Cemil ERTEM
Türkiye bu haftadan itibaren genel seçim sürecine girdi; bu süreç, hiç şüphesiz 10 Ağustos’da Cumhurbaşkanlığı seçimi ile başlayan büyük değişimin devamı olarak anlaşılmalıdır. Türkiye’de değişimin kurumlaşması ve yeni ekonomik siyasi hatta sosyolojik temellere oturması yalnız Türkiye için yeni bir dönem anlamına gelmiyor; bu, değişimin bölgede kendini göstermesi ve yaygınlaşması anlamına da geliyor. Buradaki bölge tanımımız Doğu Avrupa’dan başlayan ve Ortadoğu, Kafkasya büyük hinderland’ını içine alan coğrafyadır.
Organik liderlik…
Ben bu tespitin doğruluğunu, en çok Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı yurtdışı gezilerde test ediyorum. Geçen hafta yapılan ve Slovenya, Slovakya, Romanya’yı kapsayan Doğu Avrupa gezisi ile bu hafta gerçekleşen İran ziyareti bu açıdan çok önemlidir. Şunu hemen söylemeliyim; çok farklı, kültür, din ve geleneklere sahip Avrupa ile Ortadoğu, Ön Asya ülkeleri Türkiye’nin bölgesel ve giderek küresel inisiyatifinin yalnız önemli olduğunu teslim etmiyorlar; bu inisiyatifi kabul ediyor ve gerekli buluyorlar. Çünkü Erdoğan, o alışılmış, bildik içi boş diplomatik dili kullanmıyor; doğrudan istediğini, amaçladığını söylüyor, taleplerini dile getiriyor. Bu, hiç şüphesiz, yapay ve kaypak olan reel politiği aşan yeni organik bir liderliktir. Buna yalnız Türkiye’nin ihtiyacı yoktur; yeni dünya düzeninde bu, halkların istediği ve aradığı bir şeydir.
İki bin yıllık oyun…
Çünkü artık demokrasiyi yalnız büyük mülk sahiplerinin serbestisi olarak devam ettiremeyiz. Demokrasi, MÖ 8. yüzyılda Yunanistan’da mülk sahiplerinin eşitliğini esas alan, köleleri dışarıda tutan siyasi rejim olarak doğdu ve köle sahiplerinin, toprak sahiplerinin, üretim araçları ve finans sisteminin (para-sermayenin) sahiplerinin serbestisi olarak devam etti. Demokrasi, mülk sahiplerinin eşitliği olarak ortaya çıktığında köleler insan değildi, sonra toprağı olmayanlar pek insandan sayılmadı; sanayi devriminden beri de, para-sermayeyi denetleyemeyen, para sermayenin karmaşık yolculuğunu yalnız kenardan izleyen halklar, ülkeler o bildiğimiz “demokrasi” agorasının içinde yer alamıyor. Ama sanıyorum 21. yüzyıl, iki binyılı aşan bu “demokrasi” oyununa son verecek ve herkesin katılacağı yeni bir demokrasiyi ortaya çıkartacak dinamikleri barındırıyor. Şöyle bir genelleme de yapabiliriz; ilk çağda gücün ve iktidarın sermayesi köle idi. Sonra toprak ve toprağın altındaki madenlere sahip olanlar gücü elinde tuttu, daha sonra buna para-sermayenin denetimi eklendi. Ancak şimdi insanlık öyle bir aşamaya geldi ki ekonomik güç, ne sahip olunan sonsuz topraklarda ne para-sermaye kalpazanlığında…
Yeni ekonomik güç
Ekonomik güç bilgiye sahip olanın, bilgiyi üretinin eline geçiyor. Şimdi tam burada bilgi de zaten şimdiye değin “yukarıda” olanların elinde, ABD’nin, Avrupa’nın elindeki patent sayısı ile gelişmekte olan ülkelerin patent sayısına, üniversitelerde üretilen bilimsel çalışmalara, küresel para-sermayeyi elinde bulunduranların Ar-Ge harcama oranlarına bakın, bunları karşılaştırın” demeyin; bu tür itirazların ve teslimiyetin artık hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Çünkü bu bilgi sanayi devrimi bilgisidir ve artık pek önemi yoktur. Mesela elinde tam 1100 patent olan dünyaca ünlü bir fotoğraf firması birkaç yıl önce battı ve aslında milyarlarca dolar olması gereken patentleri pek işe yaramadı. Sanıyorum bu firmanın bini aşkın patenti orta büyüklükte bir firmanın yıllık cirosu kadar bir fiyata haraç-mezat satıldı. Peki bu firma bu kadar büyük bir bilgi birikimini neden ticarileştiremedi; çünkü kıskançlıkla-tekel olarak- kasasında tuttuğu bilgi, başka biçimiyle, bir sürü Asya firmasında ortaya çıkmaya, kullanılmaya başlamıştı. Savunma sanayiinde de benzer bir durum vardır; Batı’nın ilk çağlardan beri, zenginliği paylaşmak için ortaya çıkardığı savaşlarla geliştirdiği teknoloji artık herkesin elinde. Bugün insansız hava araçlarından, nükleer silah teknojisine kadar olan bütün savunma sanayi teknolojisi istisnasız her ülkenin geliştirebileceği yaygınlığa ulaştı.
İran ziyareti…
İşte, tam buradayız ve burada olduğumuz için de, bütün bu gerçekliği anlatan, bu ekonomiyi ve bunun sosyolojisini çözmüş yeni bir özgüven siyasetine dünyanın ihtiyacı var. Sanıyorum Erdoğan bunu yapıyor ve bunu yaptığı oranda da yalnız Türkiye’de değil, artık dünyanın her yerinde saygı ve kabul görüyor.
Bu hafta gerçekleşen İran ziyareti bunun somut bir örneğidir. Bu ziyaretin Yemen meselesinden sonra gerçekleşmeyeceğini ya da çok gergin ve sonuçsuz olacağını iddia edenler çoğunluktaydı. Ama böyle olmadı; tam aksine, çok olumlu ve bize bölgenin geleceğini anlatan mesaj ve sonuçlar elde edildi bu ziyaretten. Bunun temel nedeni de bizim yukarıda anlattığımız genel durumdur. Tabii bu temele, bölgenin ve iki ülkenin ihtiyaçları ve arayışları da eklenince tablo tamamlanmış oluyor.
Tabii ele alınması gereken bir çok örnek ve konu var ama ben burada hem Ruhani hem de Erdoğan’ın vurguladığı “iki ülkenin kendi paralarıyla ticaret yapması” kararı üzerinde durmak istiyorum. İlk önce bu karar, bütün ekonomi ile ilgili kararlar gibi hemen yarın uygulanmaya başlayacak bir irade olarak ele alınmamalıdır. Bu, bize yarını da anlatan oldukça vizyoner bir başlangıç adımıdır.
Bakın bu enerji için de böyledir. İran’ın Türkiye’nin ilk önce Azerbeycan’la geliştirdiği Güney Gaz Koridoru’na dahil olma ihtimali, çok değil bundan iki yıl önce, boş bir fantezi sayılabilirdi ama bu çok önemli adım, artık gerçekleşmeyi bekleyen çok önemli bir entegrasyon olarak gündemdedir.
İşte, bunu anlamak için tam burada bizim yukarıda anlattığımız genel persfektife ihtiyacımız var sanıyorum. Siz eğer 2. Dünya Savaşı sonrası ABD önderliğinde kurulan Bretton-Woods para sisteminin insanlık durdukça duracağına inanıyorsanız zaten İran ve Türkiye gibi ülkelerin kendi paralarıyla ticaret fikrini anlayamazsınız bile.
Bretton-Woods’u aşmak…
Mesela şöyle anlatalım: Nobelli iktisatçı Robert Mundell, 2001’de IMF’de verdiği seminerde küresel para sisteminin nereye gittiğini soruyor ve avronun doğduğu o yıllarda IMF denetiminde yeni bir para birimi öneriyordu. Bu para birimi, üç temel gelişmiş bölgeyi temsil eden para birimlerine tam konvertibl olacaktı. Mundell, üç temel bölgeyi ABD, Japonya ve AB’yi merkez alarak tanımlıyordu. Böylece ilk aşamada dolara, yene ve euroya tam konvertibl IMF denetiminde yeni bir rezerv para doğacaktı. Böylece Mundell, yeni para biriminin, ne kadar güçlü olarsa olsun, bir ulus-devlete dayanmayacağını, uluslararası olacağını ve gücünün de ‘siyasi’ değil ekonomik olacağını anlatıyordu.
Mundell’in bu tasarımının temel vurguları şimdi daha da geçerli. Ancak Bretton-Woods’da Keynes’in vurguladığı, bir ‘Dünya Merkez Bankası’nın oluşturulması süreci, bize göre, bundan sonra Asya merkezli devam edecek.
Ama bunun olabilmesi için G.Kore’nin Asya’da yaptığını mutlaka Türkiye’nin, Avrasya coğrafyasında yapması lazım.
İran ve Türkiye milli paralarla hemen ticarete başlayabir mi; evet kısıtlı da olsa TL üzerinden yapılabilir; cari sistem ve geleneksel yöntemler dışında burada çok çözüm vardır. Ama bunun sürekliliği ve kurumsallaşması için Türkiye ve İran dışında da Rusya gibi güçlü ekonomilerin de dahil olduğu kriling birlikleri gerekir ki bu, yakın gelecekte teorik ve pratik olarak mümkündür. Önümüzdeki aylarda cari dünya para sistemini daha çok tartışacağız, Çin dahil olmak üzere, Asya burada tüm kartlarını açmadı henüz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018