Cennet USLU
Bu dönem “darbe gerekçesiyle çıkarılan KHK’lar ile evlilik programları bile yasaklanmıştı” diye tarihe geçebilir.
Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş yaptığı bir açıklamada (mealen) “bu programlar hakkında çok sayıda şikayet alındığını, bu konuda bir çalışma yapılmakta olduğunu, önümüzdeki KHK ile bir düzenlemenin hayata geçirilebileceğini, böylece toplumsal taleplere cevap verilmiş olacağını” ifade etti.
Evlilik programları neredeyse her ulusal kanalda var. Yanılmıyorsam hafta sonu hariç her gün de yayınlanıyorlar ve reytingleri çok yüksek. Başarılı bir iş gibi görünüyor.
Meğer bu programlar herkesin derdi imiş. RTÜK’e gelen şikâyetlerde, zirvede evlilik programları varmış. Kaldırılması için imza kampanyaları başlatılmış. MHP 16 Şubat 2017’de “aile kurumunu olumsuz etkiliyor” diye araştırma önergesi vermiş. Ve nihayet bu programların yarattığı “infial” o raddeye gelmiş olmalı ki, hükümet çareyi darbe girişimi gerekçesiyle çıkardığı OHAL’in mümkün kıldığı kararnameleri, hayatiyet ve aciliyet içerdiği anlaşılan bu muazzam tehlikeye karşı kullanmakta bulmuş!
Şikâyetler çeşitli; ancak özetle, bu programların aile yapısını bozduğu, toplumu ahlâken yozlaştırdığı türünden iddialar üzerinde yoğunlaşıyor. Bunu önleyebilmek için, bu programların en iyisi yasaklanması -- ki herhalde pek çoğunun arzu ettiği çözüm olurdu -- veya katı bir “doğruluk” düzenlemesi ile sınırlandırılması talep ediliyor.
Yani insanlar bu programlardaki “kötü” söz ve davranışlardan etkilenerek ahlâken yozlaşıyorlar, kötü davranışlara meylediyorlar, yanlış şeyler yapmaya başlıyorlar.
Eğer bu sav evlilik programları için doğruysa diğer bütün programlar için niye doğru olmasın? Dolayısıyla bu açıdan diğer programlara da göz atalım.
Survivor’dan ses ve yetenek, oradan moda ve yemek kategorilerine uzanan pek çok yarışma programı var. Bu programlarda insanlar yalan söylüyor, kıskançlık gösteriyor, sözünde durmuyor, dedikodu yapıyor, ahde vefasızlık gösteriyor, rakiplerini yanıltmaya çalışıyor, oy toplamak için pek çeşitli hamleler yapıyor ve daha neler neler...
O halde tüm bunlar da yasaklanmalı; maazallah, kim bilir insanları nasıl yozlaşma ve kötü olmaya yöneltiyorlardır!
Tehlike geçti mi? Tabii ki hayır... Daha sırada magazin programları var. Sanatçıların, ünlülerin özel hayatları deşifre ediliyor, gençler lüks yaşama, gece hayatına ve eğlence dünyasına özendiriliyor, programlar çeşitli sanatçı ve ürünlerinin reklamı için kullanılıyor, yani izleyici bir nevi kumpasa getiriliyor. Madem öyle onlar da yasaklanmalı...
Bitti mi? Hayır. Daha sırada astroloji programları var. İnsanları boş inançlara yönlendiriyorlar, insanların geleceği bilme zaafını sömürüyorlar. Öngörüleri çıkmıyor, böylece insanları aldatmış oluyorlar...
Adliye ve polisiye türü programlar da pek çok risk içeriyor. Kayıp, tecavüz, istismar, cinayet, hırsızlık veya ihanet içeren vakalara yer vererek her türlü suçun nasıl işlenebileceğini, nelere dikkat edilmesi gerektiğini sergilemiş oluyorlar. Belki de bu suçlara televizyonlarda yer vererek gençleri özendiriyorlar; suçu olağan hale getiriyor, yaygınlaşmasına vesile oluyorlar.
Peki ya din programlarına ne demeli? Belki de halkımızın dini hassasiyetlerini sömürüyorlar, yanlış dinî anlayışları yaygınlaştırıyorlar; kim bilir, gerçek dini bozuyorlardır bile... Üstelik dini kullanarak servet kazanıyorlar (bu tepki gündeme gelmişti örneğin); ayıp değil mi?
Dizilere, filmlere, reklamlara hiç girmedik bile...
Bunları tek tek sıralamamın sebebi, evlilik programlarının yasaklanmasını istemenin haklı ve sürdürülebilir bir gerekçesinin bulunmadığını gözler önüne sermek. Suç işlemedikleri ve kimsenin haklarını ihlâl etmedikleri halde, insanların beğenmediğiniz, hoşlanmadığınız, canınızı sıkan, sizi rahatsız eden davranışlarına karşı bir kere devletin zor gücünü kullanmayı tercih ettiğinizde, bunun bir sınırının olamayacağını göstermek. Tutarlı kalarak birini yasaklayıp diğerlerini serbest bırakamazsınız; bir yasaklar döngüsüne girip her şeyi yasaklamak durumunda kalırsınız.
Hoşlanmadıkları ve doğru bulmadıkları davranış ve sözler için devletin zorlama gücünün kullanılmasını talep eden bu müdahaleci ve yasakçı zihniyete daha yakından bakalım. Bu zihniyetin en az üç yüzü var.
İlk olarak, bu zihniyet bir nevi riyakârlık içeriyor.
Bu insanlar kendi aileleri, komşuları veya çevrelerinde gördükleri, toplumda zaten yaygın olarak rastlanılan bazı davranış tarzlarını televizyonlarda gördüklerinde veryansın ediyorlar. Bunlar “bizim kültürümüze aile yapımıza aykırı şeyler, bizim güzel ve saf geleneğimizi bozuyor” diye yakınıyorlar. Gerçekte olanın açık edilmesinden duyulan bir hoşnutsuzluk veya gerçeğin çıplak halinden memnuniyetsizlik söz konusu.
Örneğin pek çok kişi bu programlara katılanların maddi koşullar öne sürmesini ve evlilik için maddi imkanları önemli bir kriter olarak ortaya koymasını ayıplıyor. Ne var ki para meselesi evliliklerin gerçekten de önemli bir kriteri. Bilhassa geleneksel evliliklerde, damadın işi ve/ya evi olup olmadığı, çiftlerin ailelerinin maddi güçleri arasındaki denge, düğünün, eşyaların veya takıların nasıl karşılanacağı gibi konular en temel evlilik mevzuları arasında yer alıyor.
Mesele şu: yakınılan davranışlar zaten toplumda mevcuttur; ancak gizli saklı, çaktırmadan, konu komşuya duyurmadan, öyle değilmiş gibi bir hava verilerek sergilenir. Televizyonda ise her şey açık seçiktir, hattâ ilgi çekmesi için bu “zaaf veya gerçek”lerin üstüne üstüne gidilir ve iyice abartılır. Bu tür programlar sosyal gizlilik ve bilmiyormuş gibi yapma zarafetini iplemeyebilir. Bu ise bazı insanlarda hoşnutsuzluk yaratıyor sanırım.
İkinci olarak, bu zihniyet yüksek düzeyde kibir içeriyor.
Örneğimiz üzerinden gidersek; evlilik programlarını yapanların, sunanların, yayınlayanların, reklam verenlerin, katılımcıların, konukların ve nihayet severek izleyenlerin, yani bunca insanın bile isteye yaptığı tercihlerini ve iradelerini hiçe sayacak kadar yüksek bir kibir taşıyorlar. Bu kibir onları küstah yapıyor.
Bunca insanın tercihinin yanlış veya kötü olduğunu, ancak kendi görüşlerinin doğru olduğunu düşünüyorlar. Buraya kadar sorun yok. Ancak devamında, bunca insanın aslında kendileri için neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemeyecek ve buna karar veremeyecek düzeyde cahil veya zavallılardan oluşan bir kitle olduğunu ileri sürmüş oluyorlar. Kendileri ise bu durumda bilgili, görgülü, akıllı ve başkaları adına hüküm vermeye ehil, neredeyse üstün kişiler konumuna yükseliyor.
Ayrıca, yasaları çiğnemedikleri halde yapımcıları, sunucuları, katılımcıları kötü niyetli olmaktan “mahkûm” edebiliyorlar. Kötücül ve paragöz yapımcılar bu cahil ve zavallı kitleyi sömürüyor; kendileri ise buna kahramanca dur diyor. Onlar çıkarını düşünen, ahlâken düşkün, kötü, insanlar; kendileri ise her türlü zaafı, saplantıyı, hırsı ve nefreti aşmış, sırf toplumun iyiliği için uğraşan şövalye veya melekler payesine erişiyor.
Sadece burada kalsa keşke, ama yetinilmiyor; bunca yetişkin insan kendi tercihleri ve rızaları hilâfına, sırf kendilerinin doğru veya iyi bildiği şeyi yapmaya devlet eliyle zorlanmak isteniyor. Korkarım devlet de bu çağrıya olumlu cevap vermeye hazırlanıyor.
Bu, kibirden kaynaklanan bir küstahlık değilse nedir?
Son olarak, bu zihniyet hijyenik toplum saplantısı ile yüklü haldedir.
Bana göre bu saplantı, (yönetilenlerin iyiliğini gözetmek adına) sıvı hali olan paternalizmden başlayıp (yönetilenleri hizaya sokmak adına) katı hali olan faşizme kadar uzanabilecek bir nevi “psiko-sosyal hastalık” durumudur.
Bu hastalığa yakalananlar, ahlâklı insanlar ve tertipli bir toplumdan oluşan kitabî bir dünya arzu ederler. Müellifinin kendileri olduğu o kitaba uygun görmedikleri her ne varsa, onları saplantı haline getirirler. İnsanların bu kitabi dünyaya uymayan tercih ve davranışları toplumda kir ve dağınıklık yaratır. Toplumdaki o kirlerin yıkanması ve temizlenmesi, dağınıklıkların düzenlenmesi ve tertiplenmesi gerekir.
Örneğin hijyenik toplumda insanların saçma sapan evlilik programları izlemek yerine kitap okuması veya spor yapması gerekir. Televizyon izlenecekse “bari” belgesel filan izlenir.
Bu zihniyet çerçevesinde, insanların bazı eğilim ve güdüleri ya yok sayılır, ya da temizlenmesi gereken kirler, düzene sokulması gereken dağınıklıklar olarak görülür. Para kazanma isteği, beğenilme isteği veya ünlü olma isteği gibi eğilimler, bunları yansıttığı düşünülen davranışlar üzerinden mahkûm edilir.
Aslında “kir ve/ya dağınıklıklar” sadece diğer bireylerin kendi hayatlarını, kendi istedikleri şekilde yaşamaları sonucu ortaya çıkan olgulardır. Sadece kınamaları veya bu “kir ve dağınıklık” ile sadece kendi imkânlarıyla mücadele etmeye çalışmaları anlaşılabilir; ancak devletten bunu istemek, hijyenik toplum hastalığının artık tedavisi mümkün olmayan aşamaya gelmesidir.
Siz katılmayın, izlemeyin, ama katılanlara ve izleyenlere karışmayın.
Evlilik programlarını rahat bırakın…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.03.2025
10.10.2020
28.09.2020
21.09.2020
24.02.2020
3.01.2017
24.10.2017
16.10.2017
24.09.2017