Celal BAŞLANGIÇ
Durun hemen yerinizden zıplamayın.
Twitter'a sarılıp küfretmeye, "vatan haini", "terörist" ilan etmeye, oraya buraya ihbara kalkmayın.
Çünkü başlıktaki bu söz bana ait değil. Onun için zaten "tırnak" içinde.
Bu sözü söyleyen bu ülkenin çok deneyimli bir politikacısı. Hem de muhafazakar kanattan.
O'na geleceğiz...
Önce, 80 gün kesintisiz süren sokağa çıkma yasağı boyunca tanklarla, toplarla taş taş üstünde bırakılmayan, yüzlerce, belki 200'e yakın, belki de daha fazla insanın evlerin bodrumlarında yakıldığı, öldürüldüğü Cizre'ye bakalım.
Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı.
Fincancı, İsrail'den Yeni Zelanda'ya, Filipinler'den Mısır'a, Bosna'dan Bahreyn'e kadar dünyanın dört bir yanında işkencenin, insan hakları ihlallerinin izini sürmüş Adli Tıp uzmanı.
80 gün sonunda sokağa çıkma yasağının kısmen kaldırıldığı Cizre'ye ilk giren insan hakları heyetinde.
İzlenimleri korkunç. Cizre'deki tanıklığını anlatırken daha önce işlenen savaş suçlarını ve katliamları incelediği Bosna'yı anımsıyor:
“Cizre’de karşılaştığımız tablo, Bosna’nın çok ötesinde. Bosna’da ya da dünyanın herhangi bir yerinde savaşan insanlar oldu, ancak bu bodrumlarda katledilen insanların hepsi sivil. Bodrumlarda çocuklara ait kemik parçaları bulduk.”
"Belediyeden çıktık, Cudi mahallesinde yıkımın ortasında yürüyoruz. Kapılar delik deşik, evsiz kapılar. Evler yerle bir. Havada yanık et kokusu, evet yanlış okumadınız, Cizre yanık et kokuyor. İnsan eti" diye anlatmaya başlamış Fincancı, dünkü Evrensel Gazetesi'ndeki köşesinde:
"İlk bodruma varıyoruz. Halk meclisi eş başkanlarının katledildiği o bodruma. Binanın cephesi çığlık atar gibi, delik deşik, irili ufaklı. Üst katın pervazında tank mermisi benzeri bir metal cisim parçası. Bodruma inen yıkıntının arasından geçiyoruz, içerisi karanlık. Göreceklerimiz daha da karanlık olacak. Cılız ışıklı fenerlerle aydınlatmaya çalışıyoruz etrafı. O yaralarına bastıklarını söyledikleri yünler var girişin biraz berisinde. Lekeler üzerinde, pas rengi… Kan mı? Anlatılanları düşününce, öyle olmalı. Biraz sola doğru gidince yere sanki odun kömürü serilmiş gibi, ama değil. Kemik onlar, yanmış kemik parçaları. Gözüm hemen ortalarındaki altçene kemiğine takılıyor. Çocuk kemiği gibi duruyor. Yaklaşıyorum, etraftakiler fenerleri tutuyor daha iyi görebilmem için. Evet, orada yanmış bir gözlük çerçevesi var, hemen yanı başında. Altçene kemiğinin neredeyse iki katı eninde. İlk bakışta 8-10 yaşlarında olsa gerek diye düşünüyorum kemik için, öyle küçücük, narin. Yakından bakınca yanmış haliyle biraz olsun kaybı hesaba katıp hadi 10-12 bilemedin 14’e kadar çıkıyorum."
Yazısında ince bir ayrıntıya değiniyor Fincancı. Yerde kısmen yanmış kafatası kemiklerini, sayısız kemik parçalarını görüyor. Ancak Fincancı'nın yanık kemiklerin yanıbaşında duran yünler dikkatini çekiyor. Çünkü sapasağlamlar, hiç yanmamışlar.
Fincancı'nın bu gözlemi, bodrumda yaşamını yitiren insanların bir yangında ölmediğini, diri diri ya da öldürüldükten sonra yakıldığını gösteriyor. Sürdürüyor gözlemlerini aktarmayı Fincancı:
"Kötülük sızıyor her çatlağından, yarığından o bodrumun, bodrumların, yakılıp yıkılmış, topa tutulmuş evlerin. Mehmet Tunç’un telefonda anlattıkları, yardım isteyen sesi yankılanıyor kulaklarımda. Auschwitz hala yanık kokar, Cizre de öyle kokacak demek yıllar boyunca."
En az Cizre kadar yakılıp yıkılan, taş taş üstünde bırakılmayan bir başka kent de Diyarbakır'ın göbeğindeki Sur ilçesi.
Sur'daki bodrumlara sıkışmış insanlar top, tank atışı altında. Feryatları cep telefonlarından geliyor aynen Cizre'de üç bodrumda katledilen yüzlerce insan gibi.
Bir yandan HDP'li vekiller, içerdekilerin yakınları; Sur'da kalan çocukların, hamile kadınların, yaralıların, onlarca sivilin Cizre'deki gibi katledilmemeleri için "yaşam koridoru" çağrısı yapıyor.
Diğer yandan 60 güne yakındır çocuklarının cenazelerini almak için Diyarbakır'da bekleyen aileler, Cizre'deki gibi çocuklarının cansız bedenleri molozlarla beraber Dicle Nehri'ne dökülmesin diye İHD öncülüğünde savcılığa suç duyurusunda bulunuyor.
Sur'daki sokağa çıkma yasağı üç ayı geçti. 100. güne doğru gidiyor.
Sur'da ilk sokağa çıkma yasağı 6 Eylül 2015'te ilan edilmişti. Beşinci kez ilan edilen sokağa çıkma yasağı da 2015'in 2 Aralık'ında uygulanmaya başlanmış ve bir sonraki yıla kısa aralarla, alanı genişletilerek, daraltılarak devretmiş, 2016'nın 7 Mart'ında 97 günü doldurmuştu.
30 Aralık 2015'te Barış İsteyenler Grubu olarak gittiğimiz Diyarbakır'da içimizden bir heyet Vali Hüseyin Aksoy'la da görüşmüştü. 2016'ya iki gün kala Sur'daki operasyon sonucu kentin yüzde 75'ini "temizlediklerini", geriye yüzde 25'lik bir bölüm kaldığını söylüyordu Diyarbakır Valisi.
Yani 2 Aralık 2015'te ilan edilen sokağa çıkma yasağıyla birlikte 28 gün için Sur'un yüzde 75'ine hakim olmuşlardı. Bu hesaba göre sekiz 10 gün içinde operasyonu bitirmeleri gerekiyordu.
23 Şubat 2016'da İçişleri Bakanı Efgan Ala "Sur'da sona gelmek üzereyiz" diyordu. Bu konuşma üzerinden iki hafta geçti, hala Sur'da bir türlü "sona" gelinememişti.
Bundan tam bir hafta sonra, 1 Mart'ta Diyarbakır Valisi Aksoy elde ettikleri sonuç oranını "yüzde 98" olarak açıklıyordu. Ancak aradan geçen yedi güne karşın "yüzde 2"lik mesele çözülememişti.
97 gündür Sur'da mermi sesleri, top patlamaları, tank atışları hiç dinmemişti. Sur, yedi bin yıldır kesintisiz yaşamın sürdüğü sayılı dünya kültür miraslarından biriydi ve görünen oydu ki, taş taş üzerinde kalmamıştı. Camileri, kiliseleri, tarihi dokusu, iklim nedeniyle insanların gölgede yürümelerini sağlamak amacıyla yapılan daracık sokakları... Hepsi yerle bir edilmişti.
Belli ki, tarihin bu dilimine gelecekte "Barbar bir kavim geldi ve yedi bin yıllık kesintisiz yaşamı büyük bir kesintiye uğrattı" diye yazılacaktı.
Sur'da başlatılan son operasyonun 35. gününden itibaren sormaya başlamıştım:
Fatih Sultan Mehmet 6 Nisan 1453'te geldi İstanbul surlarının önüne, 29 Mayıs'ta kente girdi. Yani Kostantinopolis kuşatması bile toplam 53 gün sürmüş. Sen nasıl "Neo-Osmanlı"sın ki binlerce polis ve jandarma özel harekat timleriyle, SAS komandolarıyla, bordo berelilerle ve korcularla; tankıyla, topuyla, helikopteriyle, İHA'sıyla yaklaşık 100 gündür Sur'a giremiyordun?
İşte bu noktada gelelim başlıkta yer alan "Artık bunlar terörist değil, milis güçleri" sözüne...
Bu tesbit merkez sağ siyasetin önemli ve deneyimli isimlerinden, yılların muhafazakarı Hüsamettin Cindoruk'a ait.
Tarih, 2 Mart 2016. Yani geçen hafta. Halk TV'de Ayşenur Arslan'ın Medya Mahallesi programındaki konuğu Hüsamettin Cindoruk'tu.
Düşüne düşüne, sözcükleri seçe seçe, hatta söyleyeceklerine "hem siyasi, hem de insani hayatının sonuna gelmiş birisi" olmasını mazeret göstererek konuşmasına başlıyor Cindoruk:
"İskelet olarak bir şey söylemek istiyorum. Türkiye bir anayasa yapacak yerde değil. Neden değil söyleyeyim. Türkiye'de bağımsız bir devlet kurmak isteyen bir siyasi hareket var. Bir tarafta o var, çok önemli bir hareket. Tabi söylemekte zorlanabiliyoruz hepimiz ama benim gibi siyasi hayatının sonuna, hatta insani beşeri hayatının sonuna gelmiş birisinin söylemesi gereken bir şey var. Ortada bir bayrak, bir coğrafya, bir halk talebi olan bağımsızlık hareketi var. Bunu terör diye örtemezsiniz. Çok ciddi ve ucu da yurtdışında olan..."
Tam sözününün bu noktasında "Siz baya böyle bir tanım getiriyorsunuz" diye araya giriyor Arslan. Cindoruk tesbitlerini sürdürüyor:
"Getiriyorum. Artık bunlar terörist değil, milis güçleri… Kobani'de de, PYD'de de her yerde ortaya çıkmış olan Barzani'de de devlet temelli bir ırk hareketi var. O ırk hareketinin Türkiye'den, coğrafyasından bir talebi var, çok önemli bir talep. Son zamanlarda ordumuzun büyük gayretleriyle giriştiği hareketten çıkan harabe var. Bir halkla, halk hareketiyle kendilerine göre, bir silahlı kuvvetlerin mücadelesi var. Ve çok önemli bir hadise, Türk tarihi için de, dünyada da. Öyle bir hareket var, yani bir kalkışma var."
Daha 1990'lardaki köy boşaltmaların yaralarını sararamamış bir ülkede Cizre gibi Sur gibi bölgenin hem büyük hem de önemli kentlerini bombalayarak, yakarak yıkarak sonuç alacaklarını sananlara; "hendekleri dolduralım, barikatları yıkalım" diye tankla, topla çözülmeyecek bir sorunun üzerine yalın kılıç koşanlara ne diyor Cindoruk:
"Bunu terör diye örtemezsiniz... Artık bunlar terörist değil, milis güçleri..."
Şimdi bir de bazı HDP'li milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırmak gündemde. Tıpkı 1994'te olduğu gibi... O zamandan bu zamana değişen ne oldu? Kısa yoldan yanıtlayalım; dün köyleri boşaltıyordun, bugün kentleri boşaltma aşamasına geldin.
Durum tam da Albert Einstein'lık:
"Aptallığın en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır."
CELAL BAŞLANGIÇ | HABERDAR
Yazarlar
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları

































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021