Murat Sevinç
Sonuçları sık aralıklarla yayınlanan ve yalnızca birkaç saat gündem olabilen araştırmalar, istatistikler; Türkiye’nin ‘kadın’ açısından cehenneme dönüştüğünü söylüyor bize. Bir sıralama yapmak gerekli ve anlamlı değil kuşkusuz, ancak eğer memlekette ‘durumu en zor olanlar’ sıralaması yapılsa, ilk sırada herhalde ‘kadınlar’ yer alırdı. Listede en çok çekiştiği de, çocuklar olurdu!
Bu satırı yazar yazmaz, şunu düşünmeye başlıyorum:
Can yakıcı siyasal-kültürel sorunlar söz konusu olduğunda, farklı kesimlerin benzer tepkiler verebildiğine tanıklık etmek yüksek ihtimal memleketimizde. Ben, gerekçeleri ve dili farklı olsa da bu tepkileri BKAV (Benim de Kürt Arkadaşım Var) ana başlığı altında toplamayı tercih ediyorum! Söz konusu tepkilerin kaynağında yer alan ‘anlamazdan gelme’ tavrı; bayağılaşmış kültür, köhnemiş gelenekler, bıktırıcı klişeler ve ortalamayı tavlamak için işe yarama garantisi bulunan dini ve milli hamaset sözcüklerinin bir araya gelmiş hali.
Sanırım kadın sorunu tartışmalarının karşılaştığı dertlerden biri de, bu süregiden bıktırıcı ve mütecaviz tutum. Örneğin yukarıda ‘durumu en zor olanlar’ der demez, söz konusu tutumun ülke genelindeki ‘mümessilleri’ harekete geçer ve meşreplerine göre, kadın cinayetlerinin genelleştirilemeyeceğini ya da mücadele yöntemlerinin yanlışlığını buyurur: “Erkeğin durumu çok mu kolay,” “Ben de kadınım ve gayet rahat gezip tozuyorum,” “Ben neden taciz edilmiyorum, ateş olmayan yerden duman çıkmaz,” “Canım yalnızca kadınlar mı öldürülüyor,” “Hep dinden uzaklaşmakla ilgili,” “Eskiden de olurdu, artık duyuluyor,” “Bunlar kimlikçi yaklaşımlar, sizin yüzünüzden devrim olmuyor,” vesaire…
Söz konusu tavır, herhangi bir konunun enine boyuna ve o konunun kendi özgül yanlarıyla tartışılıp konuşulmasını engelliyor. Haliyle, kadın cinayetleri felaketi gündeme getirildiğinde, ‘erkekler de öldürülüyor ülkede’ yanıtını vermek, yalnızca boş bir totoloji hevesi değil kuşkusuz. Kadın katlinin siyasi-sosyal-ahlaki boyutlarını görmezden gelen, aslına bakılırsa haysiyetsizce bir inkâr çabasının yansıması.
Türkiye’de yayınlanan çalışmalar ve raporlar, neredeyse her gün bir kadının öldürüldüğünü gösteriyor. Sanki toplumun ortalama kültürel-ahlaki değerlerine sahip çoğunluğu kadına savaş açmış gibi!
Diğer tüm siyasal-toplumsal sorunlarda olduğu gibi kadınların katledilmesi meselesi de, en az bir ‘muhatap’ gerektiriyor tabii: Erkek. Nasıl ki Türklük halleri anlaşılamadan Kürt sorunu konuşulamıyorsa; erkeklik halleri hesaba katılmadan kadına şiddet konuşmak herhalde mümkün değil.
Ezcümle Türkiye’de kadına yönelik dehşet verici şiddet ve ‘tutum’, öncelikle erkeğin erkeklik durumunun nedenlerinin sorgulanmasını gerektiriyor.
Bir ‘erkek’ olarak kendime sormam gereken soru şu olmalı sanırım: Neden bu haldeyim? Bir kültürün ürünü olduğuma ve istisnasız tüm bildiklerim, alışkanlıklarım, içinde yer aldığım, yetiştiğim kültürün (bir sınıfın niteliklerini taşıyan, kültürün!) parçası olduğuna göre, soruyu biraz daha genişletmek mümkün: Bizi biz yapan bu kültür, neden bu halde?
Kadın sorunları konusunda iddialı bir şeyler yazacak birikime sahip değilim. Ne var ki, bir iddia içermesi gereken ‘yazı’ faaliyetinin, ‘iddialı’ ve ‘iddiacı’ olması gerektiğini de zannetmiyorum. Bu konuda kadın akademisyen ve gazetecilerin yazdıklarını okuyarak öğrenmeye çalışıyorum. Okuduğum bir kitap, seyrettiğim film ya da oyun sevk ediyor yazmaya. Tabii bir de, ‘üç ablayla’ büyümüş bir tekne kazıntısı olmam! Yani ‘kadınları bir de benden dinleyin’ (!) demek haddim olmasa da, ‘ablalar ile hayat’ üzerine ‘doktora’ düzeyinde deneyime sahibim, kusura bakılmasın!
Ayrıca, ‘dünyayı kadınların kurtaracağına’ da yürekten inanıyorum. Yok hayır, burada ‘inanç’ sözcüğü olmadı; öyle olacağını ‘biliyorum.’ Yüz yıl önce ‘oy hakkını’ açlık grevleriyle elde eden, devlet öncesi çağlar hariç tarih boyunca erkek düzenin ‘devletine’ ve ‘insanına’ karşı varlık mücadelesi vermiş kadınlar, kapitalizmin ve tabii devletin sönümlenmeye başladığı bu ‘bilişim çağında,’ ‘kurulacak’ olanın, ‘yeni’ olanın mimarlığını yapacak. Kendilerine uyum sağlamaya niyetli erkeklerle birlikte.
Şimdi o erkeklerin, olup bitene ‘uyum sağlayamayan’ erkeklik saplantılarının neden olduğu cinayetlerle karşı karşıyayız. Öldürülen kadınların neredeyse tamamı, ‘artık’ ayakları üzerinde durabildiği, ‘artık’ hayır diyebildiği, ‘artık’ birlikte olmak ve yaşamak istemediği, ‘artık’ bir başka erkeği de tercih edebildiği için, katlediliyor. Yeni bir kadın var karşımızda ve mecburen değişecek erkek kültür, söz konusu ‘yeniye’ inatla direniyor. Yeni olana, değişene direnen tüm siyasal ve toplumsal kurumlar gibi, erkek cinsi de neye uğradığını şaşırmış halde. Çırpınıyor ama çaresi yok, kaybedecek. O kayıp, ‘eşitlik’ anlamına geliyor neyse ki.
Bir Kadını Öldürmeye Nereden Başlamalı?,
Hatice Meryem, İletişim Yayınları, 2019, 84 syf.
Okuduğunuz satırları yazma heyecanı veren, son okuduğum öykü kitabı, Bir Kadını Öldürmeye Nereden Başlamalı? İki hafta önce İletişim’den yayınlandı. Yazarı, Hatice Meryem.
İlk öyküyü, ardından ikinciyi, üçüncüyü okuyunca, durdum. Yazar öykü mü anlatıyordu, eliyle omuzlarımdan tutup sarsarak yüzüme mi bağırıyordu, bilemedim. Öyküler birden bire ve son derece sinir bozucu biçimde pat diye kesiliyor. Güzel, sade, çok akıcı bir dil ve edebi olma kaygısı gütmüyor gibi.
Kitabın sonuna dek bu hisle devam ettim ve nihayetinde bunu neden yaşadığımı anladım. Yazar, kitabı neden yazdığını anlatıyor bitirirken! Alışık olmadığımız bir durum. Bu kısım, eseri bir öykü kitabı olmaktan çıkarıp bir propaganda metnine dönüştürüyor sanki ama hayır, oraya gelene dek okuduklarınız basbayağı birer öykü. Güzel, çarpıcı, derdi olan, o derdi eğip bükmeden yüzümüze çarpan kısa metinler.
Hatice Meryem, on kısa öyküyle, erkeklerin kadınları öldürme gerekçelerini anlatmış. Hepsi birbirinden farklı tabii. Erkek tipleri, sınıfsal konumları, zihniyetleri, öldürdükleri kadınlarla ilişkileri ve o kadınların konumları. Buna mukabil sonuç değişmiyor. O erkekler, o kadınları şu ya da bu gerekçeyle öldürüyor!
Yazarın bir başarısı bu olmalı; tam o erkeklere üzülür, talihsiz hayatlarına kederlenirken, birden bire mağdurun nasıl katile dönüştüğünü görüyor ve kalakalıyorsunuz. Zaten katledilenin hayatı da benzer yoksunluklarla malûl.
Yazar, tercih ettiği yöntemin eleştirilme ihtimalini de öngördüğünden, sona bıraktığı ‘gerekçeler’ kısmında bir ara şunları söylemiş: “…ben bu kitapta kadın katillerinin kafasına girmeye çalıştım. Bazıları beni bu öyküleri yayınlayarak sadece şiddeti çoğaltmakla itham edebilir. Ancak yanılır! Bir kere gerçeğe gözümüzü kırpmadan bakalım diye yazdım ben bu kitabı. Katillerin, suçluların zihin yapısını anlamaya çalışmak zaten bütün dünyada kullanılan en sıradan polisiye yöntem…”
Hatice Meryem’in yöntemi, bana kalırsa ‘suçu çoğaltma’ eleştirisini hak etmez doğrusu. ‘Anlamaya çalışmak’ ile ‘hak vermek’ arasındaki malum, kalın çizgi nedeniyle. Ayrıca okurun kafasını karıştırıp duraklamasına neden olan da, Meryem’in bu çabası.
Sıradan hayatları olan sıradan erkeklerin, nasıl bir anda cinayet işleyebildiğini, işleyebileceğini ve en sıradan görünen duyguların, zanların, nasıl olup cinayet itkisi haline gelebildiğini düşünüyorsunuz öyküler esnasında.
Öyle ya, canavar filan değil bu katiller, her gün sokakta karşılaştığımız ve belki de sohbet ettiğimiz, aslında varlıklarından haberdar olduğumuz erkekler. Hepsinin işledikleri cinayetlere dair kendilerince ‘makul gerekçeleri’ ya da inandırıcı kılmaya gayret ettikleri ‘yalanları’ var ve o yalanlar, ortalama yurttaşın riyakârlığına yaslanıyor. Yalnızca halihazırdaki popüler kadın cinayeti davalarına şöyle bir bakmak dahi yetmez mi?! Hatta zanlılar bir yana, kimi sahtekar avukatların beyanları, açıklamaları o cinayetlerin nasıl işlenebildiğini açıkça sergilemiyor mu?
Bu bir kitap yazısı olduğu için daha fazla anlatmayayım, ama bu konuyu biraz daha uzatmaya niyetliyim! “Ben neden bu haldeyim?” sorusuna dair bir iki satır daha ve yine kadın yazarların eserleri eşliğinde.
Kadınların yaşadığını, özellikle kadın yazarlardan okumak çok öğretici, terbiye edici.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025