Nadi ÖZTÜFEKÇİ
Küresel Sermayenin Ortadoğu ve Türkiye coğrafyası üzerine planları bitmedi.
Peki, her istediğini kolayca yapabiliyor mu bu "Küresel Sermaye" denilen meret?
Elbette hayır. Bu konuda defalarca yazmıştım.
"Dezenformasyon gölgesinde" adlı yazımdan bir alıntıyla özet olarak tekrarlayayım.
"Elbette Küresel Sermaye Ortadoğu ve bizim coğrafyamızı bir boyama kitabı kolaylığında şekillendiremez. Ama sermayenin en yüksek debide akışımını, dolayısı ile en hızlı yayılmasını sağlayabilmek için elinden geleni de yapar. Bilmemiz gereken bir şey de; bu "elinden gelenin" hiç de küçümsenmemesi gerektiğidir."
Ayrıca aynı yazıda; Erdoğan'ın "Vallahi biz İsrail'le anlaşamıyoruz. Siyonizm’e hala karşıyız" minvalinde oynadığı paçoz tiyatro ile ilgili görüşlerimi de anlatmıştım. Bkz. Dezenformasyon Gölgesinde http://nadioztufekciyazilari.blogspot.com/2013/08/dezenfemasyon-golgesinde.html
Şimdi, benzer bir güncellik, karşılıklı paslaşmalarla yeniden pişirilmeye çalışılıyor. ABD deki gazetelerde çıkan Hakan Fidan'la ilgili yazılarda ve sonrasında, özellikle yandaş medyada yapılan polemiklerde çizilmeye çalışılan tablo; "AKP hükümeti İsrail'le anlaşamıyor" ya da "İsrail AKP Hükümetinden rahatsız" şeklinde…
Oysa herkes bilmekte ki; Suriye'de baş gösteren ayaklanma boyunca Esat İktidarının yıkılmasını en isterik olarak isteyen, ve bu uğurda ne yapılması gerekiyorsa -Suriye'yi işgal dahil- yapılması konusunda en hevesli ülkeler İsrail ve Türkiye oldu.
Yine İsrail'in Türkiye hava sahasını kullanarak Suriye'yi vurduğunu bilmekteyiz.
Türkiye'ye yerleştirilen füze rampalarının birincil görevinin İsrail'e yönelik saldırılara karşı savunmak olduğunu da bilmeyen yok.
Yani İsrail devletinin Türkiye Hükümetleri ile olan "Kadim Kardeşliği" hala bütün somutluğu ile devam etmekte...
Peki sizce bu "geçimsiz kardeşler" görselinin sürekli paylaşımı neden?
Niçin Küresel paslaşmalar eşliğinde internet medyasında, görsel ve yazılı medyada "Dış politikasını ABD ve İsrail'e göre belirlemeyen Afili Kasımpaşalı" tefrikası yayınlanıp durmakta?
Bunun yanıtı; “AKP hükümetinin en azından bir dönem daha iktidarda kalmasına neden küresel özen gösterilmekte?” sorusunun yanıtıyla aynı.
AKP'nin son zamanlarda izlediği politikalardan dolayı, gerek İslam coğrafyasında gerekse ülkede; İslamcı kimliğinden dolayı edindiği desteği azaldı.
Artık hem liberal kesimle hem de İslamcı çevreler ile yapılan flörtün birlikte yürütülmesi zorlaşıyor. Hem Siyonizm’i "en büyük şeytan" diye tanımlayan milli görüşün mirasına talip olup hem de İsrail'le aynı kaba “dış politika” ıkınmak da artık pek mümkün değil.
Hele hele; "One minute" gösterisinin getirdiği, -o zamanlar- tadına doyamadığı siyasi primin giderek tükendiğini düşünürsek…
Böylece AKP’nin bu azalan desteğinin sofistike yöntemlerle desteklenmesinin mantığı da açığa çıkmış oluyor. Çünkü kanımca; AKP’nin İslam coğrafyasındaki prestiji Küresel Sermaye açısından çok önemli. Meseleyi klasik ‘Enerji Politikaları’ meselesinden kurtarıp; Küresel Kapitalizmin bu bölgede “sermayenin en yüksek debide akışımını, dolayısı ile en hızlı yayılmasını sağlayabilmek için elinden geleni” yapmak zorunda olduğu üzerine odaklanırsak AKP iktidarının önemi daha belirginleşiyor.
Bir başka yazının ana konusu olması gerektiğini de vurgulayarak, çok kısaca “elinden geleni yapmak zorunluluğunu” açmak gerekirse; Kapitalizmin içine düştüğü krizin ancak, sürekli yayılmak ve derinleşmekle ötelenebileceğini vurgulamakla yetinelim. Mesele sadece petrolle açıklanacak kadar sade değil yani.
Balkanlarda yapılan operasyonun benzerini -aynı travmaları yaşamadan- İslam Coğrafyası’nda uygulamanın yolları aranıyor. Belleklerde yerleşmiş; kanlı, sahtekar, despot ve amacı doğrultusunda yapmayacağı şey olmayan, o yıpranmış “Batılı” görüntünün kolay silinemeyeceği bilinmekte. İşte o yüzden başka bir görüntünün, daha yerli bir figürün arkasına saklanmak gerekiyor. O figürün; sürekli işletilen, gelişmelere göre yönlendirilen bir projenin ürünü olarak AKP ve Erdoğan’ın olması da sürecin doğal sonucu.
AKP; 28 Şubat’ta düğmeye basılan, zamanın akışına göre, beklenmeyen gelişmeleri bir fırsata dönüştürme konusunda olağan üstü bir beceriyle uygulanan bir projenin ürünüdür. Adeta çok boyutlu bir holagram gibi sürüldü piyasaya… Öyle ki; her yönden farklı görünen, herkesin gönlüne göre bir ‘serap’ gibiydi.
Artık bu holagramın en azından bir kesim üzerinde etkisi ortadan kalktı. Bir kesim üzerinde de azaldı. O herkesin “gönlüne göre” olabilme özelliğinden vazgeçip belli bir kesimin gönlüne göre rötuşlamak gerekiyor. Gideni çevirmek imkansız ya da zorsa, o görüntünün etkisinin azaldığı kesime göre yapılan rötuşlardan söz ediyorum.
İşte, "Türkiye ve israil arasında her zaman varolan dostluk, karşılıklı anlayış ve güven temelindeki ilişkilerin son dönemde kazandığı ivmenin altını memnuniyetle çizmek isterim" söyleminin ve Amerikan Musevi Cemaatinin “Üstün Cesaret Ödülü” sahibi Erdoğan’dan, “Kasımpaşalı Mücahit” Erdoğan’a evirilmenin nedeni budur.
Aynı “eldekiyle yetinme ve kaybetmeme” politikası İslam coğrafyası için de geçerli. Tıpkı Türkiye’de olduğu gibi AKP iktidarının ve Erdoğan’ın Arap coğrafyasında da Şii ve Alevi kesimle arasının giderek açılması, Sünni kesimle daha yakınlaşarak telafi edilmeye çalışılıyor. Artık Arap çöllerinde yeni rötuşlandırılmış haliyle bir “serap”, bir hologram dolaştırılıyor.
Ben; son zamanlarda Hakan Fidan üzerinden sürdürülen Küresel(!) Polemiklerin bu hologramın oluşturulmasında İsrail ve ABD’nin ayna tersinden desteği olarak algılıyorum. Davos’ta ki “One Minute” şovunun moderatörü Washington Post'un köşe yazarlarından David Ignatius, Erdoğan’a Davos’ta ayna tersinden verdiği desteği, Hakan Fidan polemiklerine de moderatörlük yaparak yine veriyor. David Ignatius sayesinde Erdoğan, Siyonizm’in hedefindeki “Kasımpaşalı Mücahit” rolüne soyunabiliyor.
İslam Coğrafyasında Usame Bin Ladin'in kravatlı yeni bir versiyonu dolaşıyor. Önceki versiyonda yaşanan olumsuz deneylere göre modifiye edilmiş, ortaya çıkabilecek “ney mişim ben?!” sendromlarına tedbir olarak “remote control” özellikleri geliştirilmiş bir Usame Bin Tayyip…
Bu icazetli mücahidin komutasındaki AKP iktidarının küresel görevi çok:
İran’da belirtilerini gözlemlediğimiz ‘İslami Glastnos’un Küresel Sermaye ile yapılacak mutlu berberlikle sonuçlanmasında “çöpçatanlık” görevi tam da “ne kuş ne deve” modundaki Erdoğan’a uygun.
Şu sıralar İstanbul’u uluslararası finans merkezi yapma görüntüsü altında “İstanbul: Bölgesel Merkez, Küresel Aktör” konulu forum dizinleri sürdürülmekte. İlki, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın teşrifleriyle nedense(!?) ‘Washington’da düzenlendi. Buradaki asıl amaç; bizzat kendilerinin dile getirdiği gibi İslam Sermayesinin Küresel Finans kuruluşlarıyla tam entegrasyonunu sağlamak. Öylesine bir entegrasyon ki; Küresel Finans mevzuatının İslami kurallara uyumu değil; İslami kuralların Küresel Finans mevzuatına uyumunu sağlamaktan söz ediyorum. Yani öyle Kuveyt Türk Katılım Bankası, Faisal Finans Kurumu gibi hülle bankalarına gerek duymadan, İslam coğrafyasından (Türkiye dahil) mütedeyyin bir yatırımcının gönül rahatlığıyla(!) parasını kafir bankalarına yatırabileceği köklü bir yapılanmadan söz ediyorum.
İşte bu noktada da “ne kuş ne deve” moduna büyük ihtiyaç var.
Dünya haklarının başında dolaşan yeni bela; 2012′de gündeme gelen TISA…
GATS’tan daha kapsamlı ve tüm hizmet kollarını kapsayan bir piyasalaştırma anlaşması ve 2014’te bitirilmesi planlanıyor. Yerel seçimlerin temel gündemlerinden biri olması gereken Küresel Özelleştirme hareketi. Her türlü kolektivizme, her türlü kamusal faaliyete vurulması düşünülen son darbe… Çözüm süreciyle, şu sıralar pek revaçta olan “ulusal devlete ver gitsin” modasıyla, Yeni Osmanlıcılıkla, Demokratik Federalizmle, “Gerçek Misakı Milli(!)” ile tam anlamıyla tencere kapak uyumunda bir proje yürütülüyor. Eğitimi de kapsayan kamu hizmetlerinin küresel piyasaya açılması düşünülüyor. Suudi Arabistan’ın bile hem de eğitim alanında teşne olduğu bir proje bu. İslam pazarının dini nedenlerden dolayı çıkacak sorunların aşılmasında aracı olmak görevi kime düşer dersiniz?
Yukarıda çok kısa özetleme çalıştığım görevler(!) aslında Kapitalizmin Küresel sorunlarının ülkemiz ve bölgemize yansıması. Yani Küresel Sermayenin Dünya, bölgemiz ve ülkemiz üzerine kendi varlığının devamı için uygulamak zorunda olduğu projeler ve Erdoğan-AKP iktidarı da bu projenin bir parçası. Elbette İktidarda kalması, hatta bu iktidarın güçlenmesi, Erdoğan'ın İslam Coğrafyasındaki prestiji de projenin parçası… Peki, AKP iktidarı bir şekilde son bulduğunda bu projeler iptal mi olacak? Elbette olmayacak. Bu projelerin hayata geçmesi için başka yollar, yeni AKP’ler ve Erdoğan’lar ya da bambaşka yeni yöntemler denenecektir. Ama şimdilik zarı Erdoğan ve bu zar atılırken hesaplanmış, yani zar tutulmuş. O yüzden bu zarı kendisi açısından en iyi şekilde oynayacaktır.
Benim baktığım yerden bakınca, Hakan Fidan üzerinden koparılan, bir bardak sudaki fırtınanın arkasından gözükenler böyle…
Belki durduğum yerle ilgili bir durumdur. Hani belki de yanlış yerde duruyorumdur.
Gezi Direnişinin uyandırdığı iyimser bakış açısını artık sürdüremiyorum. Nedense, bu direnişten herkesin çıkardığı derslerden bütünlemeye kaldım.
Küresel Kapitalizmin amansız saldırılarına karşı mücadelede Yerel Yönetimlerin rolünün yerel seçimler vesilesiyle gündeme gelmesini ummuştum. Aynı vesileyle, Gezi Direnişinin bağrından “Kapitalizme Karşı Direniş Komiteleri” çıkar mı diye düşünmüştüm.
Gezi Direnişinden yeni imkanlarda çok, yeni ev ödevleri çıktığını düşünmüştüm.
Yanılmışım.
http://nadioztufekciyazilari.blogspot.com/2013/10/normal-0-21-false-false-false-tr-x-none.html
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları



























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
27.05.2018
18.04.2018
7.02.2018
9.02.2017
15.02.2017
27.01.2017
22.01.2017
4.02.2016
11.03.2016
20.11.2015