Sinan ÇİFTYÜREK
Öne çıkan bazı gelişmeleri özetleyip konu başlığına döneceğiz.
I – Savaşın merkezinde yeralan Ortadoğu ile Kürdistan’daki gelişmeler, baş döndürücü hızda ilerliyor. Aslında “işte Ortadoğu budur” dedirten hızda ve içerikte gelişmeler.
Örneğin ABD - Rus gerilimi Suriye üzerinde tavan yapmışken, Rus Dışişleri bakanı, “ABD ile Suriye konusunda tam işbirliğine hazırız” beyanını birkaç kez tekrarladı. Doğrusu ilginç!
Ortadoğu’nun gizemli siyaset dokusunun bilinmez sırrı mı? Ya da Ortadoğu, ABD ile Rusya’yı kısmen kendine benzetmeye mi zorladı?
Çünkü ABD ile Rusya bu kez “tam barıştılar” dediğin anda bakıyorsun aralarındaki kavga alevleniyor, tam kavga edecekler denildiğinde ise bakıyorsun kol kolalar! Sanırım bu durumda, 20 yıldır süren postmodern savaşın karakteri gereği olmanın yanı sıra, Ortadoğululaşmanın da payı var!
Benzer gelişme ABD başkanı Trump’ın Suriye politikasında yaşandı. Seçim propagandası boyunca “ağırlığı ülkeme vereceğim”, “Esad ile çalışabiliriz” derken, hatta başkan seçilince de ilk başta benzer açıklamalar yaparken, birden tutum değiştirmesi gibi.
Güney Kürdistan iç siyasetinde de beklenilmeyen ama olumlu gelişmeler var. YNK’nın Kerkük’e Kürdistan bayrağının asılması ve bağımsızlık referandumunda bir adım öne çıkması ve PDK ile ortaklaşmaları gibi.
II – Diğer bir gelişme, Suriye ve Irak’ın parçalanacağına ilişkin fotoğrafın biraz daha netleşiyor olmasıdır. Halen Suriye’nin parçalanmayacağını düşünenler Rusya ile ABD’nin harita üzerinde Suriye’deki coğrafik konumlanışlarına bakmaları yeterli olacak. 20.08.2014 tarihinde “Test edilen Kürdistan bağımsızlığı ve Irak-Suriye-Ürdün’ün geleceği” başlıklı yazımda Irak ve Suriye’nin parçalanacağı belirtmiştim, gelişmelerin bu tezi doğruladığı kanaatindeyim.
Zaten İran ile Türkiye’nin korku ve telaşının temelinde yatan da budur. Zira bu iki bölgesel güç; Güney Kürdistan’ın bağımsızlık adımıyla paralel parçalanma Irak ile sınırlı kalmayıp sömürgeci rejimler başta olmak üzere zincirleme parçalanmalara yol açacağı; böylece yeni sınır ve statüko belirlemesinin yolunun açılacağı; parçalanmış Irak ve Suriye koşullarında Rojava ile Güneyin birleşmesinin er geç gerçekleşeceği… bu gelişmelerin kendilerini derinden etkileyeceğini biliyor ve görüyorlar. Kısacası Türkiye ve İran, Irak’ta Kürt devletinin kurulmasıyla Suriye’nin er-geç parçalanacağı Güney ile Rojava birleşeceği tezinden hareket ediyorlar. Kürt siyaseti öncelikle bunu bilerek iç sorunlara yaklaşmalı!
Daha yakından bakarsak, Türk devletinin Kürdistan parçalarına yönelik son saldırılarının temelinde kendisine dönük algıladığı şu zincirleme tehditler öne çıkıyor:
Birincisi; Irak ve ardından Suriye parçalandığında Rojava’nın Güney Kürdistan ile birleşeceği; böyle bir durumda Türkiye’nin, Güney - Güneydoğusunun Kürdistan’la çevrileceği yani “dışarıdan” daha güçlü bir Kürdistan basıncı altına gireceği korkusu!
İkincisi; Kürdistan’ın iki parçasının birbirine karasal stratejik derinlik kazandıracağı gerçeğinden ciddi korkuluyor. Kendi başına ayakta durmada zorlanacak olan küçük parça Rojava’nın sırtını Güney’e dayayacağı, bu durumun Güney için de sömürgeci rejimlerin kuşatmasına karşı uluslararası sulara/Akdeniz’e açılacak nefes borusu işlevini görebilir korkusu var!
Üçüncüsü; Güney ve Güneydoğu sınırlarının Kürdistanla çevrilmesi demek, Türkiye’nin çokça övündüğü “Batının yanı sıra aynı zamanda Ortadoğu ülkesiyim” iddiası ciddi yara alacak demektir. Yani karasal olarak Ortadoğu ile kendisi arasına boydan boya Kürdistan’ın yer alacak olması üzerinden de tehdit algılanıyor!
Dördüncüsü; Asya-Ortadoğu üzerinde 20 yıldır süren kavga, belirleyici olarak enerji kaynakları ve enerji yol haritası/güzergahını kim kontrol edecek savaşları olduğuna göre; İran ve Türkiye, Güney Kürdistan’ın büyük enerji kaynaklarının uluslararası pazarlara (açık denizlere) ulaştırılmasında Rojava’nın taşıdığı stratejik önem nedeniyle de korkuyor. Yani stratejistlerin sıkça dile getirdiği “Kürdistan enerji koridoru”, “Akdeniz’e Kürt koridoru” meselesi Rojava üzerinden somutluk kazanabilir olmasından tehdit algılanıyor.
Beşincisi; tam da bu nedenledir ki; ABD, Rojava Kürdistan’ının Batı kısmına yerleşince, Ruslar da “bari Efrin’e de biz konuşlanalım” dediler; İran, Hatay ile Lazkiye arasına yani çokça tartışılan Kürt koridorunun Akdeniz’e ulaşacağı boğaza milislerini yerleştirdi. Türkiye aynı gerekçeyle, El Bab’a kadar inerek Kobanê ile Efrin’in arasına yerleşti!
Altıncısı; işte bütün korkular üzerinden somutta da önce Güneyin bağımsızlığı sonra Güney ile Rojava’nın birleşme potansiyeli üzerinden beka kaygısını taşıyan Türk devleti adeta çılgına dönmüş haliyle Kürde ait her şeye saldırıya geçti. Şengal ve Qereçoxê bombalamanın hemen ardından kara harekâtının işaretlerini verdi. Ki bunu en üst seviyede Cumhurbaşkanı Erdoğan, “bir gece ansızın gelebiliriz” diyerek dile getirdi. Bu somut tehdit üzerine ABD ve Rus bayraklı zırhlı araçlar Rojava ile Türkiye sınırında devriye gezmesine rağmen Erdoğan karadan işgal tehdidini sürdürüyor.
Erdoğan, Güney ile Rojava’ya kara operasyonu, ABD ve Rusya’ya rağmen yapabilir mi? Yoksa Rusya özellikle ABD ziyareti öncesinde Trump’a “bu Türklerin gözü kara” mesajını vererek masada elini mi güçlendirmek istiyor? Her iki seçenek de dikkate alınmalı.
Referandumu hile, hukuksuzluk üstelik kıl payı farkla kazanması, AKP’yi iktidara taşıyan İstanbul, Ankara metropolleri kaybetmesi ve önemlisi herkes ile kavgalı dış siyaset, AB ile yaşanan gerilim…tüm bunlar Erdoğan’ın dışarıda (Kürdistan parçalarına) yönelik bir işgale, savaş yönlendirir mi? Zor ama yine de bu seçenek tümüyle devre dışı tutulmamalı. Çünkü uzun süredir Rojava üzerinden Kürdistan’ı düşman olarak tarif ediyor yani “düşman” hazır!
Kısacası sınır ötesi savaş macerası üzerinden iç muhalefeti bastırmak gibi tehlikeli bir oyunu geliştirme ihtimali, yukarıda belirttiğim korkuların bugünkü devlet aklını temsil edenlerin korkularıyla birleşince var. Somutta da Türkiye, ısrarla Rojava’yı Kuzey’den birden fazla noktadan baskılıyor. Şunu da ekleyelim; bu baskılama sadece YPG’yi ABD ile ortak Rakka operasyonundan geri çekmek, böylece ABD ile ortaklığını bitirmek için midir? Yani ABD ziyaretinde “YPG ile yapacağını benimle yapabilirsin, ben hazırım” demenin zeminini oluşturmak mı? Salt bu olduğunu sanmıyorum hem ayrıca ABD’nin Rakka operasyonunda SDG güçleri yerine Türkiye’yi dahil etmesi artık mümkün değil yani atı alan Üsküdar’ı geçti!
Gelelim asıl meselemiz olan Kürt siyasetinin bu gelişmelerden hareketle ne yapacağına!
I - Güney artık bağımsızlık referandumunda geri adım atamaz zira ok yaydan çıktı. Nihayet Kerkük Meclisi; İran, Türkiye ve Irak’ın basıncına rağmen karar aldı. Bu kez 2008 yılındaki gibi Kerkük İl Meclisi’nin 3’te 2 çoğunlukla aldığı “Kerkük’ün IKBY’ye bağlanması kararından” geri adım atması çok ama çok zor. Çünkü:
Birincisi; iki büyük parti YNK ve PDK’nın bağımsızlık referandumunda siyasal mutabakat sağlamaları, ardından diğer tüm Kürdistan partilerine gidip mutabakatı genişleterek dünyaya ilan ettiler.
İkincisi ve önemlisi dünden farklı IŞİD saldırısı ardından Kerkük dahil “tartışmalı bölgeler” fiilen Peşmerge denetimindedir ve artık bu fiilin durumun resmileştirilmesi gerekiyor.
Üçüncüsü; yine 2008 ile kıyaslandığında Güney Hükümetinin dünya ülkeleri nezdinde tanınması, dahası bağımsızlık hedefinin bu kadar açıklıkla uluslar arası alana taşınması bir başka ileri adımdır.
Dördüncüsü; IŞİD ile mücadelede Irak ve Suriye’de sona yaklaşılmakta. Yani IŞİD’in kent merkezli iktidarı Musul ve Rakka ile sonlandırılacak, yoksa IŞİD’in bitirilmesi anlamında değil. Böylece Güney Hükümeti siyasi ve askeri olarak daha fazla bağımsızlığa odaklanabilir.
II – Sömürgeci devletlerin, Kürdistan’ın coğrafik statü ve bağımsızlık kazanmasından, ama en çok da bugün Güney ile Rojava’nın birleşebileceğinden korktuklarını ve buna paralel siyasi, askeri adımlar attıklarının üzerinde durduk. Sömürgeciler kendi cephesinde yapacaklarını yapıyor. Peki, Kürt siyasal aktörleri bu tehditler karşısında ne yapıyor? Örneğin:
Belli başlı Kürt siyasal aktörleri şu veya bu düzeyde “düşmanımın düşmanı dostumdur” siyasetiyle ilişkide bulundukları sömürgecilerle ilişkilerinde Kürdistan ulusal ittifakı lehine bir adım geri atmayı düşünüyorlar mı ve atabilecekler mi?
Daha köklü bir soru ya da sorun; Kürdistan parçalarının, bugünün somutunda Güney ile Rojava’nın örtüşen geleceklerinin gerektirdiği askeri ve siyasi adımları geliştirme plan ve hesapları var mı? Üstelik bölgesel ve uluslar arası siyasal iklim ile ilişkilerin bizzat kendisi de Güney ile Rojava’nın her açıdan ortaklaşmasını destekliyorken Şengal, Roj Peşmergesi gibi iç meselelerini büyük fotoğrafı görerek uzlaşıya dayalı çözebilecekler mi?
İki parçadan Kürt siyasetinin bu sorulara olumlu yanıtı ve pratiği önemli gelişmelere yol verecek. Demek istediğim başta Türkiye olmak üzere sömürgeci rejimler, iki parçanın potansiyel birliğine karşı adımlar geliştirirken; Kürt siyaseti de parçaların potansiyel birliğinin gereklerine uygun adımlar atabilse çok şey değişecek.
III – Somutta Şengal ve Qereçoxê yapılan Türk hava saldırısında “filan sebep oldu, falan sorumlu” deyip birbirini karşı tutum almak yerine, saldırının ana besleyicisi sömürgeci siyaset ve zihniyete karşı ortak tutum alınmalı. Türk saldırısı kendi başına ne Şengal’e ne de Qereçoxê değil Kürdistan’adır. Şengal ve Qereçox vurulurken, coğrafik statü hedefleyen Rojava kadar bağımsızlık referandumunu yapacak Güney Kürdistan’a da bir gözdağıdır!
“Malum bazı cahiller var. Kendine göre bakanlar kurulu oluşturuyor vs. Kuzey Suriye'de böyle bir devlet kurulmasına asla izin vermeyeceğiz” derken esas Güney’in bağımsızlığına karşı mesaj veriyor çünkü bugün bağımsız devlet kurmanın eşiğine gelen Güneydir. PDK, PKK, TEV-DEM ve ENKS’nin saldırıları böyle okuyup tutum almasında bir değil birden fazla yarar vardır. Zira Türk devleti, belirttiğim nedenlerle saldırı gerekçesi her daim üretebilir.
IV- Türkiye’nin önce ülkelerini bombalayıp onlarca insanını katlettikten sonra katledilen Peşmerge nedeniyle Başkan Barzani’yi arayıp başsağlığı dilemesi özrü kabahatinden büyük bir fiil! Önemlisi katlettiğin Peşmerge için başsağlığı dile ama katlettiğin YPG’li için ise “şu kadar terörist öldürdüm” ayrımını Kürtler kabul etmemelidir. “İşte baktık ki olmuyor Sincara operasyon yaptık. Yaklaşık 210-220 teröristi orada hallettik”! kabadayılığını başta PDK ile PKK olmak üzere Kürtler birlikte reddetmelidir. Şimdi, halkımızın, siyasetimizin ve önemlisi Peşmerge ile YPG’nin tam da Şengal ile Qereçoxê yönelik saldırıya karşı ortak direnme zamanı. Şimdi, Peşmerge ile YPG’nin ve halkımızın, siyasetimizin PDK ile PKK tartışmasını aşarak, Türk saldırısına birlikte direnme günü. Dileriz bir musibet bin nasihatten iyi olur ve Türk saldırısı, Kürt askeri/sivil güçlerin sömürgeci sınırları aşan ortaklaşmasına vesile olur.
Onca brakuji yarasına rağmen, PDK ile YNK iktidar ortağı olabildilerse, bugün birlikte bağımsızlığı planlıyorsa, Rojava ile Güney siyaseti de ortaklaşabilir. Ortaklaşmalıdır da.
Irak ve Suriye’nin bu saatten sonra bütünlük halinde kalamayacağı öngörüsünden hareketle, Sonuç olarak; Kürt siyaseti, iki parçanın birliğini gözeterek aralarındaki gerilim ve sorunları ele almalı. İki parçanın birliği prizmasından bakıldığında, PDK ile PKK; biri diğerinin varlığını tehdit olarak görmek yerine, ortak düşmana karşı birlikte hareket etmelidirler. Dahası PDK kendisini, PKK’nin İran ve Irak ile ilişkileri nedeniyle kuşatıldığı; PKK’de tersinden PDK’nin Türkiye ilişkileri nedeniyle kuşatıldığı korkusunu karşılıklı aşabilmenin somut adımlarını atabilmelidirler. 02.05.2017
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları


































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.06.2019
7.02.2019
18.03.2019
4.02.2019
28.01.2019
9.02.2019
7.01.2018
26.10.2018
28.09.2018