Ümit KIVANÇ
Bugünkü haliyle insan varoluşunun karşısındaki küresel tehlikeler neler? Kısa vadede, uzun vadede…
Çıkarsamadan çıkarsamaya atlayarak varılacak sonucu baştan belirtmekte fayda var: Kendimize dair yanlış algılar ve hükümlerle, yanlış bir varoluş tarzı içerisinde yaşıyoruz. Hele örgütlenmiş toplumlar olarak kendi aramızda kurduğumuz ilişki tarzları, güç sahibi bazılarımızın ille de korumayı ve daha da kötüleştirmeyi hayat memat meselesi gördüğü, çünkü insan varoluşundan yalnız kendi ayrıcalıklarını ve başkalarına hükmetme kapasitesini anladığı düzenlerimiz, hayatımızı tehdit ettiğini pekâlâ görebildiğimiz büyük risklerin kaynağı. Her şey, insanlığın mevcut idrak ve değerleriyle, bu nüfusu ve bu ilişkileriyle, bugünkü düzenini ve hayatını uzun boylu sürdüremeyeceğini gösteriyor. Kovit-19 salgınını belki de, şüphesiz uzun zamandır bizi dürttüğü halde bir türlü gerekli şuura ulaştırmayı başaramayan iklim krizine ilaveten, daha dobra ve acımasızca uyarıların ilki saymalıyız. Birden değişen iklim koşullarına bağlı felaketler ya da nükleer santral patlamaları, radyasyon yayılmaları gibi insan marifeti facialar şimdilik zaman zaman, dünyanın ayrı yerlerinde meydana geliyor ve acı sonuçları bizi köklü değişikliklere sevk etmiyor. Kovit-19 böyle olmadı. Muhtemelen salgın sona erdiğinde o kadar çok şey değişmiş olacak ki, bu değişimlerin zamanlaması hep bu salgını barındıran ifadelerle anılacak.
“Toplumsal parçalanma” tehlikesi
Bugün için neleri ne kadar, nasıl riskler olarak gördüğümüze gelelim. Dünya Ekonomik Forumu (WEF), meşhur Davos toplantılarıyla tanınan uluslararası vakıf. Merkezi Cenevre’de. Biliyorsunuzdur, işi dünyanın “seçkinleri”yle. Ekonomi ve siyaset dünyasının karar alıcıları, güç sahipleriyle.
WEF’in 2021 tarihli raporu, “küresel riskler” konuluydu. Rapor bu yılın Şubat ayında yayımlandı. Bugüne kadar göz atmamıştım, doğrusunu isterseniz. Şimdi başka vesileyle gözüme ilişince, özellikle istatistikleriyle ilgilenip, size de aktarma gereği duydum. Bu gecikmeli aktarma yüzünden bana eksi puan yazabilirsiniz.
Singapur Ulusal Üniversitesi, Oxford Üniversitesi’ne bağlı Oxford Martin Okulu ve Pennsylvania Üniversitesi’nin Wharton Risk Yönetimi ve Karar Alma Süreçleri Merkezi’nin akademik danışmanlığında yürütülen çalışmanın önsözünü okuyan, WEF’i bir sosyal-demokrat sivil toplum kuruluşu sanabilir. “İnsan sağlığına yönelik kalıcı ve yeni ortaya çıkan riskler, artan işsizlik, yaygınlaşan dijital ayrışma ve gençlerin hayal kırıklığı”, önsözdeki ifadeyle, “büyüyen toplumsal parçalanma”ya yolaçıyor. Önsözde, vakfın kurucusu ve yürütücü başkanı Klaus Schwab ile direktörü Saadia Zahidi, “ekonomik, çevresel, jeopolitik ve teknolojik risklerin birarada bulunduğu”bir dönemde bunun “çok ciddî sonuçları olabileceği”ne işaret ediyorlar. Yani aslında, dünyanın karar alıcılarına, “böyle sürdüremeyiz” diyorlar. Salgın dönemi kısıtlamalarının da olumsuz etkisiyle, birçok şirket ve işçiyi devre dışı bırakabilecek ekonomik-teknolojik gelişmeyi başlıbaşına tehlikeli bulan Schwab ve Zahidi’nin “toplumsal parçalanma” ihtimalini ciddî endişeyle vurguluyorlar.
Burada dile getirilmeye çalışılan, “düzenin bozulması”nın yanısıra, nâçizâne bendenizin de sık sık işaret etmeye çalıştığım -artık kısmen gerçekleşiyor da sayabileceğimiz- somut tehlike: insanlığın bir kısmının ekonomik bakımdan “gereksiz” hale gelmesi. Bu bir defa yerleşik-olağan tesbit haline geldiğinde olabilecekleri tasavvur etmek bile kötü. Bugün insanlığa hakim olan hoyrat bencillik, empati yoksunluğu, ayrıcalık düşkünlüğü, oyuncaklarla kandırılıp insanlıktan çıkarılmayı, sürüleşmeyi kanıksama halleriyle birlikte düşünüldüğünde. Böyle bir süreçte meydana gelecek toplumsal ayrışma, artık birbirine sadece koşullar ve imkânlar bakımından değil, fiziksel olarak bile yaklaşma ihtimali bulunmayan egemen ve yoksul-yoksun sınıflar yaratır.
Görünüşe bakılırsa, WEF elitleri henüz bu çapta bir hunharca ayrışmanın gereklerini hazırlamaya gönüllü değiller. Bütün dünya adına sorumluluk taşıma havasından vazgeçmemiş gözüküyorlar. WEF’in -çoğunluğu ABD, Birleşik Krallık, İsviçre, Almanya ve Hindistan’dan olan- üyelerinin 650’sine sorular sorarak yürüttüğü Küresel Risk Algılaması Araştırması’nda ulaşılan sonuçlar, iklim krizinin yolaçabileceklerinden -gerektiği gibi- çekindiklerini gösteriyor. Raporun başındaki “yönetici özeti”nde, Kovit-19 salgınının iyice körüklediği toplumsal ayrışma sorunlarıyla birlikte ilk sözü edilen riskler arasında, iklimdeki aşırı-ânî değişimler, insan eliyle çevre tahribatı ve iklim krizine karşı tedbirlerin yetersizliği yeralıyor. İşsizlik artışı ve gençlerin -burada böyle ifade edilmese de- gelecek duygusundan kopuşunun kalıcı olgu muamelesi görmeye başladığı dikkat çekiyor. WEF’in başındakiler bunlarla ilişkili olarak yeniden “toplumsal parçalanma”yı vurguluyorlar.
WEF araştırmasına katılan güç sahipleri, hattâ sadece toplumsal düzenlerde değil, uluslararası ilişkiler ve dünya düzeninde de parçalanma tehdidi görüyorlar, devletlerin çökebileceğine ihtimal veriyorlar.
Şimdi, orta vadede, hep!
Küresel Risk Algılama Araştırması, insanlığın karşısındaki riskler olarak sıralananları üç grupta topluyor: Varolan veya kısa vadede karşılaşılacak riskler, bunların etkisiyle orta vadede ortaya çıkabilecek olanlar ve, üçüncü kategori, varoluşsal tehditler.
İlk grupta, güncel vaziyete uygun olarak, salgın hastalık başta yeralıyor. Şaşırtıcı görünebilir, ama kendileri geçim sıkıntısından uzak yaşayan “seçkinler” ikinci sıraya yoksulluğu yerleştirmiş, mevcut riskler-tehlikeler grubunda. Sonra iklimdeki aşırı-beklenmedik değişimler geliyor. Onu siber âlem güvenliğindeki çuvallama izliyor. Hack’leme ve veri hırsızlığı işleri özellikle ekonomi ve devletin tepesindekiler için hayatî mesele; bunu en başa da koyabilirlerdi. Ancak aynı ayrıcalıklı insanların bunun hemen ardına “dijital eşitsizlik”i koymuş olmaları bu bakımdan fazlasıyla ilginç. Dijital teknolojideki gelişmeden yararlanıp yararlanamamalarına göre toplumsal grupların, halkların, devletlerin keskin şekilde ayrışması ve ayrı dünyalarda yaşar hale gelebileceği, ne vakittir dile getirilen bir tehlike. Uzun süreli ekonomik durgunluk, altıncı sıradaki risk. “Terörist saldırılar”, onun ardında; “gençlerin hayalkırıklığı”, bundaki rolüne işaret edercesine, hemen altında. Bunları, “toplumsal kaynaşmanın çözülmesi” ve, tuhaf bir şekilde, iklimdeki değişimle yanyana değil, burada, “insan eliyle çevre tahribatı” izliyor.
İkinci grupta, orta vadede karşılaşacak riskler yeralıyor. Bunlar arasında, “varlık balonu patlamaları”, “fiyat istikrarsızlığı”, “borç krizi” gibi ekonomik olguların yanısıra, devletler arası ilişkilerin bozulması, devletler arasında çatışmalar, kaynaklara ilişkin jeopolitik meseleler yeralıyor. Teknolojik gelişmenin yarattığı riskler burada da üç ayrı kalem halinde bulunuyor: “Bilişim altyapısının çökmesi”nden korkulduğu gibi, siber âlem güvenliğinde çuvallama, “teknoloji yönetiminde başarısızlık” ile birlikte, bu kategoride de risk kimliğini koruyor.
Gelelim, insanlık açısından “varoluşsal tehdit”lere. İlk sırada “kitle imha silahları” var. Şu anda dünyada gerçekten de, üçü beşi birarada yaygın şekilde kullanılsa sırf insanlığı değil, hayvanıyla bitkisiyle yeryüzündeki hayatın önemli kısmını mahvedecek kadar kitle imha silahı var ve bunların kısıtlanması, yok edilmesi için kayda değer gayret yok. Önemsenmiyor, konu edilmiyor bile. İkinci sıradaki varoluşsal tehdit, “devletlerin çökmesi”! Dünyanın elitlerinin bunu varoluşsal tehdit diye sözünü edecek kadar elle tutulur tehlike olarak görmeleri, doğrusu ilginç. “Sanayinin çökmesi”ihtimalini adlı adınca saymalarıysa, ilginç ötesi. Uluslararası işbirliğinin de çökebileceğinden endişe duyuyorlar. Hepsi birarada, dünyanın şimdiki düzeni çökebilir, demek. Belki de endişenin büyüklüğü, burnundan kıl aldırmayanlar grubundan insanları gerçeğe yaklaşmaya yöneltiyor. “Biyolojik çeşitliliğin yok olması”, “doğal kaynak krizleri”, “iklim krizine karşı eylemsizlik” riskleri kadar, “sosyal güvenliğin çöküşü”nü da ortaya koymaktan kaçınmamış, WEF üyeleri. Bu kategorideki en ilginç başlık, “bilime karşı tepki”! Popülist iktidarların yükselişine eşlik eden “alternatif gerçeklik” saçmalıkları sahiden de insanın problemleri akıl yoluyla çözebileceği inancına darbe vurdu. Bu, milyonlarca insanın akla mantığa sığmayan, tutarlılığı, bütünlüğü olmayan, sadece birkaç basit olguyla kolaylıkla aksi kanıtlanabildiği halde inatla inanılan bir sürü saçmalığın peşine takılıvermesine yolaçabiliyor. WEF mensuplarının bunu insanlığın karşı karşıya bulunduğu varoluşsal tehditlerden sayması kayda değer.
Dünya Ekonomik Forumu’nun 2021 raporuna göre mevcut ve orta vadeli risklerle varoluşsal tehditler böyle. Risklerin, bir bölümünü bizzat yaratanlarca ortaya konmalarına sadece riyakârlık diye de bakabiliriz, sorunların niteliğinin ve çapının mecburen yaşayan bütün insanları aynı problemlere yöneltmesi diye de. Bütün bunlarla nasıl başa çıkılacağı şüphesiz sınıfsal konumlara, uluslararası ve toplum-içi eşitsizliklere, ayrıcalık veya hak kavgalarına bağlı olacak. Haklı veya sudan sebeplerle çatışan insanlar olarak, patronuyla işçisiyle hep beraber batmamız da pekâlâ olası, görüldüğü üzre. Her hâlükârda, yüzyıllar değil, birkaç onyıl sonra insanlık bugünkünden çok farklı hayat sürecek. Bunu daha adaletli, daha eşitlikçi, daha özgür bir hayat yapabilecek olanlar başarmanın yolunu bulabilse keşke.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları














































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024