Kemal CAN
Sık sık giyindiği, yüzüne yerleştirdiği anda kendinden çok emin olduğu müstehzi ifadesi eşliğinde, “Biliyorsunuz değil mi, Avrupa ülkeleri aşıyı paralı yapıyor” deyiverdi. Dinleyenler de zaten biliyormuş veya bilmemeleri eksiklikmiş gibi. Sonra, (kim olduklarını belirtmeden) “Siz de biraz bedel alsanıza” diye akıl veren ecnebiler olduğunu söyledi. (NATO zirvesinin kapalı oturumlarında mı oldu acaba?) Sonra, “’Herkes gibi aşıyı biz de parasız yapıyoruz” “noktasına” geri döndü ama “testten alıyorlar, biz almıyoruz” diye yine tam doğru olmayan bir çapak bırakmayı ihmal etmedi. Muhtemelen bir dakikadan daha kısa sürede, öyle olmadığı anlaşılacak gerçek dışı şeyleri söylemek gerçekten çok garip.
Bunu bir kere yapıp bırakmamak, tekrar etmek ve yan hikayelerle süsleme ihtiyacı daha da tuhaf. Sonra unutturmak yerine, hiçbir şey olmamış gibi doğru bilgiye geri dönmek iyice acayip. Bütün bunların toplam bir haftanın içine sığmış olması, halka açık ve canlı yayınlar sırasında yaşanması ise olayı iyice ilginç hale getiriyor. Bunlar hakkında konuşurken, Erdoğan ne söylese inanacak seçmenleri olduğundan, sözlerin doğruluğuna değil yaratacağı etkiye baktığından, anlatacak hikâye olmayınca üretmek gerektiğinden, hadi çok ısrar edilirse “etrafını sarmışların” yanıltılmış olabileceğinden bile bahsetmek mümkün. Erdoğan’ın bunu ilk defa yapmadığını da biliyoruz. Fakat bu her biri kendi başına son derece sorunlu cevaplar, havada asılı “ama niye yapıyor” sorusunu tam olarak karşılayamıyor.
Bugünlerde –aslında başından itibaren- Erdoğan’ın bütün yaptıklarında bir keramet aramak, onun müthiş bir siyasi deha olduğunu söylemek, risksiz ezberlerden biri halinde. Şimdi bu durum, “ne olacaksa onun yapacağı hamle ile olacak” tespitine ve buna bağlı çok uyanıkça olduğuna inanılan stratejilere zemin teşkil ediyor. Bütün oyunları kuran şahsın, en sıkışmış anında da şapkasından çıkacak tavşanı bekleyenler var. Ancak her yaptığında bir keramet aramak çok lüzumsuz, çünkü böyle bir şey yok. Niyet ettikleri, umdukları elbette vardır ama o kadar. Erdoğan’ın yüksek bir siyasi zekadan çok, arkasında çok da karmaşık hesapların olmadığı bir kurnazlığa sahip olduğu açık. Bunu ustaca kullanmanın yanı sıra, geniş bir çevreyi inandırdığı da görülüyor.
Fırsat ve pazarlık imkânı yakaladığı, başkalarını hamleye zorlayarak elverişli pozisyon sağladığı olayların son derece karmaşık olması, onun bulduğu “çözüm” formüllerinin de fazla komplike olduğunu düşündürüyor. Oysa çoğu zaman hiç öyle değil. Zaten uyanıklığın zekâ ile en önemli farkı, hızla süzülmüş yakın ve olabilir sonuca gidebilen kestirmecilikten -ve basitlikten- geliyor. Erdoğan’ın ideolojik sağlamlığı olsun olmasın, seçmenden devşirebildiği destek için kullandığı bir başka siyasi becerisi ise yaptıklarının önünde arkasında olup bitenleri aynı basitlikte ve anlaşılırlıkta anlatabilmesi(ydi). Benzer bir akıl yürütmeye veya anlatıya aşina kalabalıklar üzerinde hipnoz etkisi yaratabilmesi(ydi). Olanı, eskiyi, bugünü ve yarını bu zihni kutuya sokup, kolayca hikâye ediyordu. Hikâye bitti, anlatma tarzı eskidi, bağlam değişti.
Son bir haftanın meselelerine ve onların içindeki Erdoğan’a bakalım. Bir yıl içinde üç kere ekonomi yönetimine müdahale edip akut sıçramalar yaratmış, kronik sorunlarının çözümsüzlüğünü göstermiş ve sıkışmışlığı açığa çıkmış iktidar, dünyanın parlayan yıldızıyız, olmadı olacağız demeye devam ediyor. Erdoğan, yoksulluk ve sıkıntı diyenleri nankörlükle, yolsuzluk diyenleri ihanetle suçlamaktan geri durmuyor. Bir haftadır, porsiyon küçültmekten –bazı ayrıcalıkların korunduğu- tasarruf genelgelerine, “ihaleleri şeffaf yapın” talimatından “inşallah beraber atlatacağız” temennisine gelindi. Soğan üreticisi ve hâl esnafını sıkıştırarak, tanzim satışla çözülemeyen enflasyonun varlığı birden kabul edildi. Adıyaman’daki tütün çiftçisi bile kendilerine yakıştırılamayan akıllı telefonları sallayarak çoktan “tırşikçi kapatalistlere” lanet okumaya başlamıştı bile.
Boğaziçi’nde hocalar okula alınmaz, öğrencilere dayak atılırken, Erdoğan televizyon yanında, öğrencilerle buluşup üniversitenin nasıl özgürleştiğini anlattı. İstanbul Sözleşmesi'nden çıkıldığı gün kadın cinayetlerini önlemekten bahsedildi. Ömer Faruk Gergerlioğlu, AYM tarafından verilen ihlal kararına rağmen tahliye edilmezken, adalet isteyenler ve oğlu polis saldırısına maruz kaldı, yeni yargı reformunun ve anayasanın muhtevasından dem vuruldu. Kanal İstanbul’un parasını ödemeyecek muhalefete, -daha kısa bir süre önce Türkiye’yi batırma operasyonu yaptığını iddia ettiklerini ima ederek- “söke söke alırlar” dendi. Çürüme ve çözülme karşısında, “bir süre benim yanımda görünmesin” tedbirleri haricindeki sessizlik devam etti. Çözülme, çürüme eşliğinde çökme tablosunun önünde verilen pozlar ve söylenenler tuhaf oldu.
Bir haftalık bu tablonun bütününden veya tek tek olaylardan, değil siyasi keramet çıkartmak, mantıklı bir neden-sonuç ilişkisi üretmek bile zor. “Bunların çoğu, apaçık tuhaflıklar, bocalamalar; pek de karşılığı olmayan işler, sözler. Bunları neden yapıyor olduğunun cevabını, varılmak istenen amaçta arayınca, tatmin edici karşılıklar bulmak zorlaşıyor. Belki “eskiden” işe yaramış bazı pratiklerin tekrar edebileceği inancı, cevabı buralarda arama ısrarını uzatıyor. Ancak yapılan işlerin, söylenen sözlerin artık eskisi gibi sonuç vermediğini her gün tazelenen anket sonuçlarından izliyoruz. O yetmezse, -bilgi edindikleri çevrelerin yönlendirmesiyle- bir türlü aksine ikna olamayan dış basında, artık “güç kaybetti” yorumlarına daha sık rastlanıyor.
Daha önemlisi, “eskiden” bu söz ve tavırların içine yerleştiği resim çok daha farklı olduğu, en azından öyle gösterilebildiği için acayiplik böyle göze batmıyordu, tuhaflık gibi durmuyordu. “Çıplağı” gören çocuk öne atlayacak fırsatı bulamıyor ya da sesi cılız kalıyordu. Gündelik hayatta da öyle değil mi, ortalıkta olan, gayet alıştığımız bir objeyi birdenbire başka bir şeyle yan yana koyduğumuzda, farklı bir açıda başka bir görüntünün içine girdiğinde veya bunu fark ettiğimizde garip, ne kadar işlevsiz hatta sakil olduğunu anlayıveririz. Bazen de “eskiden” fark etmediğiniz bir eskilik, rahatsız edici oluverir. Hem o eskimiştir, hem görme biçimi. Israrla “eskiden” deyip durmam boşuna değil. Bu gördüğümüz şeyin –başka şeylerle de var elbette ama- eskimekle çok ciddi bir ilişkisi var.
Yirmi yıllık iktidar elbette bir miktar yıpranır, sürece bakılınca az bile olduğu düşünülebilir. Sonuçta, bir memlekete bir-iki asır yetecek kadar olağanüstülük sığdırılmış yirmi senede, gele gele başlangıç noktasına dönmüş. Ancak yer artık başladığı yer değil. 40-50 yıl hayatı basit sloganlara indirerek siyaset yapan insanların da, söylediklerinin de eskimesi doğal. Fakat durumu, bu “normal” eğrinin biraz dışında, daha özel hale getiren iki önemli noktayı gözden kaçırmamak gerek. Birincisi, bu aktörlerin ve söyleme biçimlerinin içine yerleştiği, tarif etmeye kalktıkları tablo dramatik biçimde değişti. Aynı kalanlar, değişenlerden daha az. İkincisi, bir tür “etme bulma diyalektiği” içinde, kısa bir aralıkta yoğun ve hor kullanım eskimeyi, eprimeyi olağanüstü artırdı. Her şey için kullanışlı olmak çok yıpratıcı.
Şahsileştirilmiş siyaset mimarisi, hikayesi tükenmiş bir iktidar için bir çıkış veya en azından uzatma stratejisi olarak fonksiyonel bulunmuştu ama hem devleti hem siyaseti kuşatan bütün kurumsal yapıyla birlikte, öne çıkan “şahsı” daha hızlı eskitti. Gerçeğe uymayan iddiaların gerçeklerle tezadı rahatsızlık verince, aynı şeyleri yapan ve aynı yerde duran daha tuhaf görünmeye başlıyor. Büyük bir kalabalığın bunu görmediğini, görmek istemediğini öne sürmek mümkün elbette. Fakat “bizim gördüğümüzü kimse görmüyor sanmanın, ‘kral çıplak’ demeyi zorlaştıran şey olduğunu da unutmamak gerek. Bunun görünmemesi imkânsız ve gayet net görünüyor. O bildiği şeyi yapıyor ama yapmasına neden olan şey ve zemin (fon) değiştiği için artık eskisi gibi görünmüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları

























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2026
5.01.2026
28.12.2025
21.12.2025
15.12.2025
1.12.2025
23.11.2025
16.11.2025
3.11.2025
26.10.2025