Taha Akyol
Çünkü hayatta ak ve kara dışında çok geniş bir renkler yelpazesidir vardır; ak mı, kara mı diye bakmak renk körlüğüdür.
Karmaşık diplomatik görüşmeler çok büyük çoğunlukla “zafer”le yahut “hezimet”le sonuçlanmaz; uzlaşmalar demetiyle sonuçlanır.
Ak-kara at gözlüğüyle baktığımızdan, Lozan gibi muazzam bir diplomasi tecrübesini ‘anlamak’ ve ufkumuzu açmak yerine, hâlâ kavga edip duruyoruz.
Moskova’da Erdoğan-Putin görüşmesine de “zafer” denilemez, olumlu tarafı yokmuş gibi “hezimet” de denilemez.
Bu satırlar yazılırken beş saattir devam eden müzakereler bitmemişti, ancak ateşkes olacağı konusunda yaygın kanaat vardı.
ATEŞKES İYİ OLDU
Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gün, Moskova görüşmesindeki ilk amacın “bölgede süratle ateşkesi sağlamak” olduğunu söylemiş, daha önce vurguladığı Esat güçlerinin Soçi hattına geri çekilmesi şartından bahsetmemişti.
Bunu sağlamak kolay değildir, önceliğin ateşkes olması doğrudur.
Moskova’da görüşmeler devam ederken özellikle Serakip bölgesinde şiddetli çatışmalar devam ediyor, Mehmetçiğimiz Enes Kaya şehit düşüyordu.
Ateşkes herkesin lehinedir.
Zira umulur ki, bundan sonra hiç olmazsa bir süre İdlib’den inşallah şehit cenazesi gelmeyecektir… Harekatın ağır yükü de en azından daha da ağırlaşmayacaktır.
Ateşkes Putin-Esat tarafı için de olumludur. Zira Putin, bir hafta sustuktan sonra nihayet şehitler için taziyede bulunurken “Suriye ordusunun da ciddi kayıpları olduğunu” söyledi, Şam’ın bu kayıpları da ateşkes süresince duracaktır.
Ateşkes ne kadar sürer, Rusya “teröristlerle ateşkes olmaz” diyerek ne zaman Esat’ı saldırtır bilmiyoruz ama yine de ateşkes iyi oldu… Fakat…
KRİTİK SORUNLAR
. Türkiye için en kritik konuları şöyle özetleyebiliriz.
. Esat güçlerinin Soçi sınırlarına çekilmesi
. Hava sahasının Türkiye’ye açılması yahut İdlib’de uçuş yasağı konulması yani Esat’ın hava saldırılarına son verilmesi…
. Şam’ın Halep’le ilişkisi için çok önemli olan M-5 otoyolu ile Halep’in Akdeniz’le bağlantısı için önemli olan M-4 otoyolunun kontrolünde Türkiye’nin söz sahibi olması…
. Yeni göçmen tüsinamileri olmaması için güvenlik düzenlemeler yapılması…
Müzakerelerde bu konularda bir uzlaşmaya varılıp varılmadı bu satırlar yazılırken belli değildi.
Bu konular Rusya için de ‘kritik’tir.
2015’ten beri Esat’ı güçlendirmek için Suriye’ye silah, para ve askeri personel akıtan Putin bu konularda ne ölçüde geri adım adım atar?
Türkiye’yi Batı’yı yönetmemek için bazı tavizler vereceğini, ama ibreyi değiştirecek esaslı geri adımlar atmayacağını sanıyorum.
Suriye’de muhalefetin son direniş bölgesi olan 4 milyon nüfuslu İdlib’de Esat’ın hakimiyet alanını genişletmiş olması, bunun da yüzbinlerce göçmen tehlikesini yaratmış olmasına rağmen, Rusya Türkiye’yi İdlib’de teröristleri korumakla suçluyordu.
İdlib’de kimin “terörist” olduğu konusunda Ankara ile Moskova arasında tam bir tanım birliği yok.
ERDOĞAN GİTMELİ MİYDİ?
Erdoğan Rusya’ya gitmemeli miydi?
Siyasetin ateşli bir tartışma konusu…
Putin’in Ankara'ya gelmesi Türkiye açısından elbette daha prestijli olurdu. Erdoğan da zaten görüşmenin “İstanbul ve Ankara’da” olacağını söylemişti. (25 Şubat)
Fakat Putin gelmedi.
Erdoğan Putin’le buluşmasında ekranlar önünde, “Rusya’daki anayasa çalışmaları sebebiyle” Putin’in Türkiye’ye gelemediğini söyleyerek bu tablonun yarattığı izlenimi telafi etmek istedi.
Anayasa çalışmaları bir günlük seyahati engelleyecek müstaceliyette değildir. Sanıyorum Moskova, Erdoğan’ın gelmesi için böyle bir ‘gerekçe’ gösterdi.
Madem o gelmiyor, Erdoğan’ın gitmesi normaldir. Bunun için Erdoğan’ı eleştirmeyi doğru bulmam.
Eleştirilecek konu yıllardan beri hep yüksek perdeden konuşarak diplomasi dilini ihmal etmektir.
Hükümetin gözden geçirmesi gereken husus, Suriye politikasının hamasi söylemler eşliğinde bugünkü hayli sıkıntılı duruma gelmiş olmasıdır.
En önemli sembol olarak S-400 neye yaradı? Sahada faydası mı oldu, Rusya’nın Suriye politikasında Türkiye lehine tavır değiştirmesini mi sağladı?
Suriye sorununda görünür gelecekte bir çözüm gözükmüyor; Türkiye uzun süre daha uğraşmak zorunda kalacak…
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
19.12.2025
16.12.2025
14.12.2025
12.12.2025
10.12.2025