Ümit KIVANÇ
Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nin eski müdürü hakkında meğer tam yedi milyon iki yüz otuz dokuz bin beş yüz liralık kamu davası açılmış. Kamu davası da öyle okkalı şeydir ki, hayatınızın bir yerine lönk diye konduruldu mu oradan çekmeniz çok zordur. Hayatınız kayabilir, o kaymaz, öyle yani.
Meseleyi bir de sayılarla izah edeyim: 7.239.500 liralık dava açılmış. Unutmayalım: kamu davası.
Biliyorsunuz bizde kamu yoktur. Kamusal alan diye bir şey yoktur. Kamunun mânâsı devlete hasredilmiştir ki, başkası üzerinde hak iddia edemesin. Veyahut buna cüret ederse devlet aleyhine çalışıyor sayılsın. Kamusal alan, yani yurttaşların inisiyatif ve iradesiyle şekillenecek bir hayat alanı, şu son derece kısıtlı nitelemenin de gösterdiği üzre, bize ters. Evlerde dilediğimizce davranabilmemiz bile ulusal güvenlik meselesi aslında, ama şimdilik bunu kenara bırakalım, pencereyi açıp tablayı dökebildiğimiz, sırf kendimize ait kılamadığımız için değeri olmayan, sorumluluğu da başkalarına ait şu tekinsiz alanla ilişiğimizi tam keselim. Kısaca, evin dışına adım attığımız anda devletin alanına gireriz. Bu yüzden de, orayı hiçbir zaman kendimizin saymayız, istesek de sayamayız, saydırmazlar. Ha, devlete çaktırmadan tabla dökülebilir, kenarından tırtıklanıp kaldırım işgal edilebilir, becerebiliyorsan kaçak inşaat da yapılabilir.
Kamusal alanın yokluğu herkesin işine gelir, çünkü böylece herkes sorumluluktan kurtulur. Sokağı benim saysam, pencereden tabla döken kadınla, arabaları dik dik park edip koca caddeyi tek şeride indiren adamlarla, sanki evimin camını kırmışlar gibi uğraşmam gerekecek. Madem orası devletin, o uğraşsın! Fakat o da uğraşmazsa ortalığı pislik götürüyor? Olsun, evim temiz. İçeri girip kapıyı çektim mi istediğim kanalı seyrederim. Sadece sabaha karşı devlet dalabilir içeri. E o da devlet, dalar. Bizim de tarzımız böyle bir tarz.
Filan işte… böyle gidiyor. “Bir toplu yaşama kültürü olarak 20. yüzyıl Türkiye’si hayat tarzı” başlıklı bilimsel makalemde konuyu geniş olarak ele alacağım. Niye 20. yüzyıl? Çünkü geçmişini inkâr eden geleceğini hebâ eder.
İşte eski resim-heykel müzesi müdürüne de 7 milyon 239 bin 500 liralık kamu davası açmışlar. Sebep? Sıkı durun: toplam değeri 25 milyon doları (8 Ocak 15:54 itibarıyla aşağı yukarı 137 milyon 500 bin lira) bulan resimlerin çerçevelerini müzenin çaycısına boyatmış! Kime? Evet, ona.
İntikal…
Sanat eserlerine verdiği değerle bilinen ve olayımızda Kültür ve Turizm Bakanlığı şahsında vücut bulan devlet, İbrahim Çallı, Hoca Ali Rıza, Fikret Otyam, Diyarbakırlı Tahsin, Şevket Dağ ve Fausto Zonaro’nun resimlerini bu şekilde zedeleyen müze müdürünün yakasına yapışmış. Hadisenin güvenlik kuvvetlerinin terörle mücadeledeki kararlılığına halel getirmeyeceği öngörülmüş olmalı ki, konu bağımsız Türk yargısına intikal etmiş.
Geleneksel sıradan vatandaş bilgeliği şunu gerektirir: bir şey bir yere intikal ediyorsa çocuklar içeri çekilip kapılar kapatılır, olay mahallinden uzaklaşılır; zira bu kod kelime devletle ilgili birşeylerin cereyan ettiğini ilan eder. Nitekim hadisenin intikal ettiği mahkeme, bakanlığın başvurusu üzerine davayı görmüş, hüküm vermiş.
Bakanlık ne istemiş? Demişler ki: “Restoratör olmamasına rağmen” bu müdür “verdiği talimatlar ile” müzedeki eserlerde “hasar ve değer kaybına” yolaçtı. Tam yirmi beş (25) tabloya yapılan “hatalı müdahaleler” yüzünden… -işte burada kılı kırk yarıcılığın, hakkaniyetin nasıl devlet felsefemizin iliğine işlemiş olduğunu gösteren bir müthiş örnek daha karşımıza çıkıyor- “7 milyon 239 bin 500 TL kamu zararı” meydana geldi. Bakar mısınız! Bakanlık ilgilileri oturup yirmi beş tabloda meydana gelen kamu zararını kuruş kuruş hesaplamışlar. Yani meselâ yedi buçuk milyonluk değil, 7 milyon 240 bin liralık değil, 7.239.500’lük zarar meydana gelmiş! Devletin hassasiyetine zaman zaman laf eden hepimizin başını önüne eğip utancıyla başbaşa kalması, fakat başını önüne eğdiği için bunu yaparken fiziken zorlanıp bir yerini incitmesi gereken, ibretlik durumdur bu.
Böyle durumlarda mahkeme ne yapar? Bilirkişiye başvurur. Konu diyelim bir gazetecinin terör örgütü için çalışıp çalışmadığı gibi bir şey olsa, savcısı da hakimi de sanığın yüzüne bile bakmadan şıp diye karar verecek donanıma sahiptir. Ya da polis kurşunuyla öldürülmüş birinin davası görülürken, sanığın hangi mücbir sebepler altında ve kesinlikle böyle bir neticeyi arzu etmeden ve belki de kimbilir hangi tahrikle dikkati dağıtılarak o tetiği çekmiş olabileceğine dair ihtiyaç duyulacak ihtimaller ve dolambaçlar bilgisi, yetkili hukuk insanlarının cephaneliğinde ilk günden itibaren mevcuttur. Fakat müze müdürünün milyonluk tabloların çerçevelerini çaycıya boyatması gibi bir hadisede uzman bilirkişilerin birikime dayanan görüşlerine ihtiyaç vardır.
Oranında değer kaybı…
Bilirkişi ne demiş? Demiş ki: evet, müze müdürü “Bakanlık Resim ve Heykel Müzeleri Yönetmeliği hükümlerine” aykırı davrandı, ancak bu davranış yüzünden sözkonusu yirmi beş eserden sadece altısında hasar meydana geldi. Ve, bilirkişinin de devletinkinin üzerine eklememiz ve kültür-sanat alanlarında yöneticilerimizi küçümseyen herkesin suratına tokat gibi çarpmamız icap eden hassasiyetine bakınız ki, bu hasarlar da en ince ayrıntısına kadar hesaplanmış. Diyarbakırlı Tahsin’in iki resmi ile Fausto Zonaro’nun bir resminde “yüzde on”ar, Mahmut Celayir, Şevket Dağ ve Bahriyeli İsmail Hakkı’nın birer resminde “yüzde beş”er “oranında değer kaybı” oluşmuş.
Bekleneceği üzre, bilirkişi raporuna itiraz edilmiş. Hürriyet’teki haberden, kimin itiraz ettiğini anlayamadım. Yeni bilirkişi heyeti farklı sonuca varmış. Demişler ki: Bu eserlerdeki hasarlar önceden de varmış. Dolayısıyla müze müdürünün bu işte kabahati yok.
Hiç mi yokmuş? Varmış. Ancak Hürriyet’in haberinden bu kabahatin mahiyetini de tam anlayamadım. Gerçi müze müdürünün “restorasyon kurallarına aykırı olarak uzman olmayan müze çalışanına çerçeveleri boyatmasından dolayı kusurlu bulunduğu” belirtiliyor, ancak bu işlem yüzünden resimlere zarar verilmediyse hâlâ hangi hasarın giderilmesinden bahsedildiğini anlayamıyoruz. Zira müze müdürünün çaycıya tablo çerçevesi boyatmasından ötürü yine de bir zarar meydana gelmiş. Bilirkişi raporunda, “Buna ilişkin zarar da uzman bir restoratör tarafından bin 996.20 TL’ye restore edilebilecektir,” denmiş. O ara fiyat da mı almışlar, ne yapmışlar…
Hassasiyete hayranlıktan yine gözlerim kamaştığı için, verilmiş hasar tam olarak nedir mevzuunu bir yana bırakıp, dokuz yüz doksan altı lira yirmi kuruşa takılacağım izninizle. Bilirkişi oturuyor, resimleri -ve çaycının boyadığı çerçeveleri!- inceliyor, sonunda diyor ki: burada 1996 lira 20 kuruşluk hasar var, bunu da uzman bir restoratör bu paraya giderir.
Gerçeklerimiz…
Yahu bunlar nasıl işler? Adamın tekini resim-heykel müzesine müdür yapıyorsun, o arada “bu yarın öbür gün çaycıya tablo çerçevesi boyatır” demiyorsun, çünkü adamın bunu yapabileceğini kestiremiyorsun, çünkü müze müdürü yapacağın adamlar arasında çaycıya tablo çerçevesi boyatabilecek olmayan var mı, belli değil, çünkü zaten senin öyle müze müdürlerimiz olsun ki, hiçbirinin aklından çaycıya tablo çerçevesi boyatmak geçmesin diye bir derdin olmamış. Zaten, aslına bakarsan, bu işlere karar verenlerin Mohaç meydan muharebesi veya Mercidabık zaferininin resmedilmediği tabloya neden ihtiyaç olduğunu idrak edip etmedikleri de belirsiz. Değil çaycıya çerçeve boyatılması, müze binasının akraba vakıflarından birine devredilip bütün bu resimlerin depoya intikal ettirilmeyişine şükretmek gerekir belki. Belki para ettiklerindendir, neyse.
Özetlemem gerekirse: Çaycıya tablo çerçevesi boyatan resim-heykel müzesi müdürü bizim gerçeğimizdir. Resimlere verilen hasarı önce otuz dokuz beş yüze, sonra 20 kuruşa kadar hesaplayabilen bakanlık uzmanları ve bilirkişiler başımızın tacıdır. Ayrıca zaten Fikret Otyam solcu, Fausto Zonaro gâvurdur. Acaba bütün bunların, herhangi bir resim-heykel müzesinde, bırakın müdürü, çaycı olmak için bile can atacak insanların yeter sayıda bulunmayışıyla alâkası var mıdır? Yoksa bunlar vardır da varolmayan kamusal alana mı aittirler ve bu yüzden görünür âlemde bunlarla karşılaşmamaktayızdır? Veya yirmi kuruşu hesaplayabilen ve mahkeme kararına geçirebilen devlet resim müzesinde sanat eserleriyle içiçe hayat sürmek isteyeceklerin muzır-münafık potansiyelini bir bakışta ayırt edebildiği için mi çaycıya çerçeve boyatan müdür absürd çizgi-roman kahramanı olabilecekken sahiden müdür olabilmektedir?
Zalimin döktüğü kan, su katılmış süt, zehirlenmiş derenin suyu, insan öldüren sahte içki, son tüketilme tarihi geçmiş meşrubat, asırlık resmin çerçevesine sürülen yağlıboya karışmış, donmuş buz olmuş, üstünde düşe kalka yaşamaya çabalıyoruz. Kendimize hakları, özgürlükleri olan, haysiyetine değer verilen, doğru dürüst insanlar muamelesi yapmamız belki de şartlara göre zaten azıcık, nasıl desem, lüks mü kaçıyordu acaba?..
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları













































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024