Yıldıray OĞUR
Bir süre Türkiye’deki siyasi ve fikri hayatı takip eden birinin ilk uyanacağı şudur: Türkiye’de fikirler yoktur, pozisyonlar vardır.
Pozisyonlar da fikri pozisyon değildir. Siyasi pozisyonlardır. Önce pozisyon alınır sonra ona uygun fikirler geliştirilir.
Tabii ki normal bir dünyada insanların fikirleri de değişebilir ve pozisyonlar da o zaman değişir.
Bunda yadırganacak bir şey yok.
Ama tam tersi yani siyasi pozisyonlar değiştikçe fikirlerin onları takip ettiği bir ortam kimse için tekin değildir, herhangi bir meselede taraf olmak tehlikelidir.
Son Komisyon’un İmralı kararı bütün bu anormalliğin şahikası oldu.
Daha iki sene öncesine kadar seçimlerde muhalefeti DEM Parti desteği ve Kandil’den gelen Kılıçdaroğlu’na destek açıklamaları yüzünden terörle ittifak içinde olmakla suçlayan, CHPKK gibi başlıklar atanlar, geçen yıl CHP ve DEM’in seçim ittifakı için terör suçundan belediye başkanları tutuklayanlar bugün CHP’yi İmralı’ya gitmediği için barıştan kaçmakla eleştiriyor.
Ama artık madalyonun bir diğer yüzü de var.
İki yıl önce Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kandil’den gelen destek açıklamalarını görmezden gelenler, muhalafete destek verdiği sürece HDP ve DEM Parti ‘nin PKK’yla herkesin bildiği bağını önemsemeyenler, yine Kandil’den destek açıklamaları gelmiş Kent Uzlaşısı ittifakından gocunmayanlar üstelik bunları PKK hala aktif bir silahlı örgütken yapmış olanlar da bugün örgütüne silah bıraktırmış, PKK’yı fesh etmiş Öcalan’a bir heyet gitmesini terörle müzakere, teröristbaşının ayağına gitmek olarak lanetliyor.
Bazı fazla iyiniyetlilerin iddia ettiği gibi CHP’nin İmralı’ya gitmeme kararı sadece çözüm süreci içinde bir yöntem farklılığından ibaret olarak kalmadı.
İmralı’ya görüşmeye gitmeyi hatta çözüm için PKK ile müzakere etmeyi kriminalize eden lanetleyen bir öfke patlamasını da tetikledi.
Önünü açtı, meşrulaştırdı ve davet etti.
İktidarı buradan köşeye sıkıştırma izni çıkan muhalifler, DEM Parti’nin de artık muhalefet bloğundan uzaklaştığını düşünerek atış serbest pozisyonuna geçtiler.
Son iki günde son 10 yılda işitmediğimiz kadar PKK ve Öcalan laneti ve hakareti işittik.
Üstelik bugün lanetledikleri PKK iki ay önce kendi fesh etmiş bir örgüt, Öcalan ise bu kararı aldırmış örgütün lideri.
Ama sanki PKK 1980’lerin ortasında değil de geçen hafta köy basmış gibi Öcalan’a takılan bebekkatili lakabı geri döndü.
Halbuki, Öcalan’a o lakabın takılmasına neden olan köy baskınlarından sonra 1993’de Özal, 1994’de Demirel, Çiller, 1995’de Erbakan, 1996-1998 arası Genelkurmay ve daha sonra MİT ve AK Parti iktidarı Öcalan’ı muhatap alıp, görüşmeler yürüttüler.
Ülkenin en ünlü gazetecileri bebekkatili, teröristbaşı demeden Öcalan’ın ayağına kadar gidip onunla içinde Galatasaray muhabbetleri de olan röportajlar yaptılar.
Hatta 1998’de ülkenin bütün önemli tv ve gazetelerinden gazeteciler askerlerden izin alıp Brüksel’e gidip MED TV stüdyosunda Öcalan’ın ateşkes çağrısı yaptığı programa bile katılmıştı.
Ve en önemlisi bütün bunlar olurken Öcalan aktif bir biçimde PKK’nın başında ve örgüt hala silahlı eylemlere devam ediyordu.
Bugün ise örgütünü fesh etmiş, silahlı mücadele dönemini kapatmış bir Öcalan’la hapishanede bir görüşme yapılması lanetleniyor.
Tabii ki bu savrulmaların sebebi sert kutuplaşma.
İki kesim var ve bunların için esas kavga birbirleriyle olan kavga ve diğer bütün meseleler tali ve bu kavganın içindeki rolü ve pozisyonu içinden değerlendiriliyor.
PKK ve Öcalan’a bile böyle bakılıyor.
Bizden mi onlardan mı?
Fakat bu kutuplaşmanın parçası zorunda olmayan ve olmaması gereken bir başka grup daha var.
Kürt meselesinde çözümü önemseyenler.
Uzun yıllardır bu meseleyi dillendiren, yazan, çözümü savunan ve bunun bedelini de göze alanlar.
Onların en azından bu konudaki pozisyonlarının ve fikirlerinin sabit olması, bulundukları siyasal kampın pozisyonuna uymamaları, kavgayı bulundukları mahalleler içinde vermeleri beklenirdi.
Ama son zamanlarda Türkiye’deki kutuplaşma o kadar sertleşti ki ve iktidarın gidip kalma meselesi o kadar temel bir mesele oldu ki maalesef son iki gündür hiç beklenmeyecek kişileri CHP’nin İmralı kararını savunmak için acınası apolojiler üretirken görüyoruz.
Normalde onlardan yapmaları beklenen muhalefeti bu konudaki ürkek, popülist siyasetleri yüzünden eleştirmek ve etkilemeye çalışmak olmalıydı.
Faydalı olan bu olabilirdi. Böylece CHP ve muhalefet siyasetini yönlendirilebilir ve değiştirilebilirlerdi.
Bu kararın çözüm süreci masasından kalkmak anlamına gelmemesi için basınç uygulayabilirlerdi.
Bu kararın bir çözüm karşıtlığının yeşil ışığına dönmesine karşı mücadele verebilirlerdi.
Ama hayır böyle yapmadılar. Daha büyük kavga uğruna böyle bir iç kavgaya girmemeyi tercih ettiler.
Günlerdir CHP’nin İmralı’ya giden komisyon heyetinde olmamasını meşrulaştırmaya çalışıyor, enerjilerini bunu eleştirenlerin eleştirmeye harcıyorlar.
Yenildiği maçtan sonra bile tuttukları takım lehine slogan atan sadık taraftarlar gibi davranmayı tercih ettiler.
CHP’nin kararında bile AKP’nin oyununu buldular, esas suçlu olarak iktidarı ilan ettiler.
Böylece CHP içinde ulusalcı kanadın kazandığı bir tartışmaya erzak taşıdılar, aslında kendi durdukları zeminin de altını oydular.
O kadar tuhaf ki 2016’da PKK’nın başlattığı hendek olayları için bir bildiri yayınlayıp PKK şiddetinden tek kelime bahsetmeden sadece devleti eleştirenler ve bu uğurda mesleklerini kaybedenlerden bile hararetle CHP’nin İmralı kararını savunmaya çalışanlar oldu.
O yıllarda tvlerde HDP ve Kürt siyasal hareketi analizleriyle tanınmış bazı ekran yüzleri, bugün Öcalan örgütüne silah bıraktırırken MHP’nin gerisine düştü.
Peki neden böyle oldu?
Çünkü PKK’nın yanlış zamanda ve yanlış iktidarla anlaştığını düşünüyorlar.
Bu bir hayal kırıklığı olarak başladı, süreç sürdükçe öfkeye dönüştü.
Aslında muhalefet uzun süre bütün kozlarını bu müzakerenin de diğerleri gibi bir noktada patlayacak olmasına bağladı.
Sık sık sürece destek veren DEM’lilere daha önceki süreçler bitince atanan kayyımlar, tutuklamalar hatırlatıldı.
Ama süreç ilerlemeye devam etti.
Öyle bir noktaya geldi ki muhalefet sürekli çıtayı yükselten iktidarın özellikle de MHP’nin gerisinde kaldı, onun arkasından sürüklenmeye başladı.
Süreçten kopmanın maliyeti yüksekti ama içinde kalmanın da siyasi bir faydası yoktu.
İşte tam bu noktada pozisyonlar değişmeye başladı tabii ona paralel olarak fikirler de…
Türkiye’nin en büyük sorunu Kürt sorunu, her şeyin sebebi Türklük Sözleşmesi diyenler Kürt sorunu ve PKK meselesinde tarihi bir kavşakta bir anda fikir değiştirdiler.
Meğerse en büyük sorun AKP iktidarına karşı Cumhuriyeti ve laikliği korumakmış.
Kürtler bu esas büyük kavgada karşı tarafa destek veriyorsa onların sorunları da en önemli sorun değilmiş.
Bencilce, kendi meselesini bütün meselelerden önemli gören bir bakış bu. Ama Türkiye’de kim böyle değil ki.
Bu başlayan tartışma ile 2015’den itibaren kibar adıyla Kürt siyaseti yani aslında PKK ile laik muhalefet arasında başlayan ve 2019, 2023 seçimlerinde görünür olan ve hatta 2024 seçimlerinde Kent Uzlaşısı diye adı bile konan ittifakın sonuna gelmiş olabiliriz.
İşin tuhafı; 2015’den itibaren bütün bu ittifaklar kurulurken PKK aktif ve silahlı eylemler yapan bir örgüttü.
Şehirlerde bombalar patlatıyor, hendekler kazıyor, Suriye’de Türkiye’ye karşı hamleler yapıyordu.
Öcalan “teröristbaşı”ydı, PKK terör örgütüydü, HDP’nin de onun siyasi kanadı olduğunu herkes biliyordu.
Ama ne tuhaftır her şey AK Parti ve MHP iktidarının son “ Terörsüz Türkiye” açılımıyla değişiverdi.
Öcalan’la devlet arasında başlayan müzakereler sonucunda Öcalan’ın çağrısıyla PKK kendini fesh etti. Silah yakma töreni yaptı, güçlerini Türkiye’den çekti ve bunun karşılığı olarak da PKK’lılarla ilgili bir af düzenlemesi için Meclis’te bir komisyon kuruldu.
Bu komisyonun neden ve hangi bağlamda kurulduğu herkesin malumuydu.
O yüzden katılmayan partiler oldu. Ama Kürtlerle kurduğu siyasi ittifak ve takip ettiği yeni siyasi hat yüzünden CHP bu komisyondan kaçamadı.
Ama MHP bir adım daha atıp, Komisyon’un Öcalan’la da görüşmesini teklif edince bir anda Öcalan’ın “teröristbaşı” olduğu yeniden keşfedildi.
Onunla yapılacak bir görüşmenin teröre taviz olduğu iddia edilmeye başlandı.
Yani özetle elinde silah varken, hala bir silahlı örgütken ve Öcalan da o örgütün lideri yani “teröristbaşı” iken ittifaklar kuruldu ama Öcalan örgütünü fesh etmiş, PKK silahlara veda ederken onla bir saatlik temas bir anda suç ve ayıp hale geliverdi.
Ve tabii bunun tam tersi de oldu.
Yani pozisyonlar değişti ve fikirler de değişiyor.
Bazılarına yakışıyor, kıvraklar, hissettirmeden karşı tarafa atlayıveriyorlar.
Ama bazılarına hiç yakışmıyor, beceremiyorlar, çünkü bazı taşlar yerinde ağırdır…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları


































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026