Hasan CEMAL
"PKK tek başına silah bıraksa, Kürt halkının mücadelesine hizmet eder; çünkü karşı tarafın elindeki silahı düşürür"
Günlüğümün sayfaları arasında
dolaşıyorum, 29 yıl öncesi...
Diyarbakır, 11 Ağustos 1992.
İki ateş arasında Kürt aydınları...
Bir yanda devlet, bir yanda PKK...
Demir Otel'deki odamda gece vakti
not düşüyorum günlüğüme...
Türkiye'de PKK'ye, onun şiddet
politikasına karşı olan Kürtler de,
Kürt aydınları da var.
Desen: Selçuk Demirel
Kürt sorununun teröre başvurmakla
değil, ancak demokrasi ve insan
hakları çerçevesinde çözülebileceğini
savunuyorlar.
Bu Kürt aydınlarından oluşan bir grup
İstanbul'da bir araya geldi.
Kendilerini, Demokratikleşme İçin
Kürt Aydın İnisiyatifi diye niteleyen
bu grup adına Tarık Ziya Ekinci bir
açıklama yaptı.
Şiddet hiçbir sorunu çözemeyecek.
Kürt dili ve kültürü üzerindeki
baskılar kaldırılsın.
Kürt dilinde her türlü yayın
yapılabilsin. Kürt kültürünün
geliştirilmesi ve Kürtçe eğitim
yapılabilmesi için yürürlükteki
yasal ve idari engellerin kaldırılsın!
Bunun için mücadele edeceğiz.
Tarık Ziya Ekinci
Ne acıdır ki, bu açıklamanın çerçevesini
çizdiği tutum Türkiye'de yasak duvarına
çarpıyor. "Kürt realitesi"ni, hatta Kürt
sözcüğünü bile dile getirmek bugünkü
yasalara göre suç oluşturuyor.
Onun içindir ki:
Bu Kürt aydınları bir çıkmazın
içindeler. Bir yandan devlet,
diğer yandan
PKK sıkıştırıyor onları.
İki ateş arasında kalmış
durumdalar.
Bir yanda PKK ve terörü var.
Öbür yanda devletin askerî gücü...
PKK de devlet de demokratik bir Kürt
hareketine geçit vermek istemiyor.
İsmail Beşikçi'den
PKK'ye eleştirel bakış...
Günlüğümün sayfaları arasında
11 yıl öncesi...
İstanbul, 7 Ekim 2010
"Evlatları devlet güçlerince öldürülenler
haklarını arayabiliyorlar. Yakınları
PKK tarafından infaz edilenler
sessizliğe gömülmüş durumdalar"
diyen İsmail Beşikçi şöyle devam ediyor:
"Son birkaç yıldır Kürt sorununun
yoğun bir şekilde konuşulduğunu,
tartışıldığını görüyoruz.
Bu ortam nasıl yaratıldı?
Bu ortama nasıl geldik?
Bu ortamın yaratılmasında gerilla
mücadelesinin çok büyük rol
oynadığı açıktır.
Eğer bugün Kürtler,
Kürt dili, edebiyatı, Kürt kültürü,
Kürt sorunu etkin bir şekilde
tartışılabiliyorsa, burada PKK'nin
çok büyük rolü vardır
ama bu saptama, PKK hakkında
eleştirilerin yapılmasına
engel olmamalıdır.
İsmail Beşikçi
PKK örgütlerinin isimlerinde,
yazılarında, konuşmalarında
demokratik sözcüğü çok kullanılıyor.
PKK, bu sözcüğü çok kullanarak
demokrat olduğu izlenimini
yaratmaya çalışıyor.
Demokratik ulus, demokratik vatan,
demokratik özerklik vs. sözcüklerini
sık sık kullanarak demokrat olamazsınız.
Demokrat olmanın tek ölçütü
vardır. O da ifade özgürlüğüdür.
İfade özgürlüğü yaşama geçmeden
demokrat, demokratik olamazsınız.
İfade özgürlüğünün yaşama
geçmesi PKK için önemli olmalıdır.
PKK'nin övgüye değil
eleştiriye ihtiyacı vardır.
PKK'yi ilerletecek olan eleştiridir.
Özeleştiri de şüphesiz önemlidir.
Barış ve Demokrasi Partisi BDP
bugün devletten özerklik talep ediyor.
BDP İmralı'ya karşı özerkçe hareket
edemezken, bu süreçten olumlu bir
sonuç çıkmaz." (*)
"Silahlar var oldukça,
Kürt toplumunun demokratikleşmesi
güçtür. Silahın hegemonyası
çok sesliliğe engeldir."
Günlüğümün sayfaları arasından
10 yıl öncesi...
İstanbul, 30 Temmuz 2011
31 yıl sürgünde yaşadıktan sonra bu ay
İsveç'ten Türkiye'ye dönen Kürt aydını,
siyasetçi ve şair Kemal Burkay,
Öcalan'la PKK'yi yıllar boyu eleştirmiştir.
Şu sözler de Burkay'ın:
"Öcalan altı ayda bir yeni bir hedef,
bir proje ortaya atar. PKK ve legal parti,
gözü kapalı, ona uyar.
Kürtler için bu bir kurt kapanıdır,
bir trajedidir bu.
Kemal Burkay
Öcalan özgür değil ki.
Askerin kontrolü altında.
Öcalan'ın Genelkurmay'a rağmen
İmralı'dan örgütünü yönetmesi,
talimatlar göndermesi mümkün değil.
Öcalan, İmralı'da hep AKP'yi suçladı.
Orduyu hiç suçlamadı.
İstese de savaşı bırakamıyor.
Derin devlet fırsat vermiyor.
Kürt siyasetinin ve Türk siyasetinin
normalleşmesi için silahların susması
gerekiyor. Kürt siyasetinde bir kesim
(PKK ve çevresi) silahları güvence
olarak görüyorlar. Hem kazanımların
nedeni, hem yeni kazanımların sigortası
gibi görüyorlar.
Ben buna katılmıyorum.
Rejim bizi bir bakıma silahlı mücadele
minderine çekmeye çalıştı.
Hem sol hareketi,
hem Kürt hareketini...
Buna gelmeyebilirdik bence.
Silahlı olmayan mücadele biçimleriyle
daha da başarılı olabilirdik.
Hatta ben şunu da söylüyorum:
Bu aşamada gücümüz karşılıklı olarak
silah bırakmaya yetmiyorsa,
PKK tek başına silah bıraksa,
Kürt halkının mücadelesine
hizmet eder. Çünkü karşı tarafın
elindeki silahı düşürür.
Onu gayrimeşru hale getirir.
Türkiye'nin iç dinamikleri
bu bakımdan daha olgun,
Kürtlerin mücadelelerini
barışçı yöntemlerle
sürdürmeleri için.
..
1960'lı, 1970'li yıllar gibi değil.
O dönemde bir gazete bile
çıkaramıyorduk.
En ufak bir adımımızda
şiddetle karşılaşıyorduk.
Şimdi Türk kesiminde de bir hayli
dostları var Kürtlerin. Bir kamuoyu var.
Silahların susması halinde bunun çok
daha büyüyeceği kanısındayım.
Ayrıca Kürt toplumu oldukça
organize oldu, bilinçlendi.
Geçmişe dönmek artık mümkün değil.
Yüze yakın belediye var.
Parlamentoda her şeye rağmen,
yüzde 10 engeline rağmen bir grup var,
bu daha da büyüyebilir.
Dolayısıyla hem uluslararası koşullar,
hem değişen dünya ve Türkiye'deki
durumun barışçı yöntemler için
çok daha uygun olduğu, olgulaştığı
kanaatindeyim. Kürtler mücadelelerini
barışçı ve kitlesel yöntemlerle
sürdürürlerse daha başarılı olurlar.
Siyaset normalleşir.
Yalnız Kürt siyaseti değil, Türk siyaseti
normalleşir.
Silahlar var oldukça,
Kürt toplumunun demokratikleşmesi
güçtür. Silahın hegemonyası
çok sesliliğe engeldir." (**)
"Kılıcın yerini, kalem alsın"
diyen bir cümle yüzünden
bir Kürtçe albümü
yasaklanmıştı.

Günlüğüm sayfaları arasında
13 yıl öncesine gidiyorum
Brüksel, 6 Mart 2008
Adı Le Cirio, kendi başıma dolaşırken
tesadüfen bulduğum bir kahve.
Beyaz gömlek, siyah papyon, siyah
yelek, siyah önlüklü,
yaşlı ve de aksi garsonların
çabuk adımlarla dolandıkları
eski bir kahve...
Ruhu, kişiliği olan bir kahve olduğu
her halinden belli.
Müşterileri de galiba buna göre.
Herkes okuyor. Gazete, dergi, kitap...
Ben de iki gün süren
Kürt Konferansı'ndan kalan notları
yazıyorum bir kenara.
Avrupa Parlamentosu'nda Türkiye'nin
AB üyeliğini destekleyen üç grubun,
sosyalist, liberal ve yeşillerin birlikte
düzenledikleri bir konferanstı.
Konferansın son oturumunda,
Aynur Doğan'ın söyledikleri
aklıma takılıyor.
Aynur Doğan
Tunceli'den bir Kürt Alevi.
Küçükken ailesi İstanbul'a göçmüş.
Aynur'un sesinin güzelliğine
ilk kez Fatih Akın'ın
İstanbul Hatırası'nda tanık olmuştum.
Sonra da Hrant Dink'in birinci ölüm
yıldönümünde dinlemiştik Aynur'u...
İnsanı alıp başka diyarlara götüren
büyülü bir sesi var. Kürtçe söylüyor.
Siyasetin ağır bastığı
konferans ortamında değişik bir sesti.
Şiddet ve ölüm ortamlarında
yaşamanın güçlüğünden söz ediyordu.
"Kılıcın yerini, kalem alsın" diyen bir
cümle yüzünden bir Kürtçe albümü
yasaklanmıştı. Konser için
hâlâ sabıka kayıtlarının istenmesinden
yakınıyordu.
Diyarbakır'da birkaç yıl önce,
8 Mart Emekçi Kadınlar Günü'nde
konser için sahneye çıktığı zaman
yanı başında bir polis bitmiş,
albümündeki on bir parçadan
sadece üçünü söyleyebileceğini,
yoksa gözaltına alınacağını
kendisine tebliğ etmişti.
Kişisel tarihinde yaşadığı hüznü
ve acıyı gözlerinin içi gülerek anlatmak
kolay olmasa gerek...
Ana diliyle bağının, yedi yaşında
ilkokulla birlikte nasıl kesildiğini,
bunun iç dünyasında açtığı yarayı
sakin bir sesle anlatırken
konferans salonunda çıt çıkmıyordu.
Annesi Türkçe bilmediği için
evde mecburen Kürtçe konuşuyorlardı.
Ama çocukken, okula başladıklarında
kendilerini hiç bırakmayan
Kürtçe korkusu vardı.
Bir gün küçük kardeşinin ağlamaya
başladığını, kimsenin
onu susturamadığını, ama dayı oğlunun
"Sen galiba Kürtçe ağlıyorsun!" deyince,
kardeşinin ağlamayı zınk diye kestiğini
anlatınca hep birlikte güldük ama...
Aynur, insanın kendi ana diliyle
bağını koparmaya çalışmanın ne denli
korkunç olduğunu, kendi kültürünün
içine daha çok girmek istediğini anlattı.
Konferans sırasında Kürt aydınlarıyla
siyasetçilerine dikkat ettim.
Büyük çoğunluğunda bir açıdan
herhangi bir değişiklik yoktu.
Böylesi platformlarda bir şeyden
özenle kaçınmaya devam ediyorlar:
PKK eleştirisi...
PKK'yi eleştirmiyorlar!

Oysa, her seferinde olduğu gibi
konferans kulisinde, yemeklerde
PKK'ye dönük eleştiriler
kulaklara çalınıyor.
Bunu yine yaşadım.
Birçoğunu yıllardan beri tanıdığım
Kürt dostların Kürt sorunu
çerçevesindeki haklı yakınma ve
eleştirilerini yine dikkatle dinledim,
bazılarını not ettim.
Ama kendi konuşmamda
bu noktalara katılırken,
onları eleştirmekten de geri kalmadım.
Mesela Türkiye'nin Kuzey Irak
operasyonunu konuştular.
Eleştirdiler. Operasyonla ilgili
birçok neden sıraladılar.
Ama bir konuya değinmediler:
PKK... Sanki PKK, Kuzey Irak
operasyonuna yol açan Gabar
ya da Dağlıca saldırılarını yapmamış,
o kadar ölüme yol açmamıştı.
Kürt sorununu konuştular
ama PKK yine yoktu...
Kürt sorunu notları
devam edecek.
* 7 Ekim 2010 tarihli Taraf'tan.
** Oral Çalışlar, Kemal Burkay'la
Röportaj, Radikal, 30 Temmuz 2011.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT15 yıldır değişmeyen zihniyet, karartılan meclis 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları












































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.04.2025
3.03.2025
28.02.2025
20.02.2025
13.02.2025
28.11.2024
12.11.2024
24.10.2024
27.08.2024
20.04.2024