Abdurrahman Dilipak
KADEM “25 Kasım Kadın’a Şiddet Haftası” sebebi ile Aile Bakanlığı’nın da desteklediği “Şiddeti engellemek insani ve vicdani bir sorumluluktur. Unutma, Sen Varsan Şiddet’e Yer Yok!” sloganı ile bir kampanya başlattı. Bu slogan kulağa hoş gelen, içi boş bir slogan.
Aslında, 25 Kasım’ın ilginç bir hikayesi var. 25 Kasım 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı mücadele eden üç kız kardeş Patria, Minerva, Maria Mirabel’in cesetleri bir uçurumdan atılmış şekilde bulundu. Mirabel kardeşler, tecavüz edilerek vahşice öldürülmüştü. Onlar diktatörlüğe karşı mücadele eden anti emperyalist, zulme boyun eğmeyen, direnen kızlardı. Dominik direnişinin sembolü oldular. BM 17 Aralık 1999’da, 25 Kasım’ı “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü” olarak kabul etti.
Bugün, bir anti emperyalist direnişin sembolü kızlar, erkeklere karşı bir kampanyanın sembolü haline getirilmeye çalışılıyor. Aslında o direnen kızlar, kız değil erkek de olabilirlerdi. Önemli olan haksızlığa, zulme, sömürüye karşı direnmek değil mi? Hem de kimden gelirse gelsin kime yönelik olursa olsun. İşi sulandırmak istiyorsanız, onların dili ile “Kompartmanize” edeceksiniz, ikon’laştıracak, seremoni ve ritüellere boğacaksınız.
Evet: “Haddinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yok eder”. Soyut / Mücerred bir şiddet karşıtlığı pasifizm’dir. Direniş şuurunu yok etmek isteyenlerin işine yarar. Yani emperyalizmin işine gelir. Anti emperyalist bir hareketi, emperyalizmin oyuncağı yapar.
Şiddeti yok ederseniz hayat durur! Devlet yasal şiddet aygıtıdır, ordusu, polisi ile. Cennet ödülü, cehennem acı ve şiddeti ifade eder. Cevizi kırmak, otomobili, treni, uçağı hareket ettirmek, kuyu kazmak, tünel açmak için şiddete ihtiyaç var. Ceza şiddettir. Zalim diktatörlere karşı da meşru bir şiddetle ayakta kalabilirsiniz. Adalet yoksa ve siz barıştan söz ediyorsanız, bunun adı “teslimiyet”tir. “İstiklali tam bir millet” olamazsınız! Savcılar kimin ne kadar cezalandırılması gerektiğini araştırır, hakim ona karar verir. Şiddet olmayacaksa orduya ne gerek var.
Devrimci kızları, haksızlığa karşı isyan eden, şiddeti örgütleyen kızları alacaksınız her türlü şiddete karşı oyuncak yapacaksınız. O zaman o kızları bir defa da siz öldürmüş olursunuz.
Haksız ve hukuksuz bir şiddet zulümdür. Bu zulüm karşısında susanlar ise dilsiz Şeytan olur. Gücü yetiyorsa, zalime karşı yardımlaşarak, malları, canları, sevdikleri ile elleri ile güçleri yetmiyorsa dilleri ile ona da güçleri yetmiyorsa kalplerinden zalimlere karşı buğz etmeleri gerekir.
Zalim ve mazlumu, din, mezhep, ırk, cinsiyet olarak ayıramazsınız. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalime karşı olacaksınız. Zalim babanız ya da ananız da olsa, mazlum düşmanınız da olsa. Bir topluluğa olan düşmanlığınız sizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmeyecek. Marifet her şeye sazan gibi atlamak değil, onun kaynağına, şekline sonuçlarına bakıp ona göre tavır belirlemektedir. Kadına bir haksızlık yapılıyorsa erkekler de beraber haksızlık yapana karşı olduğumuz gibi, zulüm erkeğe yapılıyorsa kadınlarla birlikte yine haklıdan yana olacağız.
Bakın, bu kampanya ile İstanbul Sözleşmesi ve CEDAW’ın arkasına saklanılarak erkeğe karşı şiddetle ailenin köküne dinamit konulmaya çalışılıyor. Aile terörize ediliyor. Kadın erkeğe karşı kışkırtılıyor. Sureti haktan gözükerek, “biz ıslah edicileriz” deniyor ama, aslında dikkat edin, bir “bozgunculuk” sözkonusu.
Peki gelin-kaynana kavgasını ne yapacağız. Bakmakla yükümlü olduğu çocuğa ya da hastaya zulmeden mürebbiye ya da hemşireyi ne yapacağız!?. Zulmü cinsiyetle etiketlemek de zulümdür. “Ağuyu altın tas içre sunmaktır, balı da onun suç ortağı yaparak” sulh ve selamete ulaşamayız. Kaçtığınızı sandığınız şeye doğru koşmuş olursunuz, kaş yaparken göz çıkarırsınız, Tosya’ya pirince giderken evdeki bulgurdan olursunuz. Müslümancılık da ırkçılıktır, biz Müslümanız! Hakk’a tapan bir milletiz. Cinsiyetçilik de ırkçılıktır. Unutmayın “fikri kavmiyeti tel’in ediyor Peygamber”. Üstünlük Hak’dadır. Hak ölçüsü dışındaki mutlaklaştırılan her türlü aidiyet ırkçılıktır. Paracılık, işçicilik fark etmez. İşte böyle, bu anlamda tek başına iyiniyet yetmiyor maalesef. Çünkü bazan “cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir”. İnsan hakkı, kadın hakkı, hayvan hakkı olmaz. Hak Allah’a ait olan O’nun rızasına dayalı ölçüyü ifade eder aynı zamanda. Hak nerede tecelli ederse biz orada oluruz. Hiç kimseye kote edilmiş, başkalarının mahrum bırakıldığı bir Hak yoktur. İnsan bir hayvana zulmederse, ben insancılık yapmam, Hak’dan ve haklıdan yana olurum. Aslolan ölçü bu. Müslüman gayrimüslime haksızlık yaparsa görevim, adil şahidlerden olmak ve haklıya hakkını teslim etmektir.
Can kan tartılarak adalet sağlanamayacağı gibi, Haksızlığa uğramak, kimseye, (kısas ve tazmin dışında) bedel ödetemez ve onlara karşı haksızlık yapma hakkı vermez. Hak bölünmez, parçalanmaz. Sahi bizim devrimler şiddet uygulamadan mı yapılmıştı. Pasifistler, devrimcileri de “tatlı su devrimcisi” yaptılar anlaşılan. Bu sloganlar; FETÖ icad eden global çetenin toplumları pasifize etmek için uydurdukları bir “hoşgörü” kampanyasına benziyor. Biz onların hoşgörüsünün nasıl bir şey olduğunu 15 Temmuz’da gördük. Onların Afganistan’a, Irak’a getirdikleri cici demokrasilerini de..
Ben ve Resulullahın izinden gidenler varolduğumuz sürece, bir yüzümüze vurana öbür yüzümüzü çevirmeyeceğiz. Bunu beyaz adam kölelerine kendilerine karşı söylemedi. Ama kölelerini böyle eğittiler. Bu kampanyalar da aslında böyle bir gayeye yönelik “yaygın eğitim”e benziyor. Ben varım. Şiddet de var. Kıyamete kadar da varolacak. Şeytan tatile çıkmayacak çünkü. Ve biz, her zaman “Ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın / Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın” diyeceğiz. Çünkü zalimlerle savaşarak, onlara karşı direnerek şeref kazanacağız.
Benim sloganım: Ne zulmederiz ne de zalimlere boyun eğeriz. “Tom amca” olmayacağız. Celladımızın bıçağını bileylemeyeceğiz. Zalimin hasmıyız amma, yardımına koşarız mazlumun, hem de sen kimsin diye sormadan! Biliriz mazlumun ahı arşı titretir. Madem alemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygamberin ümmetiyiz, madem Allah’ın rızasının tecellisinin vesilesi olacağız madem, Hakk’ın ve halkın yeryüzünde gören gözü, işten kulağı, tutan eli, haykıran sesi olacağız. Kadınımızla, erkeğimizle, kadınların ve erkeklerin karşısına Hakk’ı temsilen çıkacağız. Çünkü Allah bizim adil şahidler olmamızı istiyor. İnsanların malları, canları, namusları, akılları, inançları ve canlıların nesillerinin korunmasının emanetini bize veriyor. Safımız da bellidir, istikametimiz de.
Ben varım ve elim armut toplamıyor. Zulmetmekten Allah’a sığınırım, zalimlere karşı sıkılmış bir yumruğum ve kilitlenmemiş haykırmaya hazır bir sesim var. Şiddetle üzerime gelenler, aynı şiddetle gücüm yettiğince karşılık bulacaklarından şüphe etmesinler. Eğer yanıldıklarını anlarlar, özür dilerler, verdikleri zararı tazmin ederlerse, o zaman merhametimin gazabımdan, sevgimin nefretinden büyük olduğunu bilmeleri gerekir. Ben “Barış”tan yanayım. Aklımla vicdanımın barışıdır benim için ilk barış. Sonra insanın insanla barışmasıdır erdemli yolculuğun ikinci adımı. Ve 3. adım, insanın tabiatla barışı. Hava, su, toprakla, bitki ve diğer canlılarla barışı gelir. Bu üç barış, bizi Allah’la barışa götürür. Değilse insan Allah’la savaştadır. Allah’ın bir adı da “Selam/ Barış’tır. “Abdusselam” derken, “Barış’ın kulu” demiş olursunuz. “Darusselam” “Barış yurdu” demektir. “İslam” “Slm” kökünden aynı zamanda “Barış’a giden yol” demektir. Son birkaç söz: Bütün insanlığın hayrına olmayan bir çözüm teklifi benim teklifim olmayacak. Biz alemlere rahmet olarak gönderilen bir Peygamberin ümmetiyiz. Adalet yoksa barış da yok. Adalet yoksa barış teslimiyettir. Adalet ve barış yoksa hiçbir özgürlük güvende değil demektir. Selâm ve dua ile.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.01.2026
18.12.2025
7.09.2025
3.08.2025
26.08.2024
5.08.2024
4.06.2024
27.05.2024
20.05.2024
5.05.2024