Vahap COŞKUN
15 Temmuz darbe teşebbüsüne ilişkin yargılama süreçlerinde öne çıkan başlıca iki sorun var. Bunlardan birini bundan bir süre önce Serbestiyet’te Alper Görmüş ayrıntılı olarak kalem almıştı. Görmüş’e göre, 15 Temmuz iddianamelerini iki başlık altında toplamak mümkün: (a) “Silahlı fiilleri” ve (b) “o fiillere kaynaklık ettiği ya da onları kışkırttığı düşünülen ‘sözleri’ ele alan” iddianameler.
Bu iki iddianame türü arasında bariz bir inandırıcılık farkı var. Daha açık bir anlatımla, “silahlı fiil”leri konu edinen iddianameler için savcılar kanıt bulmada güçlük çekmiyor. Zira silahlı fiili belgeleyen çok sayıda görüntü, telefon kayıtları, telsiz görüşmeleri, belgeler vb söz konusu. Savcılar bunları dosyaya ekliyor, iddianamelerini sağlamlaştırıyor ve ikna kabiliyetlerini yükseltiyorlar.
Buna mukabil sözlere dair iddianamelerde, Görmüş’ün deyimiyle “sinekten yağ çıkarmaya çalışıyorlar.” Zoraki birtakım bağlantılar kuruyor; bir kavrama (ifade ve basın özgürlüğü gibi) aynı iddianamede içinde farklı anlamlar yüklüyor ve kendi içinde çelişkilere düşüyorlar. Bilhassa basın kuruluşlarına (meselâ Cumhuriyet gazetesine) karşı açılan dâvâlarda bunu görmek mümkün. Tabiatıyla bu da iddianamelerin inandırıcılığını zayıflatıyor. (http://serbestiyet.com/yazarlar/alper-gormus/fiile-ve-soze-odaklanan-iddianameler-arasindaki-bariz-inandiricilik-farki-780700)
Tutuklamanın “gerekli” olması
İkinci sorun, tutuklama rejimiyle ilgili. Bunun da iki boyutu var. Biri, yaygın tutuklama pratiği. Tutuklama bir koruma tedbiridir; kişilerin önceden cezalandırılması için kullanılacak bir araç değildir. Anayasa Mahkemesi birçok kararında tutuklamanın hangi şartların varlığı halinde başvurulacak bir tedbir olduğunu açıklıkla belirtir. Buna göre, bir kimsenin tutuklanmasına karar verilebilmesi için her şeyden önce “kuvvetli bir suç şüphesinin bulunması” gerekir. Bu, tutuklamanın olmazsa olmazıdır. Ancak sadece bu da yetmez; bunun yanı sıra bir “tutuklama nedeni” de olmalıdır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi üç tutuklama nedeni öngörür:
(1) Şüpheli veya sanığının kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut delillerin bulunması.
(2) Şüpheli veya sanığın davranışlarının; (a) delilleri yok etme, gizleme ya da değiştirme; (b) tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması.
(3) Bazı suçların (işkence, soykırım, cinsel saldırı, suç örgütü kurma, anayasal düzene karşı suçlar vb.) işlendiğine dair kuvvetli şüphenin varlığı.
En son çare
AYM bu çerçevede iki önemli uyarı yapar. Biri, kişinin tutuklanmasını gerektiren somut olguların “objektif bir gözlemciyi ikna edecek” biçimde ortaya konmasıdır. Mahkeme hangi nedene dayanarak kişinin özgürlüğüne müdahale ettiğini açık biçimde belirtmeli, bu açıklama tutuklamanın haklılığına dair bir tatmin duygusu yaratmalıdır.
Diğer uyarı ise, tutuklamaya “en son çare” olarak müracaat edilmesidir. Erdem Gül - Can Dündar kararında AYM bu hususu şöyle ifade eder: “Öte yandan ciddi ve ağır bir tedbir olan tutuklama, ancak daha hafif başka bir tedbirin bireyin ve kamunun yararını korumak için yeterli olmayacağının ortaya konulması halinde makul kabul edilebilir. Bu bağlamda, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması için suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin olması tutuklama tedbirinin uygulanabilmesi için yeterli değildir. Tutuklama tedbiri somut olayların koşulları altında ‘gerekli’ de olmalıdır.”
Bugün, yapılan tutuklamaların gerekliliği konusunda çok derin şüpheler var. Meselâ son olarak Enis Berberoğlu’nun tutuklanması, bu şüpheleri daha da artırdı. Berberoğlu, dâvânın bütün duruşmalarına katılmasına rağmen “kaçacağı” gerekçe gösterilerek tutuklandı.
Bahse konu bir milletvekili olunca, elbette mesele dallanıp budaklandı, üzerinde çok gürültü koptu. Ama her gün kamuoyunun dikkatini çekmeyen çok sayıda insan hakkında rahatlıkla benzer tutuklama kararları veriliyor.
İnsanların kolaylıkla özgürlüklerinden mahrum edilmesinde, mevcut atmosferin büyük bir dahli var. Tutuklama vermeyen hâkime suçlayıcı nazarlarla bakan bir ortam oluştu. Hâkimler için, ayrıntılı dosya incelemesi yapıp buna göre bir karara varmak yerine, peşinen tutuklama tedbirine başvurmak daha güvenilir bir pozisyona dönüştü. Tutuklu sayısı her geçen gün bu yüzden artıyor.
Bir tahliye ölçütü olarak iktidara yakınlık
Tutuklama ile ilgili sorunun diğer boyutu ise tahliyelerde bir standardın yokluğu. Bilhassa son “damat tahliyeleri” bu standartsızlık halini bir kez daha gözler önüne serdi. Kadir Toptaş’ın damadı “sağlık”, Bülent Arınç’ın damadı “sabit ikametgâh” nedenlerine dayanarak tahliye edildi.
Yanlış anlaşılmasın: “Damatlar tahliye olmamalı, mutlaka içerde kalmalı” diye bir düşüncem yok, asla! Şartlar tutuyorsa, elbette onların yargılaması da tutuksuz yapılmalı. Ancak cezaevlerinde onlara benzer durumda binlerce insan var. Meselâ gazeteciler ve milletvekilleri de sabit adreslere sahip. Ya da Ali Bulaç ve Şahin Alpay da sağlık sorunlarından mustarip. Peki, onlar da tutuksuz yargılanamaz mı? Ezcümle sorun, damatların tutuksuz olması değil; onlarla benzer koşullarda olanların neden ısrarla içerde tutulduğu.
Ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: Hukuk, muhalifler için son derece dar olarak yorumlanıyor ama iktidar mensupları için esnetiliyor. Kurallar muhalefete sert bir biçimde tatbik ediliyor ama iktidara karşı yumuşuyor. Hukuki imkânlar/kolaylıklar muhaliflere kasten uzak tutuluyor ama iktidar çevresindekilerin ayaklarına seriliyor. Sonuçta, milletvekilleri peş peşe içeri atılıyor ama iktidarda etkili bir ismin akrabası olanlar usul usul dışarı çıkartılıyor.
Kirli akıl
Kamuoyu bunu görüyor ve iktidara yakın olmanın bir tahliye ölçütüne dönüşmesinden rahatsızlık duyuyor. Adalete erişimin, herkes için geçerli hukuki kaidelerden değil, iktidara yakınlıktan geçtiği düşüncesi her geçen gün daha fazla kişi tarafından paylaşılır hale geliyor. Bu rahatsızlık siyasette de yansımasını buluyor; muhalefet partileri -- MHP dâhil -- bu çarpık ve haksız durumuna yönelik eleştirilerini artırıyor.
AKP cenahında ise buna karşı esaslı bir duruş yok. Bazı AKP milletvekilleri, damat tahliyelerinin “kirli bir aklın” ürünü olduğunu ve maksadının iktidarı toplum karşısında güç duruma düşürmek olduğunu belirtiyor. Bazıları da yargıda FETÖ unsurlarının halen aktif olduğuna işaret ediyor, yaşanan sorunları buna bağlıyor.
Yani buradan da kendilerine bir “mağduriyet” çıkarmaya çalışıyorlar ama kendilerini herhangi bir özeleştiriye tabi tutmuyorlar. Yargının bu şekilde davranmasının altında iktidarlarının izlediği siyasetin yattığını kabul etmiyorlar. Başkasına batırmak için elde çuvaldız gezerken, kendilerine küçük bir iğne bile değdirmiyorlar.
Bu durumda Görmüş’ün vardığı sonucun hakkını teslim etmek gerek: Herkes gibi Cumhurbaşkanı ve diğer iktidar kademeleri de yargısal sürecin birçok “hatâ” içerdiğini görüyor. Fakat buna karşı eleştirel bir pozisyon almıyorlar. Neden? Çünkü “yıldırıcılık”özelliğini hakkıyla yerine getirdiği için bu süreçten memnuniyet duyuyorlar. Kısacası iktidar “bundan elde ettiği siyasi faydanın, bundan gelecek siyasi zarardan fazla olduğunu düşünüyor ve sineye çekiyor.”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları


































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025