Berat ÖZİPEK
15 Temmuz muhteşem bir halk hareketiydi. Darbe püskürtüldü, işgal edilen sokaklar ve kamu binaları darbecilerden geri alındı ve tutuklamalar oldu.
Peki, darbe tehlikesi sona erdi mi?
Halkın seçilmiş meşru temsilcileri hala meydanları terk etmeme çağrısı yapıyorlarsa, tehlike sona ermemiş demektir. Olayların gelişimi ve yapılan açıklamalar da kuşkuları gidermek yerine, bize henüz kendimizi güven içinde hissetmememiz gerektiğini söylüyor.
Sorular ve soru işaretleri
İstihbarat zaafı önemli bir soru işareti. Askeri istihbaratın darbeden bir bilgisi yok. Genelkurmay kendi içindeki devasa darbe girişimini kalkışma gününe kadar öğrenemiyor. MİT ise ancak darbe günü, o da “askeri hareketlenmeye” bakarak Genelkurmay’ı uyarıyor.
Ama sorun, istihbarat zaafından ibaret de değil.
Genelkurmay, saat 16.00’da MİT tarafından uyarılmış olmasına rağmen saatler geçiyor, darbeciler harekete geçiyor ve tanklar sokağa çıkıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, olayı bir yakınından öğreniyor; öğrendiğinde ise Genelkurmay Başkanı’na ve MİT’e ulaşamıyor.
“İstihbarat alındıktan sonra Kuvvet Komutanlarının, özellikle de İstanbul’da bir düğünde derdest edilen Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal’ın neden zamanında bilgilendirilmediğini” soruyor El Cezire haklı olarak. Abdülkadir Selvi de bazı komutanların pozisyonlarında “flu” noktalar olduğunu vurguluyor. Ama onlar sormasa da, köprüde canlar giderken, neden ordunun darbeye katılmadığını açıklayan unsurlarının zamanında müdahale etmediği veya edemediği soruluyor. Köprünün hemen aşağısındaki Birinci Ordu’nun neden müdahale etmediğini soruyordu o gece orada direnenlerden biri.
Bu ve benzeri sorular, istihbarat zaafından öte başka bazı soruları da beraberinde getiriyor.
Acaba ordu içindeki darbeciler Gülenist darbeci çeteden ibaret olmayabilir mi? Eğer öyleyse, bu durumda en az başka iki soru da gündeme geliyor demektir:
Birincisi, acaba ordunun içindeki birçok kişi, başkomutan olarak ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı darbeye karşı direnme çağrısı yaptığında insanlar evlerinden koşarak yetişirken ve polisle halk işgal edilen yerleri o çeteden geri alırken onlar yetişemedikleri için mi zamanında müdahale etmemişlerdir? Yoksa “bekleyip görelim, bakalım kim kazanacak, ona göre tutum alırız” diyen bazı “demokratlar” gibi mi davranmışlardır?
Eğer ikincisiyse, bu en azından görevi ihmal veya emre itaatsizlik suçu olabilir. Bekleyip görmek için sessiz kalan o demokratlara “ilkesiz” der kınar geçersiniz, onların tutumu ahlakın konusudur, ama ötekilerinki hukukun. Elindeki silahla halkı korumak için orada olanların, saatler geçerken ve insanlar hayatını kaybederken neden ortada olmadıklarını açıklayabilmeleri gerekmektedir.
İkinci grup sorular bundan daha önemli. O da esas olarak olayın anlatımındaki ikna edici olmayan noktalara da işaret ederek, darbecilerin tek bir gruptan ibaret olmayabileceğine veya Türkiye’de darbe isteyen bazı “müttefik”lerin bir “B Planı”nın olabileceğine ilişkin kaygılara dayanıyor. “ABD Fethullahçılardan sonra Kemalist bir darbe deneyecek” şeklinde özetlenebilecek bir kaygı bu. Doğrusu 15 Temmuz’da az kalsın bir darbeye kurban gidecek bir ülkenin ferdi olarak, ABD’nin bu konudaki kirli sicilini de göz önüne aldığımda, bunu “komplo teorisi” olarak elimin tersiyle itemiyorum. Kastettiğim sadece bu ülkenin geçmişte Şili, İran ve Türkiye gibi ülkelerde sonradan ortaya çıkan veya bazılarını kendisinin de kabul ettiği rolünden ibaret değil; son olarak Mısır darbesinde görüldüğü gibi diktatörlerle “birlikte çalışma” konusundaki rahatlığı ile 15 Temmuz sonrası yaptığı ve adeta tarafları eşitleyen “itidal” çağrılarına yansıyan tutumunda da somutlaşıyor.
Kısacası, ister öyle olsun ister böyle, ben bir vatandaş olarak kendimi rahat hissedemiyorum. İnsanların can verdikleri o saatler boyunca yaşananlara ilişkin anlatılanlar beni tatmin etmiyor. O gece kaybettiğim arkadaşım Ahmet Özsoy, darbeyi fark edince darbecilerin Türksat’a girmelerini engellemek için kuruma gelip binanın önünü araçlarla kapatıp onlara direnirken, garnizonların önünde ve köprülerin başında 240 can giderken geçen zamanı düşünüyorum ve 16.00’da bildirilen hareketliliğe rağmen Hava Kuvvetleri Komutanının rehin alınıncaya kadar düğünde neden haberdar edilmediğinin mantıklı bir açıklamasını bekliyorum.
Ne yapmalı?
Eğer Gülenist Darbeci unsurlarından gelen tehdit tamamen sona ermiş değilse veya ordunun onlar dışındaki bazı unsurları da güven vermiyorsa, bu süreçte en büyük güvence halkın kendisi ise, onun bundan sonraki süreçte de ihtiyaç duyulduğunda direnme hakkını kullanmasını kolaylaştırıcı önlemler alınmalıdır.
15 Temmuz akşamından bu yana Türkiye toplumumun bütün çeşitliliğiyle sergilediği olağanüstü feraset ve direniş zemini üzerine, kuşatıcı bir siyasi ve dil perspektif inşa edilebilirse, ki bu esas olarak hükümetin sorumluluğudur, yarın darbeye karşı toplumsal mutabakat Kürtlere veya Alevilere yönelik saldırılarla provoke edilmek istendiğinde başarılı olamayacaktır. Bu yaklaşım sadece, önce provokasyon yapılacağı, ardından da “ülkenin birlik ve beraberliği” bahanesiyle başka bazı unsurların ABD tarafından harekete geçirilebileceği kaygılarını gidermek bakımından önemli değildir. Ondan da önce, kimi savaşarak kimi de ona karşı çıkmayarak toplumun bütün kesimlerinin sergilediği darbe karşıtı muhteşem sosyal mutabakatı, kuşatıcı bir demokratik siyasi söyleme dönüştürmenin ahlaki bir ödev olmasından dolayı önemlidir. Yarınki CHP mitingine Ak Parti’nin katılımı bu açıdan çok değerlidir ve bu perspektif geliştirilerek, Olağanüstü Hal sürecinde tüm siyasi partilerin bilgilendirilmesi, eleştirilerinin dikkate alınması ve bunu uygulamaya aktarmayı mümkün kılan ortak mekanizmaların oluşturulması yoluyla derinleştirilmelidir.
Bütün bu yaşananlar, ordunun demokratik hukuk devletleri model alınarak yeniden yapılandırılması konusunda kaybedecek zamanımız olmadığını göstermiş olmalıdır. Kısa vadede hükümet ve darbe karşıtı güçler dikkatli olmalı, bu süreçte darbecilerle mücadele ediyor görünen veya bugün için belki gerçekten öyle olan unsurlar dahil, kimseye mutlak güven duymamalıdır. Çünkü bu güven üzerinden yarın bir tehdidin gelebileceğini yaşananlar fazlasıyla göstermiş olmalıdır. Seksen milyon insanın kaderi, sadece ordunun içindeki sivil siyasete bağlı olan kuvvet komutanlarının doğru yerde durmalarına, darbenin erken haber alınmasına veya silahsız sivil insanların cansiperane fedakarlığına bağlanamaz.
Esasen en büyük güvence elbette halktır ama bunun öncesinde, onun kanını dökmesine gerek bırakmayacak hukuki ve siyasi yeniden inşa gerçekleştirilmiş olmalıdır.
Toplumun darbeye karşı sergilediği muhteşem direnişle birlikte tarih önümüze büyük bir fırsat sunmuştur. Bu fırsatı bütün çeşitliliğiyle toplumun her bireyinin kendisini içinde bulacağı yeni bir sivil sözleşme için zemin olarak kullanmak veya onu hoyratça harcamak mümkündür. Bu konudaki sorumluluk ise esas olarak hükümete ait olmakla birlikte tek başına onun sırtında da değildir. Realite insandan kopuk veya ondan bağımsız bir olgu değil, aynı zamanda bir inşadır ve siz onu nasıl içeriklendirirseniz o yöne evrilecektir. Dolayısıyla bu tarihsel kırılma anını kimse boşa harcamadan, onun özgürlük, adalet ve barış temelinde gelişmesi için çalışmalıdır.
Bu başarılmadıkça, bugün ve sonraki zamanlarda güvende olamayacağız. Tehlike de geçmiş olmayacak.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları






























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
6.01.2026
5.12.2025
2.12.2025
1.08.2025
28.07.2025
13.07.2025
28.06.2025
21.05.2025
20.02.2025