Atilla Aytemur
Yaklaşık bir ay sonra, 1 Haziran 2022’de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği (KCDP) hakkında açılan kapatma (fesih) davasının ilk duruşması İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.
Toplumsal mücadele verenlerin ağır cezalara çarptırıldığı bu günlerde, bu davanın unutulup ilgiden uzak düşeceğine hiç ihtimal vermiyorum.
Bilindiği gibi, “Kadın cinayeti” kavramını Türkiye’ye kazandırıp, bu sorun etrafında toplumsal ufkumuzu genişleten derneklerden biridir KCDP. Erkek şiddetinin mağduru her kadın ve çocuğun yanında durup, onların sesine ses katan, asla yalnız yürümeyeceklerini haykıran kahraman kadınların derneği hakkında havadan sudan gerekçelerle kapatma davası açılmasını kabullenmek kolay değil.
İktidarın ağır vesayeti altındaki yargı, bu derneği illaki kapatmak için uğraşadursun, kadınlara yönelik taciz, tecavüz, şiddet, şüpheli ölüm ve cinayetler TV haberlerinde ön sıraları işgal etmeye devam ediyor.
Davanın hikayesi
Davanın açılma sürecinin hikayesi dikkat çekici. Serbestiyet’te ve diğer medya organlarında yayınlanmıştı, ama ben de anlatmadan edemeyeceğim.
Malum, vatandaşların bilgi edinme ve dilekçe hakkının hayata geçirilmesi amacıyla 2015’ten beri, internet, telefon ve mektup üzerinden işlem yapılabilen Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) adlı bir kamu servisi var.
Her nasılsa, birtakım vatandaşlar, muhtemelen de darbe yıllarından aşina olduğumuz “Sayın muhbir vatandaşlar”, 2016 yılında KCDP hakkında neredeyse tek elden çıkmış şikayet dilekçelerini bu merkeze yağdırmaya başlamışlar. Hatta mahkemenin kararlaştırdığı nafakayı ödemeyip tutuklanan bir erkeğin dilekçesinin de bunların arasında olduğunu dernek yöneticileri söylüyor. “Organize işler” desem, günaha girmem vesselam.
Başka mühim şeyleri önemsediklerini pek görmediğimiz İstanbul Valiliği ve ona bağlı İl Dernekler Müdürlüğü, taa 29 Mart 2018’den beri konuyu takibine almış ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na intikal ettirmiş. “Galiba bu dernek birtakım kötü işlerle uğraşıyor. Kapatmak için dava açmak lazım. İşte kanıtları” deyip, o muhbirlerin şikayet dilekçelerinde ne var ne yoksa alt alta sıralamış Başsavcılığa müracaat yazısında. Ne var ki, Başsavcılık ortada kanunlara aykırı bir eylem ve somut bir delil filan görmediğinden, “Dava açmak için bu yetmez” demiş.
Valiliğin ısrarı ve bir türlü gelmeyen somut deliller
Fakat Valilik ısrarlı; 14 Mart 2019’da savcılığa bir yazı daha döşenmiş. “Biz bu derneğin ve yöneticilerinin terör örgütüyle alakası olup olmadığının incelenmesi için İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne yazı gönderdik. Onlardan cevap gelirse, sizi bilgilendireceğiz” diyerek, kararlı bir pozisyona geçmiş. Yani demeye getirmiş ki, hele siz davayı başlatın, biz size istediğiniz kadar delil filan buluruz.
Başsavcılık, 6 Ocak 2021’de İstanbul Valiliği’ne “Kapatma davası açın, dediniz ama somut bir deliliniz yoktu. Ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü inceleme yapacak ve sonuçlarından sizi de haberdar edeceğiz, dediniz, ama yine gelen giden bir bilgi yok. Bu ne iş” tadında yeni bir yazı gönderiyor.
İstanbul Valiliği’nden ses seda çıkmayınca, Başsavcılık 10 Haziran 2021’de bir yazı daha gönderip, somut bilgi ve delil namına ve varsa yeniden istiyor. Ama nedense, üzerinden neredeyse üç yıl geçmiş, hiçbir somut belge ve bilgi sunulmamış böyle bir dosyayı kapatmak Başsavcılığın aklına bir türlü gelmiyor! Sanki dosyada ısrar etme nöbeti Başsavcılığa geçiyor.
Nihayet sıcak bir yaz günü, 9 Ağustos 2021’de İstanbul Valiliği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün beklenen yazısını Başsavcılığa ulaştırıyor.
Torba iddianame
İstanbul Emniyeti bu yazıda, derneğin yönetim kurulu üyeleri ve avukatının kayıtlarının araştırıldığını, avukat hakkında bir şey bulamadıklarını belirtip, konuyla hiç ilgisi olmasa da yönetim kurulu üyesi kadınların muhtelif eylemlerdeki gözaltına alınmalarını, bunlarla ilgili soruşturma ve davaları alt alta sıralayıveriyor. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Kanununa muhalefetten açılmış olmakla beraber, henüz karara bağlanmamış davaların yanına, asıl konuyla ilgisiz örgütlerin isimlerini ve alakasız notları bir güzel ilave ediyor.
Emniyet burada da durmuyor, “dernek yönetimindeki kişilerin fiillerinden sorumlu olduklarına” dikkat çekip, “dernek amacının kanuna ve ahlaka aykırı hale geldiği kanaati oluşmuştur“ diyerek, dört dörtlük kurumsal kanaatini de ortaya koyuyor.
Başsavcılık, benzetmek gibi olmasın ama torba iddianame misali, bütün bu alakasız konuları üst üste koyup, bir de üzerine “Sayın muhbir vatandaşlarımızın” ağzına layık, kuvvetli mi kuvvetli suç şüphesi ekleyerek, İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde kapatma davasını açıyor.
KCDP meğer neler yapmış neler!
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nu kapatmak için, bir bilseniz neler iddia ediliyor. Bir tek, üçüncü dünya savaşını çıkarmadıkları kalmış:
-Kadın haklarını koruyoruz, diyerek aile mevhumunu yok sayıyor, aile yapısını ve toplumu parçalamaya çalışıyormuş,
-Toplumda kaos yaratıp mağduriyetleri artırmayı amaçlıyormuş,
– Kadın ve çocuklar üzerinden menfaat elde etmeye çalışıyormuş,
-Cumhurbaşkanına yönelik hakaret içeren söylemlerde bulunuyormuş,
-Terör faaliyetlerine katılan kadınları savunan yayınlar yapıyormuş, vb…
Bütün bu iddialar, son dönemde olur olmaz her konuda iktidar ve ona yakın mahfillerin ağzından dökülen söylemlerle birebir benzeşmiyor mu? Saldırgan taşra milliyetçiliğiyle tükenmiş sağ/muhafazakarlığın iktidar ortaklığı, yıllardır Türkiye’nin demokratikleşmesi, ayrımcılık ve şiddetin önlenmesi için mücadele yürüten kadın hareketi ve feministlerin sivil girişimlerine benzeri yaftaları vurmadılar mı? Kadın cinayetlerini, “Namus cinayeti” kılıfına sokmaya çalışmadılar mı? İstanbul Sözleşmesi’nden imzalarını geri çekerken ileri sürdükleri gerekçeler halen hafızalardadır.
Asla yalnız yürümeyeceksiniz!
KCDP, kurulduğu günden beri kadın cinayetlerini engellemeye, şüpheli kadın ölümlerinde hukuki süreci takip etmeye ve öldürülen kadınların aileleriyle şiddet gören kadınlara hukuki destek sağlamaya çalışıyor. Bu çalışmalarıyla Finlandiya Uluslararası Toplumsal Cinsiyet Ödülü’nü kazanmış. Aile Bakanlığı’nın yasa çalışmalarında görüş aldığı, Milli Eğitim Bakanlığı’nın liselerde ortak proje yürüttüğü bir dernek.
Yıllardır erkek şiddetine ve cinayetlerine karşı çok etkin bir mücadele yürüten dernek, bu iddianameye göre ahlak dışı işler yapıyor. İnan inanabilirsen!
Türkiye’nin dört bir yanında saldırıya uğrayan ve her gün bu ihtimali yaşayan kadınlar ve aileleriyle kurduğu çok candan ve fonksiyonel ilişki, muazzam bir yaygınlık kazanan örgütsel yapılanması zaten bu iddianın temelsizliğini ortaya koyuyor.
AK Parti iktidarının toplumsal mühendislik ürünü, dini ambalajlı, erkek egemenliğini ve şiddetini her gün yeniden üreten ve meşrulaştıran aile tipolojisini topluma dayatmasını kabul etmeyen kadınlar, toplumun önündeler.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun bu davada asla yalnız yürümeyeceğini düşünüyorum.
GEZİ DAVASI: Bu yazıyı Serbestiyet’e yayınlanması için göndermek üzereydim ki Gazi Davası’nın kararları açıklandı. Gezi olaylarını çok yakından takip ettim. Bir mahkeme kararı ancak bu kadar haksız, vicdansız ve adaletten uzak olabilir. Bu karar siyasal hayatımıza bir hançer gibi saplandı. Seçim sürecinin gerilimli geçeceğini zaten bekliyordum. İktidarın kutuplaştırma amacına bundan daha uygun bir araç bulunamazdı. İktidarın bütün hesaplarına karşın, Osman Kavala dahil, bütün Gezi Davası mağdurlarının o hapishane duvarlarının arasında çok fazla kalmayacaklarını öngörmek uzak görüşlülük sayılmaz. Çünkü, iktidar seçimi kaybettiği gün, yargı mağdurları da özgürlüklerine kavuşacaklar.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları














































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022