Etyen MAHÇUPYAN
Türkiye’nin bir rejim değişikliği içinde olduğunu görmeyenler anlamakta zorlanıyor. İktidarının ilk döneminde ve yıllarca LGBT üyelerinin de tüm vatandaşlık haklarına sahip olduğunu savunan bu Erdoğan değil miydi? LGBT’nin Onur Yürüyüşleri AK Parti yönetimi altında sorunsuz şekilde yapılmamış mıydı?
Ancak devran döndü… Erdoğan parti içindeki nispeten liberal ve demokrat kişileri tasfiye etti, Gülencilerin darbe girişiminin yarı yolda durdurulması sayesinde bürokraside ‘temizlik’ olanağı doğdu, Bahçeli (MHP dışında geliştirilen) cumhurbaşkanlığı sistemini Erdoğan’a teklif etti ve İttihatçı damar üzerinden bir yeni rejim (İkinci Cumhuriyet?) hayata geçirilmeye başlandı. Bugünlerde de Bahçeli (MHP dışında kotarılan) bir yeni anayasaya geçiş için Erdoğan’la anlaşmak üzere.
Bütün bunların LGBT ile ne ilgisi olabilir? Meseleye LGBT’nin ne olduğu üzerinden bakarsanız hiçbir ilgisinin olmadığını düşünebilirsiniz. Ancak konuya diğer tarafından yaklaşmak lazım. Nihayette değişen LGBT hareketi değil, iktidar.
Dolayısıyla soru şu: Acaba iktidarın bakışında ne değişti ki, bir süre önce sıradan vatandaş olan LGBT üyeleri şimdi toplumu yozlaştıracak bir yabancı unsur, bir ‘kültürel mikrop’ gibi sunulmaya başlandı? Bunun söz konusu rejim değişikliği girişimiyle, ya da İttihatçı yaklaşımla bir ilgisi olabilir mi?
Tahmin edeceğiniz üzere cevabım ‘evet’. LGBT’nin düşmanlaştırılmasının Yeni İttihatçılık ile apaçık ve kaçınılmaz bir ilgisi var.
Bunu görmek üzere son dönemde ‘makbul vatandaş kimliğinde’ yaşanan değişimin altını bir kez daha çizelim: Yeni İttihatçı yaklaşım Müslümanlığı Türklüğün ‘içine’ alıyor, onu Türklükle kuşatıyor. Böylece Müslümanlık vatandaşlığın kültürel, Türklük ise siyasi ‘özünü’ sağlıyor. Yerlilik (kültür) milliliğin (siyasetin) içinde eriyor.
Bunun nasıl radikal bir anlayış farkı olduğunu görmek için Kemalizmin vatandaşlık anlayışına bakmakta yarar var. Kemalizmin vatandaş tasavvuru ‘Türk ve laik’ kimliğe dayanıyor. Ancak bu iki nitelik bir ‘organik’ bütünleşme yaratmaktansa birbirini destekliyor. Diğer deyişle vatandaşlığın kültürel ve siyasi yönleri mekanik bir eklemleşme olarak hayal ediliyor.
Söz konusu farklılığın konumuz açısından önemli bir uzantısı var: Kemalizm bir kimlik yarattı, o kimliği sahiplenen toplumsal kesimi devlet koruması altında cemaatleştirdi ve kültürleştirdi. Kimlikten kültüre doğru yönelindi. (Muhtemelen bu nedenle de laik kesimin modernliği yüzeysel ve şekilsel kaldı).
Buna karşılık Yeni İttihatçı tasavvur aksi yönde ilerliyor. Kültürden kimliğe doğru… Müslümanlık (bir inanç olmaktan ziyade) bir kültür olarak kabulleniliyor ve Türklüğün ‘içinde’ tanımlanması sayesinde yeni bir kimliksel bileşim üretiyor.
Kemalizm ‘köylü milletin efendisi’ derken köylüyü kültürel değil, sosyoekonomik bir kategori olarak ele alıyordu. Kültür köylülerden bağımsız olarak, devletin siyasi merkezde ürettiği kimliğin uzantısı olarak hayal ediliyordu. Yeni İttihatçılık ise Müslümanlara ‘sen bu rejimin esas oğlanısın’ diyor. Dindarların kültürünü merkeze çekerek kimliğin asli parçası haline getiriyor.
Kültürün kimlikleşmesi ve söz konusu kimliğin siyasallaşarak rejimin sahibi olarak tanımlanması, farklı kültürlerin de birer kimlik olarak tasavvur edilmesine, o kimliklerle siyaset üzerinden ilişki kurulmasına yol açıyor. Örneğin modernlik bir kültür olduğu ‘için’ bir kimlik… Yani ‘öteki’ olma vasfı kimliğinin özü. Ve o nedenle bu kimlikle kültürel temasın getirisi değil, zararı var. Kısacası söz konusu kimliğe karşı siyaset yapmak gerek!
Yeni İttihatçılığın (geçmiş yazılarda sıkça ele aldığım) bir özelliği daha var: Batı karşıtlığı, Batı korkusu ve geçmişten gelen bir rövanş arayışı. Dolayısıyla modernlik giderek bir ‘düşman kimlik. Nitekim onunla baş etmek için de bir ‘düşman siyaseti’ geliştirmek gerekiyor.
LGBT konusu işte burada işlevsel hale geliyor. Öncelikle Müslüman kültürde inancı arka plana aldığınızda, cemaatleri de kimlik inşa eden mekanizmalar olarak devletin ‘uzağında’ tutmanız gerek. (Hele ortağınız MHP ise ve Türklükten taviz verilmek istenmiyorsa bu ‘uzak tutma’ daha da kritik). Bu durumda elinizde devletle kişi arasında, kültürel Müslümanlığı taşıyabilecek ve temsil edebilecek (genele şamil) tek bir kurum kalıyor: Aile.
Öte yandan kültürel açıdan düşmanlaştırılan Batı modernliğinin en belirgin yönü bireyselciliği. Her türlü farklılığın kamusal alanda meşru kılınarak eşit vatandaşlık anlayışından yararlanması. Ancak Yeni İttihatçılık söz konusu bireyselliğin ve farklılaşmaya müsaade eden vatandaşlık anlayışının ‘yerliliği’ tehdit ettiğini, kültürü bozma ihtimali olduğunu, doğrudan aile tasavvurunu hedef aldığını düşünüyor…
LGBT bu açıdan en tehlikeli farklılaşma, çünkü aile içindeki ataerkil kültürün sürekliliğine çomak sokuyor. Aile içinde farklılaşmayı normalleştiriyor, bu kurumu ya daha eş düzeyli hale getiriyor, ya da parçalanmasına neden oluyor. Dahası LGBT sadece vatandaşlık ve aile sosyolojisini muhatap alan bir olgu değil, siyasete ve yönetime ilişkin demokratik bir tasavvur da taşıyor. Böylece iktidara oluşturduğu tehdit katmerli hale geliyor.
Altını çizelim: Yeni İttihatçı ideolojide, aile siyasi iktidarın toplumla ‘organik’ bağını oluştururken, aynı zamanda ‘kültürel iktidarın’ da taşıyıcısı olarak tasavvur ediliyor. Dolayısıyla LGBT yeni rejimin kültürel iktidarı önündeki engellerden biri. Batı modernliği ile ilişkilendirilerek tanımlanma suretiyle de ‘böğrümüze sapladıkları bir mızrak ucu’ olarak sunuluyor.
Velhasıl iktidarın bakışıyla, LGBT Batılı ve modern kültürün taşıyıcısı olduğu ölçüde bir ‘siyasi kimlik’ ve onunla mücadele de siyasi olmak durumunda…
Yine de düşmanlaştırma söyleminin böylesine abartılı hale gelmesi yadırgatıcı olabilir. Nihayette LGBT geniş bir toplumsal varlığa veya güce sahip değil. Siyasi denebilecek ‘büyük’ talepleri de yok. Eşit vatandaşlık haklarından yararlanmak, insan olarak hak ettikleri saygıyı görmek istiyorlar. Ne aile ne toplum ne de iktidar için ‘gerçek’ bir tehdit oluşturmadıkları açık.
Ancak LGBT siyaseten kullanıma çok uygun bir olgu. Çünkü hem kültürel olarak reddedilmesi ‘meşru’, hem de bu sayede Batı karşıtlığı teşvik edilebiliyor. LGBT’ye laf ettiğinizde Batı itiraz ediyor ve bu da ‘bizim kültürümüze karıştıkları’ söylemini besliyor. Diğer deyişle Batı’dan gelen uyarılar vatandaşlığa (siyasete) değil, aileye (kültüre) müdahale olarak okunuyor.
Maksadın demokrasi olmadığı, demokrasinin Batı tarafından araç olarak kullanıldığı, esas amacın kültürel benliğimizin yozlaştırılması olduğu ileri sürülüyor.
LGBT Yeni İttihatçı vizyon altında artık bir vatandaşlık değil, kimlik meselesi… Kimlik de artık modernist bir tahayyülden değil, ailenin taşıyıcısı ve yeniden üreticisi olduğu kültürden neşet ediyor… Ve nihayet kültür de artık toplumun doğal çeşitliliğinin zemini değil, doğrudan siyasetin beslendiği, onu ayakta tutan, ‘zaman dışı’ (geçmişten geleceğe uzanan) bir benlik hali…
Not: LGBT konusu etrafında cinsiyet kimliklerine dair bir tartışma da var. Özellikle dindarlar farklı cinsiyet eğilimlerini bir hastalık olarak tanımlama eğiliminde. Milyonlarca yıldır var olduğu ve başka canlılarda da görüldüğü düşünülürse iflah olmaz bir ‘hastalık’ olmalı… Oysa bu konuda yeterince bilimsel bilgi mevcut.
İnsan vücudu iki kez büyük çapta testosteron salgılıyor. Fetus anne rahminde iken ve ergenlikte. Birincisi daha kritik. Bu salgılama çok çeşitli nedenlerle gerekenden daha az veya çok olabiliyor. Gerekenden az testosteron salgısı erkekte de kadında da ‘kadınsı’ eğilimi güçlendiriyor. Aksine gerekenden çok salgı ise her iki cinste de ‘erkeksiliği’ destekliyor.
Böylece her iki cinste de üç farklı tip ortaya çıkıyor: ‘erkeksi’ ‘ortalama özelliklerde’ ve ‘kadınsı’ erkek ve kadınlar. Biz ‘ortalama özelliklerde’ olan kişilere ‘normal’ deme eğilimindeyiz. Ne var ki ‘normal’ olan zaten üç çeşit kadın ve erkek olması. ‘Ortalama özelliklerde’ olanların oranı çok daha yüksek, ama bu onları vücut ve zihin sağlığı açısından ‘normal’ yapmıyor.
Sağlık kişinin kendisini özgürce yaşaması halinde mümkün. Alışılmış özelliklere sahip olmakla birlikte bastırılmış dünyalara hapsolmuş kişiler sağlıklı olamıyor…
Buradan hareketle Yeni İttihatçılığa da gönderme yapalım: Bu vizyon, ‘yerli ve milli’ kaygısı, özgürlüğe ve farklılaşmaya alerjik olduğu ölçüde toplumu hasta edecek. İktidarlar da ‘ortalama özelliklerde’, ‘kadınsı’ veya ‘erkeksi’ olabiliyor. ‘Kadınsılık’ bir idealizm ve romantizm olarak düşünülebilir. ‘Erkeksilik’ ise hesapçılık, baskıcılık ve hoyratlık olarak. ‘Kadınsı’ iktidar güçsüz bir bilgeliği simgeliyor… ‘Erkeksi’ iktidar güçle gözünü karartan bir cehaleti…
‘Erkeksi’ iktidarlar hastalandırıyor… Mutlak ‘erkeksilik’ mutlaka hastalandırıyor.
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları




















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024