Yıldıray OĞUR
İki gündür İYİ Partililerin televizyonlarda anlattıkları Shakespeare trajedilerine benziyor.
Erkeklerden oluşan masada bir komployla karşı karşıya kalıp, masadan zorla kaldırılmış kadın bir kahramanın hikayesini anlatıyorlar.
Anlatılan trajedide kenarda olan bitene tepki gösteren bir koro eksik.
Halbuki 2 Mart günü Saadet Partisi’ndeki Altılı Masa toplantısında olanlar pek de trajedi gibi görünmüyor.
Altı saat süren toplantıda dört saat süren müzakerelerden sonra son iki saatte liderler birlikte yemek yemişlerdi.
Sonunda da zaten hepsinin altına imza attıkları bir bildiri yayınlanmıştı:
“Millet İttifakını oluşturan siyasi partilerin genel başkanları olarak 28. Dönem TBMM ve 13. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ortak Cumhurbaşkanı adayımız ve geçiş süreci yol haritası konusunda ortak bir anlayışa ulaşmış bulunuyoruz. Genel başkanların partilerinin yetkili kurullarını bilgilendirmeleri sonrası nihai açıklamayı 6 Mart 2023 tarihinde kamuoyu ile paylaşmak üzere Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde tekrar bir araya geleceğiz. Kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”
Eğer taklit değilse, bu bildirinin altında Akşener’in de imzası var.
Cumhurbaşkanlığı adaylığının tartışıldığı kapalı bir toplantıda masada yemek tarifleri konuşulmadığı için sinirlerin gerilmesi, seslerin yükselmesi herhalde nezaketsizlik değildir.
Ama zirveden kimse kapıyı çarpıp da çıkmamıştı.
Herkes medeni bir şekilde Saadet Partisi’nden Karamollaoğlu tarafından kapıdan gülerek uğurlanmıştı.
Nihayet bütün liderler pazartesi günü müzakereye devam etme kararı almışlardı.
Yani ortada havada uçan tabaklar, ayağa kalkıp birbirine bağıran liderler, çarpıp çıkılan kapılar, masadan “ittirilen” kimse pek yok gibi görünüyor.
Peki neden İYİ Partililer meseleyi “Altılı Masa’da o akşam” trajedisine çevirdi ve bazı gazeteciler konuyu neredeyse “Akşener’e mansplaining yapıldı”ya kadar getirdi ama gerisini bir türlü getiremedi.
Çünkü “Akşener’in trajedisi” hikayesi masada bitiyor.
Gerisini herhalde hatırlamak istemiyorlar.
Ya da onu tevil etmek o kadar kolay değil.
Yoksa, kapalı kapılar ardından ne yaşanırsa yaşansın bir genel başkanın; bir yıldır birlikte bir ittifak içinde buluştuğu, onlarca belgeye imza attığı, saatlerce vakit geçirdiği, birlikte mitinge çıktığı, birinden ödünç milletvekili bile aldığı ittifak ortaklarına, kararlaştırılan toplantı gününü beklemeden, 80 milyonun karşısında çıkıp “sıtma”, “Kişisel ikbal hesapları için üretilmiş, devşirme bir siyasetin, hınk deyicisi”, “Ceketimi assam, aday ederim”ciler, “şahsi hırsları, Türkiye’ye tercih edenler”, “kişisel ajandalar uğruna mübah sayılan kuyruklu yalanlar”, “yenilgi yenilgi büyüyen küçük hesaplar”, ”noter masası” demesini siyaseten, ahlaken, stratejik olarak açıklamak pek kolay değil.
Hadi prompterdan okunan, önceden özenle hazırlanmış bu konuşma bir anlık öfke krizi olsun.
O konuşmanın esas büyük kısmını oluşturan ve stratejik bir aklın eseri o isyan çağrısı nasıl tevil edilebilir?
Akşener çıktı, 80 milyonun önünde şartları İstiklal Harbi’ne, masadakileri de neredeyse bu duruma kayıtsız İstanbul hükümeti, mütareke basınına benzetip, Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu bundan 100 yıl önce Atatürk’ün Samsun’a çıktığı gibi vazifeye çağırdı:
“Bugün de bu vazife, prangalardan sıyrılıp milletin sinesine varmayı emretmektedir. Hiç şüphemiz yok ki bu vazife, reddedilemez bir vazifedir. Görmezden gelinemez bir vazifedir. Çünkü bu çağrının sahibi millettir! Çünkü bu sözün sahibi millettir! Çünkü bu karar milletindir! Ez cümle: Ya tarih yazacağız ya da tarih olacağız! İnanıyorum ki hep birlikte tarih yazacağız!”
Akşener, eğer isteseydi masadan “maalesef uzlaşamadık, biz kazanacak bir adayla seçime girmek istiyoruz” diyerek de kalkabilirdi.
Daha itibarlı bir kalkış olurdu bu.
Peki neden bu medeni boşanma yolunu değil de gemileri yakmayı, ittifaka hücum etmeyi seçti?
Çünkü bu çıkış ve konuşma üzerinde düşünülmüş, hazırlanmış İYİ Parti’nin başını çektiği bir siyasi huruç hareketinin, yeni seçim kampanyasının başlangıcıydı.
Bu yüzden bilinçli olarak artık rakip olarak gördüğü ittifaka hücum etti.
Fakat Akşener ve ekibi bunu yaparken üsluplarını ve tonlarını tutturamadı, yaptıkları muhalefete karşı bir saldırı gibi göründü, muhalif kitlelerin bir kısmındaki Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşıtlığın, anketlerdeki Ekremcilik ve Mansurculuğun, Erdoğan’ın gitmesini istemekten daha büyük olmadığını idrak edemediler, fazla sosyal medya trendlerine kendilerini kaptırdılar ve ortada kaldılar.
Akşener’in durumu o yüzden Timur’un çadırı önünde arkasına bakınca kimseyi göremeyen Nasrettin Hoca ya da söz veren kimse sözünü tutmayınca teğmenlerle darbe yapmaya kalkan Talat Aydemir gibi oldu.
O yüzden masadaki trajedi hikayeleri bu hatayı telafi etme girişimleri.
Ama bu bir pişmanlıktan çok ahlaki üstünlüğü geri kazanma hamlesi.
Çünkü henüz bu huruç operasyonu bitmedi.
Akşener’in konuşmasının esas büyük kısmı Yavaş ve İmamoğlu’na çağrıya ayrılmıştı.
Konuşmanın esas mesajı buydu.
Peki Akşener, çok iyi ilişkileri olan ve uğurlarına ittifak masasını dağıttığı bu iki belediye başkanını böyle bir çağrı yapacağından önceden haberdar etmiş miydi?
Onlardan bir yeşil ışık alarak mı yoksa onları da zor durumda bırakarak mı bu çağrıyı yapmıştı?
Yoksa bu çağrıyı yaparken bir olumlu cevap alabileceğini, buradan bir dalga yaratılacağını mı düşünmüştü?
Bu sorulara cevap için çağrının yapıldığı iki belediye başkanının Akşener’e cevaplarına bir daha bakalım.
Aslında ortada tweetler ve bir kare fotoğraftan başka bir cevap yok.
Neredeyse her gün televizyonlara çıkan, mikrofonlara konuşan bu iki başkan, siyasi hayatlarındaki belki de en büyük kriz anında sadece tweet attılar.
İmamoğlu iki tweette şöyle dedi:
“CHP’nin öz evladı ve Millet İttifakı’nın Belediye Başkanı olarak milletimizin arzu ettiği birlik içinde, ittifak masasında irademizi temsil eden Sayın
@kilicdarogluk’un ve Millet İttifakı’nın, eksilmeden çoğalarak büyüyeceğinden şüphem yoktur. @mansuryavas06
Millet İttifakı halkımızın içinden geçtiği zor bir dönemde ağır bir sorumluluk alarak devleti etkin ve demokratik, toplumu huzurlu ve zengin kılma iradesiyle kurulmuş bir siyasi birliktir. Milletimize çaresiz, umutsuz ve yalnız olmadıklarını göstereceklerine inanıyorum.”
Mansur Yavaş ise şöyle:
“Bugüne kadar yaptığımız açıklamalarda Genel Başkanımız Sn. Kemal Kılıçdaroğlu’nun iradesi dışında hareket etmeyeceğimizi belirtmiştik. Aynı çizgideyiz. Temennimiz, Millet İttifakı’nın tüm paydaşlarıyla yoluna devam etmesidir. “
@ekrem_imamoglu
Bu tweetler dışında iki başkanın en güçlü mesajı Ankara’ya gidip Kılıçdaroğlu ile sessiz bir fotoğraf karesi vermek oldu.
Ama aynı zamanda tweetlerindeki vurgularla uyumlu olarak gün boyu Akşener’e arabulucu olarak gidecekleriyle ilgili haberler sızdırıldı, nihayetinde heveslendikleri anlaşılan arabuluculuk olmadı.
Sonra da hiçbir şey demeden sessizliğe gömüldüler, sosyal medyada deprem çalışmaları, atletizmde madalya kazanan sporcuya tebrik, Berat Kandili kutlamasıyla devam ettiler.
Peki sizce de bunlar bir başka bir partinin lideri tarafından kendi partisine isyana çağrılmamış iki siyasetçi için fazla soğukkanlı tepkilerdi değil miydi?
“Ne münasebet bize böyle bir çağrı yapıyorsunuz” telaşları pek yok gibiydi.
Aksine bu isyan çağrısına verdikleri cevaplarda Millet İttifakı’nın İYİ Parti ile devam etmesi vurgusu ağır bastı.
Halbuki, bu saatten sonra bütün tartışmaları yazacakları iki kelimelik bir cümle ile bitirebilirlerdi: “Aday değilim”
Ama bunu yine yapmadılar.
Topu yine boşluğa bıraktılar. Kendi partilerine karşı onları isyana çağıran genel başkanı ikna etmek için arabulucu olmaya çalıştılar.
Belki de bu sorular vehimdir. İki belediye başkanı seçime az kala çıkan kavgayı yatıştıramaya çalışan olgun bir siyaset izlemişlerdir.
Ama bu kavganın çıkmasında onların adaylık kapısını son ana kadar hep açık tutması ve bunun için yaptıkları halkla ilişkiler faaliyetlerinin de rolü büyük oldu.
2 Mart’taki toplantıya giden bir hafta boyunca Mansur Yavaş’ın medya sessizliğini bozup, ard arda kanallara çıkması ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı sorularına ilk kez kapıyı aralayan cevaplar vermesi dikkat çekiciydi.
Yavaş, 28 Şubat günü de Ankara’da İYİ Parti İl başkanlığını ziyaret etmişti.
Akşener’in bu huruç operasyonunda yalnız olup olmadığı şüphesini destekleyen eldeki ikinci karine Akşener’in çıkışı sonrası iki medya organının yayınları.
ODA TV’de pro-İmamoğlu yazıları ve kulislerı yazan, bir ara İmamoğlu’nun kendisini referans alıp Kaftancıoğlu’yla polemiğe bile verdiği mahlaslı yazarı Hürrem Elmasçı, Akşener’in çıkışı sonra Kılıçdaroğlu’nun yakın ekibini suçlayan bir yazı ile tartışmaya girdi.
Bu iki gün içinde belediye başkanları cephesinden ilginç kulis haberleri ODA TV’de yer aldı.
https://www.odatv4.com/guncel/ve-imamoglu-dondu-mansur-yavas-cok-ofkeli–273346
Bu süreçte dikkat çekici yayınlar yapan medya organlarından biri de Habertürk oldu.
Habertürk’ün bazı yazarları ekranlarda saatlerce dengbej söyler gibi nöbetleşe Akşener’e yapılan haksızlığı anlattılar.
Kanalın ekranı İYİ Partililere hatta İYİ Partili genel başkan yardımcılarının siyaset bilimci titrli oğullarına bile ardına kadar açıldı.
İYİ Parti’nin akademik kariyerini orta Anadolu’daki üniversitelerde geçirmiş sözcüsü Kürşad Zorlu, parti öncesi Habertürk’ün ısrarla promote ettiği yazarlarından biriydi.
Habertürk’ün yazarlarının büyük bir kısmı da uzun süredir Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığını açıkça destekleyen yazılar yazıyor. Tabii herkesin gönlünden ve aklından geçen bir aday olmasında bir tuhaflık yok.
Mansur Yavaş ile Ciner arasında Beypazarı’ndaki Eti Soda’dan gelen eski bir güçlü bir bağ olduğu da bir sır değil.
Bununla ilgili sık sık ODA TV’de haberler yapılıyor.
https://www.odatv4.com/medya/haberturk-ten-mansur-yavas-a-adaylik-destegi-266297
Zaman zaman karşı karşıya gelen Yavaş ve İmamoğlu’na yakın medyaların bu kriz anında Akşener lehine yayınları dikkat çekici.
Medyayı böyle kullanmak Erdoğan’dan öğrenilmiş bir meziyet.
Bu meziyetin kendi belediyelerinin desteklediği sitelerde bile yerden yere vurulan Kılıçdaroğlu’nda olmadığı açık.
Bu, biz vatandaşlar için hayırlı bir beceriksizlik ama bizim ülkemizde ahlak siyasette her zaman zaaf olarak görülmüştür.
İlle de bir Shakespeare trajedisi aranıyorsa esas trajedi de zaten burada.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları




































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026