Zülfü DİCLELİ
Salgın her tarafı kasıp kavuruyor. Bu süreçte dünya sistemi art arda büyük darbeler alıyor. Sanki kalp spazmı geçiriyor. Mobilite iyice azaldı, insan ve mal akışları, hatta sermaye hareketleri büyük ölçüde durdu. O kadar ki petrol fiyatı yerlerde sürünüyor. Ekonominin çarkları tekliyor, işyerleri kapanıyor. Virüs kapanların ve ölenlerin sayısı artmaya devam ediyor. Gelecek belirsiz ve her yerde korku diz boyu. Dünya sistemi krizde ve bu kriz derinleşmeye aday görünüyor.
Dünya sistemi, ekonomilerden, devletlerden ve insanlar arası ilişkilerden oluşuyor, insan yapısı bir sistem. İnsanlık binlerce yıl içinde küçük insan toplulukları arasındaki ilişkilerden başlayarak şehirler ve sonra da devletler arasındaki ilişkiler üzerinden bir dünya sistemi kurmayı başardı, ama bu sistemi tüm insanlığın yararına işletecek yönetim mekanizmaları geliştirmeyi başaramadı. Bu yüzden bugün dünya çapındaki sorunlar ile bu sorunları göğüsleme kapasitesi arasında büyük bir açıklık var.
Dünya sistemi entegre bir sistem. Ne kadar entegre olduğunu Covid-19’un hızla yaygınlaşmasında çok açık gördük. Ne var ki hepsi de aynı entegre sistemin ayrılmaz bir parçası olan devletler hâlâ birbirlerine dost-düşman ayrımına göre tanımlanan politikalar temelinde yaklaşıyorlar. Her biri kendi çıkarlarını her şeyin üstünde tutuyor. Aynı şey sistemin diğer üyeleri olan şirketler için de geçerli. İnsanların çoğu için de.
Onun için de sistem daha çok güçlü devletlerin, güçlü şirketlerin, güçlü insanların çıkarına işleyen bir sistem. Ortak çıkar hiçbir zaman geçerli bir kıstas olmadı. Ve o yüzden de şimdi tüm dünyada çok kısa bir süre içinde böyle büyük bir ortak sorun ortaya çıkınca dünya sistemi çaresiz kalakaldı.
Dünya geçmişte de büyük salgınlar gördü. Ama çok büyük kayıplar vererek de olsa hepsini atlattı. Bu kez durum farklı – hayır bu salgını atlatamayacağız demiyorum. Söylemek istediğim sadece bu krizin çok daha büyük bir krizin, epey bir zamandır insanlığı bir uçurumun kenarına itmekte olan varoluşsal krizin bir parçası, belki de öncüsü olduğudur. İnsanlığın eşiğinde sallandığı varoluşsal kriz dünya sisteminin yeryüzüyle olan ilişkisinin krizidir.
İnsan dünyası doğal yeryüzünü önce adım adım, sonra giderek hızlanarak ve son on yıllarda frenleri boşalmışcasına istila edip kendi çıkarlarına göre, kendi yaşam tarzına uydurmak için düzenlemesiyle gelişti. Yerin altı, üstü, ormanlar, nehirler, denizler, dağlar, tepeler, yerel ve sonra da küresel ekosistemler – insan el atmadığı, değiştirmediği, bozmadığı, kirletmediği bir yer bırakmadı. Sonunda yeryüzü yeryüzü olmaktan çıktı. İnsan da insan olmaktan.
Yeryüzü yaşadığı büyük sıkıntıyı epeydir insan canlısına duyuruyordu. Karbon salımlarının atmosferi ısıtıp buzulları eriterek iklimi hızla değiştirmesinin bir süre sonra canlı yaşamı tehlikeye sokacağının işaretleri hızla artıyordu. Her geçen yıl su seviyelerinin yükselmesi, sıcaklık rekorlarının kırılması, kıtalar arası orman yangınları dalgası, sıra dışı doğal afetlerin sıklaşması ve çeşitlenmesi vb. Bütün bunlara ve çevrecilerin, bilim insanlarının, sorumlu politikacıların aralıksız uyarı ve çabalarına rağmen dünya sistemindeki güç sahipleri yeryüzünü istila seferlerini sürdürmede ısrar ettiler.
Virüs canlısı bu aşamada ortaya çıktı. İnsanın yaban canlıların ekosistemlerini istila etmesi her zaman virüs canlısının yaban canlıdan kendisine atlamasının koşullarını da hazırlar. Bu sefer de öyle oldu. Yeni zenginlerin kilosu 600 dolara pangolin eti yeme sevdasının sonuçlarını yaşıyoruz şimdi. Evet, virüs doğal bir olgu ama böyle yayılışı tamamen insan eseri.
Dünya sistemi yeryüzü sistemlerinin içine yerleşik olarak doğup gelişmiş olduğu için, yeryüzü sistemlerini (ekosistemleri, hava, su, enerji akışlarını) bozdukça kendini de bozuyordu. İlk baştan beri bütün süreçler güçlü olanın güçsüz olanı zorla kendi hizmetine koşmasıyla geliştiği için, yeryüzü sistemlerinin bozulması dünya sistemindeki eşitsizliklerin görülmedik ölçülerde büyümesini getiriyordu. O yüzden şimdi salgın nedeniyle dünya sisteminde yaşanan büyük arıza da insanlara bu artan eşitsizliklerin prizmasından yansıyarak eşitsiz zarar veriyor.
***
İnsanlık salgına büyük ölçüde hazırlıksız yakalandı – hayır bu doğru değil! Böyle bir felakete karşı koyma olanakları bilinçli politikalarla tasfiye edilmiş durumdayken yakalandı, doğrusu bu.
En çıplak ifadesini Margaret Thatcher’in “Toplum diye bir şey yok, piyasalar var” sözüyle bulan neoliberal kapitalizm sosyal devleti demonte ederek, sosyal dayanışmanın altını oyarak insanları kendi başlarına bırakmaya yöneldi. Böylece eğitim, sağlık, kültür, giderek yaşamın her alanı piyasaların yani sermaye sahiplerinin keyfine terk edildi. Sermayenin dizginsiz yayılmasının, insan yaşamlarını ve doğal kaynakları istila etmesinin önüne yıllar içinde büyük mücadeleler ve uğraşlar pahasına dikilmiş bütün engeller kaldırılmaya başlandı. Bu koşullarda toplumlar salgına nasıl hazırlıklı olabilirdi?
Ama şimdi gerçekler bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor. Bize yıllardır, asıl önemli olan bireydir diyorlardı. Sen’sin. Sen her şeysin. Kendini geliştir, kendine bak, kendini bir marka gibi parlat, pazarla. Sen yapabilirsin. Kendini tanı. Mutlu olmak senin elinde. Pozitif düşün. Kaderini ellerine al.
Şimdi korku içinde evlerimize kapanmış durumda hepimiz her dakika arkadaşlarımızı, dostlarımızı, yakınlarımızı arıyoruz, kimden nasıl destek alabileceğimize bakıyoruz, yıllardır aramadığımız dostlarımızı aramaya başlıyoruz. Dayanışma gruplarının, yerel yönetimlerin ya da devletin yardımlarını bekliyoruz. Elbette her birimiz benzersiz bireyleriz ama ancak sosyal ilişkiler içinde var olabiliyoruz. Bunu yeniden ve çok acı bir biçimde hatırlıyoruz.
Uzunca bir zamandır yoğun çabalarla insanlara unutturulmaya çalışılan topluluk, toplum, sosyal, ortak, müşterek, işbirliği gibi kavramların yaşamsal önemi şimdi salgın günlerinde bir anda kendini gösteriveriyor. Dünyanın dört bir yanında tanık olduğumuz sosyal dayanışmanın, insanların birbirlerine karşılıksız destek olmasının örnekleri hepimiz için büyük moral kaynağı oluyor.
Şu günlerde neredeyse tüm dünyada insanlar aynı duyguyu paylaşıyor, hepimiz ölüm korkusu içindeyiz. Ama aynı zamanda ölüm tehlikesini alt etmek için kime güvenebileceğimizi de çok açık görüyoruz. Saatlerce gözlerini kırpmadan hastaların başında çırpınan doktorlar, sağlık çalışanları, ihtiyaçlarımızı kapımıza kadar getiren servis çalışanları, gıdamıza üretmek için bulaşma tehlikesine aldırmadan mesaiye koşan emekçiler, market çalışanları, yerel yönetim ve diğer kamu çalışanları, ilaç ve aşı bulmak için gecesini gündüzüne katan bilim insanları ve sanal ortamda benzersiz gönüllü performanslarıyla bizleri hayata bağlayan sanatçılar….
Aslında tarihin büyük sırrı gözlerimizin önünde aydınlanıyor. İnsanlığın onbinlerce yıldır onca büyük felaketi nasıl aşıp da bugünlere gelebildiğini daha iyi anlıyoruz. Tarihi yapanlar sıradan insanlardır tarih kitaplarının yazdığı krallar, komutanlar, liderler, efendiler değil.
Piramitleri, muhteşem tapınakları inşa edenler onlardı, savaşları kazananlar, tarlaları sürenler, makineleri çalıştıranlar, çocuklarımıza öğretmenlik yapanlar hep onlardı, alınteri ve göznuruyla yaşamı her gün yeniden üretenler… Şimdi bir kere daha insanlığı onlar kurtarıyor ve görüyoruz onların daha örgütlü olduğu ülkeler salgın karşısında daha dayanıklılar.
Bu hakikat yarın daha açık görülecektir. Ve paylaşılan duyguların muazzam bir gücü vardır.
***
Onun için sıradan insanların hak ettiklerini aldığı bir sosyal düzen, sözlerini söyleyip yönetime katılabildikleri bir demokrasi ve yeryüzüyle uyum içinde yaşayabilecekleri bir dünya sistemi talebi yarın çok daha fazla duyulacaktır. Salgını büyük olasılıkla tüm dünyada kent meydanlarından yükselecek seslerin yeni bir dalgası izleyecektir.
Kuşkusuz yeryüzünü istila seferinin komutanları salgın sonrasında da çarkları gene eskisi gibi döndürmenin yollarını arayacaklardır. Daha şimdiden çoğu Covid-19’un aşısına ilk el koyan olup bundan diğerlerinin zararına yararlanmanın peşinde. Otoriter yönetimler salgını fırsat bilip güçlerini artırmaya çalışıyor. Trump’ın ve tüm ülkelerdeki benzerlerinin en büyük öncelliği insanları kurtarmak değil ekonomiyi bir önce canlandırmak, daha doğrusu ekonominin efendilerini kurtarmak.
O nedenle salgından çıkış bizi insanlığın eşiğine sürüklendiği uçurumdan uzaklaştıracak bir şekilde olabileceği gibi oraya doğru daha da hızlandıracak bir şekilde de olabilir.
Tek yapabileceğimiz elimizdeki bütün olanaklarla herkesi dost-düşman ayrımı temelinde politika belirlemeyi bütün zamanlar için unutup her yerde barış ve dostluğu temel almaya çağırmaktır. İnsanlara düşman muamelesi yapanların karşısına dikilmektir.
Yeryüzünü istila seferini bütün zamanlar için durdurup ekonomilerimizi, teknolojilerimizi, tüm ilişkilerimizi dostluk ve karşılıklı saygı temelinde düzenlemeye başlamalıyız. Bu mümkündür. Diğer canlıların, diğer insanların yaşam alanlarına yönelik istilacılıktan vazgeçtiğimizde dostluğun önünde ne engel olabilir ki.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.01.2024
25.12.2023
21.08.2020
5.06.2020
5.04.2020
21.01.2020
2.02.2019
21.11.2019
19.10.2019
13.10.2019