Cemil ERTEM
Sizi bilmem ama birçok ‘şey’ bu hafta, benim için, ‘şey’ olmaktan çıkarak görünür, hatta dokunulacak kadar yakın maddi gerçekliğe dönüştü.
Uzun zamandır beklediğim ve somut olarak yazmadığım bir tespit vardı ve bu tespitin artık gercekleşme yoluna da girdiğini gördüm...
Şimdi bunu yazmak istiyorum, çünkü bu hafta olanlardan sonra, tam zamanı...
Şu söz gibi: Dün erkendi, yarın çok geç, işte bugün tam zamanı...
Büyük hakk arayışının toprakları...
Bu toprakların bütün halkları ve onların kadim uygarlıkları -yani ta Makedonya’dan Kuzey Afrika’yı içine alarak Anadolu’dan geçen ve Çin sınırlarına varan büyük coğrafya- böylesine büyük bir değişim fırsatını belki ilk defa eline geçiriyor ve bunun için siyasi bir inisiyatif geliştiriyor.
Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu, K. Afrika ve Kafkaslar coğrafyası ve tabii koca Dicle’nin, Fırat’ın arasında hayat bulan, bunun için de adına ırmaklar arasındaki ülke anlamında Yunanca Mezopotamya denen, insanlığın uygarlığının doğduğu bütün medeniyetlerin anası olan topraklar... Bu topraklara Arap Yarımadası’nı da kattığınızda son semavi din olan İslam’ın da ortaya çıktığı, insanlığın o büyük hakk arayışı önünüze gelir. Yani, insanlık için, her şey buralarda başlamış ve buralarda devam etmiştir. İşte şimdi de yine buralarda değişecek ve insanlık bence, yine bu topraklarda yeni bir düzeni, 21. yüzyılın ilk şafağında örmeye başlayacak...
İşte, bu cümleden olmak üzere, bugün bu büyük insanlık coğrafyasında karşımıza, 19. ve 20. yüzyılın ulus-devlet paradigmasını aşmaya çalışan üç önemli birlik arayışı ortaya çıkıyor. Bu üç birlikten daha önce doğmuş ve bugün, çok derin ekonomik krizle birlikte yeni bir birliğe gitme ihtiyacı olan Avrupa Birliği’nden başlayalım ve sonra Rusya’nın Avrasya Birliği arayışına ve nihayet Türkiye merkezli yeni birliğin dinamiklerine gelelim...
Eski bir ‘Birlik’ bitiyor...
Bugün AB ekonomisi, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi’nin, bu hafta yaptığı basın toplantısında itiraf ettiği gibi, ayağa hiç kalkamayacak kadar güçsüz.
Peki, AB ekonomisi gerçekten Yunanistan, İspanya, Portekiz gibi güney ülkelerinin verimsizliği ve buna bağlı aşırı kamu borçlanmasına bağlı olarak mı güçsüz; bizce bu, AB ekonomisinin yalnız görünen yüzü. AB ekonomisinin bize göre gerçek sorunu, Almanya gibi merkez ülkelerde, geleneksel sektörlerdeki yüksek verimliliğe rağmen, bu sektörlerin çok ciddi bir pazar sorunu ile karşı karşıya kalmaları. Öte yandan yüksek teknoloji içeren sektörlerde ise yine rekabet baskısı ile birlikte, düşük kâr oranları AB ekonomisinin temel sorunudur. Almanya ve Fransa gibi merkez Avrupa ülkeleri başta enerji olmak üzere, yükselen maliyetler nedeniyle geleneksel sektörlerde Asya ülkeleri ile rekabet zorluğu çekiyorlar. Buna Euro’nun da değerli olmasını eklerseniz Almanya ve Fransa’nın üzerindeki resesyon baskısının devam edeceğini söyleyebiliriz.
Peki bu sorunun çözümü nedir? Kapitalist sistem için bu sorunun iki temel çözümü (yolu) vardır. Birincisi, özellikle Almanya’nın daha önce yaptığı gibi, saldırgan Keynesci militarist bir ekonomi geliştirmesi ve buna bağlı olarak geleneksel sektörlerde kâr oranlarını hızla yukarı çekmesidir. Ama bunun için de Almanya, AB genişlemesinden vazgeçecek ve AB’yi kendisinin ve Fransa’nın merkezinde konsolide edecek. Daha sonra yine Balkanlar’dan başlayarak yeni bir savaş ve karışıklık stratejisi izleyecek (Yeni Balkanlaştırma). Ve Polonya’dan devamla doğu Avrupa’yı yeniden periferisi ilan edecek.
Bu strateji için, şimdiye değin, Almanya’nın en büyük ortağı Rusya idi. Özellikle Gazprom marifetiyle Almanya ve Rusya, Doğu Avrupa ülkelerini enerjide yüksek maliyetlerle adeta felç ediyorlar ve sanayileşmelerinin hızını kesiyorlardı. Biliyorsunuz, 2. Dünya Savaşı öncesi de Almanya’nın iki önemli sorunu vardı: Enerji ve pazar.
Bu iki sorununu Nazizm’e başvurarak çözmek istedi. 3. Reich budur. Ancak şimdiki yeni stratejisi 4. Reich ise ‘utangaç’ Nazizm’dir. Şimdi Almanya, bu birinci yolu, yani utangaç Nazizm’i uygulamak için AB Parlamentosu’nun başına Juncker’i getirdi. Juncker’le birlikte, merkez Avrupa ve İngiltere ittifakı da bitti ve burada 2. Dünya Savaşı öncesine yaklaşan bir politik bölünmeye geldik. Finansal ve ekonomik başkentin Frankfurt (Almanya), siyasi başkentin de Strasbourg (Fransa) olduğu bir ‘birlik’ iki hegemon ulus devletin birliğidir ama Avrupa Birliği değildir. AB, bu haliyle, Doğu ve Güney’ini dışlayarak bitmiştir.
İşte ikinci çıkış yolunun ihtiyacı da burada ortaya çıkıyor ki, bu aynı zamanda ulus-devlet sınırlarını aşan yeni bir birliktir.
Yeni bir Birlik doğuyor
Yeni Avrupa, şimdikinin tam aksine, bu Doğu ve Güney’le birlikte Türkiye üzerinden kendi doğusuna doğru genişleyecek Avrupa’dır. Çünkü enerji ve pazar bütünleşmesi ve buna bağlı olarak beşeri sermaye mobilizasyonu ve krizden çıkış ancak böyle olur; başka çıkış yoktur. Bu da Türkiye merkezli yeni birliktir şüphesiz...
Uzak Doğu pazarları ile AB pazarının birbirine bağlanması ve entegrasyonu, Türkiye’nin geliştirdiği ve hızlı tren ağları ile örülecek olan Yeni İpek Yolu ile olabilecektir. O zaman şunu söyleyebiliriz; Hazar Denizi ve Irak hatta İran ve Doğu Akdeniz enerji kaynaklarını, Hazar kaynaklarından başlayarak, Avrupa’ya taşıyacak olan Güney Gaz Koridoru ile Yeni İpek Yolu kardeştir ve bu enerji ve ticari geçiş yolları, aynı zamanda, büyük Asya-Avrupa entegrasyonunu sağlayacağı gibi, Rusya’nın geliştirdiği Avrasya Birliği’ne de tek alternatiftir.
O zaman karşımızda şu an ulus-devletler paradigmasını aşan üç önemli entegrasyon ve birlik çıkıyor. Yukarıda anlattığımız gibi, AB burada oluşmuş ancak çok ciddi ekonomik ve siyasi sıkıntıları olan bir birliktir ve AB, politik birlik olma şansını bu haliyle bitirmiştir.
Rusya’nın büyük hayali...
Rusya’nın Avrasya Birliği, burada ikinci birlik arayışıdır ve bu henüz doğum halindedir. Rusya, şu an hem Çarlık Rusyası’ndan hem de Sovyetler’den daha güçlü ve kapsayıcı yeni bir birliği örmeye çalışıyor. Bu birlik, Kazakistan ve devamla eski Sovyet Cumhuriyetleri’ni kapsayarak Belarus üzerinden, Polonya’dan başlayarak kendi kuzeyine (Litvanya, Letonya, Estonya ve nihayet Finlandiya) çıkarak kuzey enerji yollarını da kesecektir. Sonra yine Polonya üzerinden, Doğu Avrupa ve Ukrayna coğrafyaları ile Karadeniz ve Anadolu’yu kuşatacaktır. Bunun için tam şu sıra Ruslar, Türkiye, Güney Akım’a kendi toprakları üzerinden izin vermeli algısı geliştiriyorlar. Bu birlik, Türkiye’nin, hem Güney Gaz ‘enerji’ Koridoru’na hem de Yeni İpek Yolu’na alternatif bütün pazar ve enerji geçişlerini kapsıyor. Türkiye ve Azerbaycan’ın TANAP’la başlayarak TAP’la devam eden Güney Enerji Koridoru’na alternatif Güney Akım’dır.
Öte yandan Doğu Çin Denizi’nin sonlandığı Çin topraklarındaki limanlardan başlayarak, Tacikistan, Türkmenistan ve Azerbaycan-Hazar üzerinden İran’la orta koridoru oluşturan ve Anadolu ve Akdeniz üzerinden deniz ve demir yollarıyla Avrupa’ya ulaşacak Yeni İpek Yolu’nun tüm geçişlerine alternatif Rusya’nın Trans-Sibirya geçişidir.
En avantajlı ve gerçekci olan Türkiye Birliği
Ancak Türkiye Birliği ve geçişi, çok daha avantajlıdır çünkü bu geçiş, Türkiye üzerinden deniz yoluyla Boğaz geçişlerini kullanarak demir yolu olarak da, Bakü-Tiflis-Kars demir yolu üzerinden, Marmaray hızlı tren geçişi ile Avrupa’ya varacaktır. Bu Birlik, ilk aşamada bir gümrük birliği ve giderek parasal birlik olarak ortaya çıkabilir ancak bu birlik, Türkiye’nin yakın gelecekte kuracağı Enerji Borsası ile de fiyat ve arz yönlü yeni bir enerji entegrasyonunun da merkezi olacaktır.
Türkiye, artık yalnız Türkiye değildir; çok daha fazlasıdır. Hatta Osmanlı’nın, en geniş zamanlarından bile daha etkin ve geniş coğrafyanın yeni ve güçlü bir yapıcısı olarak doğmak üzeredir. Ama bunun için, dün erkendi, yarın ise çok geç, şimdi tam zamanı, farkına varalım...
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Neden yeni bir kalkınma hikâyesi gerekli... (2)
25.10.2018 - Neden yeni bir kalkınma hikâyesi gerekli... Paylaş Twitle
24.10.2018 - SORUNLAR, TESPİTLER VE ÇÖZÜMLER...
18.10.2018 - Ekonomi politikasında ‘popülizm’ nedir, ne değildir?
17.10.2018 - Enflasyonla mücadele: Dün ve bugün...
- Dışarısı ve içerisi: Rakamlar-çözümler...
- BM Genel Kurulu: ABD, Türkiye ve diğerleri...
25.09.2018 - Yeni Ekonomi Programı üzerine
21.09.2018 - Cinayeti çözmek: Bakış açınızı değiştirin!
18.09.2018 - Büyüme ve dönüşüm meselesi üzerine...
11.09.2018
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































ismail bala
beynine,yüreğine sağlık
Zafer
Hiçbir şey unutulmadı hiç kimse unutulmasın
Ad Soyad Giriniz...
Sevgili Necip, Öyküde geçen Çınarlı Köyün Muhtarı Fevzi Kavuktur. Selamlar. H.Ö.
Necip
arkadaşlar, öyküde geçen muhtar Çınarlı Köyün Muhtarı mı ?
Haldun Karaca
Değerli Virane Hasan; bu satırların sahibi 12 Eylül işkence tezgahlarından geçen,öykünde anlattıklarını memleketin başka bir köşesinde yaşamış birisidir. En güzel yıllarını faşist generallerin hapishanelerinde geçirmiş birisidir. Bugün bakıyorumda KCK operasyonları nedeniyle memleketin 12 Eylül günlerine döndüğünü yazanlar çizenler var. Bugünkü siyasi iktidarı eleştirirken İnsanda azcık vicdan olur... Bugün olanlarla 12 Eylül arasında paralellik kurmak isteyenlarin oyununa asla gelmemeli...