Hasan CEMAL
2016 yılı 15 Temmuz gecesi.
O geceyi unutmam gerçekten zor.
Bodrum'da iki hafta tatil yapacak,
Hayat İşte Böyle Geçip Gidiyor isimli kitabımı bitirecektim.
Ama olmadı.
Akşam vakti uçaktan inmiş, eve daha yeni gelmiştik.
Cep telefonum çaldı:
Televizyonu aç aç,
tuhaf şeyler oluyor!

Çizgi: Tan Oral
Televizyonu açtım, karşısına çakıldım.
Ve bir darbe girişimini canlı olarak
izlemeye başladım, 48 saat hiç uyumadan...
Tam gece yarısı, TRT'de başarısız darbe girişiminin
bildirisi okunurken, henüz Erdoğan CNN Türk'te
Hande Fırat'a darbe karşıtı çağrısını yapmadan,
(Erdoğan saat 00.24'te halkı meydanlara davet etti)
şu üç tweet'i arka arkaya attım:
16 Temmuz 00:00
Hasan Cemal @HSNCML
DARBEYE HAYIR!
DARBEYE HAYIR!
DARBEYE HAYIR!
16 Temmuz 00:04
Hasan Cemal @HSNCML
TRT'DE ŞİMDİ
DARBE BİLDİRİSİ
OKUNUYOR;
ASKERİ DARBELER
ÇARE OLMAMIŞTIR,
BUNDAN SONRA DA
OLMAYACAKTIR.
DARBEYE HAYIR!
16 Temmuz 00:09
Hasan Cemal @HSNCML
ERDOĞAN İKTİDARIYLA
MÜCADELE
ASKERİ DARBEYLE DEĞİL,
DEMOKRATİK YOLLARDAN
OLMALIDIR,
ÇARE BUDUR!
15 Temmuz'u 16 Temmuz'a bağlayan gece yarısı,
darbenin başarılı olup olmayacağı daha belli değilken,
bu tweet'leri atmış, hemen sonra oturup
DARBEYE HAYIR başlıklı
çok kısa ilk yazımı göndermiştim T24'e.
* * *
Evet, darbeye hayır!
Bu ülkede askeri darbeler çare olmadı.
Bundan sonra da olmayacaktır.
Türkiye 27 Mayıs'ta, 12 Mart'ta,
12 Eylül'de tank sesiyle uyanmış,
ancak demokrasinin önü açılmamıştır.
Tam tersine darbeler darbeleri getirmiş,
siyaset her seferinde kutuplaşmıştır.
Darbeler, siyasette taşların yerli yerine
oturmasını engellemiş, siyasetin
normalleşmesini geciktirmiştir.
Erdoğan iktidarını, demokrasi konusunda
en sert şekilde eleştiren bir gazeteciyim.
Ancak, bu iktidarın darbeyle gitmesine kesinlikle karşıyım.
Böyle bir darbenin Türkiye'yi daha kötüye
götüreceğini düşünüyorum.
Çare, tüm zorluklarına rağmen
demokratik çizgide ve
milletin oyuyla bulunmalıdır.
Bir kez daha askeri darbeye hayır!
* * *
Bu kısa yazının arkasından 16 Temmuz sabaha
karşı, darbe girişimi çökertildikten sonra
bir yazı daha yazmıştım T24'e.
* * *
Asker darbesi çöktü, püskürtüldü,
çok da iyi oldu. Peki ya Erdoğan darbesi?..
Gün geçtikçe derinleşmekte!
15 Temmuz, Erdoğan'ın kendi deyişiyle,
Allah'ın bir lütfu oldu. Çünkü eli güçlendi.
15 Temmuz sayesinde muhalefet odaklarını
daha büyük bir hızla temizlemeye koyuldu.
Ben böyle düşünüyorum.
Evet, askeri darbeye hayır dedim,
Erdoğan'ın yanında durdum. Ama bu duruşum bana
"Erdoğan darbesi"ni unutturmuyor.
Unutturamaz!
Çünkü, ben asker darbeleri gibi sivil darbelere de karşıyım.
Tank sesleri ile gelen darbeleri kaç kez yaşadım.
Şimdi de "seçim sandığı"ndan çıkmış bir sivil darbeyi yaşıyorum.
Bu da "Erdoğan darbesi"dir.
Kimileri yazıyor:
"15 Temmuz Erdoğan'ın 'Reichstag yangını'dır" diye.
1933'te bir gece Alman parlamentosu Reichstag yanmıştı.
Seçim sandığından çıkmış olan Hitler,
"Reichstag'ı komünistler yaktı!" dedi ve
bunu kullanıp son darbeyi vurarak diktasını yerleştirdi.
Reichstag'ı komünistler kundaklamamıştı,
Hitler'in kendisi yaktırmıştı.
Bu örnekten hareketle,
Ankara'da 15 Temmuz akşamı
savaş helikopterlerinden TBMM'ye atılan bombaları,
Reichstag yangını ile kıyaslayanlar yok değil.
Ben bu iddiaya katılmıyorum.
15 Temmuz'un arkasında Erdoğan'ın
bulunduğuna ihtimal vermiyorum.
Ama bir nokta çok açık.
Reichstag yangını nasıl Hitler'e yaradıysa,
15 Temmuz da Erdoğan'a yaramış gözüküyor.
Başarısız darbe girişiminin nesnel sonucu bu...
Yazın bir kenara:
15 Temmuz'a karşı olmak,
tek başına, demokratlığın kriteri olamaz.
* * *
Çizgi: Tan Oral
Bu yazı da kesmemişti beni. 17 Temmuz 2016 günü
sabaha karşı bir yazı daha yazmıştım T24'e.
* * *
Askeri darbelerin içinden gelmiş,
72 yaşında 47 yıllık gazeteciyim.
Meslek hayatımda darbeler hiç eksik olmadı.
Darbelerle birlikte yaşanan acılar
beni siyasal açıdan olgunlaştırdı diyebilirim.
Bu sayede demokrasi kültürü edindim.
Bir başka deyişle:
Demokrasi ve özgürlükler konusunda neyin iyi,
neyin kötü olduğunu darbe süreçlerinde
hayatın içinden öğrenmeye başladım.
Bu beni Türkiye'nin "asker sorunu"yla haşır neşir yaptı.
Bugüne kadar yazdığım 12 kitabın
hemen hepsi büyük ölçüde
bu sorunun çerçevesinde yer alır.
2010'da çıkan kitabımın adı
Türkiye'nin Asker Sorunu idi
ve kapağın üstüne de şu damgayı vurmuştum:
EYY ASKER,
SİYASETE KARIŞMA!
Bu çizgiden hiç sapmadım bugüne kadar.
Onun içindir ki, Erdoğan iktidarına karşı
özellikle 2000'lerin ilk yıllarında
asker içinde uç veren "darbe tertipleri"ne
kararlılıkla karşı çıktım.
Ama bunu yaparken de bir noktanın
altını çizmeyi unutmadım:
"Askeri darbe"ye ne kadar karşıysam,
"sivil darbe"ye de karşıydım.
Çünkü her ikisi de demokrasi ve özgürlükleri
hiçe sayıyordu.
Bu nedenle, özellikle son yıllarda
sivil despotluk yolunda sistemli adımlar atmakta olan
Tayyip Erdoğan'ı sert bir dille eleştirmeye başladım.
15 Temmuz akşamı televizyon başına çakılıp
darbe girişimini izlerken bütün bunlar
bir film şeridi gibi gözümün önünde geçti gitti.
Ama bir konuda herhangi bir kuşkum yoktu.
Askeri darbe girişimine
"ama"sız, "fakat"sız hayır diyecektim.
Darbelerin gerçekten tarihe karışması,
ancak demokrasi ve özgürlükler düzeninin
yerli yerine oturmasıyla mümkündür.
Darbeye hayır diyenlerin başında
Cumhurbaşkanı Erdoğan geliyordu.
Dik duruşu ve halka yaptığı çağrılar,
darbecilerin çözülüşünde belirleyici oldu.
Elbette şu noktayı vurgulamak gerekir:
Erdoğan'ın çağrılarıyla birlikte sokakları
ve meydanları bir anda doldurmaya başlayan,
tankların üstüne çıkan ve darbeci askerlerin
üstüne korkusuzca yürüyen halk,
siyasal tarihimizde hem bir ilke imza attı,
hem de darbe teşebbüsünü tümüyle çökertti.
Polis de bu bakımdan büyük rol oynadı.
Darbenin çökertilmesinde hiç kuşkusuz
iktidar partisiyle birlikte darbeye karşı net tavır alan
muhalefet partilerinin de payı vardı.
Bunun gibi sivil toplum kuruluşları,
basın, internet gazeteleri,
özellikle televizyon kanalları
darbecilerin yenilgiye uğratılmasında
önemli rol üstlendiler.
Diğer taraftan darbecilerin halka ateş açabilmesi,
TBMM'yi bombalamaları iğrenç ötesiydi.
Öte yandan gece yarısından sonra
aklımı devamlı kurcalayan iki soru vardı:
Askeri darbeler ve cuntalar dönemi
en nihayet kapanıyor mu?..
Yoksa 15 Temmuz'daki başarısızlık
bundan sonra başka darbe girişimlerini
tetikleyebilir mi? Ya da tetikleyebilecek kadar
derine giden bir vaziyet var mı askerde?..
Bütün bu yaşananlardan sonra
asker içinde böyle tetiklemelerin
hiç de kolay olmayacağının farkındayım.
Ama şunu da biliyorum:
Darbelerin gerçekten tarihe karışması,
ancak demokrasi ve özgürlükler düzeninin
yerli yerine oturmasıyla mümkündür.
15 Temmuz askeri darbe teşebbüsü
yenilgiye uğratılmıştır, iyi de olmuştur.
Peki ya sivil darbe ne olacak?
Bu soruyu soruyorum, çünkü Erdoğan
sivil despotluk yolunda
bildiğini okumaya devam ederken,
Türkiye'yi demokrasi ve hukuk devleti
sularından uzaklaştırdıkça uzaklaştırıyor,
toplumu böldükçe bölüyor,
koca ülkeyi kutuplaştırdıkça kutuplaştırıyor.
Bu süreçte, Tayyip Erdoğan'a kaç zamandır
askeri darbe uyarıları yapılıyordu.
Kulak asmadı.
Ve kâbus gibi bir 15 Temmuz yaşadık.
Hep birlikte darbeye hayır dedik.
İyi de yaptık.
Ama Erdoğan bu kafayı değiştirmezse ne olacak?
Sorular tükenmek bilmiyor.

Çizgi: Tan Oral
* * *
Evet, dört yıl önce, 2016 yılının o korkunç
15 Temmuz gecesiyle 16 Temmuz sabahı
altı yedi saat içinde attığım tweet'ler
ve yazdığım iki yazı ile 17 Temmuz sabaha karşı
yazdığım üçüncü yazı böyle.
Bugün de bu yazılarımın yanında duruyorum.
Elbette soracaksınız:
Peki ya FETÖ parmağı?
15 Temmuz FETÖ darbesi değil mi?
15 Temmuz'un gerçek arka planı nedir?
Bu soruların yanıtlarını 15 Temmuz gece yarısıyla
16 Temmuz sabahına kadar geçen altı yedi saat içinde
daha kim biliyordu ki ben bileyim?
Bu konuda, Hayat İşte Böyle Geçip Gidiyor isimli kitabımın
393. sayfasında şu satırlar vardır:
15 Temmuz darbe girişimini televizyondan izlerken,
16 Temmuz günü sabaha karşı yazdığım
iki yazıda kafam netti.
Bu korkunç, kanlı girişime "ama"sız, "fakat"sız karşı çıkıyordum.
Ancak saatler geçtikçe kafam karışmaya başladı.
Darbeyi Fethullahçılar yaptı!
Buna önce ihtimal veremedim.
Bazı ayrıntılar geldikçe, bir "FETÖ'cü darbe"nin
hiç de yabana atılır bir ihtimal olmadığını
düşünmeye başladım.
Kafam tam net olmasa da, saatler ilerledikçe
darbe teşebbüsündeki Fethullahçıların rolü
git gide belirginleşiyordu.
Bugün kafam daha net, evet,
15 Temmuz'da FETÖ damgası var.
Ama ne kadar var, nereye kadar var?
Belgeler...
İtiraflar...
Bunlar ne kadar var?..
Asker ve sivil bürokrasideki
örgütlenmenin derinliği tam olarak açığa çıktı mı?
Bu açılardan siyaset kurumu içindeki,
özellikle AKP'deki işbirlikçiler kimlerdir?
Bir zamanlar Fethullahçılar için,
"Ne istediler de vermedik?" diyebilmiş olan Erdoğan'ın
bu işbirlikçiler konusunda tavrı nedir, ne olabilir?
Bugün hâlâ çok fazla soru var, cevapsız olan...
Ve şunu yazın bir kenara:
Bütün bu soruların karşılıkları sadece
savcı iddianamelerinden, mahkeme tutanaklarından,
kararlarından çıkmaz, çıkamaz.
15 Temmuz'un gerçek yüzünün tüm çıplaklığıyla
ortaya çıkması için daha zamana ihtiyaç var.
15 Temmuz'la ilgili uzun yazımı noktalarken,
bir noktayı bir kez daha vurguluyorum.
15 Temmuz Erdoğan'a yaramıştır,
kendisinin de dediği gibi 15 Temmuz
onun için Allah'ın bir lütfu olmuştur.
Erdoğan 15 Temmuz sayesinde,
özellikle 2013 yılında Gezi'den itibaren
hız alan kendi "sivil darbe"sini derinleştirmeye başlamıştır.
20 Temmuz "sivil darbe" yolunda büyük bir adımdır.
O tarihte ilan ettiği Olağanüstü Hal (OHAL) ve
Kanun Hükmündeki Kararnameler rejimiyle
parlamentonun yetkilerine el koymuştur.
Onun için son söz olarak tekrar ediyorum ve diyorum ki:
15 Temmuz'a karşı olmak, tek başına,
demokratlığın kriteri olamaz!
Gerçek demokrat olmak için yalnız
"asker darbesi"ne değil,
"sivil darbe"ye de karşı çıkmak şarttır.
Yazarlar
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları





































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024