Ferhat KENTEL
Dersim katliamının yıldönümündeyiz. Memleket olarak geçmişimizle yüzleşemediğimiz ve iyileşemediğimiz için, Dersim’i aşamıyoruz bir türlü. Çünkü Dersim hakkında vicdanlarına değil de, kaba saba tornanın ezberlerine takılı kalanlar zihin konforlarını ve onun sağladığı garantili kimlik avantajlarını terkedemiyorlar.
Bu konforlarını ve avantajlarını savunmak için bol tarihi belge ile süslenmiş “bilimsel” yollar, düz retorik, “rasyonellik”, yalan, kalpsizlik ne varsa kullanıyorlar.
Garip tesadüf ya da “ulus-devletin lapsus”u deyin isterseniz; Onur Öymen “sayesinde” ulus-devletin yalan söyleme, cinayet saklama adeti çırılçıplak açığa çıkmıştı örneğin. Ama aynı zamanda çırılçıplak kalpsizliği de görmüştük. Eski rejimin aparatçiki bu kişi alenen “tabii ki analar ağlayacak” diyebilmişti.
Kimisi başlıyor saymaya… “Dersimli çetelerin saldırısında 2 subay, 3 asker şehit oldu! Asker ne yapacaktı yani?” diye soruyor ve bizden koro halinde “tabii hocam n’apsın, vuracak elbette!” cevabını vermemizi bekliyor. Mağaralarda, kadınların, bebeklerin yaşlı insanların öldürülmesinden bahsedecek oluyorsunuz… Utanmasa, daha havalı ve kabul edilir olsun diye ve “kurunun yanında yaş da yanar” demeye cesaret edemediği için daha teknik “collateral damages” lafını kullanacak neredeyse…
Başkası “bilimsel bilgi” bulmuş bir yerlerden: “O dönemde Türkiye’de gaz yoktu ki! Demek ki mağaralarda insan gazlanmış olamaz” soğuk “analizini” yapmaya çalışıyor.
Ve Muhsin Batur’un, hayat hikayesini anlatırken, tam da Dersim’e özel görevle gittiklerini anlatmaya başlarken, neden aniden durup, “okuyucularım kusura bakmayın, hayatımın bu faslını anlatamayacağım” dediğini merak etmiyor. Muhsin Batur’un kalbinde bir nebze kalmış “insanlığın”, “utancın” açık ettiği bilgiyi bilimsel jargonunun içine sokamıyor.
Ama bütün bunlar çok anlaşılabilir pozisyon alışlar. Bu efendiler burada tutunmak zorundalar. Eğer onlar tutunamazlarsa, onların ideolojik baston olarak gördükleri işlev çökecek ve arkası çorap söküğü gibi gelecek.
Çünkü hepimiz biliyoruz ki, Dersim’in vahşetini ortaya çıkarmak “bu memlekette başka vahşetler de oldu” bilgisinin kapısını ardına kadar açacak. O zaman yarım yamalak “acılarınızı paylaşıyoruz”, “gerekirse özür dileriz” gibi, -Ohannes Kılıçdağı’ın deyimiyle- Türkiye için dev ama insanlık için küçük adımlar bile yetmeyecek.
O zaman 1915’te Ermenilere yapılanları saklamak için atılan bütün adımlar görünür olacak. Dersim’i örtmek için başvurulan vicdansızlığın, kendine yontmanın (“ama onlar da bizi öldürdüler”, “savaş vardı”) ya da rasyonel açıklamaların aslında aynılarının Ermeni meselesi için kullanıldığını farkedeceğiz. Ve o zaman farkedeceğiz ki, bu topraklarda yaşayan milyonlarca Ermeni kadın, yaşlı ve çocuğu sürmenin, öldürmenin hiçbir “soğuk” gerekçesi olamaz. O zaman farkedeceğiz ki, -Cenevre adlı şehirde imzalanan bir takım hukuksal metin ya da tanımlara uysun ya da uymasın, isterseniz o kelime kullanılsın ya da kullanılmasın- Ermenilere yapılan bal gibi soykırımdır…
O zaman tekrar Dersim’e döneceğiz ve farkedeceğiz ki, Dersim’im ovalarında, mağaralarında kurşuna dizilen, gazlanarak öldürülen, alelacele idam edilen insanlar bir soykırıma kurban edilmiştir.
Çünkü farkedeceğiz ki, bu memlekette çok fazla günah var. Bu günahları yalanla, dolanla saklayarak, örterek geçen yıllarımız hepimizi günahkar kılıyor ve tövbe etmeyi aklımıza getirmek bir yana, tam tersine yeni günahlar işleyebilme kapasitemizi gayet güçlü bir şekilde muhafaza ediyoruz.
Bu nedenle, öfkeyle yatıp kalkan bir toplumda, ulus-devletin işlediği günahlardan temizlenmek için Dersim’in, 1915’in alenen karşısına geçip, oralarda birikmiş acıları hissetmemiz gerekiyor.
Ermenilerin, Dersim’li Kürtlerin yasını tutmak aslında kendi yasımızı tutmak anlamına gelecek. Ve yas tutmak iyileştirecek.
(BasHaber Gazetesi)
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.07.2024
16.04.2024
5.02.2024
12.07.2023
24.01.2023
26.11.2021
2.05.2021
16.04.2021
10.10.2020
9.09.2020