Berrin Sönmez
Kısa ve genellemeci bir tarihi bilgiyle ama köşe yazısı olarak çok uzun bir girişle “İslam'ı güncelleme” direktifine niçin itiraz ettiğimi anlatmak istedim. Sadece dini meselelerde de değil her alanda özgür düşüncenin toplumlara katkısını tek bir örnekle hatırlatmak ve özgür düşüncenin kısıtlanışının koskoca bir medeniyet tahayyülünü ne denli kısırlaştırdığını hatırlatmak bir de.
İslam tarihinin karanlık ve acılı dönemlerinden birine hatta birincisine verilen isim “mihne”. Alimlere ileri sürdükleri görüşler, sahip oldukları fikirler nedeniyle mihnet çektirilen, eziyet edilen sürecin adı. Hapisle, zindanlarda uzun süreli işkenceyle fikirlerini değiştirmeye zorlanır alimler.
Değiştirdiklerini söyleyenler serbest kalır. Bir nevi engizisyonu, İslam tarihi için, mihne denilen süreç. Miladi 813-846 yılları arasında yaşanır. Hicretin ikinci yüzyılının sonlarıyla 3’üncü yüzyılının başları. Abbasi halifeliği dönemi. Halife Me’mun ile başlar. Takip eden iki halife döneminde sürer ve Halife Mütevekkil ile son bulur.
Hicrî birinci yüzyıldan itibaren başlayıp özgür tartışma ortamıyla ilim meclislerinde süren itikadi (i’tikadî) yani inanç esaslarıyla ilişkili görüş ayrılıklarına, hükümdarın taraf olması, sorunu siyasallaştırır. Taraflardan birini, Mutezile ekolünü benimseyen Halife Me’mun, bu kelam ekolünü hak mezhep olarak tanır. Kendi mezhebine katılmaya zorlar halkı ve farklı görüşlerdeki ilim ehlini. Ortaçağın karakteristik iktidarın mezhebi, mezhebin iktidarı sorunsalının İslam tarihindeki izdüşümü yaşanır böylece otuz yılı aşkın bir süre.
Mutezile, özgür düşünceyi savunup akideleri aklın ışığında izah ederek temellendirir. Sistematik düşünme yöntemlerini geliştiren bir akım olduğu halde halifenin uyguladığı baskı politikasıyla siyasetin sopasına dönüşür. Gerçekte hicretin ilk yüzyılından itibaren tercümelerle başlayıp fikir ve ifade hürriyetiyle İslam toplumunda düşünce ve bilim alanındaki gelişmeleri hazırlayanlar, Mutezilî alimlerdi. Karşıtları ise selefin inanç esaslarını aynıyla sürdürmeyi savunurlardı. Selef yani sahabe, tabiun ve tebe-i tabiunun olarak isimlendirilen üç nesil. Peygamberi görenler, peygamberi görenleri görenler ve onlara uyanlar şeklinde basitleştirerek açıklayabileceğimiz bu üç neslin peygamberden nakledilen düşünme kalıplarıyla inanç esaslarını açıklama yöntemi, Selefîlik. Mutezili alimlerse nakledilen inanç izahının yerine akledilen inanç izah metodu yerleştirmeyi hedefler.
Yaklaşık iki yüz yıl boyunca İslam dünyasının düşünce ve bilim hayatına yön verir, Mutezile ekolü. Bugün geçmişle övünmeyi sevenlerin İslam medeniyeti adına ileri sürdükleri gelişmelerin her birinin mimarı diyebileceğimiz güçlü bir düşünce ve bilim akımı Mutezile. Başlangıçta İslam Fıkhının (hukuk sistemi) bir dalı olarak görülen itikadi konulara ilişkin yorumların yapıldığı kelam ilminin de kurucuları. Kelam zamanla fıkıhtan farklı ayrı bir ilim dalı haline dönüşür. Fıkıh amelî yani gündelik yaşama ilişkin (pratik) konularla ilgilenir. Kelam ise itikadi (inanç esasları) zihinsel, düşünsel (teorik) konuların çalışma alanı haline gelir ve İslam felsefesi böylece doğar. Mesela Tevhid akidesi, temel tartışma konularından biridir.
Tevhid yani Allah’ın varlığı ve birliği, ezeli ve ebedi oluşu akıl yürütme yoluyla açıklayanlar Mutezile ekolünü oluştururlar kelamın. Selefîler ise aynı inancı selefin naklettiği açıklama yöntemiyle tekrar etmenin yeterli olduğunu söyler. Yoksa tevhid inancında ayrılmış değillerdir. Ancak bu açıklama yöntemi farklılığı kaçınılmaz olarak kader gibi Allah’ın sıfatları gibi konularda fikir ayrılığını getirir. En önemlisi Kuran’ın yaratılmış mı yoksa kadim varlık mı olduğu üzerine yapılan tartışmalardır. Mutezile yaratılmıştır der. Kadîm olan Allah dışında varlık kabul etmenin Tevhid inancını zedeleyeceğini söyler. Selef ise Kuran-ı kadîm ve kelamullah sıfatlarıyla anarak bilgiyi naklettiği için selefîler, Kuran’ı da kadîm varlık kabul eder. Bu hayli karmaşık kelam tartışmalarının detaylarına ulaşmak isteyenler için İslam Ansiklopedisinin, her biri alanın uzmanı alimlerce yazılmış Mihne, Mutezile, Selef, Selefî maddeleri derli toplu bir bilgi kaynağı olabilir.
Tartışmaların çıkışı fetihlerle ilişkili. Fetihlerle genişleyen İslam topraklarında ilk yüzyıldan itibaren farklı inanç mensuplarıyla Müslümanlar bir arada yaşamaya başlamışlardı. İslam akidesinin yani inanç esaslarının, diğer köklü inançlar karşısında akılcı izahına duyulan ihtiyaçla baş göstermişti Mutezile ekolü. Sistematik tartışma metotlarının geliştiği Hristiyan, Zerdüşt, Budist ve diğer inanç sahiplerinin, din adamlarının sorgulamaları, eleştirileri karşısında Müslüman din adamlarının fikir üretme ve sistematik düşünme yöntemleriyle diyalektik geliştirme ihtiyacı vardı. Farklı dinlerin uzmanlarınca yapılan sorgulamalara cevap üretmekte yeterli değildi seleften nakledilen bilgiyle inanç esaslarının izahı. Alimlerin bir kısmı seleften nakledilen rivayetlerle inancın izahını bırakıp, onların izah yönteminden ayrılarak (itizal ederek) nakletme metodu yerine akletme metotları geliştirdikleri için ayrılanlar anlamına da gelen mutezile ismiyle anılmaya başlamışlardı.
İşte bu çabayla Yunanca tercümeler, tercümelere yapılan şerhler ve özgün eserlerle muazzam bir külliyat oluştuğunu görürüz sadece iki yüz yılda. Hükümdarlar tarafından da destek ve teşvik edilir, Mutezile ekolü. Emevi halifeleri de Abbasi Halifeleri de tanıdıkları özgür düşünce ortamıyla, fikir ve ifade hürriyetiyle serbest tartışmalara katkı sunarlar. Bilindiği gibi Abbasi Halifesi Harunreşit zamanında en parlak dönemini yaşar, özgür düşünce ve gelişir ilim. Bugüne kadar ışık tutabilen güçlü İslam Medeniyeti gelişir. İfade hürriyetine örnek olmak üzere özellikle ilim yuvası olan Bağdat ve Basra’da yaşanan ilim hayatını hatırlamak yeterli olabilir. Camiler sadece namaz kılınan ibadet mekanları değil aynı zamanda mektep o zamanlar. Alimler camilerde oluşan halkalarla bilgi aktarımı ve fikir üretimini sürdürür. Bir alimin halkasında farklı fikirler de dile gelir. Fikir ayrılıkları yeni metotlarla ayrı bir düşünce sistematiği geliştirme evresini gerekli kıldığı zaman o halkadan ayrılan bir alim aynı caminin bir başka köşesine çekilerek kendi halkasında gene serbest tartışma ortamıyla fikirlerini geliştirmeye devam eder. Bugünün Türkiye’sinde tahayyül bile edilemeyecek ifade hürriyetinden söz ediyoruz.
Ta ki bu yazının başlarında anılan Halife Me’mun dönemine kadar. H. 198’de başlar mihne. Hilafetinin ilk yıllarında Memun da serbest tartışmalara itiraz etmez. Ancak naklin yerine aklı koyan Mutezile ekolünü itikadi mezhep olarak benimsediğini ilan ettikten bir süre sonra Selefî görüşlerin derslerini yasaklar. Giderek halkı ve alimleri Mutezile mezhebini kabul etmeye zorlar. Özgür düşünceyi, düşünce özgürlüğünü yok ederek dayatma politikası engizisyonu andıran baskı ortamına dönüşür.
Sonrası karanlık. Karanlık Mihne yılları sona erdiğinde bu defa Mutezile ilim meclislerinden dışlanır, saraydan kovulur. Selefin hakimiyeti başlar. İslam Medeniyetinde geri gidişin ilk büyük adımı, mihneyle ve mihne sonrası Mutezilenin dışlanışıyla atılmış olur. Nakil güçlenir, akletme yöntemleri karşısında. Mutezile alimleri halifelik topraklarından uzaklaşır. Mavearaünnehir bölgesinde bir süre daha varlık gösterir. Sonraki tarihlerde kurulan Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Beyin himayesiyle Horasan bölgesinde ilim ve fikir üretimini bir müddet daha sürdürüp zamanla duyulmaz, bilinmez hale gelirler. Öyle bir yok oluş ki bugün bile ehli sünnet kesimlerin içinde Mutezile adını küfür, hakaret niyetine kullananlar pek çok.
Horasan malum ülkemizin itikat ve amel yönleriyle dini anlayışımızı, Anadolu ve Rumeli Müslümanlığının, İslam coğrafyasının kalanından farklılaşan yönlerini etkileyen önemli bir mihenk noktası. Anadolu’ya akan büyük Oğuz göçüyle insanlar İslamı, Horasan’da öğrenerek, göçe devam eder. Yanlış anlaşılma olmasın Mutezile mezhep olarak tanınmadı burada. Ancak Mutezileden biraz farklılaşan ama aklı öncelemek yönüyle benzeşen Maturidî mezhebinin doğmasında etken olduğunu düşünebiliriz Horasanda Mutezile alimlerinin bir süre devam eden varlığını.
Başka mezhepler de var elbet ama bu ülkenin Hanefî olan dindarları, kim olduğunu ve ne dediğini dahi bilmeden ezbere “amelde mezhebim Hanefî, itikatta mezhebim Maturidî” kalıbını kullanır. İslam dünyasında “Türk mezhebi” olarak da anılan İmam-ı Azam’ın öğretisi, amelî (ibadet ve gündelik yaşam pratikleri) mezhep kabul edilir. Ancak Horasan’ın Maturid köyünde yaşamış İmam Maturidî’nin görüşleri de inanç esaslarını oluşturduğundan itikadi mezhep olarak anılır. Nakli tümüyle ret etmeyip ama tevhid inancı başta olmak üzere iman esaslarını açıklarken akletme yöntemlerini nakledilen bilginin önüne geçirir. Başka bir deşişle sıralamada akıl, nakilden önce gelir. Belki biraz ileri yorum olabilir ama İslam coğrafyasının geneline kıyasla ülkemizde yeni selefi akımların çok fazla rağbet görmeyişinin altında yatan etken de inanç esaslarımızı şekillendiren Horasan geleneği. Bilgisizce de olsa kültürel genlere işlemiş olmalı akideyi akılla izah yöntemi.
Kısa ve genellemeci bir tarihi bilgiyle ama köşe yazısı olarak çok uzun bir girişle “İslam’ı güncelleme” direktifine niçin itiraz ettiğimi anlatmak istedim. Sadece dini meselelerde de değil her alanda özgür düşüncenin toplumlara katkısını tek bir örnekle hatırlatmak ve özgür düşüncenin kısıtlanışının koskoca bir medeniyet tahayyülünü ne denli kısırlaştırdığını hatırlatmak bir de. Kadınlara yönelik dini baskılara itiraz şeklinde başlayan dini güncelleme direktifi yerine din alanında düşünce özgürlüğünü mümkün kılmak için nasıl hareket edilmesi gerektiğine ilişkin düşüncelerimi de sonraki yazıya bırakıyorum. Yukarıda geçen ve önemsediğim bir cümlemi tekrar ederek bitireyim bugünlük.
Özgür düşünceyi, düşünce özgürlüğünü yok ederek dayatma politikası engizisyonu andıran baskı ortamına dönüşür.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025