Zülfü DİCLELİ
Politik tartışmada hakikat ve sağduyu etkisini yitirdi. Duygu ve inançlar ve kimlik, belli bir politik grupla özdeşleşmek olguları değerlendirmekten daha önemli. Hakikat ve yalan arasındaki ayrım önemini yitirdi, yalan söyledikleri kanıtlanan politikacılar bundan dolayı bir kayba uğramıyorlar. “Hakikat tahrif ediliyor ya da sorgulanıyor değil, önem taşımıyor!” Yalanlar yalan oldukları kanıtlandıktan sonra da etkili olmaya devam ediyor. Dezenformasyon mevcut önyargılarımızı daha da kemikleştiriyor. Buna “hakikat-sonrası toplum!” diyorlar.
Geleneksel medyanın ve geleneksel gazeteciliğin dağılması ve dijital dönüşüm ile sosyal medyanın ortaya çıkması haberlerin doğruluğunu test edebileceğimiz medya otoritelerini ortadan kaldırdığı gibi, insanların daha çok kendileri gibi düşünenlerle bağlantıya geçmesini getirdi, sosyal medya giderek bir “yankı odasına” dönüştü.
“İnternetin büyük vaadi daha çok enformasyonun otomatik olarak daha iyi kararlar almamızı sağlayacağıydı” diyor Brian Eno. “Yaşadığımız büyük hayal kırıklığı ise daha çok enformasyonun gerçekte zaten inandığımız şeyleri doğrulamamız için bize daha çok fırsat vermesi oldu.”
Olgulardan çok yorumlar belirleyici oluyor ve yorumun etkisi politik güce çok bağlı. Doğru enformasyonun yanlış enformasyon karşısında üstün geleceğinin artık hiçbir garantisi yok. Sosyal medya politikayı da bütünüyle dönüştürüyor.
Bütün bunlar “her şey görelidir”, “herkesin hakikati değişiktir”, “alternatif gerçeklikler” yaklaşımlarıyla birleştiğinde yalanlar da artık bir “görüş”, bir “bakış açısı” kabul edilebiliyor.
Sanatlar ve medyada zaten son dönemde her şeyin yüzeysel ve vasat hale geldiğine tanık oluyorduk. Hiçbir şeyle derinlemesine ilgilenmeme gibi bir eğilim ağırlık kazanıyordu. Bugün her alanda vasatlığın insanlığın “yeni normali” haline geldiğini görüyoruz.
Öfke dolu bir dünya
Bu koşullarda politik tartışma daha çok kutuplaşmaya yol açıyor, insanlarda yurttaşlık bilinci zayıflıyor, önemli olan artık sadece kendileri ve yakınları oluyor. Ortak amaçlardan vb. bahsedemez oluyoruz. Düşünmekten, dünyayı anlamaya çalışmaktan vazgeçiyor, ait olma, bağlanma duygusunun verdiği hazla bize söylenenleri tekrarlıyoruz.
Öfke dolu bir dünya beliriyor. Neoliberal kapitalizmin ve küreselleşmenin yıkıcı sonuçları, ekonomik ve sosyal belirsizlik, insanlarda kendilerini “daha güvende” hissettikleri bir geçmiş duygusu yaratıyor. Yakıcı bir “korunma” ihtiyacı duyuyorlar. 21. yüzyıl insanlarda yenilik arayışlarına yol açmak bir yana, nostaljilerin güçlenmesini getiriyor. Nostaljik milliyetçiler, nostaljik dinciler öne çıkıyor.
Mevcut kapitalizm sadece refah değil artık anlam da üretemez hale gelmiş durumda. Prekarya konumuna itilen insanlara teselli için sunulan artık ya uyuşturucuların ve bilgisayarlar oyunlarının hayal âlemleri ya da akıldışı politikacıların yalan dünya vaatleri.
Eğer sizi bekleyen, umutla bakabileceğiniz bir ekonomik ve sosyal gelecek yoksa, kendinizin gereksizleştiğini düşünmeye başladıysanız olguların ve hakikatin ne önemi olabilir? Bu duruma düşmenize seyirci olmaktan öte bir şey yapamayan hükümetlere, siyasi partilere, akademiye, medyaya ve iş dünyasına artık nasıl güvenebilirsiniz?
Yalanların bir arada tuttuğu toplum
Bugün yeni popülizmin politikacıları küreselleşme ve neoliberalizmden zarar görenleri, sosyal statülerini yitirmiş ya da geçmişte ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüş olan kesimleri bir arada tutmaya çalışıyorlar. Güvenlik, kimlik, kesinlik arayışındaki insanları kendilerine çekecek şekilde modernizmin yarattığı değer çoğulculaşmasına, toplumsal parçalanmalara, yaşam tarzı çeşitlenmesine son vermeyi vaat ediyorlar. Bunları ahlaki düzene bir tehdit olarak göstererek bu hedeflere ters düşen herkesin her yolla dışlanmasına yöneliyorlar.
Akıldışı popülizm etkinliği artırdığı tüm ülkelerde; hayali bir geçmişin ihyası, modernizmin yarattığı elitlerin ve orta sınıfların kurumlarının ve yaşam tarzlarının tasfiye edilmesiyle insanlarda yitirdiklerini geri kazanacakları ve erkek egemenliğinin (ailede, işyerinde, cinsel tercihlerde) yeniden ihya olacağı yanılsamasını yaratmayı amaçlıyor. Böylece toplumun dini, pederşahi ve milliyetçi bir toplum olarak homojenleştirilmesiyle, insanlara her şeyin kontrol altında olduğu izlenimi verilmek isteniyor.
Peki, ama yalanların bir arada tuttuğu bir toplum hiç var olabilir mi?
Ya biz?
Ancak “hakikat-sonrası toplum“ olgusundan en başta yeni sağ popülist güçlerin yararlanmaya çalışması, merkez sağ, liberal, sosyal-demokrat ve sol kesimlerin, bizim topluluklarımızın bu olgunun etkisinden ari olduğu anlamına gelmiyor. Toplum çapında bir etki bu.
Tersi olsa, sayılan bütün politik güçlerinin hepsi de son yıllarda yeni otoriter popülizmin yükselişi karşısında bu kadar etkisiz kalır mıydı?
Sadece akıl-dışı popülizmin yalanlarına kanan “bilinçsiz, cahil kitleler“ değil, bizler de epeyce bir zamandır düşünmek yerine inanmayı, fikirler yerine duyguların peşinden gitmeyi tercih ediyoruz. Yaptıklarımızdan çok kimliğimizle övünüyoruz. Kapitalizmin kötülüklerine karşı olmanın bizim iyi olduğumuz anlamına geldiği sanıyoruz.
Evet, tam da öyle yapıyoruz! Öyle olmasa fikirlerimizi, öneri ve iddialarımızı, projelerimizi yanlış çıkaran yeni olgulara yıllardır gözümüzü kapar mıydık? Görüşlerimizi tekrar tekrar gözden geçirmeye, küresel ve yerel gelişmelerin getirdiği yeni gerçekliklerle uyumlu kılmaya çaba göstermekten geri durur muyduk?
Giderek popülizmin etkisi altına giren kesimlerin büyük ölçüde meşru sorunları, sıkıntı ve dertleri olduğunu görmez miydik? Onları anlamak için çaba göstermez miydik? Sosyal saygınlık ihtiyaçlarının yaşamsal önemini fark etmez miydik? Kendimizi hep haklı ve doğru ötekileri hep haksız ve yanlış görmekten uzak durmaz mıydık?
Kendi doğrularımıza âşık olmasaydık onlar karşısında üstünlük taslamak yerine onların da bizi anlamasını istemez miydik? Propagandadan, kendi doğrularımızı tebliğ etmekten vaz geçip eşit haklı diyaloglara yönelmez, karşılıklı etkileşimin yollarını açmaya, birlikte yeni hakikatler aramaya başlamaz mıydık? O zaman insanlar işitildiklerini görmez miydi?
Yazarlar
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2024
25.12.2023
21.08.2020
5.06.2020
5.04.2020
21.01.2020
2.02.2019
21.11.2019
19.10.2019
13.10.2019