Cemil KOÇAK
Özellikle seçim dönemi geldiğinde İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki karne uygulaması hep hatırlanır ve hatırlatılır. CHP’nin geçmiş günahlarına bir ek daha yapılır. Ama karneyi de tartıya koymanın sırasıdır.
1939 yılının Eylül ayında Avrupa’da patlak veren ve hızla genişleme eğilimi göstererek kısa sürede dünyanın dört bir yanına yayılan İkinci Dünya Savaşı’nın çok geçmeden Türkiye ekonomisi üzerinde de önemli ve derin etkilerini göstereceğini tahmin etmek ilk dünya savaşının tecrübesiyle de hiç güç değildi. Bu gerçeği ve tecrübeyi değerlendiren Refik Saydam Hükûmeti, savaşın çıkışından çok kısa bir süre sonra, 18 Ocak 1940’da Millî Korunma Kanunu’nu (MKK) meclisten hızla geçirdi. Yasada, hâli hazırdaki özel duruma atıfta bulunuluyor; savaşın etkilerine karşı ekonomik bakımdan da yeni önlemler alınmak istendiği vurgulanıyordu. “Fevkalade hâllerde devletin bünyesini iktisat ve millî müdafaa bakımından takviye maksadıyla” hükûmete olağanüstü görev ve yetkiler verilmekteydi. Saydam Hükûmeti, hiç zaman kaybetmemiş ve 19 Şubat 1940 tarihli hükûmet toplantısında yasayı uygulamaya koymaya karar vermişti.
Buğday ununa kısıtlama
MKK’ya göre; hükûmet halkın ve milli savunmanın kesin ihtiyacı olan gerekli maddelerin tüketim miktarını gerektiğinde saptamaya ve sınırlandırmaya yetkiliydi. Bu madde, daha sonra 1945 yılına dek üç kez değiştirilecek ve kapsamı genişletilecekse de, özünde herhangi bir değişikliğe uğramayacaktır. Tarımsal alandaki üretim yetersizliği nedeniyle hükûmet yasanın bu maddesine dayanarak 18 Şubat 1941 tarihinde tek tip ekmek çıkarılmasına karar verdi. Bu kararda ekmek çeşnisi de saptanmıştı. Örneğin; 22 Şubat 1941 tarihli Ulus gazetesi, Ankara, İstanbul ve İzmir’de tek tip ekmeğe % 15 oranında çavdar karıştırılacağını haber veriyordu. Ancak üretim darlığı, ekmek çeşnisinin sık sık değişmesi sonucunu doğuracaktır.
Şevket Süreyya Aydemir şöyle yazıyor: “Mesela İzmir’de palamutun, küspenin una karıştırılmasını gerektiren tedbirler alınmak zorunda kalınıyordu. İzmir valisi, bir gün bana İzmir’de kasasını açarak: ‘İşte dün fırınlardan çıkan bu! Bir tanesini hatıra olarak saklayacağım!” diyerek, taşla moloz arası kara bir hamur, daha doğrusu çamur parçası göstermişti.” Hatta buğday unundan bazı maddelerin (pasta, çörek vs.) yapımı ve satışı yine bu sıralarda yasaklanmış; bu yasak ancak 1944 yılı sonlarında, o da ancak bazı koşullarla kaldırılmıştı.
Karneyle ekmek satışı
Nihâyet 1942 yılı başında buğday üretimindeki düşüş nedeniyle büyük kentlerde ekmek tüketimini sınırlandırmak amacıyla karne uygulamasına geçildi. “Ekmek ve ekmeklik hububat” tüketiminin sınırlandırılmasına ilişkin kararda, ekmeğin “kart usûlü” ile dağıtılacağı; 7 yaşına kadar olan çocuklara günde 187,5 gram, 7 yaşından yukarı olanlara 375 gram ve ağır işçilere de 750 gram ekmek dağıtılacağı öngörülmüştü. Karara göre, karne dağıtımı yerel belediyelerce yapılacak ve eğer köylerde karne uygulaması olursa herkese günde 300 gram ekmek dağıtılacaktı.
Önce 11 Ocak 1942’de Ankara’da ve bundan iki gün sonra da İstanbul’da ekmek karnelerinin dağıtımına başlandı. Karne karşılığında ekmek dağıtımına ise 17 Ocak’ta başlanacaktır. Üretim düşüklüğü nedeniyle 13 Nisan 1942’de günlük ekmek istihkâkı 7 yaşından büyükler için 175 grama inmiş, Mayıs ayında ise 150 gram olmuştu. İstihkâk miktarı ancak 1 Eylül 1944’ten itibaren; 7 yaşına kadar çocuklarla 7 yaşından büyükler için yeniden 375 gram olacak, bu miktar ağır işçiler için ise 750 grama kadar yükselecektir. 1945 yılı Ocak ayından itibaren de bu rakamlar sırasıyla 450 ve 900 gram olacaktır. Metin Toker şöyle yazıyor: “Şimdi aradan geçen yılların sonunda o günleri hatırlıyorum. Evlerde ekmek kavgaları, kim daha çok yedi, kim daha az yedi tartışmaları hiç eksik olmazdı. ‘Ağır işçi’ karneleri sözümona kollarıyla çalışanların karınlarını biraz daha iyi doyurmak içindi, ama bunlar karaborsada bol bol satılmaktaydı. Hatta francala bile bulmak bedelini ödedikten sonra pekâlâ kâbildi. Halk ile memur iki sınıf hâlinde birbirlerinden ayrılmıştı ve devlet, kendi memurunu kısmen koruyabilmenin gayreti içindeydi. Bunun aslında halkı, memurdan yani devletten daha fazla ayırdığının farkında değildi. Sümerbank’ın memurlara verdiği kumaş ve ayakkabılar, ucuz fiyatlarıyla tamah çekiyorlardı. Şeker için memurlara ve halka değişik bedel ödetiliyordu. Halbuki bunları almak da bir meseleydi ve nüfus cüzdanlarının başındaki beyaz sayfalar çeteleye dönmüştü.”
Sahtecilik ve suistimaller
Ekmek karnesinde tahrifat yapanlara ya da kendisine ait olmayan karne kullananlara üç yıla dek hapis cezası verileceği 7 Şubat 1942 tarihli Ulus gazetesinde açıklanmıştı. Yine Şevket Süreyya Aydemir şöyle yazıyor: “Haydarpaşa istasyonunda tesadüfen hamalın sırtından düşerek parçalanan bir sandıktan dökülen binlerce sahte ‘ağır işçi ekmek karneleri’ni bastıran ve dağıtan dolandırıcı: ‘Bu sahte vesikalar tam taklit sayılmaz. Çünkü şu köşedeki çizgilerden birisi tam aslına benzemiyor’ gerekçesiyle ve hiç tutuklanmadan hemen serbest bırakılıyordu.”
Dağıtımı karne ile yapılan tek mal elbette sadece ekmek değildi. 14 Mayıs 1942’de tarihinde karar altına alındığı şekilde Halk Dağıtma Birlikleri’nin görev ve amaçları arasında hükûmetçe dağıtımı karneye bağlanmış olan maddelerin kartlarının halka dağıtımı da vardı. Dönemin basın koleksiyonları şu tür haberlerle doludur: “Küçükpazar’da Mehmet adında biri 77 tane günlük ekmek kuponunu satarken yakalandı.” (Ulus, 16 Nisan 1942); “Karnesiz ekmek satan kimseler yakalandı.” (Ulus, 30 Mayıs 1942).
MESELE TEK BAŞINA KARNE DEĞİLDİR
Siyasette zaman zaman demagojik tartışmalar görülmesi bir anlamda doğaldır; yine de tarihi tartışmak biraz da güncel siyasetin dışına çıkılmasını gerektirir. Güncel siyasî konjonktürün ortaya çıkardığı bakış açıları tarihsel geçmişin değerlendirilmesinde çok kez terazinin dengesinin bozulmasına da yol açabilir. Bu bakımdan daha soğukkanlı ve mesafeli bakışlar, güncel siyasetin zaman zaman yakıcı sıcağına karşı güvence de sağlar. Savaş yıllarında bütün ülkelerde karne uygulaması görüldü. Yeterli üretimin olmadığı ya da üretimin savaşın önceliklerine yöneldiği bir sırada elbette tüketim maddelerinin sınırlandırılmasından başka bir yol bulunamazdı. Sorun, ekmeği ya da başkaca basit tüketim malzemelerini karneye bağlamak değildi. Sorun, toplumda çekilen sıkıntıların olabildiğince âdil ölçülerde dağıtıldığının hissedilmesini sağlamaktı. Maalesef idari uygulamalar, bunu başarmaktan uzak kalacaktır. Geniş halk yığınları, gerek yüksek enflasyonun getirdiği hayat pahalılığından, gerekse karaborsanın genişliğinden dolayı hayli sıkıntı çekti. Diğer yandan, elbette bu sıkıntıları istismar eden ve böylece çok para kazanan bir kesim de vardı. Herşey halkın gözü önünde olduğundan, bütün bunların faturası hükûmete yükleniyordu. Hükûmetin işin içinden çıkabilmek için aldığı bütün kararlar, masa başında öngörülenlerin aksine çıkıyor; idari cihazlar, bu olağanüstü koşullarda alınan ekonomik ve sosyal önlemlerin hayata geçirilmesini sağlayabilecek kalite ve nitelikte olmadığını açığa vuruyordu. Fiyatlar almış başını gitmişti. Devletin narh uygulaması sadece karaborsanın daha da canlanması anlamına geliyordu. Denetimin adı var, kendisi ise yok gibiydi. Dağıtım mekanizmaları felç olmuştu. Memur zihniyeti içinde yeni bir nizam tesis etmeye tabiî ki imkân yoktu.
HALKIN HAFIZASINDA ÇÖKEN DEVLET RESMİ KALDI
Zaten olağan koşullarda dahi mekanizmaları iyi işlemeyen, yavaş çalışan ve kırtasiyeci yöntemlerle iş gören devlet-hükûmet-bürokrasi çarkı, çeşitli zamanlarda ve her yönden sürekli şikâyet konusu iken, aynı devlet örgütü ile yeni bir devlet müdahaleciliği sistemi kurmaya çalışmak elbette bağdaşamazdı. Eski örgütlenmeye, yani bürokrasiye bırakılan kararlar ya çok geç çıkıyor ya da çıktığında artık bir etkisi de kalmamış oluyordu. Sorun, elde var olan imkânlardan ne ölçüde yararlanılabildiğiydi. Ve bundan da yararlanmak mümkün olamamıştı. Devletin müdahale ve denetimi altındaki ekonominin değişik alanları, eski örgütlenmenin çalışma yöntem ve mekanizmaları içinde kısa zamanda çıkmaza sürükleniyor ya da tamamen felç oluyor, kısaca çarklar boşlukta dönüyordu. Hatta çok kez çarklar birbirinin içine geçerek, birbirlerinin çalışmasına da engel oluyordu. Halkın hafızasında kalan resim bu olacaktır.
BAŞBAKAN REFİK SAYDAM GERÇEĞİ GÖRÜYORDU
1942 yılında şöyle diyordu: “Fikrim şudur: Bugün harbin başladığı günden beri yaptığımız tedbirlerle görüyorum ki, devlet teşkilâtı A’dan Z’ye kadar baştan başa bu memleketin ihtiyacı ile telif edilebilecek şekilde tebdil edilmek lazımdır. Bu teşkilatı behemehal yenileştirmek mecburiyeti vardır. Behemehal dinamik ve teknik kabiliyetli tam bir devlet teşkilâtına mutlak ihtiyaç vardır.” Bu saptamaların aradan geçen 70 yıldan sonra güncelliğini korumaya devam etmediğini söylemek mümkün müdür? Hele üstat Çetin Altan’ın uzun yıllardan beri hep söyleyegeldiği gibi, kabuk devletten teknik devlete geçiş süreci acaba daha ne kadar zamanımızı alacak?
Yazarlar
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016