Fehim TAŞTEKİN
Komplo teorisyeninin ağzı yok ki büzesin! Komploculuk insanlığın kavga yaşı kadar eski bir üretmece. İmralı sath-ı mailindeki konverjans, Kürt sorununun bölünme değil genişlemeyle (Misak-ı Milli) çözüleceğine dair ayartıcı yaklaşımlar içerince, Suriye’deki Kürtlerin de Şam yolunda patinaj yaparken şoför mahallinde birilerinin “Rotayı kuzeye mi kırsak heval!” diye mırıldanması normaldir.
Fakat bunu ciddiye almak gerekir mi? Suriye bir oyun sahnesidir ve birbirine rakip hiçbir senaryoda final sahnesi yazılmışa benzemiyor. Tek başına bunu yazmaya kadir bir güç de yok. İmparatorluklar çağında değiliz! Ama kanımız o illetten temizlenmiş de değil.
Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan’ın önce IŞİD’e, ardından Haşd’uş Şaabi’ye çarpan Musul aşkını; Bağdat’ı bypass ederek Kürdistan’la yaptığı 50 yıllığına petrol anlaşmasının öteki ucundaki Kerkük silüetini; Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarına paralel olarak Suriye politikasına yedirdiği Misak-ı Milli vurgusunu “gün ola harman ola” mantığıyla olgunlaşmaya bırakılmış hesaplara bağlamak mümkün.
Suriye krizi yaratıldığı andan beri pek çok kişinin, Fransızların 1920’lerde denediği 5 parçalı Suriye haritasının yeniden devreye sokulduğuna dair teoriye “eyvallah” dediğini hatırlayalım. Suriye etki ya da kontrol alanlarına dönüştü ama gelişmelerin hiçbiri parçalanma senaryosunu karşılamadı.
Nominal hesaplar
Sahnedeki tarafların nominal hedeflerine bakıp önce durumun fotoğrafı çekilebilir. Ardından tıkanma noktalarında yedek hesapların ne olacağına dair spekülasyonlara bakılabilir…
Batı-Körfez ekseninde şekillenen yıkım ekibinin yeni Suriye için el verdiği Colani yönetimi İslamcı söyleminin yetersizliğini Arap milliyetçiliğiyle kapatmaya çalışıyor. Bunu etkin kılacak yegane şey Suriye’nin her karışında egemenliğin tesisine yönelik söylemlerdir. Tabii İsrail işgali altındaki topraklar hariç! Süveyde’ye yönelik aşiret milislerinin devreye sokulduğu kanlı hamlenin arkasındaki siyasal motivasyon da vatan topraklarını parçalamaya dönük hain planları bertaraf etmekti. Kendileri Suriye’yi cehenneme çeviren müdahaleci güçlerin aparatı olsalar da! Fakat Arap milliyetçiliği, İslamcılığı aşan bir olgu olarak bu topraklara derinlemesine nüfuz etmiş durumda. Bu madene dalmak pragmatizmin bir emridir. Süveyde hamlesi tutsaydı muhtemelen Fırat’ın doğusu için pişirilen sıradaki planı konuşuyor olacaktık. Bu operasyonun parolası da “ayrılıkçı ve bölücülüğe karşı Suriye’nin birliği ve bütünlüğü” olacaktı!
Ankara, Arap milliyetçilerin ‘işgalci’ olarak gördüğü Türk askeri varlığını Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma amacına bağlıyor. Paradoksal bir meşrulaştırma!
Nominal stratejiler derken ABD’nin ayak izlerinde, karşılanması gereken şartlara bağlı pragmatik tercihler görüyoruz. O yüzden Colani ile çalışma kararı dönemsel ya da geçici olabilir. Ancak Colani’de karar kılan tercih, parçalanmış bir Suriye hedeflemiyor çünkü bu Amerikan çıkarları açısından işe yaramayacaktır.
Şu anda her istenileni yapmaya mahkûm bir HTŞ rejimiyle Suriye’yi Amerikan düzenine konumlandırmakla meşguller. Suriye Demokratik Güçlerini (SDG) de bu hedefe tampon yapmak istiyorlar. ABD Özel Temsilcisi Thomas Barrack’ın “Onlara, devlet içinde ayrı bir bağımsız hükümet kurma borcumuz yok” sözü aslında 2014’den beri geçerli bir önermeydi.
Suriye’nin ‘direniş ekseni’nden çıkması, İsrail’le barışması, Batılı sermayeye açılması ve Ortadoğu’da Amerikan düzeninde yer alması temel öncelik setini oluşturuyor. Sürücüyle değil aracın istikametiyle ilgileniyorlar.
Trump’ın bölgede paralı ya da emlak değeri yüksek stratejik ortakları “Colani’yle yürüyelim” diye telkinde bulununca bir çakışma oldu. Yaptırımları kaldırarak Colani’ye açtıkları kredinin sonuçlarını görmek için bir süre bu istikamette gideceklerdir. Duruma göre at değiştirmek için kafa yormaya başlayabilirler.
İsrail’in Suriye’deki müdahaleleri de aceleyle Davud Koridoru’na bağlandı. Yani İsrail’i güney Suriye’den Ürdün ve Irak sınırları boyunca ilerleyip Fırat’la birleşme planına. Fakat İsrail’in nominal hesabı Kuneytra, Dera ve Süveyde’nin ağır silahlar ve askerden arındırılmış bir tampon bölgeye dönüştürülmesi. Bu aynı zamanda onlar için erişilebilir bir hesap. İkinci etapta Golan Tepeleri’nde genişleyen işgal üzerinden bir normalleşmenin Şam’a kabul ettirilmesi.
SDG’nin resmi söylemi ise Fırat’ın doğusundaki ‘demokratik özerklik’ modelinin tüm Suriye’ye uygulanması. Bir ara sahada ABD ile kurulan ortaklığın verdiği güvenle Akdeniz’e kadar koridor açma fikrine kapılanlar oldu ama Amerikan desteği ve güvencesi Türkiye ile çatışan herhangi bir planı kapsamıyordu. O yüzden Afrin, Tel Fırat ve Menbic’i hiç umursamadılar. Özerk yönetimin toplumsal sözleşmesinde Suriye’nin birliği ve bütünlüğü temel bir hedef olarak belirlenmişti. Bu, Kürtlerin Araplar ve diğer halklarla ortaklığının teminatıydı.
Olası sapmalar
Nominal hedeflerde tıkanma olduğunda yedek hesaplar devreye girebilir. Ya da alternatif yollar orijinal planlar için baskı aracı ya da pazarlık kozu olarak da kullanılabilir.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin herhangi bir somut kaynak belirtmeden öne sürdüğü bir iddia hızlıca yankı uyandırdı. İddiaya göre “Kuzeydoğu Suriye’deki liderler, Şam hükümetiyle yürütülen müzakerelerin başarısız olması ve Özerk Yönetim’in herhangi bir siyasi taviz elde edememesi durumunda, Türkiye ile iletişim kanallarının açılması ve ‘Misak-ı Milli’ ile hizalanma da dahil bölgesel yeniden konumlanma seçeneğini değerlendiriyor.”
Yine iddiaya göre “Ankara, SDG ile Şam arasında bir anlaşma ihtimalini engelliyor; SDG de 'Misak-ı Milli’ vizyonuyla ‘potansiyel bir müttefik’ olarak Türkiye’yi kendi yanına çekmeye çalışıyor.”
Ankara’nın öncelikli tercihi 10 Mart anlaşması çerçevesinde SDG’nin yeni sisteme yedirilmesi. SDG ‘erime’ planına direniyor ve özerkliği koruyarak entegrasyonu hedefliyor. Bu konuda ABD’den yeterince anlayış görmedi. HTŞ aşiret kartını devreye sokabileceğini hissettirdi. Türkiye de “askeri seçenek masada” mesajı verdi.
Cumartesi gecesi Deyr Hafır taraflarında yeni Suriye ordusuna katılmış olan Süleyman Şah Tugayı’nın başlattığı saldırılar bir işaret fişeği. İlk kez denenen bir yol değil. Bu bir baskı stratejisi.
Bütün bunlar Süveyde olayları sırasında çıtayı biraz yükseltmiş olan SDG’yi daha esnek söylemlere itiyor.
Paris’te planlanan SDG-HTŞ buluşmasından önce Misak-ı Milli cephesine atılan sinyal belli amaçlara matuf olabilir: Türkiye’nin askeri seçeneğini bertaraf etmek ve Şam’ı ‘makul’ olmaya itmek.
Fakat çaresizlik karşısında mesele, Şam’daki cihatçılara teslimiyet mi yoksa Türkiye ile ortaklık mı noktasına sürüklenebilir. Bu durumda Misak-ı Milli bir yedek hesaba dönüşebilir.
Bölünme senaryosu gerçeğe dönüşürse o zaman bütün taraflar kendi ‘nominal’ hesaplarından sapabilir. Türkiye kuzeyde tanklarını yürütürken İsrail de tampon kurgusunu değiştirebilir. Misak-ı Milli cephesinin arzuladığı bu mudur? Emin değilim.
Bütün bu hesaplarda Amerikan tutumunun belirleyiciliği göz ardı ediliyor.
ABD’nin yatırım yaptığı Colani hesabı garantide değil. Barrack’ın görevden alınması yönünde kampanyaların hedefe ulaşıp ulaşmayacağını kestirmek zor. SDG’yi Ankara’nın istediği şekilde köşeye sıkıştırmaya çalışan Barrack da artık Colani’ye verilen desteğin geleceğinin ev ödevinde yapılanlara bağlı olduğunu söyleme gereği duyuyor. Sonuçta Colani ellerinde patlayabilir. O vakit kiminle yol alabilirler, alternatifleri nedir? SDG Komutanı Mazlum Abdi ile el sıkışabilirler. Fakat milliyetçi ve İslamcı Arap bileşenleri bu plana dahil etmek şu koşullarda imkân dahilinde değil. Öyle olsaydı Amerikalılar ta başından SDG’yle Şam’a yürümeyi tercih ederdi.
İçerideki tökezlemelere ve mezhepçi fecaate rağmen Colani ve ekibinin ayağına serilen kırmızı halılar sözünü ettiğimiz nominal sapma senaryolarını biraz daha kenarda tutmayı gerektiriyor. Colani’nin hariçten gelen suflörleri bütün siyasi ve diplomatik yeteneklerini HTŞ’nin başarısı için kullanıyor. HTŞ’nin Moskova’da açtığı yeni sayfa harici ekibin son başarısıydı. Çok hafife almaya gelmez.
Şu anda Suriye dosyasında parmağı olan pek çok tarafın çıkarları ‘Misak-ı Suriye’ metaforuna yatkın. Bunun Misak-ı Milli’ye karşı bir akım yarattığı da ortada.
Yazarlar
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları

































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025