Yıldıray OĞUR
2005 yılının Newroz kutlamaları sırasında Mersin’de bir grup çocuk sokak ortasında bayrak yakmıştı. Daha doğrusu daha sonra kim oldukları tespit edilemeyen iki adamın ellerine tutuşturdukları bayrağı çocuklar ateşe vermişlerdi.
Olay ilk gün çok büyük tepki çekmedi. Siyasetçiler ve merkez medya sessiz kalmayı tercih etti. İkinci gün ise Genelkurmay’ın “sözde vatandaş”lı o sert açıklaması geldi:
“Türk Milleti engin tarihinde iyi ve kötü günler görmüş, sayısız zaferler yanında ihanetler de yaşamıştır. Ancak hiçbir zaman kendi vatanında kendi sözde vatandaşları tarafından yapılan böyle bir alçaklıkla karşılaşmamıştır. Bu haince bir davranıştır. Hem bir ülkenin vatandaşı olmak, havasını teneffüs etmek, suyunu içmek, karnını doyurmak hem de o ülkenin en kutsal ortak değeri olan Bayrağına el kaldırmaya yeltenmek, gaflet, dalalet ve hıyanetten başka bir şekilde tarif edilemez. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Vatan ve Bayrak Sevgisini denemeye kalkışanlara, tarihin sayfalarına bakmalarını öneririz..."
İlk gün olayı büyük görmeyen Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmeni’nin Genelkurmay açıklamasından sonraki yazısı unutulmazdır: “Bayrak olayı kurşun yarası gibi. Yeni yeni hissetmeye başlıyoruz. Türkiye’de milyonlarca insan bir kere daha 'iyi ki ordumuz var' dedi.”
Sonra hâlâ Türkiye’nin her yerine dikilen dev bayraklar geldi (İstanbul’dakileri Koçların diktirdiği söylenir), epey kuvvetli bir milliyetçi dalga, karakol baskınları, ölümlerle birlikte.
Halbuki, 2005 Mart’ında Mersin’deki bayrak yakma olayından bir ay önce, PKK’nın cezaevi sorumlusu Sabri Ok hapisten çıkmış ve daha sonra Oslo görüşmeleri adını alacak MİT-PKK temasları Ankara’da onunla başlatılmıştı. Görüşmelerin ilerlediği aynı yılın ağustos ayında Başbakan Diyarbakır’a gitti ve Kürt Açılımını başlatan meşhur konuşmasını yaptı.
O yüzden Diyarbakır’daki çalıştayın açılışında Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın dikkat çektiği "tesadüf" pek tesadüf gibi görünmüyor. Atalay’ın “tam çözüm süreciyle ilgili yeni adımlar gündeme geldi sokaklar da hareketlendi, Lice’deki yol kesme eylemi gibi eylemler başladı, bu tesadüfe dikkat çekmek istiyorum” derken ne kadar haklı olduğunu anlamak için uzun süre beklemeye gerek kalmadı.
Tesadüf herhalde. 1996’da HADEP Kongresi’nde indirilen bayrağın, Vatan’da Hüseyin Yayman’ın hatırlattığı hikâyesi de bunlara çok benzer. 1996 yılının haziran ayındaki olaylı kongreden birkaç ay önce Genelkurmay ile PKK arasında daha sonra 1998 ateşkesini getirecek dolaylı temaslar başlamıştı. Kongrede bayrağı indiren üniversite öğrencisi Giyasettin Mordeniz’e talimatın PKK’nın bu görüşmelere karşı olan Romanya’daki şahin liderlerinden Cevat Soysal’dan geldiği iddia edildi. En tuhafı bayrağın indirildiği kongreye katılan HADEP Maraş örgütünden üç delegenin Ankara’dan dönüş yolunda Kayseri’de infaz edilmesi ve olayı Türk İntikam Tugayı üstlenmesiydi. Tesadüfler işte…
Son bir buçuk yıldır, Öcalan’la görüşülmesine, mektubunun okunmasına, Âkil İnsanların dolaşmasına karşı ortaya çıkmayan çözüm sürecinin karşılaştığı en ciddi karşı dalganın bayrak indirilmesiyle ortaya çıkacağını tahmin edenler bu tarihi herkesten iyi hatırlıyor olmalı.
Bu iki günlük 90’lar partisi, çözüm sürecinin başından beri hükümeti maksimalist taleplerle (“ataerkil bir süreç bu” gibi şarlatanlıkları hiç saymıyorum) sıkıştıranlara da çözüm sürecinin bayrak indirenlerle, o indirenlerin alınlarından vurulmasını isteyenler arasında dün Başbakan’ın dediği gibi “bıçak sırtı” bir denge olduğunu hatırlatmıştır herhalde.
Tabii bir de şunu: Çözüm sürecinde halk devletin değil, devlet halkın önünde. Sadece halkın değil, silahlı mücadele devri bitti cümlesini bile kurmaktan aciz, sivil toplumun, entelektüellerin de önünde.
Dün Başbakan, bayrak provokasyonu sonrası çözüm sürecinde ilk kez hareketlenen sokakları “Bu bayrak indirilme mevzusu için söyleyebileceğim en şiddetli cümle neyse benden duyun” diyerek söylediği epey ağır sözlerle sakinleştirmeye, Devlet Bahçeli ile Duran Kalkan arasındaki dengeyi yeniden bulmaya çalıştı.
2007’deki seçimlere neden Kuzey Irak’a girmiyorsun baskılarına direnmişti. Son 15 gündür de CHP, MHP, cemaat ve ulusalcı medyanın “neden Lice’ye müdahale etmiyorsun” tahriklerine direndi. İşi epey zor.
Gezi, 17 Aralık badirelerinden sonra Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken önüne çıkabilecek en büyük engel 2011 Silvan’ın tekrarlanması olur. Yani, Öcalan’la görüşmeler ilerlerken Kandil’in yeniden savaşı başlatması…
Emareler yok değil. Kandil yine diplomatik ve istihbarat oyunlarının merkezinde. Bir anda PJAK’a saldıran, Kürtleri idama başlayan İran, Haseke’de PYD’ye saldıran Esad. İran’ın askerî ve dış politika konusundaki esas Ruhani’si olan Kasım Süleymani’nin Kandil temasları. Barzani’yle papaz olmuş Maliki’nin Sabri Ok ve Rıza Altun’la kurduğu temaslar. Kürt petrolünün Türkiye üzerinden satışının başlamasına Batı’dan gelen tepkiler.
Baskılara karşı, Barzani ile ittifakını sürdüren Talabani’nin partisinin merkezine saldıran IŞİD’in dün de Musul’u işgali.
Lice olayları üzerine HDP heyetini adaya bizzat Öcalan çağırdı. Ve bir ilk yaşandı. O görüşme bitmeden Kandil’den “Öcalan’la görüşmeyle artık durduramazsınız” manasına gelen tuhaf bir açıklama geldi. Bu, Kandil’in 2011’deki gibi “Öcalan için Öcalan’a rağmen” yeni bir savaş hazırlığı olarak okunabilir
Ama büyük bir fark var. 2011’deki gibi “Ben çekiliyorum ne haliniz varsa görün” diyen bir Öcalan yok artık. Net bir açıklamayla barış sürecinin arakasında duran, bayrak indirmeye provokasyon deyip, soruşturma isteyen, Kandil’in “psikolojik harekât” dediği Diyarbakır’daki çalıştayı televizyondan izlediğini, önemli bulduğunu söyleyen, Atalay’ın bahsettiği yol haritasına vurgu yapan bir Öcalan var.
Bu net duruş nedeniyle dün eylemler durdu, kapalı olan kepenkler açıldı. HDP "herkes evine dönsün" açıklaması yaptı.
Başbakan’ın başka bir şansı da artık yanında 2005 ya da 2011’deki TSK’nın olmaması.
Bunun için Mersin’de bayrak yakanlara sözde vatandaş diyen Genelkurmay’ın 9 yıl sonra Lice’deki bayrak indirme olayından sonra ne dediğini hatırlamak yeterli: “Çocuklar ve kadınlar kullanılarak provokatif maksatlı yapıldığı, sivil ölümlerin amaçlandığı ve böylelikle kitlesel eylemlere zemin hazırlanması istendiği değerlendirilen ve tahammül sınırlarını zorlayan bu tür eylemlere karşı serinkanlı davranılmaya gayret sarf edilmektedir."
İşte bu iki açıklama arasındaki fark da çözüm sürecinin en büyük güvencelerinden biri. Lice’de askerin ateş açması sonucu hayatını kaybeden iki sivil vatandaş için anında soruşturma açan, oradaki askerlerin silahlarına el koyan devletle Mersin’deki bayrak yakma olayının faili olduğu iddiasıyla Ergenekon davalarında yargılanan, devlet arasındaki büyük fark gibi…
Şimdi top yeniden Kandil’in ayağında. IŞİD Musul’u ele geçirmişken, “özerkliği inşa etmek” için Türkiye ile savaşa yeniden başlamak, bir tek bölgede bir “şeriat devleti” kurmak için savaşan IŞİD emirlerine tuhaf gelmez. Son açıklamalarında hâlâ 80’lerden kalma bir terminolojiyle “Boyalı basın”dan şikayet eden Kandil’in, bu devrimci fantezileri uğruna Öcalan’a rağmen daha ne kadar ileri gidebileceğini göreceğiz.
Ama onlar da şunun farkında herhalde: Çözüm konusunda devletin arkasından gelen Türklerin aksine, Kürtler örgütten daha ileride duruyor. Kürtler 2013 Newroz’undan beri bir rüyanın gerçekleşmesini bekliyor.
O yüzden çözüm sürecinde herkesin durduğu yeri netleştirmesi, yol haritasının hemen açıklanması, karnından konuşmaların bitmesi gereken bir aşamaya geldik.
Bugün, 11 Haziran 2014 Çarşamba. Üzgünüm, çözüm süreci hâlâ devam ediyor…
Yazarlar
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları

































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026