Halil BERKTAY
[13-14 Temmuz 2016] Son bir Nâzım notu. Başlangıç noktam, Bayan Emine. Ama Bayan Emine’ye gitmek için önce Şahende Hanım’dan geçmek zorundayım.
Memleketimden İnsan Manzaraları’nın birinci ktabında, korkunç, ama tek kelimeyle korkunç bir Şahende Hanım vardır. Haydarpaşa’dan 15:45’te kalkan Ankara treninin 510 numaralı üçüncü mevki vagon’unun Kadınlar bölmesi’ndeki yedi yolcunun en ihtiyarıdır.Siyah yeldirmesinin içinde / kalın kemikleri kalmıştı yalnız. Rahmetli Şerif Ağa’nın karısıdır. Bu dünyada hiç kimseyi sevmemiştir. Öz oğlu Ratip ve üvey oğlu Yakup’a karşı da içinde kötülükten başka bir şey yoktur. Kendi elleriyle itmişti Ratip’i / Yakup’un kızıl saçlı karısı üzerine. / Yakup ya kahreder / gider, / ya öldürür Ratip’i, / Yakup’u asarlar Ratip’i öldürdüğü gibi… / Tarla, mandıra, değirmen / Şerif Ağa zadelik / her iki ihtimalde kalır bölüşülmeden. Ama tutmamıştır, bu Shakespeare’den fırlama kurgu. Çünkü Yakup’u asmayıp yedi sene vermişlerdir. Şahende Hanım bu yedi sene içinde çok çalıştıysa da, bir türlü hapiste öldürtememiştir Yakup’u. Yakında çıkacaktır ve Şahende Hanım gene düşünmektediryeni bir oya örneği hazırlar gibi ölümü.
Bu arada, trene genç bir kadın binmiştir Derince’den. Gebedir, aş ermektedir. Üst rafta bir sepet kiraz vardır, Şahende Hanıma ait. Gebe kadın gözlerini kirazlardan ayıramaz. Solunda oturan Bayan Emine dayanamaz; önce fısıltıyla, sonra daha yüksek sesle, nihayet (Şahende Hanımı sağır sandığından) “Hanım nine…hu…” diye bağırarak, Bir iki tutam kiraz verin der. Gebe kadın utancından ufacık kulaklarının memelerine kadar kızarır, titrer, nihayet sarsılarak ağlarken, Şahende Hanım ağır ağır yerinden kalkar, kiraz sepetini raftan indirir ve açık pencereden dışarı döker. Ama Bayan Emine böyle bir hainlik ve mendeburluk gösterisine dahi pabuç bırakmaz. On dört yaşındaki kızı Perihan’ı, dört komünist mahkûmu götürmekte olan jandarmalara gönderip, onların biraz önce istasyondan aldıkları kirazlardan istetir.
Nâzım, Aydın’ın köylüklerinden dediği; meşhur bir efenin kızanı olan babasının bir sabah evin avlusunda gözünün önünde vurulmasına tanık olan; kızı Perihan’ı kadın doğum doktoru yapmak isteyen ama bazen de öldüresiye döven; kabadayı ve iyi yürekli kadını şöyle betimler (MİM, Adam Yayınları, s. 85-86):
Sekiz yaşında yetim kaldı Bayan Emine.
Şimdi otuz yaşındadır.
Kalın bacaklı, kocaman sarkık memeli, göbekli bir kadın.
Fakat bu hantal, harap gövdenin üzerinde
ipek gibi ince bir yüzü vardı:
onuncu asır Acem nakışlarında gördüğümüz,
Dede’nin nısfiyesinde nağmeleşen,
bize divan şiirinin anlattığı bir yüz…
Nâzım’ın 1950’lerde bile değil, daha 1941’de, çok ince, çok zarif, çok eşsiz bir güzelliği anlatmak için (herhalde Hicrî) 10. yüzyıl İran minyatürlerine, divan şiirine ve Dede Efendi’ye dönmek ihtiyacını duyması, teşbih ve istiarelerini oralardan seçmesi üzerinde, başlı başına düşünmek lâzım. Benimse elli yıl önceydi, bu dizeleri ilk okuyuşum. O zamandan beri çok düşünmüş, daha doğrusu hayalini kurmuş, bu nasıl bir yüz olmalı diye içimden mırıldanmış; belki gençliğimde, bulsam da âşık olsam demiş olmalıyım.
Benim için çok geç olduysa da, artık kültürler-arası bir cevabım var sanıyorum.
.jpg)
Aşağıdaki üç resim de bugün Floransa’da, Uffizi galerisinde. İlki, Fra Filippo Lippi’nin (1406-1469) Hazreti Meryem, Çocuk İsa ve İki Melek tablosundan detay. 1465 dolaylarında, yani Filippo Lippi altmışına dayandığında yapılmış olmalı. Buraya sadece Meryem’in büyüleyici yüzünü aldım. İçinde büyük bir aşk hikâyesi saklı. Filippo Lippi, isminin başındaki Fra (= Fransızca Frère; kardeş, birader) ünvanından anlaşılacağı gibi, ressamlığının yanısıra aynı zamanda bir din adamı; Karmel tarikatı keşişlerinden. Gelgelelim, dünya işlerinden pek elini eteğini çekmemiş olmalı ki, Lucrezia Buti adındaki bir rahibeyle birbirlerine felâket tutuluyor ve yıllar boyu güya “gizli” bir aşk yaşıyorlar. Sonunda ikisi de yeminlerini bozarak Kiliseyi terkedecek, ama bu arada bir kız ve bir erkek çocukları doğacak. Oğlan, Filippino Lippi (1459-1504) gelecekte babasının izinden giderek parlak bir ressam olacak. Yandaki portrenin olağanüstü yumuşaklığına dikkat edin. Bu, muhtemelen Lucrezia Buti’nin kendisi. Yani Filippo Lippi sevgilisini koymuş Madonna’nın,Our Lady’nin, Hanım Efendimiz’in, Hazreti Meryem’in yerine. Ve olanca sevgisini, fırçasının ucundan bu çehreye akıtmış.
İkinci ve üçüncü resimler, Sandro Botticelli’den (1445-1510). Aradaki bağlantı, Botticelli’nin Filippo Lippi’nin atölyesinden yetişmiş olması. En geç 1462’de, yani on yedisindeyken, artık kesinlikle Lippi’nin yanında; 1465’te, ustası Hazreti Meryem, Çocuk İsa ve İki Melek üzerinde çalışırken ise yirmisinde olmalı. Filippino kendisinden on dört yaş küçük, ama Filippo 1469’da öldükten ve Botticelli 1470’te kendi atölyesini kurduktan sonra da hep arkadaş kalacaklar. Asıl önemlisi, Filippo Lippi’nin çizgi inceliği ve zarafeti Botticelli’de yaşamaya devam edecek.
Uffizi’nin bir bakıma merkezi sayılır, 10-14 numaralı salon. Dünyanın açık arayla en görkemli Botticelli koleksiyonu (toplam 15 tablo) bu büyük dikdörtgende yer alır. Uzun kenarlardan birinin ortasında Primavera(İlkbahar) durur (bkz en tepede, bu yazının başlık resmi), sağ çaprazında ise Venüs’in Doğuşu. 1485 dolaylarında yapıldığı tahmin edilen bu son eserde, sabah rüzgârı tanrıçası Aura ile batı rüzgârı tanrısı Zefiros, birbirlerine sarılmış vaziyette, Venüs’ü taşıyan dev istiridye kabuğunu üfleyerek ya Kythera ya Kıbrıs kıyılarına doğru sürerken, sahilde Zeus’un kızları olan “Üç Güzeller”den biri, elinde görkemli bir pelerin, tanrıçayı bekler. Ama ben bir kere daha buraya sadece yüzünü aldım Venüs’ün. Güzelliğin tarifi bu mudur acaba? Ressamın modelinin Simonetta Cattaneo Vespucci adında evli bir kadın olduğu söylenir. Botticelli’nin patronları Medici ailesidir ve hem Lorenzo “il Magnifico” Medici [ya da Muhteşem Lorenzo], hem de küçük kardeşi Giuliano, muhtemelen âşıktırlar Simonetta’ya. İşin daha trajik boyutu, Botticelli’nin de Simonetta’ya âşık olması, ancak aşkına karşılık bulamaması ve belki bu yüzden hiç evlenmemesidir. Simonetta çok önce ölür; Botticelli ise 1476’da, kendisi öldüğünde Simonetta’nın ayakucuna gömülmeyi vasiyet eder. 1510’da olur istediği; Floransa’daki Ognissanti Kilisesi’nde, gerçekten de Simonetta Vespucci’nin ayaklarının hemen dibine gömülür.
Narlı Hazreti Meryem (Madonna della Melagrana), bu adı Meryem’in Çocuk İsa’yı kucaklayan sol elinde bir de yarılmış nar tutuyor olmasından alır. Genel olarak nar bereket simgesi; daha özel olarak Hıristiyanlıkta yarılmış veya patlamış nar, İsa’nın çekeceklerinin, ölümünün ama sonra yeniden canlanıp göğe yükselmesinin simgesidir. Botticelli’nin bu tabloyu da Venüs’ün Doğuşu’ndan bir iki yıl sonra, belki 1487 dolaylarında yaptığı kabul edilir. Son defa, sırf Meryem’in yüzünü çekip aldım, resmin bütününden. Biri bir pagan tanrıçasıdır, diğeri ise Hıristiyanlığın en büyük azizesi, insan-tanrı İsa’nın annesi. Venüs’ün başı azıcık sağına eğiktir, Narlı Meryem’in ise azıcık soluna. Durgunun ötesinde kederlidir, çünkü kucağında tuttuğu bebeğinin ergeç öleceğini daha şimdiden bilmektedir.
Filippo Lippi’nin Meryemi, eski çırağı Botticelli’nin Meryemi, gene Botticelli’nin Venüs’ü… Üçüne de aynı çizgi zarafeti hâkimdir. Modern çağın ilk sanat tarihçisi Vasari de bunu görür Botticelli’de; incelik ve zarafet timsali diye niteler.
Bunlar yeryüzünün gelmiş geçmiş en güzel kadınları olabilir mi?
Nâzım’ın Ferhad’ı, Nâzım’ın Şirin’ine bakıp düşünür: Seyreyle, Ferhad, insan yüzü nakıştan da güzel olurmuş.
Sizce Bayan Emine hangisidir?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları


































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024