Mustafa ARMAGAN
Leibniz, filozofluğunu bir kenara bırakmış, Mısır'ın, kara ve denizlerde imparatorluk olmak isteyenler için en mükemmel ülke olduğunu yazabiliyordu... Mısır, Osmanlı'nın en zayıf halkasıydı. Oradan saldırdılar. Bugün en zayıf halkamızın neresi olduğunu söylememe gerek var mı?
Bir "gençlik taşkınlığı" mı, yoksa Doğu'yu Hıristiyanlaştırmayı ve "barbar" dediği Osmanlılardan kurtarmayı amaçlayan dinî bir takıntı mı? Alman filozofu Leibniz'in henüz 24 yaşındayken kaleme aldığı Mısır'ı işgali projesinden söz ediyorum.
Metafizik âlemdeki soyut meseleleri çözmek için ter döken bir filozofun kârı mıdır bir Kral'a bir başka ülkenin toprağını işgal tasarısı sunmak? Ama sunuldu. Hem de en acımasız cinsinden.

14. Louis'ye sunulan projelerden birinin kapağında Fransızların Çanakkale'yi ve onu koruyan bıyıklı Türkleri esir alışları resmedilmiş.
(Küçük resim: 1. Gottfried Wilhelm Leibniz (1646-1716).)
Batılı diplomatları, gezginleri, din adamlarını, bilginleri, askerleri anladık da filozoflara ne oluyor? Onların derdi neydi Osmanlı ile? Hazırlanacak güçlü bir donanmayla Çanakkale Boğazı'nı geçerek İstanbul'u bombalamaktan tutun da İstanbul'u açlıktan teslim olmak zorunda bırakmaya kadar onlarca proje 14. Louis yönetimindeki Fransa'nın parıltılı salonlarında o masadan bu masaya uçuşuyordu:
"Türkler için kötü akıbetin her türlüsü öngörülmüştür: En müsamahalılar onları toplu halde Hıristiyanlığa geçirmeye hazırlanırken, başkaları çöllere sürülmelerini yahut dünyanın dört bir yanına dağıtılmalarını önermekte, nihayet kalpleri en az yumuşak olanlar da yeryüzünde ne kadar Türk varsa hepsinin kılıçtan geçirilerek ortadan kaldırılmasını uygun görmektedir." (Faruk Bilici, "XIV. Louis ve İstanbul'u Fetih Tasarısı", TTK: 2004, s. 3-4.)
Kalbur üstü zevatın Osmanlı'nın paylaşımına dair projeleri bekliyordu karanlık çekmecelerde. En şaşırtıcı olanı, hiç kuşkusuz filozof Leibniz'in "Mısır'ı İşgal Planı"ydı.
"Çocuğu elde etmek için annesini yakalamak." 17. yüzyılda Osmanlı Devleti'ni ele geçirmek isteyen Avrupalıların kafasındaki sinsice formül buydu. Ancak buradaki "anne", Osmanlı değil, onu besleyen Mısır'dı. "Çocuk" dedikleri de, Mısır'ın verimli topraklarıyla beslediği Osmanlı Devleti'ydi. Demek ki hedef belliydi: Osmanlı Devleti'ni çökertmek için "annesi"ni kaçırmalı ve "çocuk"un teslim olması sağlanmalıydı.
Bunun için kitaplar ve raporlar yazıldı, planlar ve teklifler kuyruğa girdi. Bakın, felsefe tarihine "monadlar teorisi"yle geçmiş bulunan Leibniz, filozofluğunu bir kenara bırakmış, Mısır'ın, kara ve denizlerde imparatorluk olmak isteyenler için en mükemmel ülke olduğunu yazabiliyor ve soruyordu:
"Eskiden bilimlerin annesi, tabiatın en zengin ibadethanesi, bugün Muhammediliğin [İslam'ın] sinsilik yuvası olan bu kutsal toprağı, bu Doğu'nun ambarını, Avrupa ve Hindistan'ın bu deposunu Hıristiyanlık neden kaybetti?"
Oysa filozof yanılıyordu. Mısır gerek Osmanlı, gerekse bölge açısından eski önem ve ağırlığını kaybetmişti. Ticaret eksenleri Atlas ve Hint okyanuslarına kaymıştı. Onu yanıltanlar, Mısır'daki Osmanlı kuvvetlerinin sayısını olduğundan küçük, gelirlerini de yüksek gösteren seyyah kılığındaki istihbarat elemanlarıydı.
Tam 4 yıl boyunca düşünüp taşınmıştı filozof. Osmanlı'nın "annesi" nasıl kaçırılırdı? Gençliğinin gür enerjisini bu takıntıya harcamıştı.
Nicedir birbirine düşmüş olan Avrupalıların önüne yönelecekleri cazip bir hedef koymak istiyordu: Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalayıp yıkmak. Mısır fethedilir edilmez Osmanlı çökmeye başlayacaktı. Bu çıplak gerçeği neden görmek istemiyorlardı?
Bu arada genç filozofun Kutsal Alman İmparatorluğu'nun en güçlü din adamı Jean-Philippe de Schoenborn'un danışmanlığını yaptığını ekleyelim. (Felsefe tarihlerimiz, güya "evrensel" filozof diye tanıtılan Leibniz'in katı bir Hıristiyan olduğu ve din adamlarına danışmanlık yaptığı konusunda nedense suskun kalır.)
Alman bir din adamının danışmanı olduğu halde neden Fransa Kralı'na teklifte bulunmaktaydı peki? Çünkü Fransa'nın Osmanlı ile ilişkileri öteden beri iyiydi. Bu durum Avrupa'da rahatsızlık doğurmaktaydı; Osmanlı ile Fransa'nın aralarının açılması gerekliydi. Fransa'nın bu aptalca dostluğu yüzünden Avrupa'da birlik bir türlü sağlanamamaktaydı. Onu sağlamanın yolu da, Osmanlı'yı dostunun eliyle vurmaktan geçecekti.
Mısır, Fransa Krallığı tarafından ele geçirilince yeryüzüne barış hakim olacak, hatta filozofun Osmanlılara benzettiği "kurtlar ve vahşi hayvanlardan" başka savaşacak kimse kalmayacaktır! Leibniz Osmanlı insanını vahşi hayvan yerine koyar ve bundan en ufak bir hicab da duymaz. ("Aptal" ve "kafasız" dediğini de biliyoruz.)
Ocak 1672'den itibaren rapor üstüne rapor gönderir Kral cenaplarına. İşgal için 30 bin asker yeterlidir. Ani bir baskın halinde İstanbul'dan yardım gönderilene kadar Fransızlar işi rahatça bitirecektir. Kalelerin hal ve durumlarını teker teker anlatacak kadar ayrıntıya iner. Gizlice çıkarma yapılacak, kıyılar derhal işgal edilecek, Anadolu ile Suriye'nin bağlantısı koparılacak, böylece İstanbul'dan yardım gelse dahi faydası olmayacaktı. "Belki de Allah halkını artık ziyaret edecektir!" diyor ve ekliyordu: "Şimdi biz istersek, saat geldi çattı."
Saat geldi, çattı, öyle mi?
İşgal projesine şüphesiz Osmanlı bünyesinde yaşayan Hıristiyanlar da katkıda bulunacaklardı. Hatta (burası çok güncel) özgürlüklerine kavuşma ümidindeki Kürtler ve Araplar da ayaklanmaya hazır olacaklardı (Kürt isyanının 1670'lerdeki bu tezahürü ne ifade ediyor?). İstanbul, Kahire ve İzmir Hıristiyanları Batı'dan gelecek "Kurtarıcı şeflerini" sevgiyle karşılamaya hazırlardı nasıl olsa. Ian Almond'un dediği gibi Leibniz'in hümanizmi Belgrad ve Cebelitarık'ın ötesine geçmiyordu. Oralarda insan yaşamıyordu çünkü!
Osmanlı'yı Mısır'dan vurma projesini Kral uygulamaya geçirmedi gerçi ama ondan tam 125 yıl sonra Napolyon bu projeyi okumuş ve ertesi yıl da denize açılmıştı. Nil nehri ve piramitlerin büyüsü, en önemlisi de dünyanın hakimi olma tutkusu onu bir mıknatıs gibi çekiyordu.
Gerçi bu tehlikeli girişimden İngilizler hoşlanmamış ve Nelson'un gemileri Ebukır'da Napolyon'a gereken dersi vermişlerdi ama bir asır sonra aynı işgal projesini kendileri üstlenecek ve 1882'de (Leibniz'in mektubundan tam 210 yıl sonra) Osmanlı'nın annesi kabul ettikleri bu verimli toprakları kendileri işgal edeceklerdi.
Mısır, Osmanlı'nın en zayıf halkasıydı. Oradan saldırdılar. Bugün en zayıf halkamızın neresi olduğunu söylememe gerek var mı?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.04.2017
9.02.2017
26.03.2017
19.03.2017
12.03.2017
26.02.2017
5.02.2017
29.01.2017
22.01.2017
15.01.2017