Vahap COŞKUN

Artık 17 Aralık Türkiye’nin tarihinde önemli bir güne tekabül ediyor. Zira bu günde başlayan operasyon ülkenin siyasi, sosyal ve iktisadi dengelerini sarstı. Keza Türkiye siyasetinin belirleyici öneme sahip aktörlerinin –yani AKP’nin, Gülen Cemaati’nin ve Kürt siyasetinin- hesaplarına, ittifaklarına ve gelecek perspektiflerine tesirde bulundu. Üç yazı yazacağım ve bu yazılarda 17 Aralık’ın sırasıyla AKP, Cemaat ve Kürt siyaseti üzerindeki etkileri üzerinde durmaya çalışacağım.
Puslu bir hava
Türkiye 17 Aralık sabahına alışılmadık bir gizlilikle yürütülen bir “yolsuzluk operasyonu” haberi ile uyandı. Haberlerde bir bakan, bir belediye başkanı, üç bakan oğlu ve bazı medyatik tiplerin isimleri geçiyor, çok büyük meblağlar telaffuz ediliyordu. Haber duyulduğu andan itibaren gündemi allak bullak etti, artarda medyaya sızdırılan bilgilerle sarsıntının şiddeti arttı.
Olayın gözden kaçırılmasının veya örtbas edilmesinin imkânı yoktu.
İktidarda “ak” olma iddiasını taşıyan bir parti vardı. Dolaysıyla ondan beklenen, yolsuzlukla mücadele konusunda güçlü bir mesaj vermesi ve hakkında ithamlar bulunan bakanların istifasını sağlamasıydı. Ancak böyle olmadı. Başbakan operasyonun siyasi bir komplo olduğunu belirtti ve hakkında iddia olan bakanlarla yola devam etti. Sonradan öğrendik; söz konusu bakanlar, iddialarının ortaya atılmasından sonra istifalarını Başbakan’a iletmişler ama Başbakan bunu kabul etmemiş, bir süre daha görevlerine devam etmelerini istemiş.
Kritik soru şu: Başbakan neden böyle davrandı? Herkesin gördüğünü göremedi mi acaba? Akla gelen ve son derecede makul duran tavsiyeye uymaktan neden imtina etti? İki sebebi olabileceğini düşünüyorum: Birincisi, Başbakan’ın karşısında duran gücü tanıması ama bu gücün neler yapabileceğini kestirememesiydi. Başbakan, operasyonun Cemaat kaynaklı olduğuna emindi lakin operasyonun nerelere kadar uzanacağını bilemiyordu. Operasyonun başlangıç düğmesine basan ve daha sonra hangi hamleleri yapacağını bilen Cemaat, Erdoğan’dan çok daha avantajlı bir konumdaydı.
Erdoğan önceliği bu dezavantajlı pozisyondan kısmen de olsa kurtulmaya verdi. Puslu bir havada varlık-yokluk mücadelesi veriyordu. Bu sebeple ilk adımı, bakanların istifası için değil, arkasını sağlama almak için attı. Hemen harekete geçti. Önce Emniyet’te kendisine karşı başka bir iktidar odağından –yani Cemaat’ten- alacağı talimatla harekete geçeceğini düşündüğü yetkilileri görevden aldı. Sonra adli kolluk yönetmeliğini değiştirdi. Böylelikle emniyet ve yargıda temerküz ettirildiğini düşündüğü hükümet karşıtı güce önlem aldı. Biraz olsun önünü görebilecek bir ortam yaratmak istiyordu.
İkincisi, Erdoğan’ın siyaset yapma tarzıydı. Erdoğan’ın, muhalefetten ve/veya toplumdan yükselen bir talebin gereğini yerine getirmeyi bir zayıflık belirtisi olarak gören bir yaklaşımı var. Bu yaklaşıma göre, bakanların istifası bir“taviz” intibaını verebilirdi. Bu taviz görüntüsünü vermemek için bakanların istifasını hemen almadı. Tersine adı geçen bakanlardan iki tanesini kendisiyle birlikte Pakistan’a götürdü. Erdoğan, bakanlarının arkasında durduğu izlenimi veriyordu.
Ne var ki bu, uzun bir süre devam ettirilebilecek bir pozisyon değildi. Haklarında iddialar olan bakanların görevlerinde kalmaları hükümeti zor duruma düşürüyordu. Hükümet, bu bakanları daha fazla sırtında taşıyamazdı. Nitekim kabine değişikliği yapıldı ve bu bakanlar kabinenin dışında bırakıldı.
İtimat kabinesi
Yeni kabine ile alakalı olarak “savaş kabinesi” veya “mücadele kabinesi” gibi birçok tanım yapıldı. Bana kalırsa “İtimat Kabinesi” daha uygun bir adlandırma. Zira Erdoğan, özünde kendisini hedef alan bir kuşatma ile karşı karşıya olduğunu düşünüyor. Bu kuşatmanın merkezini ise yargı ve emniyet oluşturuyor. Bu nedenle Erdoğan yargı ve emniyetle ilgili bakanlıklara en güvendiği isimleri getirdi.
Yeni kabinede üzerinde en çok durulan isim olan İçişleri Bakanı Efkan Âlâ oldu. Kamuoyu, Âlâ’yı yakından tanıyor. Batman ve Diyarbakır’da valilik yapan Âlâ, uzunca bir süredir de Başbakan Müsteşarı görev yürütüyor. Bir nevi Başbakan’ın sır kâtibi. Devleti biliyor, kurumlardaki kadrolara ve kadrolaşmaya ilk elden vakıf. Bunun yanında Kürt siyasetini ve aktörlerini de yakından tanıyor. Sürecin başından beri Başbakan’ın çekirdek kadrosunda bulunan az sayıdaki kişiden biri.
Bu özellikleri itibariyle Âlâ’dan beklenen iki şey var: Biri, hem iktidara yönelik bürokrasi içinden gelecek saldırılara tedbir almasıdır. Nitekim Âlâ, bakan olduktan sonra katıldığı ilk televizyon programında buna dair çok açık mesajlar verdi ve devlet içinde iktidarın dışında başka bir hiyerarşiye bağlı müsamaha göstermeyeceklerini söyledi. Diğeri ise, sürece katkı sağlamasıdır.
Hükümetin stratejisi
Erdoğan’ın olayın patlak vermesinden sonra izlemeye başladığı ve kabine revizyonundan sonra daha açık hale stratejisinin iki yönü var: Erdoğan bir taraftan, Gezi’de yaptığı gibi, yapılan operasyonu muhafazakârların kazanımlarına yönelik bir tehdit olarak sunuyor. Eğer bu operasyon netice verir de kendisi iktidardan uzaklaştırılırsa, son on yılda siyasi, hukuki, iktisadi ve içtimai alanlarda elde ettikleri tüm kazanımlarının tehlikeye düşeceğine muhafazakâr kitleleri ikna etmeye çalışıyor. Gezi’de bunu başaran ve tabanını konsolide eden Erdoğan, 17 Aralık’ın yarattığı sarsıntıyı da bu şekilde hafifletmeyi amaçlıyor.
Diğer taraftan ise Erdoğan, bu operasyonu çözüm sürecine karşıtlıkla kodluyor. Meydanlarda sürecin başlamasıyla çatışmaların bittiğini, kanın durduğunu, sürecin ülkeyi her bakımdan rahatlatıp güçlendirdiğini anlatıyor. Her gittiği yerde “Bir yıldır memleketinize şehit gelmedi çok şükür, memnun değil misiniz?” diye soruyor. Operasyon arkasında toplumun kavuştuğu bu huzuru bitirmeyi hedefleyen güçlerin olduğunu söylüyor. “Onlar, sürekli ölüm ve şehit haberlerinin gelmesini istiyorlar” diyor. Böylelikle halka, gayenin yolsuzlukları açığa çıkarmak değil, çözüm süreci olduğunu anlatıyor ve operasyonu yapanları çözüm süreci karşıtlarının potasına sokuyor. Sadece meydanlarda da değil yeni yıl mesajında da Erdoğan, bu konuya geniş yer ayırdı. Sürecin provoke edildiğini, birçok sabotaja uğradığını ama kendilerinin her şeye rağmen halkın destek verdiği bu süreci ilerleteceklerini ifade etti.
Çözüm sürecine yönelik bu vurgunun iki anlamı var: İlki, Erdoğan halkın sürece çok büyük bir değer verdiğinin ve onu sahiplendiğinin farkında. Süreci tehlikeye atacak güçlere ve eylemlere halkın iyi gözlerle bakmayacağını biliyor. Dolayısıyla esas gayenin süreci ortadan kaldırıp Türkiye’yi tekrar eski kanlı günlerine döndürmek olduğunu belirterek, operasyonu yapanlara karşı halktan destek istiyor.
İkincisi ise, çözüm sürecine bağlılık, hem siyasi yaşamdaki ittifakların güncellenmesini, hem de daha demokratik bir siyasetin izlenmesini de zorunlu kılıyor. Eğer süreç üzerinden bir gelecek tasavvuru yapılacaksa, bunun kaçınılmaz gereği sürecin partnerleri olan AKP ile BDP/PKK arasında daha kuvvetli işbirliklerinin yapılması olacaktır. Keza sürecin ilerlemesi, demokratik siyaset alanının genişlemesine bağlı olduğundan, AKP ile BDP/PKK arasındaki işbirliği aynı zamanda demokratik bir içerik de taşıyacaktır.
AKP nasıl etkilenir?
17 Aralık’ın seçim endeksli bir operasyon olduğu açık. Yolsuzluk toplumun duyarlı olduğu bir konu. “Yolsuzluğa batmış bir hükümet” görüntüsünün yaratılması halinde, bunun seçmen davranışlarını etkileyeceği ve AKP’yi güçten düşüreceği hesaplanıyor. Ancak “yolsuzluk” önemli bir tema olsa da, seçim sonuçlarının sadece bunun üzerinden şekilleneceği söylenemez. Birkaç önemli parametre var:
İlki AKP’nin alacağı tavırdır. Bakanlar geç de olsa görevden alındı. Başbakan son günlerde üstüne basa basa kendi evladı olsa hukuk dışına bulaşanlara müsamaha göstermeyeceğini belirtiyor. Anlaşılan AKP, haklarında iddia bulunanlar ile arasına mesafe koyacak. Parti ile zanlıları birbirinden ayıracak, böylelikle bu kişilerin eylemleri üzerinden partinin yıpratılmasını önlemeye çalışacak.
İkincisi, operasyonun ve operasyonu yapan gücün halk nezdinde nasıl algılandığıdır. Salt bir “yolsuzluk” olarak sunulmaya çalışılsa da, operasyonun gerisinde pek de hayırhah sayılmayacak başka gayelerin olduğu düşüncesi toplumda yaygın. Ayrıca operasyonun arkasındaki güç olarak beliren Gülen Cemaati’nin şeffaflıktan uzak yapısı da şüpheleri kuvvetlendiriyor. Bu durum özellikle AKP seçmeninde daha fazla kenetlenmeye yol açıyor.
Üçüncüsü ise muhalefetin durumudur. İktidarı teslim almaya hazır ve ekonomiyi yöneteceğine dair kamuoyunda bir kanaat oluşturan bir muhalefet meydanda olsaydı, mevcut durumda iktidar aleyhine daha olumsuz bir tablo ortaya çıkabilirdi. Ancak muhalefetin böyle bir performans sergilemiş değil. AKP seçmenine seslenen ve onlarda güven uyandırabilecek bir muhalefet henüz ortalarda yok. Bu durumda yolsuzluk iddiaları AKP üzerinde beklenen olumsuz tesiri yaratmayabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları





































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025