Ümit Akçay
Venezuela’nın hikayesi aslında epey tanıdık. 1980’li yıllarda, ithal ikameci sanayileşme modelinin krize girmesi ile birlikte ekonomik model değişikliği ve özellikle döviz kazandırıcı ihracata dayalı birikim modeline geçiş gündeme geldi. Ancak daha önceki adımlara rağmen bu dönüşümün uygulanması 1990’lı yıllarda gerçekleşti...
Venezuela krizi, Türkiye’deki iktidarın seçimler öncesinde kullanabileceği bir malzeme olması nedeniyle Türkiye’de de gündemin önemli başlıklarından biri haline geldi. Bu yazıda, Venezuela krizi üzerine iki görüşü tartışacağım. İlki şu: Venezuela krizi, 2008’de başlayan küresel krizin yarattığı konjonktürün içinde, küresel krizin üçüncü aşamasının bir parçası olarak görülmeli. İkincisi, Venezuela özelinde daha şiddetli bir şekilde yaşanan süreç, sadece o ülkeye özgü olan gelişmelerle, yani ‘kötü yönetim’ argümanı ile açıklamaz. Bu süreci 2000’lerdeki ‘post-neoliberalizm’ deneyinin krizi bağlamında ele almalıyız.
Bu iki konuyu detaylandırmadan önce Venezuela krizinin Türkiye’de, özellikle de ekonomi basınında ele alınışı ile ilgili gözüme çarpan bir noktaya değineceğim. Gökhan Şen’in Habertürk’teki ‘Venezuela’nın Yükselişi ve Düşüşü’ yazısı, benzeri yorumlarda olan bir özelliği barındırıyor, o nedenle kısaca da olsa değinmek istedim. Şen yazısında Venezuela’nın tarihsel gelişimini kısaca ele alıyor ama kritik bir dönemi atlayarak: 90’lı yıllardaki ekonomik yıkım ile sonuçlanan IMF programlarını. Bu ve benzeri yazılara ya da yorumlara, ‘Venezuela eskiden çok zengin bir ülke idi, Chavez geldi işleri bozdu’ şeklinde bir anlatı hakim. Halbuki, Venezuela ekonomisinin tahribatı 1990’lı yıllardaki IMF programları ile gerçekleşti. Bu bağlamda Chavizm, 1990’ların IMF programlarıyla şekillenen krizlere bir yanıt olarak doğdu.
VENEZUELA’NIN KAYIP 1990’LARI
Venezuela’nın hikayesi aslında epey tanıdık. 1980’li yıllarda, ithal ikameci sanayileşme modelinin krize girmesi ile birlikte ekonomik model değişikliği ve özellikle döviz kazandırıcı ihracata dayalı birikim modeline geçiş gündeme geldi. Ancak daha önceki adımlara rağmen bu dönüşümün uygulanması 1990’lı yıllarda gerçekleşti; Başkan Carlos Andres Perez (1988–1992) döneminde El Paquete (1989) adıyla ilk IMF programı; Rafael Caldera (1993–1998) döneminde ise Agenda Venezuela (1996) adlı ikinci IMF programı uygulandı. Bu programların sonuçları ekonomik ve sosyal yıkım şeklinde gerçekleşti.
1989 programı tipik öğeler içerir: Kamu harcamalarının kısılması, fiyat kontrollerinin kaldırılması, ticaretin serbestleştirilmesi ve dalgalı kur rejimine geçilmesi. Özellikle kamu harcamalarının kısılması başlığı içinde sağlıkta özelleştirme (adem-i merkezileştirme olarak adlandırılan) programı da vardı. Bu program sonucunda yoksulların sağlık hizmetine erişimi önemli ölçüde kısıtlandı.
1989 programı, hemen başında yaşanan sert devalüasyonla birlikte, amaçlananın tersi bir sonuç doğurdu. Yerli paranın daha fazla değersizleşmesini önlemek için artırılan faizler, bu sefer maliyet kanalı ile enflasyon yarattı. IMF programının sonucu tam bir yıkım idi. Reel ücretler sert bir şekilde düştü, gelir dağılımı adaleti daha da bozuldu, geniş kesimler için yaşam koşulları kötüleşti, yoksulluk arttı.
İlk IMF programının iflasla sonuçlanması ile yaşanan ekonomik kriz sonrasında siyasi istikrarsızlık sürdü, 1992’de (biri Chavez tarafından yapılan) iki darbe girişimi gerçekleşti. 1994’te iktidara gelen yeni hükümet sırasında yeni bir finansal kriz patlak verdi. Ülkenin en büyük bankalarından birinin batmasıyla sonuçlanan finansal kriz sonrasında sermaye kaçışları da hızlanınca merkez bankası sermaye hareketlerini kontrol etmeye yönelik önlemler aldı.
Kısacası, Venezuela için 1990’lar kayıp yıllar oldu. Venezuela’nın 1990’larını -tıpkı Türkiye’deki 1990’lar gibi- karakterize eden, IMF’nin yapısal reformlarını uygulayan ülkelerde siyaset sınıfının karşılaştığı ‘yapısal uyum çelişkisi’ idi. Siyaset sınıfı bir yandan ekonomik zorlamalar ve koşullu krediler nedeniyle yapısal uyum programlarını uygulamaya başladılar. Ancak, özellikle toplumsal muhalefetin güçlü olduğu ülkelerde ve dönemlerde siyaset sınıfı için yapısal uyum programlarını uygulayarak iktidarda kalmak giderek zorlaştı, yeniden seçilmek ise imkansızlaştı. Yapısal uyum çelişkisi, 1990’lardaki siyasi istikrarsızlığın temel dinamiği idi.
HUGO CHAVEZ DÖNEMİ (1999-2013)
1999 sonrası post-neoliberalizm deneyimi, ekonomik demokrasiyi ulaşılması gereken bir hedef olarak belirledi ve bu yönde adımlar atmaya başladı ancak, bağımlı ülke konumunu değiştirmeye yönelmedi. Aksine mevcut küresel işbölümü derinleştirildi. Chavez yönetiminde ekonomik büyüme iç talebe, o da ihracat gelirinin yeniden paylaşılmasına dayanıyordu.
Yani bu yaklaşım, üretim ilişkilerini değiştirmeden bölüşüm ilişkilerinin değiştirilebileceği yanılgısından mustarip idi. Bölüşüm alanında ise sosyal harcamalara yönelik mali harcamaların artırılması ve yerli paranın değerli tutulması iki temel politika idi. Ancak modelin işleyişi, -tıpkı Türkiye’deki neoliberal popülizm gibi- küresel ekonomik konjonktürün olumlu gitmesine dayanıyordu. 2013 sonrasında küresel krizin yeni aşaması başlayınca, Vanezuela’daki ‘post-neoliberalizm’ deneyi sarsılmaya başladı.
KÜRESEL KRİZİN YENİ AŞAMASI
Yakında üçüncü baskısı çıkacak olan Finansallaşma, Borç Krizi ve Çöküş kitabımızda küresel finansal krizin gelişimi ile ilgili üçlü bir dönemlendirme yapmıştık. Buna göre 2007-9 arasında küresel krizin merkez üssü ABD idi. Finansal sistemin çöküşünü geniş çaplı kurtarma operasyonları izledi ve krize verilen tepki esas olarak para politikası kanalı içinde şekillendi. Faizlerin sıfıra düşürülmesi ve miktarsal genişleme programları iki kritik adım idi.
Krizin ikinci aşaması, Avrupa’da yaşandı. ABD ile Avrupa arasındaki güçlü finansal bağlar, 1990’lı yıllarda şekillenen yeni finansal mimari ile daha da kuvvetlenmişti. Bu bütünleşik yapı, kriz dönemlerinde, sistemin herhangi bir yerinde yaşanan sorunların, hızla diğer yerlere de aktarılması ile sonuçlandı. Avrupa’da krize verilen tepki kemer sıkma programı olarak şekillendi. Krizin en yoğun hissedildiği ülkeler, devalüasyon seçeneğinin yokluğunda içsel değersizleşme politikasına zorlandılar.
Küresel krizin üçüncü aşaması ise ‘yükselen piyasa ekonomileri’ olarak adlandırılan geç kapitalistleşmiş ülkeler idi. Özellikle 2013 sonrasında merkez ülkelerdeki (özellikle de ABD’deki) politika değişikliği nedeniyle borçlanma maliyetlerinin artması ve yerel paralardaki değersizleşme baskısı, bu ülkeler için ekonomik sorunların yoğunlaşmasına neden oldu. Bu süreçte Brezilya ya da Arjantin gibi ülkeler resesyonlarla karşılaşırken, Çin ekonomisi istikrarlı bir şekilde yavaşlamayı sürdürdü.
Kısacası, Venezuela’daki kriz, halen süren küresel kriz konjonktürü içinde, onun bir parçası olarak görülmeli.
POST-NEOLİBERALİZMİN KRİZİ
Küresel krizin üçüncü aşaması, Güney Amerika’da bölgeye özgü koşullarla şekillendi. Doğal kaynak ve tarımsal üretim açısından zengin olan Güney Amerika ülkelerinin geneli için küresel krizin üçüncü aşaması sadece Fed’in faiz artırması ile gündeme gelmedi. Belki de bundan daha önemli olan küresel emtia fiyatlarındaki hareket idi.
.
IMF veri tabanından yararlanarak hazırladığım yukarıdaki grafik, dünya genelindeki emtia fiyatlarının 1990’lı yılların başından 2017’nin altıncı ayına kadar olan gelişimi gösteriyor. Bu grafikte 1999-2008 ile 2010-2014 arasında iki dönem olarak görülen artışlar, Venezuela’daki ‘post-neoliberalizmin’ altın yılları, 2014 sonrası ise kriz yılları olarak görülebilir.
Şu anda ülke ekonomisi yönetilebilir bir birim olmaktan çıkmış gibi görünüyor. ABD ambargosu, durumu daha da derinleştirerek, bir rejim değiştirme senaryosunun sahnelenmesine zemin hazırlıyor. Bu krizde Maduro yönetiminin hataları elbette tartışılabilir, ancak süreci Güney Amerika’daki ‘post-neoliberalizm’ deneyinin krizi olarak görürsek, Arjantin’den başlayıp Brezilya’yı vuran yeni sağ dalganın Venezuela’ya da vardığını görmemiz gerekir.
Hakim üretim yapısı ve toplumsal sistem olan kapitalizmi hedef almadan, onun ‘neoliberal’ versiyonuna sınırlı bir şekilde karşı çıkmak, ‘post-neoliberalizmin’ yumuşak karnı idi. Yani mevcut krizin gerisindeki dinamik, neoliberalizmden uzaklaşmak değil, ondan yeterince uzaklaşmamış olmak idi.
VENEZUELA ÜZERİNE KURULAN SAFLAŞMA
Yazı biraz uzadı ama son olarak Venezuela üzerine kurulan güncel saflaşmaya kısaca değinmek istiyorum. Bu saflaşma, esasında ABD’nin Venezuela’daki muhalefet lideri Juan Guaido’yu yeni başkan olarak tanıyacağını ilan etmesi ile şekillendi. Muhtemelen bu olmasaydı, Mudaro iktidarını savunmanın pek bir anlamı olmayacaktı. Ancak bu saflaşmaya, kapitalizm karşıtı olmayan bir emperyalizm karşıtlığı pozisyonunun dahil olması, kafaların iyice karışmasına neden oldu.
Emperyalizm karşıtlığı, elbette ABD müdahalesine karşı olmayı içerir, ancak kesinlikle bununla sınırlı değildir. Hatta, anti-emperyalizm duruşunu soldan arındırırsanız, geriye sermayenin ‘ulusal kalkınma’ programı ve milliyetçilik kalır. Zira, bir süredir dünya sisteminde ‘alt-emperyalist’ olarak kategorize edebileceğimiz ‘yükselen piyasa ekonomilerinin’ emperyalizm karşıtlığının sol değerler ya da dünya görüşü ile bir ilgisi yok. Türkiye’deki, Çin’deki ya da Rusya’daki iktidarların hedefi, ABD hegemonyasının gerilemesi ile tanımlanan değişen dünya sisteminde kendi alanlarını mümkün olduğunca genişletmekten ibaret.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
17.01.2026
5.01.2026
21.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
3.12.2025
26.11.2025
17.11.2025
2.11.2025