İsmet Berkan
Türkiye tam bir aydır hiç de normal olmayan günler yaşıyor. Bakmayın siz iktidarın asayiş berkemal laflarına veya başka şeylere, gerçekten olağanüstü günlerde yaşıyoruz.
Bu olağanüstülüklerin üstü ne kadar örtülmeye çalışılır, sanki onlar yokmuş gibi ne kadar yapılmak istenirse istensin, bazı şeyler kaçınılmaz biçimde insanın yüzüne vuruyor.
İşte dün öyle günlerden biriydi. Merkez Bankası’nın politika faizini arttırma kararı öyle herhangi bir günde alınmış normal, sıradan bir karar değildi.
Bu kararın ne anlama geldiğini uzun uzun yorumlamak gerekiyor. Ama bunu yorumlamak için önce 18 Mart akşamı ve 19 Mart sabahı ne olduğunu yorumlamak lazım.
18 Mart gecesinin sorusu
18 Mart akşamı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diploması iptal edildiğinde Türkiye’de siyaset birdenbire gerçek ötesi bir yere geçti: Cumhurbaşkanlığı seçiminin en önemli adayının yarışa girmesi engellendi.
Bu, Türkiye’de demokrasinin seviyesinin birdenbire Rusya, Beyaz Rusya, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan seviyesine gerilemesi, fiilen ortadan kaldırılması anlamına geliyordu.
O gecenin sorusu şuydu: Bundan sonra seçimler tek adaylı, sadece Tayyip Erdoğan’ın adının yazılı olduğu pusulalarla mı yapılacak, yoksa Rusya’da Putin’in kendine seçtiği rakipler gibi göstermelik başka adayların isimleri de pusulada yazacak mı?
19 Mart sabahının sorusu daha beterdi
Biz o sırada bilmiyorduk ama sahiden de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi “turbun büyüğü heybede”ydi. Ertesi sabah şafak vakti 200 polis İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın resmi konutu bastı ve onu gözaltına aldı.
Bir gece öncenin sorusu birdenbire değişti, artık seçimlerin tek adaylı olup olmayacağını değil, bu ülkede yeniden seçim olup olmayacağını merak ediyordu insanlar. Türkiye’de seçimli demokrasi, savcılar ve polis eliyle sona ermiş, fiili bir tek parti rejimine geçilmişti, izlenim buydu.
Bu dediğim izlenim sadece benim veya muhalefetin izlenimi değildi. Nitekim biraz sonra para piyasaları açıldığında, izlenimin cebinde veya banka hesabında biraz birikimi olan herkesin ortak izlenimi olduğu ortaya çıktı. Halk dolar almaya yönelmişti.
Bu noktada siyasetten ekonomiye geçelim.
Doları baskıla, enflasyon düşsün politikası
Türkiye Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanı olmasıyla 2023 Temmuz ayından itibaren bir enflasyonu düşürme politikası uyguluyor. Politika Nurettin Nebati’nin Haziran 2023’e kadar uyguladığı enflasyonu düşürme politikasından biraz farklı. Nebati, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koyduğu düşük faiz şartı altında doların fiyatını baskılayarak enflasyonu düşürüyordu, bunun için de Merkez Bankası deli gibi karşılıksız para basıyor ve doların fiyatını savunmak için de olmayan dolarları satıyordu.
Mehmet Şimşek de esasen yöntem olarak doların fiyatını baskı altına alarak enflasyonu düşürüyor ama onun devrinde faiz arttırmaya izin çıktı, ürkek adımlarla faiz yüzde 50’ye kadar yükseltildi, bu sayede enflasyon ancak yüzde 40 civarına inebildi. Ardından faiz indirimleri de başlamıştı, çünkü ucuz paraya ve devletin bu politikası üzerinden savaş zengini parası kazanmaya alışan kesimlerin sabrı taşmaya başlamıştı.
Şimşek’in “program” dediği şey doların baskılanması yoluyla fiyatların baskı altına alınmasıydı ve piyasada bir inandırıcılığı vardı. Bu sayede Türk milleti portföy tercihini değiştirdi, bankalarda KKM’de veya dolar hesabında duran parasını bozdurup TL faize geçti. Şaka değil, 120 milyardan fazla dolar sattı Türk milleti Merkez Bankasına.
TL bolluğunda enflasyon da yavaş düştü
Ortada tuhaf bir durum vardı: Merkez Bankası yüzde 50 faizle piyasayı fonlayacağını söylüyordu ama piyasa çoğunlukla bankadan para falan almıyordu, çünkü bozdurulan dolarlar sayesinde zaten ortada muazzam miktarda fazla TL vardı.
Bu fazla TL’nin yeni enflasyon yaratmaması için bin bir türlü kredi yasağı uygulanıyor, nakit paranın işe yaramasını engellemek için 200 TL’den büyük kupürlü para basılmıyor, vatandaş kredi kartı veya banka havalesine zorlanıyordu.
Bu şartlar altında enflasyonun düşüşü de sınırlı oldu; daha yeni yüzde 38’e indi. Hesaba göre bu yılın sonunda yüzde 30’un altına inecekti.
Bu hassas ve çok sayıda temenniyi bir arada içeren ekonomik “program”ın temel varsayımı Türk milletinin portföy tercihinin TL’de durmaya devam edeceğiydi. Bir şey olur, milletin yatırım portföyü tercihi yeniden dolara dönerse bütün düzen çökerdi.
Şimdi yeniden 19 Mart sabahına geri dönelim.
Doların fiyatı 42 liraya fırlayınca
O sabah para piyasasında dolara öyle yüksek bir talep geldi ki, saatler 10.00’u gösterdiğinde piyasaya döviz satmakta olan kamu bankalarının o gün için yurt dışından kendilerine sağladığı döviz “line”ları tükendi.
Birdenbire dolar talebi karşılanamaz, dolar almak isteyen dolar alamaz hale gelince panik büyüdü ve doların fiyatı o sabahki 36 liradan 42 liraya fırladı.
42 lira hükümetin üstü örtülü biçimde 2025 yılı sonu için koyduğu dolar fiyatı hedefiydi ve birkaç saat içinde doların fiyatı oraya gelmişti. Ardından kamu bankaları hemen yeni “line”lar temin etti, Merkez Bankası devreye girdi ve yoğun bir dolar satışı başladı, doların fiyatı 38 liraya indirilebildi. Bir hesaba göre o ilk gün toplamda 11 milyar dolar satıldı piyasaya.
Türkler portföy değiştirmeye karar verdi
Bugün aradan 30 gün geçti. Toplam 50 milyar doları aştı satılan dolar. Bunun 6 veya 7 milyar doları yabancı yatırımcıların parasıydı, kalanı Türklerin parası. Türkler yeniden yatırım portföylerini TL’den dolara döndürdü ve korkarım döndürmeye de devam ediyorlar.
Merkez Bankası bu dönüşü durdurmaya ve 38 liralık dolar fiyatını savunmaya çalışıyor.
Kimse yüksek sesle söylemese de ben söyleyeyim: Bu ölçüde büyük bir dolar talebinin tek bir anlamı var, piyasa ciddi bir devalüasyon bekliyor, yani doların fiyatının belki 40, belki 42 lira, belki daha bile fazla olmasından endişe ediyor. O yüzden de o gün parasını korumak için TL’den dolara dönüyor.

19 Marttan 14 Nisana kadar Merkez Bankası ne gün ne kadar rezerv kaybıda uğradı? Kırmızılar brüt rezerv, maviler net rezerv rakamları. (Kaynak: Turkey Data Monitor)
38 lirada kurulan Merkez Bankası siperi
Merkez Bankası bu psikolojiyi kırmak için 38 liralık dolar fiyatını savunuyor, adeta siper savaşı yapıyor ve piyasaya devalüasyon beklentisinin yanlış olduğunu, dolara dönenlerin maddi kayba uğrayacaklarını göstermeye çalışıyor.
Bu yolda bir dizi önemli ve olağanüstü adım attı Merkez Bankası. Bir kere acil kodlu bir PPK toplantısı yapıp haftalık repo ihalelerini durdurdu, gecelik borç verme faizini de yüzde 49’a yükseltip piyasayı sadece gecelik fonlayacağını söyledi.
Ardından piyasanın elindeki fazla TL’yi emmek için süper faizli (31 gün vadeli kağıtlara yıllık yüzde 60 faiz verdi) bonolar çıkardı. Bu arada vatandaşın dolar alma talebi devam ettiği için de zaten piyasadan TL topluyordu. Böylece birkaç hafta içinde piyasada TL kalmadı, bankalar ilk kez yüzde 46’lık gecelik faizle Merkez’den yeniden fon almaya başladı.
Faiz arttı ama piyasanın talebi durmadı
Ancak şaşırtıcı bir şey oldu, piyasada dolar talebi durmamıştı, TL yokluğuna ve TL faizlerin yükselmesine rağmen Türkler dolara dönmeye devam ediyordu. Yani Merkez Bankası’nın olağanüstü PPK toplantısında aldığı kararlar “kısa” kalmıştı, yetersiz faiz artışı mevcut dolara dönme eğilimini durdurmamış, devalüasyon beklentisini kıramamıştı.
Oysa piyasa biliyor, Merkez Bankası net rezervini gerekirse eksi 75 milyar dolara kadar düşürür ve doların fiyatını sonuna kadar savunur. Bunu Nurettin Nebati döneminde gördük, bugün Mehmet Şimşek döneminde görmememiz için bir sebep yok.
Merkez Bankası dün faizi bir kez daha arttırdı, politika faizini, yani haftalık borç verme faizini yüzde 46’ya, gecelik pencereyi ise yüzde 49’a yükseltti. Ümidi bu adımla dolara olan talebi kırmak, devalüasyon beklentisinin önüne geçmek.
Temel endişe ekonomik değil siyasi
Bugün daha net göreceğiz ama buna rağmen dolar talebinin devam ediyor olması, meselenin ekonomiyle değil tamamen siyasetle ilgili olduğunu bize gösterecek.
Temel endişe bir devalüasyon olacağı endişesi değil, temel endişe Türkiye’de bir daha seçim sandığının seçmenin önüne konup konmayacağı.
Şunu unutmayın: Türk milleti sandığın önüne bir daha gelmeyebileceği endişesine kuvvetli bir karşılık verdi, hem sokaklara çıktı gösteriler yaptı, hem de Ekrem İmamoğlu için 15,5 milyon oy kullandı. Şimdi CHP toplam 28 milyon imza toplamak için sokakta çalışıyor. CHP lideri “Darbeyi püskürttük” diyor ama henüz püskürtülmediği ortada, çünkü İmamoğlu’nun ne diploması geri verildi ne de kendisi hapisten çıktı.
İktidarın ümidi gerçekleşmeyebilir
Bu şartlar altında iktidar belki zamana oynuyor ve zaman içinde gerilimin düşeceğini, İmamoğlu’nun mahpusluğunun ve diplomasızlığının tartışma gündeminden ineceğini ümit ediyor, ama bu ümit gerçekleşemeyebilir.
Çünkü ne kadar “Ortada olağanüstü bir durum yok, yaşanan da sıradan bir adli yolsuzluk soruşturması” deniyor olursa olsun, hayatın bazı gerçekleri var ve Merkez Bankası kaçınılmaz biçimde bu gerçeklere uyum sağlamak zorunda hissediyor kendini.
Hatırlayın, Şahap Kavcıoğlu başkanlığındaki Merkez Bankası 2021 yılının Eylül ayında faiz indirimine başlayınca doların ipi kopmuş, Aralık ayında hükümet KKM ilan etmek zorunda kalmış, patlayan enflasyon Merkez Bankası’nın eksi 75 milyar dolara kadar inen rezervleriyle ancak Mayıs 2023’te yeniden yüzde 30’lara baskılanıp öyle seçim yapılmıştı ve Tayyip Erdoğan seçimi ikinci turda kazanabilmişti.
Durum 2021’dekinden vahim
Şimdi Merkez Bankası faiz yüzde 46, enflasyon yüzde 38’ken bir ayda 50 milyar dolar satmak zorunda kaldı. Durum 2021’den daha vahim gözüküyor.
Siyasi yumuşama adımları atmadan, Türk milletine sandığın önüne mutlaka geleceğinin ve adil bir yarış olacağının güvencesini vermeden dolar kurunun bu seviyesini savunmak çok kolay olmayabilir.
Dolar kurunun 38 lirayı aşması halinde neler olabileceğini ise hayal etmek bile istemezsiniz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları



































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
7.02.2026
5.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
19.01.2026
15.01.2026
9.01.2026
7.01.2026
5.01.2026