Cemil KOÇAK
Ben de yeni öğrendim; ama kaynak yine bir İngiliz gazetesi olunca insan inanmamazlık edemez tabiî! Kesin bilgi, yayalım bari!

İngiliz The Sunday Times gazetesinin 11 Şubat 1968 tarihli haberi, gerçekten de ‘yakın tarihimizin yeniden yazılması gerektiği’ni bize kanıtlıyor! Son zamanlarda “anı’lara dayanarak ‘tarihin yeniden yazılması gerektiğini iddia edenler’ de çoğaldı doğrusu… Kendilerine de şimdilerde “alafranga tarihçi”ler lâkabını takmışlar! Nereden mi biliyorum; şundan: Kendilerini eleştirenleri “alaturka tarihçi” olmakla suçluyorlar da ondan! Eh, bu durumda onlar da tarihçinin alafrangası oluyorlar herhalde!
İNGİLİZ BÜYÜKELÇİSİNİN YAZDIKLARI
Benim de son dakikada haberim oldu doğrusu… Gazetenin haberi Martin Gilbert tarafından kaleme alınmıştı. Kaynağı ise, yine 1968 yılında yayınlanmış bir kitaba dayanıyordu. Piers Dixon, bir dönem İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliğini de yapmış olan babası Percy Loraine hakkında yazdığı bir kitapta (“Double Diplomat”); büyükelçinin bir telgrafına da yer vermişti. Bu telgrafta; büyükelçi, Atatürk ölmeden kısa bir süre önce onu Dolmabahçe sarayında ziyaret ettiğini ve bu sırada Atatürk’ün kendisine ölümünden sonra Cumhurbaşkanlığını önerdiğini açıklıyordu!
Şimdi isterseniz; bu ‘yakın tarihimizi tamamen değiştirecek ve onun yeniden yazılmasına neden olacak nitelikteki’ ‘belge’yi mercek altına alalım… Büyükelçi; İngiliz Dışişleri Bakanı Halifax’a yazdığı raporda; 1938 yılının Kasım ayında (maalesef günü kesin olarak belirtilmemiş) Atatürk’ü hasta halinde Dolmabahçe’de ziyaret ettiğini açıklıyordu. Telgraf metni; Dixon’un yazdığına bakılırsa; babasının evrakları arasından çıkmıştı. Artık öyküye gelebiliriz o halde…
MEĞER ATATÜRK...
Yazıldığına göre; Loraine, Atatürk’ü Dolmabahçe’de hasta yatağında ziyaret etmişti. Yanında iki doktor ve iki de hemşire bulunmaktaydı. Fakat onun gelişiyle birlikte Atatürk onların dışarı çıkmasını istemişti. Sonra büyükelçiyle yavaş, fakat dikkatli bir şekilde konuşmaya başlamıştı. Kendisini çağırmasının nedenini açıklamış; büyükelçiyi her zaman kendisine lâyık makamlarda görmek arzusundan söz etmişti. Loraine’e göre; Atatürk, zamanında birlikte çalıştığı yakın arkadaşlarının birçoğunu yanından uzaklaştırmış ve kaybetmişti. Artık o sadece kendisinin nasihatlerine ve dostluğuna güveniyordu. Aralarındaki dostluğun pekişmesine önem veriyordu. Büyükelçiyi sanki hükûmetin bir üyesiymiş gibi görüyor; kendisiyle bu çerçevede konuşuyordu.

REDDEDİLMEYİ BEKLEMİYORDU
Elbette Atatürk’ün kendisinden sonra Cumhurbaşkanı olacak kişiyi belirleme yetkisi ve hakkı vardı. Arzusu da… Onun arzusu; Loraine’in kendisinden sonra Türkiye’nin ikinci Cumhurbaşkanı olmasıydı. Bunu açıkça kendisine önermiş ve yanıtını da hemen almak istemişti. Yanıtın olumlu olmasını da bekliyordu. Büyükelçi, yanıt vermeden önce bir miktar düşünmüş ve nefeslenmişti. Sonra bütün gücünü toplayarak; kendisine müteşekkir hissettiğini söyleyebilmişti. Neticede bu öneriyi kabul etmesine imkân yoktu elbette… Kendisi daha uzun süre İngiliz dışişlerine hizmet etmeyi umuyordu. Bu bakımdan Cumhurbaşkanı olmasına imkân görmüyordu. Reddetmek zorundaydı bu öneriyi…
Atatürk, bu yanıt üzerine heyecanlanmıştı. Yeniden dinlenmeye ihtiyaç duymuştu; ardından büyükelçiye önerisini reddetmesinin ardında yatan nedeni çok iyi anladığını belirtmişti. Biraz hayal kırıklığına uğramış olsa bile… Bu yanıtı beklediğini de söylemişti. Ve ardından yeni Cumhurbaşkanı olarak İsmet İnönü’nün adını telâffuz etmişti. Elbette büyükelçinin yerine… Atatürk, Loraine’nin gelecekte Türk-İngiliz ilişkilerinde önemli roller oynayacağını söyleyerek, kendisine veda etmişti. Ardından da hastalığı nedeniyle yine kendinden geçmişti.
KÜÇÜK BİR ARAŞTIRMA
Olabilir mi diye düşündüm gerçekten… Küçük bir araştırma yaptım. Acaba “Atatürk’ün Nöbet Defteri”nde böyle bir görüşme kayda geçmiş mi diye baktım özel olarak… 2 ve 3; ardından da 5-9 Kasım 1938 tarihli kayıtlar boş bırakılmış… Bu durumda kesin olarak bu görüşmeyi yok saymak mümkün değil… Gerçi bu sırada Atatürk çok hastadır; nöbet defterine göre, son görüşmesini ancak 13 Ekim’de yapabilmiştir. Yine de 16-26 Ekim tarihlerinin kayıt altında olmadığı görülüyor. Bu nedenle görüşmeye ilişkin kesin bir saptamada bulunmak mümkün değildir.
Hastalığına geri dönecek olursak; araştırmamıza bu alanda devam edebiliriz artık… Bilâl Şimşir’in “Atatürk’ün Hastalığı” kitabından öğreniyoruz ki; büyükelçi, daha 21 Ekim’de Londra’ya yazdığı raporda; Atatürk’ün hastalığının çok ilerlediğinden ve sonunun geldiğinden söz ediyordu. Hatta o kadar ki, hastalık, onu mantığından yoksun bırakmıştı! Nitekim Atatürk, bu sırada ilk komadan çıkmak üzereydi. Loraine, 26 Ekim’de ise, Atatürk’ün krizi atlattığını İngiltere’ye haber veriyordu. Bu yazışmalarda Atatürk ile bir görüşme söz konusu edilmemişti! Büyükelçi, 29 Ekim’de cumhuriyet bayramının sönüklüğüne de dikkat çekiyordu.
Atatürk’ün ikinci ve son komaya girmesine neden olacak tıbbî operasyonun 7 Kasım’da yapıldığını ve ertesi gün de komaya girdiğini biliyoruz. O halde büyükelçinin Atatürk ile görüşmesinin Kasım ayının ilk haftası içinde yapılması gerekir ki; Atatürk’ün bu kadar ağır hasta olduğu bir sırada böyle bir görüşmenin yapılmasına ihtimal vermek zordur.
ASLINDA ŞAKAYMIŞ!
Bu kadar araştırmaya gerek var mıydı diye soracak olanlara, bir yanıtım olamaz maalesef… Şimdi bir adım daha atalım ve gazete haberinden sonraki gelişmeleri görelim…
Bir de ne görüyoruz; ünlü Alman dergisi Der Spiegel’in 19 Şubat 1968 tarihli sayısında yayınlanan bir açıklama… Bir başka İngiliz diplomatı; The Sunday Times gazetesini aramış ve yayınlanan bu telgrafı kendisinin kaleme aldığını açıklamıştı. Ama ‘şaka’ olsun diye yapmıştı bunu… Evet, yanlış okumadınız; sadece bir ‘şaka’… Anlaşıldığı kadarıyla, Loraine’in diplomatik misyonunu abartılı bir şekilde reklâm amaçlı kullanıyor olmasına karşılık; meslekdaşı; kendisine takılmak için, böylesi bir telgrafı yazmıştı! İki diplomat arasındaki rekabet ve çekişmenin ve nihayet ‘takılma’nın ‘şaka’ yollu ifadesinden ibaretti; bütün olan biten… Zaten telgrafın aslının İngiliz Dışişleri arşivinde bulunmaması da bayağı kuşku uyandırmalıydı!
BATI BASINI VE ANILAR
Elbette böylesi bir haberin yanlışlanması için büyük gayret gösterilmesine ihtiyaç yoktur. “Belge”nin içeriği ve zamanlaması, bunun gerçek olamayacağını zaten biz tarihçilere haykırmaktadır! Lâkin Batı basınında yayınlanan her haberin sadece ‘Batılı’ olduğu için inanılması ve asla sorgulanmaması gerektiğine inananlar da çoktur yani… Çoğunluk değilse de, epey çokturlar. Görüldüğü gibi, Batılı basın da, tongaya kolayca düşmektedir.
Tabiî bir de anılar var. Uyduruk olduğunu her yönüyle haykıran anılara da aynı çerçevede yaklaşmak gerekir. Ne bütün ‘eski kâğıtlar’ ‘belge’dir; ne de ‘anı’ kisvesi altında anlatılan her şey; hatta anlatanlar ‘ecnebi’ bile olsalar, gerçektir. Onların gerçekliği ancak tarih metodolojisinin imkânları içinde test edilebilir.
Herhangi bir ‘anı’nın geçekliğinden kuşku duymak ve onu sorgulamak; o ‘anı’ sahibinin kimliğinden bağımsız bir işlemdir. Anı sahibinin kimliği, kişiliği, hatta varsa politik vasfı; bir tarihçi açısından önemli değildir; değer taşımaz. Taşımamalıdır. Burada önemli olan testin ‘anı’ metninin kendisine, sadece ona yöneltilmesidir.
Bu yazıda ‘İngiliz gazetesinin bile’ tongaya kolayca basabildiğini gösteriyorum. Kaynağın İngiliz gazetesi; ‘İngiliz belgesi’ ya da evrakın sahibinin bir İngiliz diplomat olması; hatta onun oğlu tarafından yayınlanması; dahası kitabının bir İngiliz yayınevi tarafından basılması; öykünün gerçeğini sorgulamamıza engel değildir; daha doğrusu olmamalıdır!
Doğan Avcıoğlu’nun yazdığı “Millî Kurtuluş Tarihi”nde ünlü bir deyim geçer: “Asılacaksan İngiliz sicimiyle asıl” şeklinde… İngiliz malının ne denli kaliteli olduğunu anlatmak için zamanında uydurulmuş bir Doğu ülkesi lâfıdır. Batı basınında yayınlanan her şeye inanmamak da yeni düstur olmalıdır!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016