Fehim TAŞTEKİN
Feyruz’un yaralanmış ülkesi; yeniden doğacak cesareti gösteriyor. Lübnan’ın bölünmüş kimliğinde yeni izler bırakacak cehennemi bir sayfa daha çevriliyor. Düşmanlıkları bitirmeyen ama savaşa mola veren bir ateşkes anlaşması 27 Kasım’da sabahın dördünde yürürlüğe girdi. Kitleler ‘yıkılmadık’ dercesine evlerine dönmeye başladı.
İsrail Başbakanı Benyamin Netahyahu, Hizbullah’ın belini kırdıkları, bölgedeki tüm düşmanlara güçlerini gösterdikleri ve toparlanıp tekrar saldırıya geçebilecekleri iddiasıyla çekilmeyi bir başarı olarak sundu. Fakat Lübnan’a ödetilen ağır bedele rağmen ilan edilmiş hedeflere ulaşamadı. Hizbullah’ı bitiremedi. Tampon bölge kuramadı. Askeri yolla kuzeydeki yerleşimcileri evlerine döndürmeyi başaramadı. Tel Aviv’e kadar bütün kentlere roketlerin düşmesini ve Demir Kubbe efsanesinin çökmesini önleyemedi. Düşen roketlerin sayısında bile gerileme olmadı. Haliyle karşı taraftan bakılınca ateşkes İsrail için geri adımı tanımlıyor. Hatta İsrail kabinesinde böyle düşünenler de var. Hizbullah ise aldığı ağır darbelere rağmen ayakta kalabilmesini, direnişi sürdürebilmesini, düşmanın kara harekâtını durdurabilmesini ve ateşkesle çekilme kararını zafer sayıyor. İsrail’in sahada elde edemediğine bir anlaşmayla ulaşmak için Amerikalıları devreye soktuğunu ve istediğini alamayıp nihayetinde ateşkese gitmek zorunda kaldığını savunuyor. "İsrail’in onayladığı taslak farklı olabilir, kontrol edeceğiz" diyen Hizbullah’tan nihai yanıt gelmeden ve henüz Lübnan kabinesine sunulmadan ABD Başkanı Joe Biden tarafından başlama saati verilerek yürürlüğe sokulması bu ateşkesin hangi taraf için daha elzem olduğunu anlatıyor.
Netanyahu anlaşmayı kabul etmelerini üç nedene bağladı:
- İran tehdidine odaklanmak.
- Askeri güçlere nefes aldırmak ve silah stoklarını yenilemek.
- Cepheleri ayırmak ve Hamas'ı izole etmek.
İsrail lideri kuzeydeki kolonilerden kaçan yerleşimcileri, Lübnan’ı yakıp yıkarak geri döndüremeyeceğini anladı. 70 bin asker yığdığı halde birkaç kilometrelik alanda saplanıp kaldı. Üç aşamanın sonunda Litani Nehri’ne kadar olan alanı kontrol etme hedefinin İsrail ordusuna ciddi kayıplar verdireceğini gördü. Cepheye gitme fikri yedeklerin aklını başından almaya başladı. Ve cephanenin sonu geldi. Dehşet saçan güç kendi sınırlarına ulaştı ve ateşkese razı oldu.
İçeride bütün ruh ve düşün dünyası vaat edilmiş toprakların peşinden gitmekle zehirlenmiş mesihçi fetihçiler hayal kırıklığı yaşıyor. "Sonuna kadar gidilmeliydi" diyor.
Netanyahu’ya göre Hizbullah anlaşmayı ihlal etmeye, silahlanmaya, tünel inşa etmeye ve füze fırlatmaya kalkışırsa İsrail ordusu özgürce saldıracak. Yani ona göre anlaşma İsrail’in elini bağlamıyor.
***
Peki anlaşmada neler var? Lübnan tarafı içeriğe dair kendini kilitlemiş durumda, bu konuda konuşulmayacağını anlıyoruz. Fakat basına sızdırılan metne bakılırsa koşullar şöyle:
- Lübnan’dan İsrail'e saldırılar duracak.
- İsrail de Lübnan'daki hedeflere karşı kara, hava ve deniz dahil hiçbir saldırgan eylemde bulunmayacak.
- İsrail ve Lübnan, BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararının uygulanması için adımlar atacak.
- Bu yükümlülükler, İsrail veya Lübnan'ın meşru müdafaa hakkını ortadan kaldırmıyor.
- Lübnan güvenlik güçleri, silah taşıma veya kuvvet kullanma yetkisine sahip tek silahlı grup olacak.
- Lübnan'a her türlü silah satışı, tedariki ve üretimi Lübnan hükümetinin kontrolü altında olacak.
- Silah ve mühimmat üretimi Lübnan hükümeti tarafından düzenlenecek ve kontrol edilecek.
- Tüm izinsiz silah üretim tesisleri tasfiye edilecek.
- Güneyde tüm askeri altyapı ve mevziler kaldırılacak, izinsiz silahlara el konulacak.
- İsrail, Lübnan ve UNIFIL arasındaki üçlü mekanizma yeniden formüle edilecek.
- ABD'nin liderliğinde Fransa'nın da dahil olduğu komite, bu taahhütlerin izlenmesine, doğrulanmasına ve uygulanmanın sağlanmasına yardımcı olacak.
- Mekanizma, Lübnan Ordusu’nun yetkisiz tesisleri sökme, silahlara el koyma ve silahlı grupların varlığını önleme kapasitesini güçlendirmek için çalışacak.
- İsrail ve Lübnan, ihlalleri mekanizmaya ve UNIFIL'e bildirecek. Mekanizma, bu taahhütlerin uygulanmasına yönelik olarak danışma, inceleme, bilgi toplama ve yardımcı olma konusunda uygun prosedürler geliştirecek.
- İsrail, güçlerini 60 gün içinde aşamalı olarak mavi hattın güneyinden çekecek. Çekilen yerlere Lübnan Ordusu konuşlanacak.
- Lübnan resmi kuvvetlerinden 10 bin asker güneye konuşlandırılacak.
- ABD, İsrail ile Lübnan arasında tanınan bir kara sınırına ulaşmak için dolaylı müzakereleri teşvik edecek.
***
Anlaşmada muğlaklıklar ve boşlukların yanı sıra uygulama aşamasında çatışma çıkaracak hususlar var. Netanyahu ateşkesi İsrail’in askeri harekat özgürlüğünü sınırlayan bir mutabakat olarak görmüyor.
Açıkça "Savaş, kuzey sakinlerinin evlerine dönmesi dahil tüm hedeflere ulaşıncaya kadar bitmeyecek. ABD’nin tam anlayışıyla, askeri harekat özgürlüğümüzü tam olarak muhafaza ediyoruz" diyor.
Gazze’de bazı rehineleri almak için kabul ettikleri geçici ateşkesten sonra yaptıkları gibi tekrar savaşa dönebileceklerini söylüyor. Biden de İsrail’in saldırganlığına "meşru müdafaa" kılıfıyla peşinen destek çıktı.
Hizbullah’ın silahsızlandırılması, üretim tesislerine el konulması, altyapısının yok edilmesi ve sevkiyat yollarının kapatılması gibi hedefler sıralanıyor. İsrail’in bu savaştaki amacı zaten buydu. Korkunç bir bombardımanla erişemediği koşulları bir anlaşmayla oluşturmayı umuyor. Ki bu bir hayal! Esasen bu anlaşma, 2006’dakinin tekrarından başka bir şey değil.
İsrail anlaşmada geçen meşru müdafaa hakkını Lübnan’a herhangi bir bahaneyle saldırmak için dayanak yapabilir. Fakat bu hak Lübnan için de geçerli. Yani İsrail saldırırsa Hizbullah da saldırır. İsrail ordusunu toparlayıp cephaneliğini yenilerken Hizbullah da aynısını yapacaktır. Sahaya intikal eden Lübnan Ordusu’nun Hizbullah’ın dişlerini sökebileceğini sanan uzman varsa Lübnan’a turist girip turist çıkmış demektir. Yerin altına girmeleri gerekir ki buna izin verilmeyecektir.
Müphemiyet barındıran anlaşmalar genelde ikili okumalara açıktır. İsrail Lübnan ordusunun fiili sınırı oluşturan Mavi Hat’tan Litani’ye kadar olan bölgede Hizbullah’ın altyapısını yok edemeyeceğinden hareketle kalıcı olarak öldürme ve vurma yetkisini anlaşmaya sokmakta ısrarcıydı. Yani ‘Ben havadan izlerim, hareketleri tespit edip tehlikeleri bertaraf ederim’ diyordu. Lübnan tarafı egemenliğin ihlali sayarak bu ödünü vermedi. Başbakan Necip Mikati de ateşkes ilanından sonra iki şeyin altını çizdi:
- Güneyde güvenliğin yeniden tesis edilmesinde görev Lübnan ordusuna aittir.
- Lübnan kara, deniz ve hava olmak üzere tüm toprakları üzerindeki egemenliğini korumakta kararlıdır.
Anlaşmada İsrail’e tek taraflı vurma yetkisi verilmiyor. Bunu Lübnan da kabul etmiyor. Lübnan’a Paris’in de arka çıktığı, bu yüzden ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın G20 Zirvesi sırasında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u "Anlaşmayı tehlikeye atıyorsunuz" diye uyardığı öne sürülüyor.
İsrail, Lübnan’dan koparamadığı tavizi ABD’den garantiler almak suretiyle telafi etme yönüne gitti. Netanyahu, Washington’dan İsrail’in anlaşmanın ihlali halinde vurma hakkı olduğuna dair bir mektup istiyordu. Reuters'a göre, müzakereleri yürüten ABD Özel Temsilcisi Amos Hochstein, Netanyahu'ya ihlal halinde İsrail'in saldırılar düzenleyebileceğine dair güvence verdi. Ayrıca İsrailliler sahadaki hareketleri izlemek için insansız hava araçları kullanacaklarını söylüyor. Bu da egemenlik ihlaline giriyor. Hizbullah başından beri egemenliğe aykırı hiçbir koşulu kabul etmeyeceğini söylüyor.
İsrailli yetkililere bakılırsa İsrail ihlalleri gözetleme komitesine bildirecek. Üçlü mekanizmaya eklenen ABD ve Fransa da bunun ihlal olup olmadığına karar verecek. Bu iki ülke sahada asker bulundurmayıp Lübnan ordusuna teknik destek verecek.
Açıkçası ihlalleri önleme ve düzeltme yetkisi Lübnan ordusunda. Peki Lübnan ordusunun buna yapmaya iradesi ve gücü yoksa ne olacak? ABD ve Fransa ne kadar ileri gidecek? Lübnan ordusunu aşan müdahale ihtimali var mı? Peşinen ilan ettiği üzere Hizbullah ordu ile işbirliği yapacak; ordu da Hizbullah’ı fazla sıkıştırmayacak. Hizbullah’ın ordu ile ilişkileri fena değil. Daha ilerisi için Hizbullah ve ordu üzerinde baskı denemeleri krizlere neden olabilir. Uygulamada potansiyel olarak çok ciddi açmazlar var. O yüzden burada taraflar bir sonraki savaşa hazırlanmak için mola verdiler tespiti öne çıkıyor.
***
Bu anlaşmanın İsrail’i Lübnan ötesindeki operasyonlarda da sınırlaması olası değil. Suriye’deki saldırıların sürme ihtimali yüksek. Ki ateşkesin arifesinde, kalan bütün cephaneliği boşaltırcasına hem Lübnan hem de Suriye’de ağır bombardıman yürüttü.
Netanyahu da Suriye'de İran, Hizbullah ve Suriye ordusunun Lübnan'a silah aktarma girişimlerini engellediklerini belirtip "Esad ateşle oynadığını anlamalıdır" ifadelerini kullandı. Bu tehdide paralel olarak İdlib’deki cihatçıların yeni bir saldırı dalgası için harekete geçtiklerini de not edelim.
Netanyahu “Ahtapotun başı” dediği İran’la da uğraşacaklarını vurguladı. Bu konudaki hamleler Donald Trump’ın gelip azami baskı stratejisiyle İsrail’in planlarına ne kadar alan açacağına bağlı. Her halükarda Suriye üzerinde çok taraflı yoğunlaşma ihtimali yüksek. Trump, İran’ın Suriye’deki kollarını kesmeye odaklanabilir; İsrail saldırılarını artırabilir; Türkiye sınırlarından beslenen cihatçılar Suriye yönetimine karşı çatışmayı tırmandırabilir. Halihazırda İsrail’in odak noktası Irak sınırlarından Suriye’ye geçiş hatları, İran bağlantılı yapıların Suriye içindeki üslenme alanları, Suriye’den Lübnan’a geçiş güzergahları. Lübnan’daki ateşkes buralara yönelik saldırıları durdurmayacaktır.
***
Kelamı Lübnan’ın iç cephesiyle bağlarsak;
- Hizbullah liderlerinin çağrı cihazı terörü ve bombardımanlarla öldürülmesi İsrail ve ABD’ye Direniş Ekseni’ni çökertme konusunda bir pencere açtı. Orta Doğu’da güç dengesini değiştirip yeni düzen kurma konusunda heyecana kapıldılar. Kara harekâtı 1-3 kilometre derinliklerde tökezlerken o pencere kapandı.
- Hizbullah ateşkes anına kadar İsrail’e fırlattığı roketlerle "Beyrut’a karşı Tel Aviv" denklemini kurabileceğini ve yerleşimcileri kuzeye döndürmek için İsrail’in ateşkesten başka çaresini olmadığını gösterdi.
- Hizbullah’ın ezileceği ve İsrail’in sınırdan 30 km ötede Litani Nehri'ne kadar çıkacağı öngörüleri tutmadı. Siyonist bakanların 'Verimli Hilal’i İsrail’e katma düşleri kâbus oldu.
- İsrail’in Lübnan’daki zaferini Orta Doğu’da yeni düzen için basamak yapacağı senaryosu toprağa gömüldü. Tıpkı işgal güçlerinin Ayta el Şaab'da su tankına çektikleri İsrail bayrağının al aşağı edilmesi gibi.
- İsrail’in Lübnan halkını Hizbullah’a karşı ayaklandırma ve iç savaş çıkarma stratejisi elinde kaldı.
- Savaş boyunca Hizbullah’ın belinin kırılacağı ve silahlarına veda edeceği gibi birtakım hesaplar içine giren eski İsrail işbirlikçisi Falanjist aktörler gürültü çıkarmanın ötesine geçemedi. Yara almış Hizbullah onlar için artık siyasi denklemde ‘birleştirici’, eleştiriler karşısında ‘anlayışlı’ ve her gerilimde ‘alttan alan’ bir güç olmayabilir.
- Körfez’den bazı aktörlerin teşvikleriyle Şii tabanda Hizbullah’tan boşalacak yeri Emel’in doldurabileceğine dair yönlendirmeler havada kaldı. Zaten gerçekçi değildi. Bunun ne demek olduğunu yıkılmış güneydeki evlerine akın eden Lübnanlıların tepkilerinde görmek mümkün.
- Bu süreçte Şii İkili’nin (Hizbullah-Emel) ikililiği geriledi. Hizbullah adına müzakereleri yürüten Emel Hareketi lideri ve Meclis Başkanı Nebih Berri ciddi bir liderlik gösterdi.
- Çok yönlü baskı altına alınan Başbakan Necib Mikati mezhep-din çatışması çıkarma hamlelerine geçit vermedi. Sünni kesimler üzerinde çok çalışıldı ama kimse bu tuzağa düşmedi.
- Hizbullah özellikle Hıristiyan kesimlerden çok eleştiri aldı. Fakat Amerikalıların cumhurbaşkanlığı koltuğunda görmek istediği Genelkurmay Başkanı Joseph Avn oldukça dikkatli davrandı.
- Lübnan siyasetini yeniden dizayn etme fırsatı kollayan Körfez’in paralı uyanıkları da aradığını bulamadı.
Tabii Hizbullah’ın 2000 ve 2006’da İsrail’i çekilmeye zorlayan direnişinde Şii kitlelerin dışında yakaladığı meşruiyet ve destek bu sefer yara aldı. Hizbullah üzerindeki iç baskılar artabilir. Fakat askeri ve siyasi olarak sahneden eriyeceğine dair bahse tutuşanları üzecek gibi duruyor.
İsrail’in lojistik hatlara yönelik saldırıları ve güneyde Fransız-Amerikan koordinatörlüğündeki güç konuşlandırması Hizbullah’ın toparlanmasını geciktirebilir.
Ayrıca bir zamanlar ezilmiş, altlara itilmiş ve dezavantajlı konuma düşmüş Şii taban siyasi, iktisadi ve sosyolojik olarak kendi varlık-yokluk davasını Hizbullah’a bağlamış durumda. Ölümler ve yıkımlar bu bağı çözemez.
Lübnan-İsrail arasında sıradaki düellonun ne zaman kopacağını bilemeyiz. Sonuçta barış yok, kalıcı anlaşma yok, işgalden kaynaklı çözülmüş herhangi bir toprak ve sınır problemi yok.
Öte yandan sürecin seyri biraz da Trump döneminde ABD ile İran'ın pazarlıklarında nereye varacağına bağlı. İran açısından cephelerin birliği tezi yara alıyor. Hizbullah bu cepheyi Gazze ile dayanışma için açarken Direniş Ekseni sahaların birliği tezinden hareket etmişti. Ateşkesle Lübnan cephesi Gazze’den ayrılmış oldu. İsrail’in başarı sayacağı en önemli sonuç bu. Bu durum cephelerin birliği konseptinin geleceğini de tartışmaya açabilir. ABD’nin Türkiye, Mısır ve Katar ile birlikte Gazze’de ateşkes için yeni bir girişim vaadi ciddiyete biner de sonuç alınırsa bunun sonuçları biraz sınırlandırılmış olur.
Yazarlar
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları

































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025