Zekeriya Kurşun
Döndük dolaştık yine tarihe geldik. Türkiye’nin dış politikada ve hatta içerideki temel problemlerini sıralasak ilk on sırayı tarihten devraldığımız veya bize devredilen meselelerin oluşturduğunu görürüz. Yüz yıllık onlarca mesele ile boğuşuyoruz. Son örnek de kendini bilmez birinin sosyal medyada yazdığı bir cümle ile diplomatik soruna dönüşen hadisedir. Milli hafızamızda büyük yeri olan Medine müdafaasını kıt imkanlar ile sonuna kadar sürdüren hatta Mondros Mütarekesi kendisine haber verildiği halde Hz. Peygamberin şehrini teslim etmekten haya eden Fahreddin Paşa’ya atılan iftira üzerine Paşa ve onun yaptıkları hakkında yazıldı çizildi. Bir kere daha tekrarına gerek yoktur. Ancak kısaca söylemek gerekirse o, şarkın tarihinde az rastlanan bir kahramanlık örneği sergilemiştir. Hiçbir iftira onun bembeyaz sahifesinde küçücük bir iz bile bırakamaz.
FAHREDDİN PAŞA NE ÖĞRETİYOR?
Ancak bu hadise bize birden fazla dersler vermektedir. Her şeyden önce tarihe gelişigüzel ve güncel menfaatlerin meşrulaştırma aracı olarak bakılmasının yanlışlığını göstermektedir. Bu hakikatı ancak başkalarının bize çuvaldız batırmasıyla fark etmemiz ise en büyük ayıbımızdır. Oysa bu mesele diplomatik bir skandala dönüşmeden önce kendi içimizdeki bazı gafillerin de gündeminde idi. Tarihi, duyguları ve daha çok öğretilmiş nefretleri ile yorumlayan sözüm ona bazı ödüllü akademisyenler de diplomatik skandala sebep olan cümlelere benzer sözler etmişlerdi. Kimse ciddi bir tepki göstermedi. Çünkü herkesin tarihten seçtiği ve mosturalık olarak kullandığı araçları veya istediğinde başkasına karşı kullanacağı okları vardı. Ancak sivri uçlu okların dışarıda başkası tarafından seçilip bize yöneltilmesi hepimizde bir hamasete sebep oldu. İyi de oldu. Belki bu musibet bize tarihe karşı daha sorumlu davranmayı öğretecektir.
Türkler ve Araplar bin yıldır müşterek bir tarihi paylaşmaktadırlar. Ancak Türk-Arap ilişkileri tarihi konusunda Araplar ne kadar cahilseler biz de o denli bilgisiz olduğumuzu kabul etmek zorundayız. Bu konuda son yıllarda bir hayli mesafe alınmasına ve pek çok kitap yazılmasına veya tercüme edilmesine rağmen, hâlâ başlangıç seviyesinde olduğumuzu itiraf etmeliyiz. Özellikle son yüzyılda iki taraftaki tarih yazımı ve kullanılan kavramların farklılaşması bugün en basit hakikatleri bile farklı anlamamıza sebep olmaktadır. Taha Kılınç yazdı; Türkler olarak biz ‘seferberlik” kelimesinde topyekûn Osmanlı toprağının, bayrağının ve namusunun müdafaası ve bu uğurda yapılan fedakarlıkları anlarken; aynı coğrafyanın bazı kesimlerinde ise kendilerine uygulanan sözde ‘zulüm ve tehcir’ anlaşılmaktadır. Bu iki uçtaki anlayışları ortak bir noktada buluşturmadan tarih üzerinden yapılacak diplomatik saldırılar bitmeyecektir.
Aslında aynı sorun karşı taraf için de geçerlidir. Araplar da tarihlerini Selçuklular, Osmanlılar ve Türkler olmadan açıklayabilme imkanına sahip değillerdir. Bu yüzden onlar ciddi bir kimlik bunalımı ile karşı karşıyadırlar.
Fahreddin Paşa örneğinde ele alacak olursak, bir kısım Araplar en az Türkler kadar, hatta detaylarını bildiklerinden onun kahramanlığını Türklerden daha fazla yad ve minnettarlıklarını ifade etmektedirler. Ancak bir kısmı da tıpkı Türkiye’deki gibi zaten Osmanlı devletinin o bölgelerdeki varlıklarını anlamakta zorlanmaktadırlar. Hele hele Suudi Arabistan’da bir kesim daha vardır ki onlar için Fahreddin Paşa, definecilerin uydurdukları rivayetten ibarettir. Onlar, Paşa ve askerlerinin Medine’yi tahliyesi sırasında gömdüklerini varsaydıkları altınların peşinedirler.
MÜŞTEREK TARİHİ YENİDEN OKUMAK
Topu taca atmıyorum. Skandala sebep olanlardan da söz edeceğim elbet. Ama önce asıl meseleye parmak basalım. Yıllardır söylediğim gibi, Türkler ve Araplar müşterek tarihlerini yeniden yazmak ve yeniden okumak zorundadırlar. Bunu yapmadan geleceklerini doğru kurgulama imkânı bulamayacaklardır.
Osmanlı devleti Arap vilâyetlerinde yeni bir şehirli sınıf oluşturmuştu. Bürokrasi, eğitim ve cemiyet hayatını bunlar yönlendirmekteydiler. Ancak özellikle Irak, Suriye, Lübnan, Filistin ve Kahire’ye yerleşen Batılı sömürgeciler önce bu sınıfı devre dışı bırakarak, kendi eğitimlerinden geçirdikleri yeni sınıflar yaratmışlardır. Bunlar geçmişlerinden ve Türkler ile olan müşterek tarihten nefret etmektedirler.
Hicaz dışında Körfez bölgesinde ise yeni bir sınıf yaratmaya ihtiyaç bile duymamışlardır. Büyük ölçüde tarihi, Bedevi hayatın uzantısı ve kabileler arası mücadelelerden ibaret gören mevcut yapıları destekleyerek onların olduğu gibi kalmasını sağlamışlardır. Bu yüzden Körfez’de sağlıklı bir tarih anlayışı oluşmamıştır.
Körfez’de daha çok kabile, aile hatta sadece bireylere endekslenen bir değil, pek çok tarihler vardır.Buradan kolay kolay mantıklı açıklamaların çıkması mümkün değildir. Bugün Osmanlı tarihine dil uzatanlar, yarın kendi kabilesinin başka bir koluna da aynı haksızlığı gözünü kırpmadan yapabilir. Büyük ölçüde birbirine yakın kabilelerden oluşan Körfez ülkeleri arasındaki husumetlerin neredeyse tamamı müşterek bir tarih üzerinde anlaşamamalarından kaynaklanmaktadır. Birbirlerine yeri geldiğinde ‘ibn-i ammî’ (amcamın oğlu) yeri geldiğinde de ‘aduvvî’ (düşmanım) diyecek kadar aşırı uçlarda dolaşabilmektedirler.
BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ TARİHİ VAR MI?
Şimdi gelelim Birleşik Arap Emirlikleri’ne. Tarihte böyle bir devlet ve böyle bir birlik yoktur. 19. Yüzyılda Körfez’e yerleşmeye başlayan İngilizler, 1971 yılında bölgede bulunan yedi emirliği birleştirerek bu devleti yaratmışlardır. O tarihte bu birliğe katılmayan Katar ise bölgenin ötekisi yani hasmı olarak görülmüştür. Türk tarihine ve aslında Türkiye’ye ve Sn. Cumhurbaşkanına dil uzatan Abdullah b. Zayed bu yedi emirlikten sadece biri olan Abu Dabi emirliği sülalesindendir.Bu yüzden BAE tarihini bir bütün olarak görmek yanlıştır. Aslında bugün bu ülkeye egemen olan Abu Dabi ve akrabası Dubai emirlikleri bölgenin bedevi tarihini temsil ederken; Acman, Şarıka, Ra’sulhayme gibi diğer emirlikler yerleşik ve medeni toplumu temsil etmektedirler. Müslümanların denizcilik tarihinde büyük yeri olan ve hatta Avrupalıların Hindistan yolunu öğrendikleri büyük denizci ve bilgin, pusulanın mucidi Ahmed b. Macid de bu yerleşik emirliklerdendir.
Abu Dabi ve Dubai emirlikleri, daha önce Umman içinde dolaşan ve Benî Yas diye bilinen Bedevi kabile konfederasyonu içinde yer alan iki ailedir. Benî Yas tarihi her ne kadar 16. Yüzyıla kadar biliniyorsa da bu iki ailenin tarihi 18. Yüzyıldan geriye götürülememektedir. Abu Dabi 1760 yıllarında Albu Falah ailesinin yerleşmesi ile kurulmuştur. Aynı ailenin el Nahayan kolu ise o tarihlerden beri bölgenin idarecileridir. Hiçbir milletin tarihini tezyif etme hakkımız yoktur. Fakat burada bir milletten söz edilemediği için bu aile iktidarının tamamıyla birbirine ihanet üzerine kurulduğunu rahatlıkla söylememiz mümkündür. Abu Dabi’nin ilk emiri olan Ziyab b. İsa’dan itibaren hemen hepsi, ya kardeşi ya da oğlu tarafından suikasta uğramış veya öldürülmüşlerdir.
Ziyab, Hazza bin Zayed tarafından öldürülmüş, o da kardeşi Sahbut’un suikastine maruz kalmıştır. Onu da oğlu Muhammed iktidardan indirmiştir. Akabinde o da kardeşi Tahnun tarafından suikasta uğramıştır. Tahnun ise kendi kardeşleri Halife ve Sultan tarafından öldürülmüş; onun yerine geçen Halife’yi de İsa b. Halid öldürmüştür. Onu da kuzeni Ziyab; Ziyab’ı da İsa b. Halid öldürmüş ve yerine Said b. Tahnun geçmiştir. O da suikast korkusundan çöle kaçınca yerine Zayed b. Halife geçmiştir ki 1908 yılında eceliyle ölen yegane emirdir. Ardından oğlu Tahnun emir olacaktır. Ancak onun ölümü ile yerine geçen Hamdan da kardeşi Sultan tarafından öldürülmüştür. Nitekim o da kardeşi Saqr tarafından öldürülecektir. Saqr ise kardeşi Halife’nin bir kölesi tarafından öldürülünce yerine Zayed’in yeğeni Şahbut b. Sultan geçecektir. Onu da 1966’da kardeşi Zayed b. Sultan İngilizlerin desteği ile devirecek ve BAE’nin kurucusu olacaktır.
Baş döndürücü bir tarihe sahip bu aile içinde neredeyse eceliyle ölen kimse yoktur. Kendi ailesine kolayca ihanet edebilen bu kaotik yapı, Abu Dabi Emirliğini komplolar, entrikalar ve kirli işlerin kotarıldığı bir mekân yapmıştır. Bu yüzden buradan gelecek bir tarih yorumunun hiçbir anlamı yoktur ve bütünü temsil etmemektedir. Dikkate bile alınmamalıdır.
Asıl tehdit ve tehlike içimizden gelen ve başkalarına referans olan yorumlardır.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.06.2020
1.02.2019
18.03.2019
18.02.2019
4.02.2019
10.01.2019
3.02.2019
17.12.2018
22.11.2018
12.11.2018