Alper GÖRMÜŞ
PKK’nın Kandil’deki lideri Murat Karayılan’ın Taraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan’a gönderdiği mektup, Altan’ın da isabetle kaydettiği gibi kişiye özel görünse de gerçekte kamuoyuna hitaben yazılmış bir mektuptu...
Bugün, kanımca çok önemli noktalar içeren mektubun iki önemli temasına; a) savaşı kimin başlattığına,b) nihai bir barış için gerçekçi temellerin ne olduğuna dair Murat Karayılan’ın dile getirdiği yaklaşımlarla ilgili görüşlerimi yazacağım...
Fakat ondan önce böyle bir mektubun yazılmış olması ve mektubun Taraf üzerinden kamuoyuyla paylaşılması hususları üzerinde birkaç şey söylemek istiyorum.
Her şeyden evvel, bir gerilla liderinin, hem de bir tarafını teşkil ettiği savaş kızışmışken kamuoyuna“Silaha ve savaşa âşık değiliz” diyen bir mektup yayımlaması son derece önemli... Karayılan’ın kendisi ve örgütü adına “takiye” yaptığını düşünenler olacaktır; ben onlardan değilim...
Barış ihtimalinin, iktidarını silahtan devşirenler üzerinde her zaman bir tedirginlik yarattığını bilmiyor değilim. Fakat bunun her şeyi açıklayan bir argüman olarak öne sürülmesini ve buna dayanarak“PKK’nın barış istemesi ontolojik olarak mümkün değildir, istiyor gibi görünse de bu bir taktiktir” türünden mutlakçı sonuçlara varılmasını barışın önündeki en büyük engellerden biri olarak görüyorum.
Mektubun sahibinin kibirden uzak, alçakgönüllü üslubunu ise savaştan çok barış isteyen bir siyasi liderin yaklaşımı olarak değerlendirdim ben.
Mektubun, kamuoyuna Taraf üzerinden yansıtılmasına gelince...
Bence bu özellik her şeyden önce Taraf’ın, çatışan taraflar karşısında aldığı pozisyonun ve izlediği gazetecilik çizgisinin genel hatlarıyla doğru olduğunu gösteriyor... Özetle, barış hedefine odaklanan, bu hedef doğrultusunda kendisini çatışan taraflardan birine “düşman” ya da “yandaş” hissetmeyen ve her iki tarafa karşı da “eleştirel” olabilen bir gazetecilik çizgisi bu...
Savaşı kim başlattı?
Karayılan’ın mektubunun ağırlıklı bir bölümü, Taraf’ın, çatışmaların yeniden tırmanmasında esas olarak PKK’yı sorumlu tutan editoryal çizgisine yönelik eleştirilerden oluşuyor...
Karayılan’a göre, Ahmet Altan müzakerelerin kesilmesini ve savaşın yeniden başlatılmasını “PKK kararları”na bağlarken yanılıyor... O da tıpkı Yasemin Çongar’a mektup yazan Aysel Tuğluk gibi, bunun “nüanssız” bir bakışın ve tek yönlü bir bilgilenmenin ürünü olduğu hususunda ısrarlı...
“Sizler tam da devletin Kürtlerin taleplerini karşıladığı aşamada işi bozduğumuzu iddia ediyorsunuz ama gerçekler böyle değildir. Savaşı başlatan taraf biz değiliz” diyen Karayılan, iddiasını temellendirmek üzere PKK’nın ateşkesi sürdürdüğü dönem boyunca (mart, nisan, mayıs 2011) askerlerin giriştiği muhtelif operasyonları sıralıyor ve bu operasyonlarda 49 PKK’lının hayatını kaybettiğini hatırlatıyor.
Türk medyası ne yazık ki çatışan taraflardan yalnızca birinin ölülerini haberleştirdiği, öbür tarafın ölülerini görmezden geldiği için, Türk kamuoyu seçim öncesini gerçekten de çatışmasız bir dönem olarak algıladı... Oysa “ora”yı başka kaynaklardan izleyenler biliyordu ki devletin operasyonları sürüyordu ve PKK birçok kayıp veriyordu.
Bu “çatışmasız” dönem, malum, aynı zamanda İmralı’da PKK lideri Öcalan’la görüşmelerin sürdüğü ve bir noktasında Öcalan’ın “Devletle anlaşmaya vardık, çatışmaya gerek yok” açıklamasını yaptığı bir dönemdi. Keza sonradan öğrendik ki aynı dönemde PKK ile devlet arasında başka görüşmeler de olmaktaymış.
Karayılan’a göre, bu operasyonlara ve ölümlere rağmen PKK yine de savaşı tırmandırmayabilirdi... Hatta, öne sürüldüğü gibi devlet “özerklik vereceğiz, anadil hakkı vereceğiz, Apo’yu serbest bırakacağız” noktasına gelmiş olsaydı Kürt sorunu “bir hafta içinde çözüm yoluna girer”di... (İlave edeyim: Karayılan mektubunda “bir hafta içinde...” öngörüsünü hem de sırf Öcalan’ın koşullarındaki düzelmeye bağlayarak bir kez daha tekrar ediyor.)
Fakat Karayılan’a göre tablo hiç de böyle değildi. Gerek Öcalan’a verilen protokol sözleri gerekse de MİT-PKK görüşmelerinde dile getirilen kimi vaatler sadece sözden ibaret kalmıştı ve tam bir oyalama taktiği devredeydi:
“Protokollerin bu hususları içerdiği doğrudur. Ancak devlet ve hükümet adına görüşmeyi yapan heyet, bu protokollere olumsuz yaklaşmamasına rağmen, hükümet bunlara cevap verme gereği bile duymamış ve üslubunu gittikçe sertleştirmiştir.”
Yani diyor ki Karayılan, evet, kâğıt üstünde bir şeyler yazılıydı fakat hepsi o kadar... Hükümet onların hayata geçirilmesi hususunda en küçük bir adım bile atmadı ve bir süre sonra atacağına dair de bir izlenim vermedi.
Onun yazmadığı fakat ima ettiği şey de şuydu: Biz, protokollerin hayata geçirilmesine dair umutlarımız nedeniyle bir süre tek yanlı kayıplara tahammül ettik, fakat bir noktada bu tahammül anlamsızlaştı ve biz de aptal olmadığımızı göstermek üzere hükümetin canını yakmaya karar verdik ve saldırıya geçtik...
Kürt tarafı süreci böyle okuyor ve bana öyle geliyor ki hakikatin bir bölümü de bu okumada yatıyor...
Gerilla realitesi ve gerçekçi çözüm
Karayılan’ın mektubu, “Kürt sorununun gerçekçi çözümü” masası üzerinde yer alacak ve devletin hazmetmesi gerekecek kimi yemekleri bir kez daha hatırlatması bakımından da önem taşıyor...
Karayılan’ın bu çerçevedeki sözlerine geçmeden önce mevcut duruma ve bu noktaya nasıl geldiğimize bir göz atalım...
Devletin Kürt sorunu karşısındaki tarihini, bu sorunun doğal parçaları olan muhtelif “realite”ler karşısındaki tavrının tarihi olarak da okuyabiliriz... Buna göre; devlet önce “Kürt realitesi”ni kabul etti, fakat uzun yıllar boyunca bu sorunu PKK’yı hiç muhatap almayarak çözebileceğini sandı. Oysa PKK bir realiteydi, Kürtlerin tamamını değilse bile, Prof. Mesut Yeğen’in formülasyonu ile “Kürt sorunu dairesindeki Kürtler”in çok büyük bir bölümünün temsilcisiydi.
Şimdi anlıyoruz ki, devlet PKK’yla beş yıldır gizlice görüşmekteymiş... Başka deyişle devlet aslında o“realite”yi de kabul etmiş durumdadır.
İşler somutlaştıkça zorlaşır... Bana öyle geliyor ki, devlet şimdi de “gerilla realitesi”ni kabul etmekte zorlanıyor.
Devlet nasıl ki Kürt realitesini kabul ettiği yıllarda Kürtlerin PKK’sız bir çözüme razı olabileceğini düşünüyordu; tıpkı onun gibi şimdi de PKK’nın, “gerilla”sız bir çözüme razı olabileceğini düşünüyor... Mesela şöyle bir şey: Öcalan ve PKK liderliği ile bir anlaşmaya varılacak, fakat içine girilecek barış döneminde yıllardır dağda savaşan gerillaların öne çıkmayacağı, hatta adeta buharlaşacakları bir formül bulunacak...
Ya da: PKK liderliği bir yandan devletle müzakereleri sürdürecek, bir yandan da devletin gerillaya karşı girişeceği operasyonlara ses çıkarmayacak, öyle ki bir gün bir uzlaşma noktasına varıldığında, gerillanın gücü önemli ölçüde kırılmış olacak.
Karayılan’ın mektubundaki şu satırlar, bütün bunların gerçekçi bir çözümün parçası olamayacağını açık bir biçimde bir kez daha gösteriyor:
“(...) Kürt sorununun çözümüyle gerillanın birbiriyle çok yakından bağlantısı vardır. Bunu görmeyenler gerçekçi çözüm yolunu da bulamazlar. Bu güç, özgürlük için dağa çıkmış, herhangi bir yenilgiyi yaşamadığı gibi, davasını milyonlara mal etmeyi başarmış bir güçtür. Böyle bir konumda olan bir gücün kendiliğinden dağıtılmasını bekleyemezsiniz. Ancak ve ancak Kürt sorununun çözümü temelinde bu gücün toplumsal yaşama dâhil edilmesi düşünülebilir. Bu da ancak diyalog ve bir toplumsal uzlaşmayla mümkündür.”
Başbakan Tayyip Erdoğan, partisine oy veren Kürtlerin sayısının yüksekliğine bakıp çok yanlış sonuçlara varıyor... Başbakan, “Kürt sorunu dairesindeki Kürtler”in bu “daire”de yer almayan ve AK Parti’ye oy veren Kürtler gibi düşünüp davranabileceğini mümkün gördüğü için olmayacak çağrılarda bulunuyor: Kâh BDP’ye “PKK’ya terörist demezseniz elinizi sıkmam” diyor, kâh Kürtleri BDP’den uzaklaşmaya çağırıyor.
Oysa bunların hiçbiri gerçekçi değil ve o nedenle hiçbirinden sonuç alamadı.
Gerçek şu ki, devlet, Kürtlerin legal partilerini kapatarak, önde gelen bütün siyasi figürlerini tutuklayarak ve PKK’yı kırarak Kürtlerin gönlünü kazanamaz, dolayısıyla Kürt sorununu çözemez.
Her zaman söylüyorum, benim anladığım şu: Hükümet ve devlet hâlâ Türklerle Kürtleri eşit göremiyor ve dolayısıyla Kürtlerin gerçek temsilcileriyle eşit bir müzakereyi içine sindiremiyor.
Bu hazımsızlık sürdüğü müddetçe Kürt sorunu çözülemez.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025