Ferhat KENTEL
Her türlü zalimliğin, ahlâksızlığın, yalanın, sahtekârlığın, düşmanlığın, kibrin, acının, zayıflığın, kardeşliğin, iyiliğin, dayanışmanın, tevazunun velhasıl her türlü insanlık ve duygu halinin filtresiz ve en şeffaf şekilde sere serpe önümüze serildiği zamanların içinden geçiyoruz.
Kötülük ve iyilik, saldırganlık ve sevgi her zaman iç içedir; aynı insan bünyesinde kolaylıkla bulursunuz. Bizim eski Yeşilçam filmlerinde bunun hep tersi olurdu. Kötüler çok kötü, iyiler çok iyi olurdu. Bazı yeni TV dizilerinde de buna benzer saf kötülüğü ve saf iyiliği görmek mümkün oluyor. Bazı yönetmenler, yüzlerce bölüme ulaşan dizilerin başından sonuna kadar bazı karakterleri kötülük kıvamında tutmayı beceriyorlar.
Ancak, son zamanlarda ortalığa baktığımızda, eski Yeşilçam filmlerine ve yeni TV dizilerine rahmet okutacak derecede “kötülük” tezahürlerine şahit oluyoruz. Bakıyorsunuz, bir adam bütün sekansları, hayatının bütün katmanlarını “kötülüğün” mücessem hali gibi oynuyor. Hiç değişmiyor.
Haksızlık yapıyor olmak, adaletsiz olmak korkutmuyor onu…
İnançlı gibi görünüyorsa, “inandığını” iddia ettiği tanrıdan da korkmuyor; onu bile kandırdığını düşünüyor muhtemelen veya arada bir aklı sıra rüşvet vererek ya da “pardon, oldu artık bir kere, bir daha olmaz” diyerek sıyrılmaya çalışıyor cehennem ateşinden…
İnançsızsa ve hesaplaşabileceği bir vicdanı da yoksa, zaten kandırmak zorunda olduğu bir makam da devreye girmiyor…
Bu yüzden, inançlı ya da inançsız görünümlü bütün kötülük taşıyıcıları aslında aynı nebulanın içindedir. Ve bunların ortak yönü çıkarlarıdır. O çıkarlar inanılmaz bir savunma mekanizmasına sahiptir. O savunmada “çelişki” diye bir mefhum yoktur. “Kulp” adı verilen yardımcı mekanizmalarla her an her türlü tutarsızlık savuşturulur.
İşte kulplar sayesinde, normal şartlarda her insanoğlu ya da kızında olması gereken “ahlâk” ve “iyilik” gibi hasletler görünmez olur; insanın en diplerinde bir yerde üzerlerine beton misali ağırlık konup, olur olmaz yerde ortaya çıkıp iş bozmaları engellenmiş olur.
İşe yarayan birçok kulp vardır… Bazıları nispeten daha “masum”dur; mesela insanlar bakmakla yükümlü oldukları insanların karnını doyurmak ya da onları korumak isterken, ahlâktan ödün verebilirler; ancak bu ödünler bir müddet sonra bizzat yaşam tarzının kendisine dönüşebilir. Yani Hz. Ömer’in dediğine benzer bir durum olur; “inandıkları gibi yaşamayanlar, yaşadıklarına inanmaya başlayabilirler”.
Bu türden “masum” niyetlerle başlasa da ahlâksızlık, ahlâksızlıktır… Yani masum niyetlerle başlanmış olması, günahsız olunduğu anlamına gelmez. Ancak bu konudaki en radikal ahlâksızlık kültürel ve siyasal cemaatler ve onların ideolojileri etrafında yapılan ahlâksızlıktır. Bu alandaki ahlâksızlığın boyutları çok daha büyüktür ve cemaatçi ideolojinin en önemli işlevi yapılan ahlâksızlığın üzerini örtecek bir ciladır. Kültürel ya da siyasal kimlikleri savunmak için yapılan kayıtsız şartsız cemaat savunması, topyekûn herkese dayatılan belli bir milliyetçilik ya da dinsellik ideolojileri, sadece belli bir zümrenin “çıkarlarını savunmak” için devreye giren her türlü ciladır. Burjuva, sosyalist, proletarya diktatörlüğü, muhafazakâr, dindar ya da liberal vb. söylemi ne olursa olsun, ahlâksızlığın siyasal renk farklılığının önemi yoktur.
“Para ve kutsallık” cemaatleri ve ahlâk
Tipik cemaatçi tavırdır; efendi, şeyh, lider, hocaefendi ya da reis, adı ne olursa olsun, cemaatin tepesindeki adamın her söylediğinde bir hikmet aranır. Efendi o söylenen söze taban tabana zıt başka bir söz söylediğinde gene bir hikmet aranır. “Evet ama kastettiği şuydu; ama o zaman başkaydı, aslında cemaati, milli, dini vs. çıkarları korumak için öyle davranmak zorundaydı…” gibi “kerametler” atfedilir o ulu öndere...
Çünkü aslolan cemaati, cemaatin sınırlarını korumaktır… Cemaatin adı “laik” ise en önemli dert “içki içmek”tir. Mesela içki içerek, laiklik özgürlüğü savunulur. Çünkü bilinir ki, öteki taraf “içki içmez”… İçki sınırdaki işarettir. Sınır bekçisidir
Bunun tersi de aynen geçerlidir; dinden cemaat çıkaranlar için de içki sınır savaşının en önemli işaret fişeğidir. Ya da yılbaşı… Yılbaşındaki çam… Eğer bu tür işaretlere bulaşan olursa, hele “dindar görünümlü” cemaatten birileri süslü bir yılbaşı çam ağacına dokunduysa “kirlenmiştir”, “günaha girmiştir”, bir anda maazallah “Hıristiyan bile olmuş olabilir”. Bu yüzden aforoz edilmesi için cemaatin yetkili ve etkili mercileri gereken fetvayı verirler; cemaatin sıradan neferlerine de sadece büyük biradere kafa sallamak düşer…
Cemaati korumak, cemaatin sembollerini, liderini korumak her şeyden daha önemlidir; farzdır. Çünkü cemaat onlar sayesinde ayakta durur… İlkeleri sayesinde değil… Çünkü cemaatin kendisi ilkelerden daha önemlidir. Cemaat değişmez ama gerekirse yeni “ilkeler” cemaate raptedilebilir.
Cemaati korumak için her türlü yalan serbesttir. Cemaatin kendini korumada en sık başvurduğu söylem parçaları arasında “ihanet” en önemli yeri tutar. Çin “Kültür Devrimi” sırasında Beethoven plakları, dünya edebiyatının Balzac’ları falan yakılır… Ve gerekçe hazırdır: “bunlar burjuvazinin ihanetinin belgeleridir”… Ya da Kamboçya’da, özellikle okumuş yazmış kesimler, hatta “gözlüklüler” başta olmak üzere, toplumun üçte biri ensesine kurşun sıkılıp “ölüm tarlalarında” öldürülür. Çünkü onlar, Kızıl Kmerlere göre, yozlaşmış, “parazit” kesimlerdir ve karşı devrimin potansiyel elemanlarıdır…
Ya da “KHK’ları eleştireni darbecilikle eş tutmak” da benzer biçimde cemaatçi bir “Kültür devrimi”dir... Dolayısıyla adalet ve hukukla arası bozuk olan bir takım yürütme kararları Orwell’in “1984”üne taş çıkartır. Genel hava Orwellci bir 1984 olduğu için, hırsızlar ve tacizciler de kendilerine durumdan fevkalade bir pay çıkarırlar. Ahlaksız tacizci adam, yaptığı ahlaksızlığı savunmak için “Hakikat Bakanlığı”nın yazdığı metne uygun bir şekilde hem suçlu hem güçlü bir “saldırı-savunma” hazırlar. Kısaca cemaate laf eden herkes “haindir”, “karşı devrimcidir”, “komünizm düşmanıdır”, “eski rejimin yanındadır”…
Bu yüzden cemaatin akıl babaları yani kalplerini tatile çıkarmış olan ideoloji komiserleri, beyinlerini bu komiserler lehine tatile çıkarmış olan bireylerden oluşan cemaati ayakta tutmak, cemaatin sınırlarını tahkim etmek, cemaatin içerisini ve dışarısını tanımlamak, düşmanları ve dostları tasnif etmek için durumlara uygun fetvalar verirler.
Mesela, “kadın nikâh akdinde irade beyanında bulunamaz” ya da “Gayrimüslimler vergi verirlerse insan haklarından yaralanabilirler” gibi “kutsallık” dairesine uydurulmuş iddialarla “beyaz-güçlü-erkek” kategorisinin cemaat olarak sınıf atlaması ve cemaatin “nomenklatura”sını (“Sovyet usulü” seçkin sınıfı) tahkim etmek için gereken kulpları uydurmuş olurlar.
Dünya çapında, batıdan, Amerika’dan başlayıp, bizim buralardan geçen, buradan daha doğuya doğru uzanan ve gücü korumak için her türlü yolu mubah gören bu türden cemaatçi yapılanma ve ideolojiler, özellikle “para ve kutsallığın” mükemmel birlikteliğini kurmayı beceriyorlar.
Bu birliktelikler “kötülükte” sınır tanımıyorlar. Bugünlerde savaş yapmak için her türlü tezgâhı hazırlıyorlar. Mesela İsrailli bir politikacı “Lübnan’ı Taş Devri’ne çeviririz” diye tehdit ederken, benzerleriyle birlikte, “saldırı altındayız!” söylemleriyle, en başta savunmayı, savunma hakkını felç ediyorlar. Kendilerini savunmak isteyenlerin uzanabileceği taşları bağlayıp, ısırarak var olabilenleri serbest bırakıyorlar.
İyiliğin tevazuu
Ancak öte yandan, filtresiz zamanlar sadece kötülüğü çırılçıplak ortaya sermekle kalmıyor. Tam da bu kötülük zamanlarının ve öfke ve tutku dolu ahlâksızlığın böylesine pervasızca serpilip gelişmesine neden olan modern, “çağdaşçı” ve kibirli zamanların yapıp ettiği derin yarılmalara rağmen, başka bir rüzgâr esiyor.
Filtreler kalkınca, kötülüğe karşı; az bilip çok kibir üretenlere, cehaletin kibrine, kibrin cehaletine karşı iyiliğin mütevazı insanları da ortaya çıkıyor. Birbirlerinin oksijeninden besleniyorlar; yan yana gelmenin, aşılanmanın zenginliğini yaşıyorlar. Kibirli zamanların ayrımlarını aşıyorlar.
İnsanı artık boğan sağcı- solcu, dindar-laik gibi ezber ikiliklerin ötesinde “adalet” ortak paydasında buluşuyorlar. Çerkeslerin, Kürtlerin, Türklerin, Hıristiyanların, Yahudilerin, Müslümanların, başörtülülerin, başörtüsüzlerin, şehirlilerin ve köylülerin ve hatta AKP’lilerin (ya da AK partililerin!) ve CHP’lilerin ve de HDP’lilerin bu memlekette ortak meseleleri olduğunu bizzat pratikte yaşıyorlar.
Bu bir dalga… Amerika’da Trump ırkçılığına ve savaşçı saldırganlığına, savaş diliyle çıkar örten fırsatçılığına karşı nasıl demokratlar, liberaller, siyah ve beyazlar, Müslümanlar ve Hıristiyanlar, Amerikan yerlileri ve İspanyol kökenliler bir araya gelebiliyorlarsa, aynı dalganın bizim memlekette ve daha başka memleketlerde de filtrelerinden sıyrılıp görünür olmasına şaşırmamak gerekiyor.
Bağrış çağrış filtrelerinden sıyrılmış, saklandığı yerlerden çıkmış kötülük, beklenebileceği gibi işte bu iyiliği görünür kılıyor. Ya da tersi; kalıplaşmış ve ezber ve de performans kimliklerin, tekçi kimliklerin tahakkümüne karşı “artık yeter!” diyen, Çerkes’i, Türk’ü, Müslüman’ı ve laiki bir araya getiren –Mizağe dergi gibi- yeni sesler ortaya çıkmaya başladıkça, kutsallık arkasına saklanmış çıkarlar dünyası da bütün kötülüğü ile tabak gibi açığa çıkıyor…
Ferhat Kentel
(Mizağe - www.mizagedergi.com)
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları


















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.07.2024
16.04.2024
5.02.2024
12.07.2023
24.01.2023
26.11.2021
2.05.2021
16.04.2021
10.10.2020
9.09.2020