Hakan AKSAY
“Yalnızca yazmadan duramayacağın zaman yazmalısın.” (Lev Tolstoy)
Saçları ağarmış ve seyrelmiş, yüzündeki çizgiler derinleşmiş.
Ama gülüş aynı gülüş.
Ve dostluk aynı dostluk.
34 yıl önce Leningrad Üniversitesi’nde tanıştığım, yurtdışında edindiğim en iyi arkadaşlarımdan biri olan Yannis’le, onun memleketinde, Atina’da sohbet ediyoruz.
“Sen o yıllarda da hep iktidar baskısından, yasaklardan, hapis tehlikesinden bahsederdin. Bu ne istikrar, dostum?”, deyip acı acı gülüyor Yannis.
Gülümseyerek “istikrarlı olan ben değilim, bizim sevgili ülkemiz” diye cevap veriyorum.
Ama neşeyle başladığım bu kısa cümlenin sonuna gelene kadar içime bir ağırlık çöküyor.
Gerçekten de!
On yıllar geçiyor, bizdeki tablo pek değişmiyor: Hep korku, hep baskı, hep gerginlik...
Yunanistan da benzer sıkıntılarla dolu yıllar yaşamıştı. Ama 1967’den 1974’e kadar sürdü ve bitti.
Bizse sanki bilmediğimiz, anlamadığımız bir suçtan dolayı lanetlenerek sonsuza kadar sürecek bir cezaya çarptırıldık.
* * *
Gemi ile Yunanistan turundayım. Atina ve ünlü Yunan adaları.
Doğa – tıpkı bizim memleketteki gibi – öylesine güzel ki...
Bir kez daha aynı şey geliyor aklıma: Dünya herkese yeter! Yaşamaya da yeter, aşka da, dostluğa da!..
Ama iktidar ve savaş hırsı... Ama mutlaka birilerini düşman olarak görme/gösterme, onlardan nefret etme/ettirme ihtiyacı... Bir türlü izin vermiyor yaşamaya...
Oysa insan ömrü zaten çok kısa. Yaşasan yaşasan kaç yıl yaşarsın ki! Bir de özel olarak hayatı zehir etmeye, nefret ve şiddetle cehenneme dönüştürmeye, iyice kısaltmaya çalışmanın ne âlemi var?

* * *
Gemi 8 katlı. İki restoranı ve birkaç müzik salonu var. Akşamları buralarda şarkılar söyleniyor, danslar ediliyor.
Dans edenler genellikle yabancılar. Yolcuların çoğunluğunu oluşturan Türkler daha çok başkalarını seyredip kendi aralarında konuşmayı tercih ediyorlar. Bazen müziğin ritmine dayanamayan birkaç Türk ayaklansa da cesaretleri sahneye çıkmaya yetmiyor, hemen oracıkta, arkadaşlarının yanında dans edip hep onların gözünün içine bakıyorlar.
Beşinci katta Latin bir grup var. Harika müzik yapıyor. Uzun süre sahne boş. Derken yanımızdaki masadan yine Latin Amerika’dan olduğunu sandığım bir kız çıkıyor. Mükemmel bir dans sergiliyor. Sonra da müzisyenlerden biriyle slow yapıyor.
Sanırım bu insanlar bizim bilmediğimiz bir şey biliyor. Gülüşleri de farklı, yürüyüşleri de, dansları da...
O Latin kız kesinlikle “bakın ben sahneye çıktım” havasında davranmıyor; son derece doğal, eğlenmek için, kendisi için dans ediyor.
Bir de bizimkilerin aktif olduğu bir karanlık “Turkish” salon var. Oraya bir kez uğradım. Üst üste tekrarlanan “Angara’nın Bağları”eşliğinde çoğu uyumsuz bazı hareketler yapıyorlardı. Eğitimli bir dans olmaktan çok bir tür “kurtları dökme seansı”ydı yani...
* * *
Bizimkiler gece ve gündüz pek sevdikleri pahalı telefonlarıyla durmadan selfie çekiyorlar. Ah, evet, mutlaka bu anı da “ölümsüzleştirme
Tıpkı hiç giymedikleri elbiseleri almaları ve hiç sevmedikleri insanlara sahip olmayı denemeleri gibi...
Ha bu arada restoranlarda tabakları tepeleme dolduranlar da az değil. Niye? Çünkü parası ödendi. Çünkü her şey dâhil.
Aslında hayata da her şey dâhil: Aşk da, dans da, dostluk da, macera da...
Genellikle müzik salonunun tam merkezinde oturan 50 yaş üstü bakımlı kadınlar dikkatimi çekiyor. İçlerinden biri özelikle alımlı ve çok güzel giyiniyor.
Duty Free’de çalışan yakışıklı genç, hep bir fırsatını bularak o kadının yanına gidiyor, kulağına eğilip kadını güldüren bir şeyler anlatıyor.
Bu sahnenin birkaç gece tekrarlandığını görüyorum.
Son gece yine aynı grup salonun merkezindeki yerini alıyor.
Delikanlı sağa sola sallanarak ve kendini daha iri göstermeye çalışır gibi kollarını abartılı bir şekilde kenarlara açarak kadına doğru ilerliyor (erkeklerin kadınlar karşısında uyguladıkları bu taktiklerin hayvanlar âlemindeki benzer tavırların karşılığı olduğunu düşünürüm hep, kedigillerin kabarması ve erkeğin kendini dişisine beğendirmeye çalışması gibi).
Ben oradan ayrıldığım sıralarda kadın, kendisinin yarı yaşındaki bu erkeğe çok güzel bakıyor, ama bir türlü onunla dansa kalkmıyor.
Kim bilir ne oldu daha sonra... Kadın “her şeye rağmen” oğlanı koynuna aldı mı acaba? Yoksa yasaklar, istekleri bir kez daha bastırdı mı?
Üstüme vazife olmayan bir şeyi söylemek için kendimce kurnazlık yapıp onları birer öykü kahramanına dönüştürdüğümü düşünüyorum. Ve sonra da ana kahraman olan kadına usulca fısıldıyorum:
“Hayat senin hayatın elbette. Ama kaç günlük o harika bakışlardan sonra, ‘yaşamak istedim ama yapamadım’ demektense, ‘denedim, böyle oldu’ demek daha iyi değil mi?..”
Sonuçta gece kısa... Seyahat kısa... Yaz kısa... Hayat kısa...
* * *
Gemi de küçük bir ülke gibi. Burada da sorunlar da oluyor elbette. Kimi kendine özgü eğlence anlayışıyla ötekini rahatsız ediyor, kimi önünde 3-5 kişi de olsa yemek sırasına girmeyi gururuna yediremiyor.
Bir Türk, yarım İngilizcesi ile birileriyle tartışmaya çalışıyor. Sonra sesler yükseliyor. Bizimki İngilizceyi-ming
Beni en çok güldüren, kendisini anlamayan yabancıya karşı söylediği pek bir “yerli” söz:
“Kimsin sen?”
Bu söz artık bizim kanımıza, bedenimize girdi. Birine karşı şiddete hazırlanırken kendi içimize nefret pompalayıp onu aşağılamak için kullandığımız değişmez bir yöntem:
“Kimsin sen? Kimsin sen lan?”
Geçenlerde bir mizah dergisinde okumuştum. Yunanlıların felsefeyi geliştirmelerind
* * *
Türkiye dışarıya kapalı bir ülke.
Sınırlarımız dışındakileri “onlar” diye aşağılamaya, düşmanlaştırmaya fazlasıyla teşne, kıymeti kendinden menkul insanlar olarak, uzayda herhangi bir yıldızın yörüngesinde bulunmayan başıboş bir gezegen gibi yaşayıp gidiyoruz.
Durmadan “millî” ve “yerli” olanı kutsayanlar, yabancı olanı ne kadar tanır ki?
Yabancıyı tanımak için ne gerek?
Türkiye, yabancı dil öğretme sorununu on yıllardır çözemiyor (yoksa çözmüyor mu deseydim?). İngilizce yeterlilikte Avrupa ülkelerinin en dibinde.
Dünyanın en pahalı pasaportu Türkiye’de. Bu da yetmiyor, bir de her seferinde insanlardan yurtdışına çıkış har(a)cı alıyorlar.
Sahi, 80 milyonluk Türkiye’de kaç pasaport var? 8 milyon civarında mı?
Peki, pasaport sahiplerinin kaçı yurtdışına çıkabiliyor?
Geçen yıl çeşitli amaçlarla – turizm, iş, öğrenim, akraba ziyareti vs. – yurtdışına çıkanların toplam sayısı 9 milyon civarında görünüyor; ama bu istatistik, 10 defa dışarı çıkan bir kişiyi 10 kişi olarak saydığı ettiği için net bir fikir vermiyor.
* * *
Elimde olsa herkesi neredeyse zorla kolundan tutup yurtdışına gönderirdim:
Bakın, dünyada bir tek siz yaşamıyorsunuz! Başkaları da var. Hatta çoğunluk “başkaları”ndan oluşuyor.
Geçen yıllarda ülkemizde birkaç kez hapse atma yerine “kitap okuma cezası” verilmişti, hatırlıyor musunuz? Hani “kitapla cezalandırılan bazı suçlular” bu duruma itiraz etmişti?
Kitap okuma gibi insan olmanın ana şartlarından birinin bizde bir cezaya dönüşebilmesi çok garip.
Ama sanırım o cezayı veren yargıçlar iyi insanlardı; karşısındaki adamlar ve çocuklar hapse düşmesin, hem de biraz okuyup öğrensin diye düşünüp “yargı ciddiyetine uygun bir tarzda” açıkladılar kararlarını:
“Seni kitap okumaya ve kendini eğitmeye mahkûm ediyorum.”
Türkiye, halkın sanık sandalyesine oturduğu koca bir mahkeme salonu olsa, ben de bir kereliğine yargıç olsam, nasıl bir “mahkûmiyet” kararı verirdim?..
“Gereği düşünüldü” dedikten sonra biraz duraksar, o anki sessizliğin tadını çıkardıktan sonra devam ederdim:
“Seni öteki halkları tanımaya mahkûm ediyorum”, derdim.
“Kürdü, Almanı, Çinliyi, Meksikalıyı, Rusu, Arabı... Hepsini tanımaya...
Ve onları sevmeye mahkûm ediyorum!”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları






























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2025
17.07.2025
26.06.2025
22.06.2025
11.05.2025
10.05.2025
13.04.2025
29.03.2025
20.03.2025
6.03.2025