Hakan AKSAY
24 Kasım 2015: Türkiye Rus uçağını düşürdü.
27 Haziran 2016: Cumhurbaşkanı Erdoğan düşürülen uçak için özür diledi.
Bu iki tarih arasında 7 ay, 3 gün var.
Toplam 216 uzun, hem de çok uzun gün.
Türkiye ile Rusya arasında on yıllar boyunca güçlükle kurulan yakın ilişkiler, bu 7 ay içinde öylesine bozuldu ki...
Bundan 7 ay sonra durumun 24 Kasım öncesine döneceğini savunmak imkânsız.
Belki çok uzun yıllar geçecek, iki ülkenin birbirini “stratejik ortak”olarak görmeye başladığı dönemlere geri dönülebilmesi için.
Bundan dolayı, bugün ele alınan konu, ikili ilişkilerin geliştirilmesi, eski günlerine dönmesi değil; normalleştirilmesi, siyasi ve askerî gerginliklerin bertaraf edilmesi.

Özür mü, değil mi?
Son günlerde Ankara’dan Başbakan Yıldırım da dâhil bazı isimler, çok yakında Rusya ile iyi gelişmelerin olacağını söylüyordu.
Nihayet dün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet BaşkanıPutin’e ikinci mesajı açıklandı. (12 Haziran Rusya Günü dolayısıyla gönderilen ilk mesajın çok fazla işe yaramadığı, yeni bir adım atılmasının gerektiği ortadaydı.)
Erdoğan, dünkü mesajında 7 aydır Kremlin’in ve birçok Rusun beklediği kelimeyi kullandı: “Извините” (okunuşuyla “izvinite”, Türkçesiyle “affedin”).
Mesajın Rusça metnini Putin’in sözcüsü Peskov açıkladı.
Düşürülen uçağın pilotuyla ilgili bölümde, Erdoğan pilotun ailesine başsağlığı dileğini ilettikten sonra devam ediyordu:
“... ve diyorum ki: Affedin.” (... и говорю: извините.)
Beklenen özür kelimesi böylece telaffuz edilmişti.
Birkaç saat sonra bu kez Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözcüsüKalın, mesajdaki aynı bölümü şu şekilde aktarıyordu:
“Hayatını kaybeden Rus pilotun ailesine bir kez daha acılarını paylaştığımı belirtmek ve taziyelerimi sunmak istiyorum; kusura bakmasınlar diyorum.”
Her ne kadar Rusçasına göre anlatım bir parça yumuşamış, ayrıca“Türkiye Rusya’dan değil, öldürülen pilotun ailesinden özür diliyor” yorumlarına kapı açılmış olmasına rağmen, bence bu mesaj resmî bir özür belgesi olarak tarihe geçiyordu.
Özür istenmiş, 7 ay boyunca dilenmemiş, son dönemde “özür dileyenin kendini aşağılanmış hissetmeyeceği bir formül arayışı”üzerine konuşulmaya başlanmıştı.
Bu şartlarda gözler Kremlin’den yapılacak cevabi açıklamaya çevrilmiş durumda:
Özür kabul edilecek mi, edilmeyecek mi?
Benim beklentim ve dileğim, kabul edileceği yolunda.
Kremlin, elbette bunu coşkulu bir tarzda açıklamayacak. Muhtemelen “bu sadece başlangıç” diyecek, öteki taleplerin (tazminat ve sorumluların cezalandırılması) karşılanmasını isteyecek.
Dün Rusça internet sitelerine baktığımda, söz konusu haberin genel olarak “Erdoğan Putin’den (veya Türkiye Rusya’dan) özür diledi” olarak verildiğini gördüm.
Gelecek ay Antalya Rus turistlerle dolmayacak
Dün Erdoğan’ın özür dilediği haberi yayımlandıktan sonra bir sürü telefon, mail, mesaj aldım. Yağmur gibi soru ve yorum yağıyordu. En çok da Rusya’da yaşayan Türklerden ve Türkiye’de yaşayan Ruslardan.
Onlara söylediğimi buradan tekrarlayayım: Ben kısa sürede ilişkilerin düzelebileceği konusunda fazla iyimser değilim.
Bir anda Rusya’ya vizelerin kalkacağını, oradaki Türk şirketlerinin eski güzel günlerine döneceğini, Rus turistlerin akın akın Antalya’ya gideceğini umanları korkarım büyük bir hayal kırıklığı bekliyor.
Her şeyden önce Ankara, Suriye politikasından vazgeçmek ve cihatçı güçlerle arasına sınır çekmek için ciddi bir performans sergilemiyor.
Ukrayna ile hızla gelişen işbirliğinde, Azeri-Ermeni anlaşmazlığında, Karadeniz Bölgesi’yle ilgili NATO’ya yaptığı çağrılarda durmadan “Rusya’nın altını oyma gücüne sahibiz”vurgusunu hissettiriyor.
Türk Akımı gibi Moskova açısından stratejik ve kendisine de kazançlı perspektif sunabilecek bir projeyi “barışma adımı” ile birlikte gündeme getirmeyi başaramıyor.
Durmadan “usta söylemler” yardımıyla “biz bu işi tatlıya bağlarız”havasında ve kurnazlığında görünüyor.
Bu ortamda Rusya’ya tazminat ödenmesi konusu nasıl gelişir? Uçağın düşürülmesi sonucu hayatını kaybeden iki Rusla ilgili “sorumluların cezalandırılması” beklentisi nasıl karşılanır? Bilemiyorum.
Ama Ruslar “öyle ya da böyle Ankara’dan özür geldi, haydi hemen geçmişin üzerine sünger çekelim” demeyecekler, bunu iyi biliyorum.
Dün Rusya parlamentosu üst kanadı Federasyon Konseyi’nin Başkanı Matviyenko şunları söyledi:
“Yazık ki özür çok gecikti. Gerçi hiç olmamasından iyidir. Ancak bu süre içinde ilişkilerimizde olumsuz süreçler yaşandı ve geçmişteki güven duygusu kaybedildi. Yine de bu mesaj, Rus-Türk ilişkilerinin aşamalı olarak düzeltilmesine bir zemin oluşturabilir.”
Parlamento alt kanadı Duma’nın Başkanı Narışkin’in yorumu daha karamsardı:
“Türkiye’nin ancak Rus tarafının bütün taleplerini yerine getirmesi halinde ilişkiler yoluna girebilir.”
Federasyon Konseyi Uluslararası İlişkileri Komitesi BaşkanıKosaçev, Türkiye'den özür dışında Suriye ve Irak'a yönelik politikalarını da değiştirmesini beklediklerini belirtti:
“Türkiye'den, yalnızca Rusya'yla olan ilişkilerinin kötüleşmesine değil, aynı zamanda terörist yapılarla doğrudan işbirliği yaparak komşu ülkelerdeki durumun kötüye gitmesine neden olan yaklaşımlarını yeniden değerlendirmesini bekleyeceğiz.”
Onun yardımcısı Cabarov ise kısa ve öz konuştu:
“Çok fazla kaybımız oldu. İlişkiler hızla yıkılabilir, ama yeni baştan kurulması uzun sürer.”

İsterseniz tarihten ders çıkaralım
Erdoğan iktidarı Rus uçağını düşürerek çok ciddi bir hata yaptı.
Sonra da hatasını kabul etmedi, aylarca “Asla özür dilemeyiz”dedi, hatta “Asıl Rusya bizden özür dilesin” talebini bile öne sürebildi.
Bakanlar, AKP’li yöneticiler ve “havuz medyası” bu yolda neler söylemedi ki! (Dört gün önceki yazımda Ekonomi BakanıZeybekçi’nin “özür yok” demecine dikkat çekmiştim.)
Onların bu tavrının nedenlerinden biri de, liderleri Erdoğan’ın asla kimseden özür dilemeyeceği yolundaki inanç ve tahminleriydi.
Ama Erdoğan özür diledi.
İlk kez.
Mecburen.
Ülke içinde ve dünyada karşı karşıya kaldığı siyasi ve ekonomik sorunlardan dolayı, Rusya’yla barışmak gerektiğine karar vererek, o çok değer verdiği egosuna rağmen Putin’e bir özür mesajı gönderdi.
Bu adımıyla doğru bir hamle yaptı Erdoğan.
Gecikerek de olsa, yapması gerekeni yaptı.
Keşke o korkunç hatanın yapıldığı gün – NATO’ya başvurup “Bizi Rusya’ya karşı koruyun” diyeceğine – hemen özür dileyebilseydi.
Rusya’ya Suriye politikasından dolayı bir ders vermek istemişti. Alacağı cevabın bu kadar sert, kararlı ve uzun süreli olacağını öngörememişti. Bir süre sonra her şey yatışır sanmıştı.
Ama öyle olmadı; tersine Putin’in sert tepkisiyle siyasi ve askerî gerginliklerden ticaretin, turizmin, kültürel, hatta insani ilişkilerin gidişatına kadar her alanda zarar görüldü.
Ankara daha çok zarar gören taraftı hiç kuşkusuz.
Ama Moskova da zarar gördü ve tedirgin oldu. Ekonomik olarak da, uzun vadeli enerji yatırımlarının geleceği açısından da, siyasi gerginliğin Rusya içinde ve bir dizi bölgede yaratabileceği olası sorunlar bakımından da.
Ve son bir ay içinde yapılan karşılıklı açıklamalardan sonra, dün Erdoğan’ın Putin’e özür mesajı gönderdiği açıklandı.
Şimdi önce Erdoğan’ın özür mesajına Rusya’dan gelecek resmî tepkiyi bekliyoruz.
Eğer gerçekleşirse, bugünlerde bir Erdoğan-Putin telefon diyalogunu...
Ardından da 1 Temmuz’da Soçi’de düzenlenecek Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü toplantısı kapsamında iki devletin dışişleri bakanları Çavuşoğlu ve Lavrov’un görüşmesini...
Her şey yolunda giderse ikili ilişkilerin düzeltilmesi için uzun bir yola çıkılmış olacak.
(Kim bilir, belki bu arada kendi liderlerinden korktuğu için bugüne kadar Türk-Rus işbirliğini savunamayan Türk ve Rus STK’lar, iş dünyası ve aydınlar da derin bir nefes alıp ortaya çıkmaya cesaret edebilirler.)
Son söz yerine
Son olarak şunu eklemek geliyor içimden:
Ben ve benim gibi düşünen birçok insan, 216 gündür Rus uçağının düşürülmesinin hata olduğunu ve özür dilenmesi gerektiğini söyleyegeldik. (Bu arada Rusya’nın hatalarını eleştirmekten de geri durmadık.)
Ne “Rus casusluğumuz” kaldı, ne “vatan hainliğimiz”.
Eee, ne oldu şimdi?
Bugün Erdoğan da hatasını kabullenip özür diliyor.
Sevgili yalaka arkadaşlar, yandaş “meslektaşlar”, biat dünyasının fedakâr askerleri!
Haydi çocuklar, haydi, eski twitlerinizi silmeye ve tükürdüğünüzü yalamaya başlayın!..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları





























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2025
17.07.2025
26.06.2025
22.06.2025
11.05.2025
10.05.2025
13.04.2025
29.03.2025
20.03.2025
6.03.2025