Alper GÖRMÜŞ
Hrant Dink cinayeti davasında kamu görevlilerinin ifadelerinin alınmaya başlanmasıyla birlikte nihayet önemli bir ilerleme ortaya çıkabildi... Şüphesiz ki bunun sembolik bir anlamı var: Bu gelişme gösterdi ki, Dink cinayetinin önlenememesinin ve hakikati ortaya çıkarma çabasında yıllar boyunca tetikçilerin ötesine geçilememesinin nedeni, cinayeti önlemek ve sorumlularını ortaya çıkarmakla görevli devlet memurlarının böyle bir meselelerinin, kaygıları bulunmuyor.
Geçtiğimiz yılın ortalarında başlayan ve hâlâ devam eden ifade alma sürecinde ortaya dökülen gerçekler, ne yazık ki bize bundan başka bir sonuç çıkarma imkânı vermiyor.
Önce savcı Yusuf Hakkı Doğan'ın, onun Yargıtay üyeliğine seçilmesinden sonra da savcı Gökalp Kökçü’nün nezaret ettiği süreçte 30'dan fazla görevlinin ifadesi alındı ve toplam 4 görevli tutuklandı. Bunlar, Hrant Dink'in "mutlaka öldürüleceğinin" kaydedilip muhtemel zanlıların da zikredildiği istihbarat raporunun iletildiği Trabzon İstihbarat Şubesi'nden 3 istihbaratçı ile raporun yazıldığı (15 Şubat 2006) dönemde Trabzon Emniyet Müdürü olan Ramazan Akyürek idi.
İstihbaratçı polisler tutuklandı ama onların âmiri konumundaki Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç'in (halen Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı) ifadesi henüz alınmış değil.
İfade neden kaçınılmaz?
En son Al Jazeera Türk'ten Selahattin Günday'ın özel haberinden öğrendik ki, Akyürek'ten sonra Trabzon Emniyet Müdürlüğü'ne getirilen (6 Mayıs 2006), cinayet günü de (19 Ocak 2007) bu görevi sürdüren Reşat Altay, savcıya Engin Dinç'in bütün istihbari bilgileri kendisinden gizlediği yönünde ifade vermişti.
Gelinen noktada, Engin Dinç'in ifadesinin alınması kaçınılmaz görünüyor, aksi takdirde savcının bir iddianame yazması mümkün değil.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dink cinayetinde Cemaat'e yakın istihbarat şefleriyle ilgili yoğun kuşkular doğuran savcılık ifadelerine atıfla, son zamanlarda cinayetten yalnızca onların sorumlu olduğunu imâ eden açıklamalar yapıyor. Fakat Engin Dinç bu kategoriye uymuyor ve hakkındaki iddiaları çürütemezse, "Dink cinayeti öncesinde istihbari bilgileri gizleme" suçlamasında adının Cemaatçi polislerin yanına ilave edilmesine engel olamayabilir.
Keza cinayet sonrasında bilgi saklamak ve susmak suretiyle cinayetin daha derindeki sorumlularının ortaya çıkmasına engel olmakla suçlanan devlet görevlileri faslında da Cemaat'e yakın polisler yalnız görünmüyorlar. Bunu özellikle, cinayet sırasında İstanbul Emniyet Müdürü olan Celalettin Cerrah'ın savcıya verdiği ifadede gördük. Cerrah, cinayet gecesi bazı bakanların da katıldığı değerlendirme toplantısında, dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı olan Ramazan Akyürek'e elde herhangi bir bilginin olup olmadığını sorduğunu, ondan "Hiçbir bilgi yok!" cevabını aldığını, birkaç gün sonra da cinayetten bir yıl önce kaleme alınan ünlü istihbarat raporundan ve başka bilgi ve belgelerden haberdar olduğunu hayretle öğrendiğini anlatacaktı...
Buradaki soru şu: Cerrah ve o toplantıya katılan bakanlar ile öteki devlet görevlileri, hakikati birkaç gün sonra "hayretler içinde" öğrendikten sonra ne yaptılar? Başka türlü söylersek: Emniyet istihbaratının en tepesindeki ismin, cinayetin sorumlularının ve faillerinin ortaya çıkmaması için hükümetten bilgi gizlediğini öğrendikten sonra ne yaptılar?
Görülüyor ki, ortada Hrant Dink'in katlinin bir mutabakat cinayeti, sonraki suskunluğun da "ortaklaşa" olduğuna dair izale edilmesi imkânsız gibi görünen kuşkular var... İfadeler gösteriyor ki, siyasi eğilimleri ne olursa olsun, güvenlik bürokrasisinde yer alan farklı kesimler şu ya da bu "fayda" mülahazasıyla cinayete yol vermişler ve cinayet sonrasında hakikatin ortaya çıkmaması için hep birlikte susmuşlardır.
Yazının bundan sonrasında, şu âna kadar alınan ifadeleri kısaca gözden geçirerek önce Engin Dinç'in karşı karşıya bulunduğu iddiaları, ardından da cinayet gecesi toplantısının önümüze koyduğu soruları biraz daha ayrıntılandırmaya çalışacağız.
'Esas sorumluluk doğuran belge'
Muhtemel bir sorguda Engin Dinç'e sorulacak soruların, tıpkı önceki sorgularda olduğu gibi Savcı Yusuf Hakkı Doğan'ın "esas sorumluluk doğuran belge" dediği ünlü F4 istihbarat raporunun etrafında örüleceğini tahmin etmek zor değil.
Hatırlayalım: 15 Şubat 2006 tarihli rapor, istihbarat polisi Muhittin Zenit (şimdi tutuklu) tarafından, yardımcı istihbarat elemanı Erhan Tuncel'den aldığı bilgilere dayanarak yazılmıştı.
Kamu görevlileri soruşturmasının ilk savcısı Yusuf Hakkı Doğan, kendi ifadelerini de katarak raporu şöyle özetlemişti:
"Soruldu: Trabzon'da Muhittin Zenit tarafından düzenlenen F4 raporunun birinci paragrafında Dink'e karşı büyük bir eylemde bulunulacağı söyleniyor... İkinci paragrafta Dink'in öldürüleceği yazılı... Üçüncü paragrafta eylemciler(in) eyleme giderken baz istasyonlarının takibine takılmamak için cep telefonlarını yanlarında götürmeyecekleri, köyde bırakacakları (belirtiliyor)... Dördüncü paragrafta silahı köyden temin edecekleri (yazılı)... Beşinci paragrafta raporu düzenleyen memurun değerlendirmesi var, 'bu kişiler kafaya koydukları eylemi yaparlar, bu haberin önemsenmesi gerekiyor' deniyor."
Rapor, Trabzon İstihbarat Şubesi tarafından İstihbarat Daire Başkanlığı'na (Ankara) aynen, İstanbul'a ise "Dink'e karşı ses getirecek ciddi bir eylem yapılacağı" özetlemesi ile gönderilmişti.
Savcı Doğan, bu farklılığı önce rapor hazırlandığı sırada Trabzon Emniyet Müdürü olan Ramazan Akyürek'e sormuş, ondan, "ses getirecek eylem"den "öldürülecek" anlamının çıkacağı cevabını almıştı.
Dink cinayetiyle ilgili istihbaratçı polislerin ifadelerini ele aldığımız önceki yazılarda, savcının ilave sorularla bu cevaptan tatmin olmadığını görmüştük. Fakat asıl önemlisi, Akyürek'in, bu işin asıl sorumlusu olarak Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç'i işaret etmesiydi.
Raporun hazırlandığı günlerde İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürü olan Ali Fuat Yılmazer de tıpkı Ramazan Akyürek gibi topu Engin Dinç'e atmıştı. Savcı, "Yasin Hayal ne pahasına olursa olsun Hrant Dink'i öldürecek!" gibi kuvvetli bir cümleyi "ciddi eylem" olarak telaffuz etme hususunu Yılmazer'e sorunca, ondan muhatabın Engin Dinç olduğu cevabını almıştı.
Fakat Engin Dinç'in ifadesinin alınmasını zorunlu hale getiren asıl büyük gelişme, cinayet sırasında Trabzon Emniyet Müdürü olan Reşat Altay'ın ifadesiyle ortaya çıkacaktı. Reşat Altay'ın anlattıklarına göre, kendisi görevi Ramazan Akyürek'ten aldıktan sonra, Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç'ten bir brifing almış fakat Dinç kendisine cinayetle ilgili hiçbir istihbari bilgi vermemişti; F4 raporu da dahil.
Ramazan Akyürek'in, Celalettin Cerrah'ın verdiği, "cinayet gecesi (bile) kendilerinden bilgi gizlediği" ifadesi üzerine tutuklandığını biliyoruz. Bu durumda Reşat Altay'ın Dinç'e yönelik suçlamalarının ne kadar önemli olduğu kendiliğinden çıkıyor ortaya.
Cinayet sonrası suskunluğunun faturası
Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Dink'in katledildiği 19 Ocak (2007) günü İstanbul İstihbarat Müdürü Ahmet İlhan Güler ile beraber yurtdışındaydı. Cinayeti öğrenir öğrenmez döndüler ve o gece bazı bakanların da katıldığı bir toplantı yaptılar. Elde delil olarak sadece sonradan katil olduğu kesinlik kazanacak cinayet zanlısı Ogün Samast'ın flu bir fotoğrafı vardı. Bunu basına dağıtıp yardım ummayı düşünmekten başka bir şey gelmiyordu Cerrah'ın elinden... O çaresizlikle, İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek'e döndü. Gerisini savcılık ifadesinden izleyelim:
"Bakanlarımız bana cinayetle ilgili son gelişmeleri sordular. Ben de kendilerine elimizde bir fotoğrafın olduğunu, bu fotoğrafı basına vermek istediğimi, bu şekilde kişinin tespit edilebileceği yönünde görüşlerimi belirttim. Hatta o sırada İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek orada olduğu için 'bu konuda sizde herhangi bir bilgi, belge, gelişme var mı' diye sordum. Ramazan Akyürek 'yok' dedi."
Sonrası biliniyor: Meşhur F4 raporunda adları geçen bütün şüpheli isimler birkaç gün içinde yakalanıp sorguya alındılar. Fakat sorgu sürerken bile Ramazan Akyürek bu kişilerle ilgili İstanbul'a hiçbir bilgi aktarmamıştı...
Bu tanıklıktaki asıl kan dondurucu bölümün Ramazan Akyürek bölümü olduğu muhakkak... Fakat ortada başka bir soru daha yok mu? Başta sorduğumuz soruyu, bu defa cinayet gecesi toplantısına katılan devlet kadrosunu isim isim sayarak yineleyelim:
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, İstanbul Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, MİT Bölge Başkanı, İstanbul Alay Komutanı, İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, Terör Daire Başkanı Selim Akyıldız, İstanbul Valisi Muammer Güler ve İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, hakikati birkaç gün sonra "hayretler içinde" öğrendikten sonra ne yaptılar? Başka türlü söylersek: Emniyet istihbaratının en tepesindeki ismin, cinayetin sorumluları ve faillerinin ortaya çıkmaması için hükümetten bilgi gizlediğini öğrendikten sonra ne yaptılar?
Bu kişilerin, bu kadar "ağır" bir bilgiyi yıllar boyunca kendilerine saklamaları olacak bir şey midir? Bunu neden yaptılar ve bu suç değil midir?
http://www.aljazeera.com.tr/gorus/hrant-dink-cinayeti-sorusturmasinda-sira-engin-dincte
.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları






























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025