAN ÖZGÜDEN
Kızgın uzun yaz günlerinden sonra nihayet Brüksel'in göçmen ağırlıklı birinci belediyesi Schaerbeek'in cadde ve sokaklarını fazla ter dökmeden adımlayabiliyorum… Hızla dökülmekte olan kurumuş yaprakları çiğneyerek ilerlerken rastladığım sıladan yeni dönmüş Türkiyeli, Faslı, Cezayirli dostlarımla söyleşiyor, Belçika'da yaklaşan yerel seçimleri tartışıyoruz…
Parkın iki sevimli eşeği Gribouille ile Elite kurumuş yaprakları toplamak için henüz arabaya koşulmamış… Çevredeki bir ana okulunun turuncu yelek giydirilerek parkta hava almaya getirilmiş çocuklarıyla beraber olmaktan son derece mutlular… Yanımda getirdiğim havuçları ikram ediyorum, en gevrek anırmalarıyla teşekkür ediyorlar… Çocuklardan alkışlar…
Parkın bir bankında bir süre dinlendikten sonra Avenue Voltaire'e dönüyorum…İlk adımı attığımda uzunluğu nerdeyse 20 metreyi bulan seçim afişleri panosuyla burun burunayım… Belçika'da 14 Ekim pazar günü yapılacak belediye seçimleri için tüm partilerin rengarenk ve de adaylarının en özenli fotoğraflarıyla donanmış afişleri…
Yıllardır bu görüntülerden öylesine bunalmışım ki, hızla uzaklaşıp Avenue Paul Deschanel'e vuruyorum… Caddenin öbür ucunda duyurularını vitrinde Türkçe olarak da anons eden büyük eczane, sola sapınca Avenue Rogier üzerinde L'Âne Rouge (Kırmızı Eşek) kahvesi… Sekiz yıl önce Schaerbeek'te belediye yönetiminden uzaklaştırılan Sosyalist Parti (PS) üyelerinin sık sık bir araya geldikleri tipik Brüksel kahvesi…
Eşeğin kırmızısı olur da yeşili olmaz mı? Avenue Rogier yokuşunu tırmanıp Rue Royale Sainte-Marie'nin başındaki L'Âne Vert (Yeşil Eşek) kahvesine ulaşıyorum… Orası da Schaerbeek çevrecilerinin zaman zaman buluştukları bir başka kahve… Biraz berisinde de L'Âne Fou (Çılgın Eşek) kahvesi...
Evet, burası Schaerbeek… 19. yüzyıl sonlarında iskana açılmadan önce tarımsal alan olan buranın köylüleri yetiştirdikleri sebze, meyveleri ve öğüttükleri unları Brüksel pazarlarına eşeklerle taşıdıkları için adı "Eşek Mahallesi"ne çıkmış. Günümüzde Brüksel'in nüfus bakımından ikinci büyük belediyesi olsa da halk dilinde adı yine eşek mahallesi… Öyle olduğu için de hem Brüksel Belediyesi'nin, hem de bazı partilerin buradaki yerel örgütlerinin logosu eşek… Sosyalistlerinki kırmızı, çevrecilerinki yeşil, liberallerinki mavi…
Rue Royale Sainte-Marie'nin öteki ucunda Schaerbeek'in görkemli belediye sarayı yükseliyor. 12 yıldır Fransızca konuşanların partisi DEFI ile humanist demokratların partisi CDH ve yeşillerin partisi ECOLO-GROEN yönetiminde… Brüksel bölge hükümetinde egemen Sosyalist Parti (PS), federal hükümette ve Valon hükümetinde egemen liberal Reformcu Hareket (MR) ile Belçika İşçi Partisi (PTB) ise muhalefet cephesinde…
14 Ekim belediye seçimleri yaklaştığı için tüm cadde ve sokaklardaki göçmen ve özellikle de Türk kahve, lokanta, manav, kasap ve berberlerinin vitrinleri rengarenk seçim afişleriyle donanmış… Ağırlıklı olarak da Türk kökenli adaylara ait olanlarla…
*****
Schaerbeek belediye sarayına girip biraz soluklanırken anılarım beni 19 yıl ötesine götürüyor… 1999 Şubat'ında İnfo-Türk'ün ve Güneş Atölyeleri'nin 25. kuruluş yıldönümünü bu belediye sarayında büyük bir sergi düzenleyerek kutlamıştık. O tarihte belediye meclisinde Türk üye bulunmadığından bizim serginin açılışını engelleme misyonunu bizzat TC Büyükelçisi üstlenmiş, dönemin belediye başkanı Francis Duriau'ya telefon ederek Türk'lerin yoğun bulunduğu bir belediyede "Türk düşmanı" bir kuruluşun sergi açmasının derhal engellenmesini istemişti.
Belediye başkanı Duriau büyükelçiye Belçika'nın demokratik bir ülke olduğunu hatırlattıktan sonra İnfo-Türk gibi hem Türkiye'de hem de Belçika'da insan hakları için mücadele veren bir kuruluşa belediye salonlarını açmaktan gurur duyduğunu belirterek talebini reddetmişti. Üstelik serginin açılışında bir konuşma yaparak çalışmalarımızı ve mücadelemizi övmüştü...
Ama çok geçmeden yeni seçimlerde Schaerbeek belediye yönetimi değişecek, sadece belediye meclisinde değil belediye encümeninde de Ankara'nın dümensuyundaki Türk politikacılar ağır basmaya başlayacaktı...
Tüm bunları anımsamanın hüznüyle belediye sarayından ayrılarak arka taraftaki Avenue Maréchal Fochs'a dalıyor, yine Türk adayların rengarenk afişleriyle donanmış vitrinlerin önünden hızla ilerleyerek mahallemizin ünlü Cage aux Ours (Ayı Kafesi)'ne varıyorum…
Aslında burası Schaerbeek'in en yoksul kesimlerinin yaşadığı kuzey yakasında, altından trenler, üstünden tramvaylar geçen Eugène Verboekhoven Meydanı… Resmi adını tanınmış bir ressamdan almış… Ne ki meydan 19. yüzyılın sonunda inşa edilirken planı beğenmeyen belediye yöneticilerinden biri "Burası olsa olsa Berne hayvanat bahçesindeki ayı kafesi gibi olur!" diye tepki gösterdiği için adı Ayı Kafesi'ne çıkmış, günümüze dek de öyle kalmış…
Ayı Kafesi'ndeki banklardan birine oturup göçmenlerin siyasal haklarını kazanması için daha 70'li yıllarda İspanyol, İtalyan, Portekizli, Yunan, Faslı, Tunuslu ve Cezayirli ilerici göçmen örgütleriyle birlikte verdiğimiz mücadeleyi anımsadım…
O günlerde hep Türkiyeli göçmen kitlesinin de bir gün Belçika siyasal yaşamında ilerici partileri destekleyeceğini, bu ülkenin federal, bölgesel ve yerel meclislerine de demokrasi ve özgürlük savunucusu Türk gençlerinin gireceğini, sadece Belçika'da değil, ailelerinin geldiği Türkiye'de de insan hakları ihlallerine karşı mücadelede aktif rol oynayacağını düşlemiştim.
Hele İspanya, Portekiz ve Yunanistan gibi ülkelerde faşist diktatörlükler yıkıldıktan sonra Türkiye 1980 darbesiyle yeniden faşist diktatörtlük altına girince bu beklenti bizim için daha da yaşamsal bir nitelik kazanmıştı.
Ne var ki Belçika'daki Türklere de çifte vatandaşlık hakkı tanınmasından sonra Evren Cuntası bir yandan Türk Diyanet Vakfı'nı kurarak tüm Türk cami ve derneklerini doğrudan kontrol altına alırken, öte yandan Türklere de derhal Belçika vatandaşlığına geçip federal, bölgesel ve yerel düzeyde seçme ve seçilme hakkı kazanarak Türk lobisinin buyruklarını harfiyen yerine getirme çağrısı yapacaktı.
Dahası sürgündeki birçok muhalif siyasetçi, sanat ve kültür insanını "kansızlar" diye suçlayarak Türk vatandaşlığından atacak, bu kişilerle ve onların örgütleriyle ilişkide bulunan göçmen işçileri de Türk vatandaşlığından atarak Türkiye'deki mal ve mülklerine elkoyma tehdidiyle tamamen devlet kontrolü altına sokacaktı…
Ne yazık ki, o tarihe kadar Belçika siyasal partileri, en ilericileri de dahil, Türkiyeli göçmenlerin bu ülkenin sosyal ve siyasal yaşamına katılımı için hiçbir ön çalışma yapmamış, onları Türk Devleti'nin kontrolüne bırakmıştı…
Türk göçmenler Belçika vatandaşlığına geçip seçme ve seçilme hakkını kazandıktan sonra bu partiler işin kolayına kaçıp yeni seçmenlerin oylarını çekebilmek için başta Türk Diyanet Vakfı olmak üzere onun kontrolündeki cami ve derneklerle pazarlığa oturacak, onların önereceği kişileri aday listelerine yerleştireceklerdi.
Bu tavizler nedeniyledir ki Türk adaylar da katıldıkları ilk seçimlerden bu yana Ankara rejiminin hizmetindeki Türk medyasının beyin yıkamasına tabi Türk seçmenlerin oylarını alabilmek için her türlü milliyetçi ve dinci jargonu kullanacak, işi Ixelles'de dikili bulunan Ermeni soykırımı anıtının yıkılması için kampanyalar organize etmeye kadar vardıracaklardı.
****
Ayı Kafesi'ni arkada bırakıp Avenue Voltaire üzerinden eve döndüğümde bilgisayarın başından yeni kalkmış olan İnci "Haberin var mı?" diye sordu, "Belediyede kıyamet kopmuş… Adaylığı düşürülen Türk başkan yardımcısı şimdi de seçimi beklemeden bu görevden uzaklaştırılacakmış…"
O günlerde belediye başkanının listesinde 3. sırada yer alan Türk aday özel ticari yaşamında bazı usulsüzlük iddialarından dolayı hakkında soruşturma açıldığından DEFI başkanı Mangain'in baskısıyla adaylıktan çekilmek zorunda kalmıştı. Türk medyası olayı Türk kökenli siyasetçilere ırkçı baskıların yeni bir örneği diye yansıtmıştı.
Şimdiye kadar bir kaç parti değiştirdikten sonra bu kez DEFI listesinde 35. sıradan aday olan bir başka Türk politikacı hemen harekete geçerek belediye başkanı Clerfayt'a "Madem 3. sıradaki Türk aday listeden dışlanmış, Türk'ün yerine Türk'ten başka aday konulamaz… İlle de beni 35. sıradan 3. sıraya yükselteceksiniz" diye baskı yapmaya kalkmış, ciddiye alınmayıp terslenince de aday listesinden çekilmek zorunda kalmıştı…
DEFI'nin yaşadığı bu iç sorunlar 12 yıl önce belediye yönetiminden uzaklaştırılan Sosyalist Parti'ye yine Türk seçmenler sayesinde yeniden iktidar ortağı olma umudu kazandırmış bulunuyor.
DEFI'nin en şanslı Türk adayını dışlamasından sonra Sosyalist Parti Schaerbeek'teki Türk oylarını çekebilmek için tüm olanaklarını seferber etmiş durumda… Bu partinin aynızamanda Brüksel Bölge Parlamentosu başkan yardımcısı olan birinci Türk adayı geçen yılın ocak ayında da Özel Harekatçı Polisler Derneği'nin bir temsilcisini Brüksel'de ağırlayarak konferans verdirerek Türk seçmenler nezdinde önemli bir yatırım yapmış, parti yönetiminden buna hiçbir tepki gelmemişti.
Ama skandallar bununla da bitmiyor…
Türk kökenli seçmenlerin yoğun bulunduğu Saint-Josse belediyesinde 6 yıldır belediye başkanlığı yapan Emir Kır'ın sadece Ermeni soykırımı'nı tanımayı reddetmesi değil, Türkiye'deki despotik rejimin yanında yer alması da yıllardır eleştiri konusu… Buna rağmen Sosyalist Parti bu eleştirileri hiçe sayarak Kır'ı da hep baş tacı etmişti.
Kır 14 Ekim seçimlerinden aylarca önce de Sosyalist Parti'nin Saint-Josse örgütüne kendi belediye başkanı adaylığını ve kendisi gibi inkarcı ve Erdoğan destekçisi başka Türk'lerin belediye meclisi adaylığını dayatmış, partinin bölgesel ve federal yönetimlerinden de bu konuda hiçbir tepkiyle karşılaşmamıştı…
Kır'ın aday listesinde 19. sırada yer alan bir gencin AKP'nin Avrupa'daki paralel örgütü Avrupa Demokratlar Birliği'nde yöneticilik yaptığı, üç yıl önce Brüksel'de 1915 soykırımının tanınmasına karşı Türk mitinginin organizatörlerinden ve konuşmacılarından biri olduğu belgelerle açıklandığı halde Sosyalist Parti'den hâlâ ses seda çıkmamıştı...
Sosyalist Parti'nin bu teslimiyetinden iyice cesaretlenen Kır, yaz tatilinde kendisi gibi inkarcı Türk adayları da yanına katarak seçim kampanyasını Belçika'da değil Bulgaristan'da Türklerin yoğun bulunduğu Kırcali bölgesinde ve Türkiye'de de Emirdağ'da başlatmıştı.
Üstelik yanındaki Erdoğancı ve inkarcı adaylarla birlikte Emirdağ'ın MHP'li belediye başkanına ziyarette bulunmayı ihmal etmemişti.
Kır'ın seçimler yaklaşırken bunlarla da yetinmeyip diğer partilerden aday olan Türklere ve ailelerine baskı uyguladığı yeşiller partisi ECOLO'nun eşbaşkanı tarafından Belçika televizyonuna açıklandı.
Ya Sosyalist Parti'nin solunda sayılan ve belediye seçimlerine her yerde iddialı giren Belçika İşçi Partisi (PTB)'nin aday listesi? O partinin Schaerbeek aday listesinde 1915 soykırımının tanınmasına karşı kampanyalara katılmış adaylara yer verilmesi de 14 Ekim seçimlerinin bir başka inanılmazı...
Ama Türkiye'nin son başkanlık ve parlamento seçimlerinde Belçika'daki çifte vatandaş Türklerin Tayyip'e ve onu destekleyen partiler ittifakına yüzde 70'in üzerinde oy verdiği anımsanırsa, bu ülkenin en ilerici partilerinin bile sırf oy hesabıyla Erdoğancılara ve soykırım inkarcılarına listelerinde yer vermiş olması hiç de şaşırtıcı değil...
Ama bu 70'li yıllardan beri göçmenlerin siyasal hakları için mücadele vermiş olan bizim kuşak insanları için gerçekten bir hüsran...
Bu hüsranın acısını yüreğimde taşıyarak bu yazıya nokta koyduktan sonra her daim kendimi toparlamak için arşınladığım Voltaire Caddesi'ne inecek, ardından da tekrar Ayı Kafesi'ne uzanıp oradaki banklardan birine çökerek tüm bu inanılmazların ve hüsranların niçin'ini, neden'ini biraz daha sorgulayacağım...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.11.2025
4.11.2025
9.10.2025
14.09.2025
7.09.2025
13.07.2025
10.03.2025
30.10.2024
15.10.2024
7.10.2024