Ali Türer
Başbakana bir açıdan teşekkür etmemiz gerekiyor.
Yaptığı çıkışlar, bazı köklü toplumsal sorunlarımızla yüzleşmemiz için fırsat yaratıyor. Başlattığı “öğrenci evleri” tartışması ile sayesinde kadına, kadın-erkek ilişkilerine hâkim bakışımızı topluca ve derinlemesine sorgulama tartışma fırsatı bulduk. Bu da bizi olgunlaştıracak, iyi bir şey sonuçta.
Meclise Başörtü ile girmenin yolunu açmanın, iddia edildiği gibi yaşama biçimine saygı ile pek de ilgili olmadığını “öğrenci evleri” çıkışıyla bizzat Başbakanın ağzından öğrenmiş olduk.
Başbakan cinsel fantezisini sürekli doyurma peşinde olan erkeğin şerrinden karısını, kızını korumaya çalışan klasik “Müslüman” erkeğin gözünden bakıyor olaya. Fakat erkek egemen toplumumuzun, zaten bu “muhafazakâr” erkeğin eseri olduğunu da hatırlayalım.
Başbakanın oylarını alabilmek için duygularına tercüman olduğu bu erkek tipi de kadın tipi de gerçekte sorunlu.
Kadını, kontrolü altındaki meta gibi gören, cinsel dürtüleri sürekli bastırılmış bir erkek bu. Ataerkil bir aile yapısı içinde büyümüş, kadını gerçekte çok da fazla tanımıyor. Aile içi tacizi, şiddeti, dışlamayı, hatta enses duyguları bir biçimde yaşamış. Sahiplendiği, üstüne titrediği kızını, içinden çıktığı, tanıklık ettiği bu dünyadan uzak tutmaya çalışması da bu yüzden. Ama sokağa çıkınca biraz açık saçık gezen kadına kendisi de yiyecekmiş gibi bakacak, arkasından laf da edecek doğal olarak. Başbakanın ahlak bekçiliğine soyunduğu erkek tipi bu!
Başbakanın kadını da erkeğine güvenmiyor. Kendisi için belirlenen dünya içinde bir yer edinmeye; sürekli erkeğini, çocuklarını memnun etmeye, aileyi bir arada tutmaya çalışmış yıllarca. Üzerindeki her türlü baskıya, şiddete, ötekileştirmeye, tacize sessizce bu uğurda katlanmış. Fakat “vazgeçilemez” hale gelmek üzerinden erkeği kontrol edebileceğini de bir taraftan anlamış; sırası gelince de tevekkülü bir silaha dönüştürmeyi bilmiş bir kadın. Fırsatını bulunca da yaşadıklarının intikamını almaktan çekinmemiş bir kadın Başbakanın kadını.
Karşı cinsi yetirince tanımaya fırsat bulamamış bir çevrede yetişen kadın ve erkeklerden oluşan bir aile yapısı içinde cinsellik nasıl doğal yaşanır, sevme-sevilme ilişkileri sağlıklı bir biçimde nasıl kurulur?
Tanık olduğumuz kadına dönük bunca şiddette, hatırı sayılır çoğunlukta aile içinde yaşanan enses ilişkilerde; çocuk gelinlerin, erkek ve kız çocuklarına yönelik tacizlerin-tecavüzlerin, kadına dönük töre cinayetlerinin toplumumuzda bu kadar çok ve yaygın olmasında bu erkek ve kadın tipinden oluşan ataerkil, erkek egemen aile ve toplum yapısının hiç mi payı yok?
Hal böyle ise ne yapmak lazım?
Genç yetişkin erkek ve kadının karşı cinsi tanıması, kendi cinsiyet rolünün farkına varması, duygularını, düşüncelerini topluluk içinde sınayabilmesi; sağlıklı çocuklar yetiştirebilmesi, hayattan doyum sağlayabilmesinin yolunu aile dışında eğitim yoluyla açmak lazım. Kendine en uygun hayat arkadaşını seçmesi, evliliğe hazırlanması için genç erkeğe ve kadına özellikle ortaöğretimden itibaren eğitim yoluyla yol göstermek, destek olmak lazım.
Değil erkeklerin kadınların okuyacakları derslikleri, oturup kalkacakları kantinleri ayırmak; erkekli kızlı ortamlarda bir araya gelmeleri için fırsat yaratmak; ortaöğretimde spor etkinliklerine, şiir dinletilerine, tiyatro çalışmalarına, müzik gruplarına bu gençleri yöneltmek lazım.
Karşıt görüşleri tanıyabilecekleri, kendi düşünce ve duygularını sınayabilecekleri, etkilemenin ve etkilenmenin hazzını tadabilecekleri tartışma ortamları, eğlence ve yarışma fırsatları yaratmak lazım bu gençlere.
Üniversite bir genç için sadece kariyer ve meslek sahibi olma aracı değildir. Genç yetişkin aynı zamanda kendi ayakları üzerinde durma yolunda ilk adımları da atmaya başlar. Özgür olmanın, kendi başına bir iş yapmanın, kendi sorumluluğunu üzerine almanın, karşı cins ile aracısız, doğrudan kendi iradesi ile ilişki kurmanın ilk adımlarını atar.
Üniversite sınavına hazırlanan her gencin, ailesinin bulunduğu kentin dışında bir kentte okumak hayali ile yatıp kalkması bundan değil midir?
Üniversite kızlı erkekli her kültürden, her düşünceden, her inançtan gençlerin harmanlandığı birbirlerini tanıdığı; birbirleriyle hayallerini, değerlerini, inançlarını, kültürlerini paylaştıkları yerlerdir.
Böylece gençler, biçimsel bir eğitimde bulamayacakları zenginliği tadarlar üniversitelerde; arkadaşlığı, dostluğu, paylaşmayı öğrenirler. Birbirlerinin sevinçleri ile coşar, kederleri ile derinlik kazanırlar.
O yüzden üniversite yaşamı geleneksel değerler içinde sıkışmış bir kente çok şey katar, o kentin yaşamını zenginleştirici, dönüştürücü çok değerli bir hazineye dönüşür.
Anneler, Babalar daha büyük kentlere okumaya yolladıkları kızlarını toplumun kronik saplantılarından, travmalarından korumak için devlet yurtlarına emanet etmek isterler. Ama belirli saatlerde grip çıkmak, belirli kıyafetlerle dolaşmak, kantinde sadece kız arkadaşları ile oturup kalkmak durumunda kaldığı için üniversite öğrencisi genç kadın ikinci yılında yerleştirildiği yurttan kurtulmak, daha serbest ortamlarda yaşamak ister. Bundan doğal ne olabilir?
Geleneksel toplumsal doku içinde kendisine aktarılan tutucu ön yargılardan, tabulardan kurtulması, sağlıklı ilişkiler kurabilmesi bakımından genç kadın için üniversite çevresinde sürdürülen kızlı erkekli yaşam son derece önemlidir. Böylece genç kadın kendini, karşı cinsi daha iyi tanır, duygusal zeka bakımından olgunlaşır, özgüveni gelişir, kendini gerçekleştirme yolunda olgun bir kişilik geliştirmeye başlar ve doğal olarak evleneceği erkeği de seçme fırsatı bulur. Bunda rahatsız olacak ne var?
Anlaşılıyor ki Başbakan üniversite etrafında bir araya gelmiş kimlikler, tabular, kültürler, inançlar içinde sıkışmamış bu gençlerden son derece rahatsız. Bu gençlerin ortak yaşama, ortak yaşama alanlarına, ortak sorunlarına kendilerine dayatılan kimlikleri aşarak sahip çıkmaları, cinselliklerini doğal bir biçimde yaşamaları Başbakanı ürkütüyor. Başbakanın muhafazakâr kimliğine ters geliyor bütün bunlar anlaşılan.
Başbakanı Gezi Ruhu çok sarstı. Gezi Ruhunun bu mekânlarda ortaya çıktığını biliyor Başbakan. O yüzden bu mekânlara bu kadar düşman; bunu anlamak zor değil.
Sadece Başbakan değil, Milli Eğitim Müdürlerimiz de yurt koridorlarında kızlı erkekli dolaşılmasından rahatsızlar. Kızlı erkekli kalınan ortak yurtlar, öğrencilerin kızlı erkekli birlikte yiyip içtikleri, ders çalıştıkları kantinler birer birer kapatılmaya başlandı. Beyoğlu’nda kadınlı erkekli kalınan turistik Apart otelleri de kapatmaya başladık. Ardından Başbakan “kızlı erkekli evlerde neler yapıyorlar belli değil” diyerek bu toplumsal yaraya derinlemesine el koydu.
Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Evlerini kız ve erkekler için ayrı yurtlar haline getirmeye hazırlanıyor. Kadınları erken yaşta evlendirmeye özendirmek için 24 yaşın altında evlenecek öğrencilerin kredi borçlarını silmeye başladık, erken evlenen öğrencilere on bin lira maddi destekte bulunuyoruz.
Bütün bunlar Başbakan ve arkadaşlarının dindar gençlik yetiştirme projesini bir gençlik politikası haline getirdiklerini gösteriyor. Toplumun mevcut ahlaki durumunu kanun ve nizam yolu ile korumayı kendine görev saydıkları anlaşılıyor.
Bütün bu toplumun ahlak bekçiliğine soyunmalar ne kadar meşru? Bütün bu müdahaleler, Türk Medeni Kanunu’nda yer alan “kişiler hukuku” ile, Anayasada güvence altına alınan “özel hayatın gizliliği” (Madde 20) ilkesi ile, “konut dokunulmazlığı” (Madde 21) ilkesi ile nasıl bağdaşır.
Peki, bütün bu uygulamalar Türkiye’ye ne getirir; bu politikanın muhtemel sonuçları ne olur? Getirecekleri de belli aslında.
Daha şimdiden kimi Valiler, kimi Emniyet ve Milli Eğitim Müdürleri, bazı basın yayın organları, bazı yazarlar verilmek istenen mesajı aldıklarını söylemleri ile uygulamaları ile ortaya koymaya başladılar bile. Mahallenin namusunu kurtarmak için ahlak bekçiliğine soyunan yiğitlerimizin sayısında patlama olacak kuşkusuz.
Gençlerin kızlı erkekli yaşama alanları, kampları “terör örgütlerinin genç kızları dönüşü olmayan yola sürükledikleri mekânlar” olarak daha fazla ifşa edilmeye, ihbar edilmeye başlanacak(Yeni Nesil, 8.7.2013). Kızlı erkekli öğrencilerin kaldığı mekânlar basılacak.
Cinsellik tabu olmaya devam edecek. Muhafazakâr erkek, ortalık yerde öpüşen koklaşan çiftler görmediği için rahatlayacak. Toplumun namusu böylece korunmuş olacak.
Ama bu arada ortalıkta açık saçık gezinen kadınlara laf atmalar, tacizde bulunmalar çoğalacak. Çocuk gelinler, töre cinayetleri, kadına dönük şiddet daha da artacak.
En az üç çocuk doğurmakla görevlendirilen kadın, evine kapanacak, sosyal, ekonomik yaşamdan daha fazla dışlanacak.
Gençler ideolojik koruma kalkanlarının arkasına daha fazla sığınacaklar.
Ama öte yanda cinsellik ile ilgili davalarda kadını öldüren adama “tahrik indirimi”, çocuğa tacizde bulunana, çocuğa tecavüz edene “rıza indirimi” yapmaya, On iki yaşında bir kızın defalarca ırzına geçenlere komik cezalar vermeye de devam edeceğiz.
Ne pahasına?
Kendi yaşam biçimlerine, değerlerine sahip çıkan ahde vefa sahibi muhafazakâr erkekler AKP’yi iktidarda tutmaya da devam etsin diye.
Gönlünüzde yatan, ahlakı koruma altında alınmış muhafazakâr Türkiye bu mu?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.11.2025
15.11.2025
6.09.2025
18.07.2025
12.06.2025
22.12.2024
3.12.2024
26.09.2024
2.09.2024
5.08.2024