Hasan Bülent KAHRAMAN
Berlin'in, Batı tarafındaki aydınlık, görkemli, gösterişli, Doğu tarafındaki yıkık, yıprak ama yaşayan sokaklarında dolaşırken anladım ki, ben tarih olmuşum. Bundan tam 25 yıl önce gittim Berlin'e. İlk defa. Duvar, 1989 Kasım ayında devrilmişti. O geceyi hatırlıyorum. Haberler gelmeye başlamıştı. Bekliyorduk. Gene de şaşırdık. Heyecanlandık. 1970'lerdeki 'detant' (yumuşama) politikası yerini 1980'lerde, Doğu Bloğu ülkelerindeki sosyal olaylara bırakmıştı. Literatür bu olayları harıl harıl incelemeye başlamış ve Yeni Toplumsal Hareketler diye bir ad vermişti. Sivil toplumun örgütlediği, bir halkın yaşama gücünü, iradesini gösteren, diktatörlüğe direnen kalkışmalardı. Moskova'da Arbat Sokağı neredeyse bir kurtarılmış alandı. Polonya'da ise, Gdansk'ta, başını Lech Walesa'nın çektiği grevler sürüyordu. 'Komintern' ülkelerinde bir şeyler olacaktı. Oldu.
Berlin Duvarı'na ilk kazmanın vurulduğu günden birkaç gün sonra eski tabirle 'peyk ülkeleri'ndeki (uydu ülkeler) yönetimler takır takır aşağı inmeye başladı. Birbirini ağızlarından öpen, ihtiyar, titrek, dünyada yaşanan gelişmelerin, toplumlarındaki taleplerin binde birinden habersiz politbüro yöneticileri artık kaçacak delik arıyordu. Halk ayaklanmış, bana göre 1789 ve 1848 sonrasının en büyük Avrupa isyanını ve ihtilalini gerçekleştirmişti.
Neticede Berlin Duvarı soğuk bir kasım gecesi tarihe karıştı, gitti. Ben o günlerde bazı dertlerimle uğraşıyordum. Yoksa elbette gidip günü gününe görmek isterdim yaşananları. Derken ertesi yılın erken bir zamanında Berlin'e indim. Nefes bile almadan, çok soğuk bir günde, ellerim, ağzım, burnum donarak Branderburg kapısına vardım. Duvar, paramparçaydı. Fakat daha önemlisi, insanlar Unter den Linden (Ihlamur Altı) bulvarında, kaldırımlara, geçmişlerini, tarihlerini, ne kadar aidiyetleri varsa dökmüş satıyorlardı. Şimdiki gibi fabrikada turistik maksatla üretilmemiş, hakiki, eski dönemden kalma her şey sokaklardaydı. Bu turizm yapaylığıyla değil, geçim derdi hakikatiyle başvurulan bir yöntemdi. Sokaklarda dolaştım, metrolara bindim. Elbette Reichstag'a gittim. Checkpoint Charlie'ye uğradım. Soğuk Savaş, gençliğimi yiyip bitirdikten, Türkiye'de 5 bin genç ölüyü sokaklarda bıraktıktan sonra şimdi uzanmış yatıyordu, tarihin tabutluğunda. Ne garip değil mi, sanki başka yapacak şey yokmuş gibi, gittim Stasi yani Doğu Alman gizli polisi binasına baktım, o soğuk, çok karanlık, rutubetli günlerde, sanki ne göreceksem... Demeyeyim, çünkü aklımda John le Carre'nin Soğuktan Gelen Casus'u vardı, İngiliz İstihbaratı'ndan Rusya'ya iltica eden Cambridge Beşlisi vardı. Kısacası ben de geçmişime bakıyordum, Berlin aynasında.
KÖTÜLÜĞÜN SIRADANLAŞMASI
İyi mi?... Bu defa gittim, o Stasi binasında uyudum. Duvar yıkılmış, bir rejim, yönetimler yerle bir olmuş, Berlin ve eski Doğu Bloğu kapitalizmin eline düşmüş, ben dışarıdan gördüğüm o gri, itici, kaba saba binada geceliyorum. Bu, beni, hayatta, bu bağlamda ürküten ikinci olaydır. İlki Kars'ta geçmişti. Tam 40 yıl sonra, kılı kılına, Kars'a gittim ve bir sabah içinden çıkıp istasyona gittiğimiz, ama artık otele dönüştürülmüş eski evimizde uyudum. O geceyi unutmam. Gene de bu derecede şaşırmamıştım. Çünkü, bu olay, bana son 25 yılda yaşadıklarımızı, başka hiçbir şeyle mukayese edilmeyecek bir güçte anlatıyordu. İşkencelerin yapıldığı odalar, bölümler artık diksotekti. Ben 'politbüro'nun olduğu katta kalıyordum. Otel, neşe, eğlence ve kendine göre bir albeniyle iç içeydi. Gerisinde ise karanlık, hüzün ve dehşet vardı. Başkalarının Hayatı isimli filmi izleyenler ne demek istediğimi şeksiz şüphesiz anlayacaklardır. Berlin bu! Yeryüzünde herhalde bu kadar zorlu, bu kadar yüklü, bu kadar çileli geçmişi olan başka bir kent bulmak kolay değil. Düşünün ki, bu kent 1. Dünya Savaşı'nı yaşadı. Aradan 20 yıl geçtikten ve Almanya yerle bir olduktan sonra yeniden bir dünya savaşı başlattı. Bu defa onun başkenti oldu. Bir daha yenildi. Reichstag'ın üstündeki kurşun izlerini gezenler görür. 1945 sonrasında Berlin işgal edildi. Amerika, Rusya, İngiltere ve Fransa kenti bölüştü. Derken ikiye bölündü. 1961 yılında, sosyalizmin pratiğine o derecede büyük katkılarda bulunmuş, insanlık tarihinin en saygın evlatlarından biri Willy Brandt'ın bile Utanç Duvarı diye adlandırdığı bu duvar inşa edildi.
Berlin, böyle bir kent. Bana daima acıları, yıkımları, kıyımları anımsatıyor. Nasıl anımsatmasın? Bu kentte alınan ve verilen kararlarla 5 milyon Yahudi öldürüldü. İkinci Dünya Savaşı sadece dünya için değil, Yahudiler için de bir yok ediliş dönemiydi. O büyük katliamın izleri bugün Berlin'e saçılmış duruyor. Ve bu hadise benim için insan denen bu varlığın niteliğini anlamak, daha doğrusu anlayamamak bakımından eşsizdir. 'Nazi estetiği' içinde, o 'viril'/maskülen (erkeksi) tutum içinde, en yüksek bir kültürel bilince sahip insanlar beş milyon kişiyi, en ince ayrıntısına kadar kayıtlarını tutarak, bilerek, planlayarak, 'taammüden' öldürdü.
Fakat, işin o yanı bile bugün bambaşka bir çizgiye kaymış durumda. Belki aynı duyguları insan, hele, başta söylediğim üzere, benim gibi 'tarih olmuş' insanlar bambaşka duygularla yaşıyor. Yaşamaz mı? Verdiğim Stasi örneği yeter de artar bile ama ben bir başka örnek daha vereyim. Benim için 20. yüzyılın önemli düşünürlerinden Hannah Arendt, Yahudilerin tamamen ortadan kaldırılmasını öngören kararı 'son çözüm' uygulayan Adolf Eichmann'ın, Buenos Aires'te yakalanmasında sonra İsrail'de yargılanışını New Yorker dergisi adına izledi. O dergiye makaleler yazdı. Bu makalelerinde Eichmann'ın tutumunu 'kötülüğün sıradanlaşması' diye tanımladı. Kıyamet koptu. New York'taki Yahudi cemaati Arendt'le ilişkisini kopardı. O da ilginç bir kadındı. Gençliğinde hocası Heidegger'in gizli sevgilisi olmuştu. Sonra da dünyanın önde gelen düşünürlerinden. Bunlara kulak asmadı... Hannah Arendt Caddesi bugün en önemli gay kulüplerinin olduğu cadde. Tarihin nerede nasıl kopacağı, nerede nasıl bağlanacağı önceden bilinecek bir şey değil. Ama bu derecede büyük bir değişim veya zıt unsurların bir araya gelmesi bana hayli dramatik görünüyor. Bunlardan etkilenmemek olanaksız. Hiç değilse benim için.
ÖLÜMÜ ANIMSATAN BİR KENT
Bu tek başına ortaya çıkan bir oluşum değil, Avrupa'nın kültürel hayat bakımından en çarpıcı kentlerinden biri. Çağdaş sanatın en önemli merkezleri arasında görülüyor. Dünyanın her köşesinden sanatçılar gelip Berlin'de sanatlarını işliyorlar. Kent müthiş bir canlılık kazanıyor. Öte yandan, biraz da tarihinden gelen bir birikimle, Berlin, bugün de çok güçlü bir yeraltı kültürünü barındırıyor içinde.
Bu kent tarihin çeşitli dönemlerinde dünyaya bilim, felsefe ve sanat akımları armağan etti. Ama 20. yüzyılda iki defa ekspresyonizmi doğurdu. Bir o kadar da, kabare kültürünü inşa etti. Siyasal taşlamanın başkenti oldu, kesişen sayısız politik akım arasında. Bugün de o geleneklerini yaşatıyorlar, akıl almaz, bazen neredeyse 'patolojik' denebilecek müzik tutkularıyla birlikte. Ben oradayken göz bebekleri saydıkları Berlin Filarmoni'nin başına atanan, dinlemeyi çok istediğim, Petrenko ile çalkalanıyordu ortalık. Bir gazete kalkıp adama, 'Wagner operalarından çıkmış bir Yahudi cüce' gibi bir korkunç, akıl almaz cümle kurunca kıyamet koptu. Alman bilinçaltında devam eden o kötücül damar üstüne yazılmadık yazı kalmadı, birkaç gün içinde. Oysa ki, Berlinliler, her gün, bir yandan da Peter Eisenman'ın yaptığı o ürkütücü, irkiltici, kara bir tabut denizi gibi kabarıp dalgalanan Yahudi Anıtını görüyor, önünden geçiyorlar! Bütün şaşaasına, heyecanına, hızına rağmen, zor iş, bana göre, her an ölümü anımsatan, ölüm kokladığım Berlin'de yaşamak...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları






























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2025
18.08.2025
17.07.2025
20.06.2025
13.05.2025
5.05.2025
6.03.2025
26.02.2025
13.02.2025
6.01.2025