Erol KATIRCIOĞLU
Belirli ilişkiler içinde bir arada olan aktörler arasında bazen uyumsuzluklar çıkar. Birinin istediğini diğeri istemez, birinin sevdiğini diğeri sevmez vs. Eğer yapılacak iş birlikte yapılacaksa bu durumda ilişki kilitlenir. Kimse adım atamaz hale gelir. Ya da biri atarsa diğeri, diğeri de atarsa birlikte zarar görürler. Bu durum bir sektörde firmalar arasındaki ilişkilerde olduğu kadar, siyasi partiler arasında ya da ülkeler arasında da görülebilir. Bu gibi durumlarda zararı azaltmanın yolu aktörler arasında konuşmayı, tartışmayı açık tutarak kilitlenmiş ilişkiyi yeniden açmak ve ilişkilerin yeni bir dengeye doğru evrilmesini sağlamak. “Siyaset yapmak” dediğimiz eylem de budur aslında.
Bunları giriş cümleleri olarak yazmamın nedeni anlaşılabileceği gibi, gündemin en önemli konusu olan “Kürt sorunu” etrafındaki gelişmeler. Seçimin hemen sonrası yükselen iyimser hava, önce YSK’nın Hatip Dicle kararı, sonra yemin sıkıntısı ve arkasından Silvan’da öldürülen 13 askerle bozuldu. Sonrasında neredeyse her gün kayıplarla devam eden ilişkiler iki gün önce Çukurca’da 12 askerin öldürülmesi ve arkasından Kandil ve civarına yönelik askeri operasyonlarla Kürt sorununda iklim tamamen değişti. Şimdi topyekun savaştan, Tamil gerillarından, cehennemden, vurmaktan, kırmaktan ve temizlemekten söz eden bir dil ortaya çıktı. Türk ve Kürtler arasında ilişki kilitlendi. Muhtemelen hep birlikte yıkıma neden olabilecek adımlar da sırada.
Hata kaldırmayan süreçler
O zaman siyasete ihtiyacımız olduğu açık değil mi? Konuşmaya, tartışmaya ve böylelikle farklı talepler arasında yeni dengeler bulmaya çalışmak değil mi yapmamız gereken? Sanıldığının aksine şiddeti şiddetle sona erdirmek, sakıncalı gibi görünse de daha ileri bir demokrasiyi ortaya koymaktan daha etkili değildir. Aksine asıl etkili olan, şiddete neden olan farklılıkları konuşup tartışacağımız, yani siyaset yapacağımız bir atmosferdir. Kürt siyasetiyle ilgili olarak “Kürtler hata yapma hakkına sahipler, asıl Türkler bu sorunu çözmede sorumlu olan taraftır” diyenlerdenim. Bu düşüncemin temeli ise Kürt sorununda haklar çerçevesinde ‘asimetrik’ bir durumun olması. (Tıpkı başörtüsü konusunda “dindar” insanlarla vesayet rejimi arasındaki “asimetrik” durum gibi). Bir başka deyişle devleti yönetenler ‘Türkler’ (ya da Kürt olmayanlar) olduğuna göre sorunun asıl sorumlularının da onlar olduğunu ve çözme yükümlülüğünün de onlarda olduğunu söylemek istiyorum. Ama iş silaha ve şiddete gelince alınması gereken pozisyonun “simetrik” olması gerektiği açık. Açık çünkü mağdurun iktidar karşısındaki mağduriyeti en azından artık günümüzde şiddeti meşrulaştırabilecek bir gerekçe olamaz.
Bunun en açık kanıtı da günümüz dünyasında en sorunlu toplumsal yapılara sahip ülkelerde seçimlere katılım oranlarının yüksekliğidir. Günümüzün ulus devlet dünyasında azınlık olan, bu nedenle mağdur olan kesimler sorunlarının çözümü için sandığı keşfediyorlar ve seçimlere katılımı yükseltiyorlar. Türkiye dahil gelişmekte olan ülkelerin çoğunda seçimlere katılım oranlarının Batılı ülkelerdeki oranlardan hep daha yüksek olması da bu nedenle. Nitekim Türkiye’de “dindar” kesimler nasıl sandığı kullanarak başarılı oldularsa, bugün tüm Arap coğrafyasında görülen “daha fazla demokrasi” talebi de benzer bir ihtiyaç için gündemdedir.
Ulus devlet içindeki bu gelişmelerin iki sonucu var ve bunlar Kürt sorunuyla çok yakından ilgili. İlki, azınlıkların azınlık oluşundan dolayı kendi başlarına toplam durumu değiştiremeyeceklerine göre böyle bir dünyada siyaset yapmak iktidarlar karşısında kendi mağduriyetine benzer mağduriyetleri olanlarla birlikte bir ‘demokrasi siyaseti’ yapmayı gerektiriyor. Öcalan’ın da zaman zaman basına yansıyan görüşlerinden Kürt siyasi hareketinin “Türkiye siyaseti” yapması gerektiğine ait düşünceleri bu minvalde okunabilir. Nitekim Kürt siyasetinin son seçimlerde BDP dışındaki dindar Kürtleri, Süryanileri ve Türkiye solunu da kapsamaya çalışması böyle bir bakış açısının tezahürü olabilir. İkincisi, azınlıkların azınlık oluşundan dolayı kendi başlarına toplam durumu değiştiremeyecekleri gerçeği ile ulus devletin hala benimsediği bir mekanizma olarak “temsili demokrasi” mekanizması çelişmeye başlamıştır. Sorunların çözümünde diğer mağdurlarla siyaset yapma yönelişinde “temsili demokrasi”nin yararlı olmak yerine engelleyici işlev görmeye başlaması ‘doğrudan’ ve ‘daha katılımcı’ bir demokrasi talebini yükseltiyor.
Bugün Kürt siyasetinde ‘embriyo’ biçiminde görülen diğer mağdurlarla birlikte siyaset yapma (Blok siyaseti) ve bunun yanında doğrudan ve katılımcı bir demokrasi talebi (demokratik özerklik siyaseti) aslında Kürt siyasetinin henüz daha cesaretle üzerine gitmediği, gidemediği şiddet dışı siyaset yönelişleri olarak okunabilir. Dolayısıyla geldiğimiz noktada kilitlenmiş ilişkileri açmanın anahtarları yukarıda altını çizdiğimiz iki konu etrafında siyaset geliştirmeyi gerekli kılıyor. Tabii ki şu da söylenebilir. Azınlığın haklarını güvence altına alma mücadelesi ülkedeki demokrasinin niteliğine de bağlıdır. Eğer demokrasi otoriter bir nitelikteyse azınlık olanın içine kapanıp şiddet biriktirmesi kaçınılmaz olur. Yok eğer demokrasi liberal bir demokrasiyse, azınlık taleplerini yükseltmenin mümkün olduğu bir demokrasiyse azınlık siyasetinin de siyaseti daha demokratik bir siyaset olur. O nedenle de Kürt sorununu şiddetle çözmek yerine demokrasinin alanını genişletmek daha etkili bir yol olabilir. Yukarıda söylediklerimden bugün ortaya çıkmış şiddet alternatifinin karşısındaki alternatifin her iki kesim bakımından “demokrasi siyaseti” olması gerektiği ortada. Kürtler diğer hak talep eden mağdur kesimlerle birlikte daha fazla Türkiye siyaseti yaparak “doğrudan demokrasi” talebi etrafında bir siyasete, Hükümet de şiddet siyaseti yerine “daha ileri bir demokrasi” oluşturmak yönünde bir siyasete yönelmeli. Her iki yönelişin de bugünkü Türkiye ortamında “anayasa” meselesiyle yakından ilgili olduğu da ortada.
Şiddet ve siyaset denklemi
O zaman önümüzdeki günlerin şiddetin artacağı beklentisi içinde bir Türkiye oluşturmasını önlemek için, başta Hükümet olmak üzere Kürtlerin ve barıştan yana diğer mağdur kesimlerin her şey çok geç olmadan kendi siyasi pozisyonlarını yeniden düşünmeleri gerekiyor. Hükümetin, “misli gibi karşılık bulurlar” türünden şiddeti yükseltme potansiyeli taşıyan cümleler kurmaması ve tabii belki de her şeyden önemlisi Blok adına seçime girmiş milletvekillerinin bir an önce meclise gidip yemin edip “demokrasi siyasetinin” gereklerini yerine getirmek üzere siyaset yapmaya başlamaları gerekiyor.
Kürt sorunu olarak yaşadığımız sorun kadim bir sorun gibi dursa da aslında daha az şiddet içeren benzerlerinin bugün bütün dünyada yaşanmakta olduğunu söyleyebiliriz. Bugün göçmenlerin ve azınlıkların yarattığı Avrupa ulus devlet yapıları içindeki sıkıntılar da bizim başta Kürt meselemiz olmak üzere Alevi, Ermeni vs gibi meselelerimiz de benzer meseleler olarak görülebilir. O nedenle aslında tartıştığımız konu post-modern bir dünyada ulus devletler içinde farklılıklarla birlikte nasıl yaşanabileceği sorunudur. O nedenle de doğrudan “temsili demokrasi”nin değişmesine ilişkin talepleri ima eden bir tartışma konusudur. Eğer Türkiye’de bu tartışmalar şiddete bulanmasa ve siyaset yaparak kilitlenen ilişkileri kırma iradesi oluşturulsa yaratılacak demokrasinin diğer ülkeler için bile, bu kez gerçekten, örnek bir demokrasi olabilmesi mümkündür.
Bu hattın dışındaki yolları düşünmek bile ürkütücü.
Star Gazetesi/AÇIK GÖRÜŞ
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
20.01.2026
11.01.2026
6.01.2026
4.01.2026
30.12.2025
23.12.2025
18.12.2025
13.12.2025
9.12.2025