Yıldıray OĞUR
Geçen hafta Pervin Buldan’ın Öcalan’ın medya eleştirileriyle ilgili sözlerine en sert eleştirilerden biri T24’de yazan duayen gazeteci Yalçın Doğan’dan geldi.
Doğan, şöyle yazdı:
“DEM’in değil ama, Pervin Buldan kimin çözeceğini iyi biliyor:
“Bugün medya da hükümetin elinde, yargı da AKP’nin elinde. Her gücü olan, yaşamın her alanına hakim olan bir iktidardan söz ediyoruz. Dolayısıyla, bütün bunları iyileştirmek...”
Pervin Hanım nasıl çözeceğini de biliyor:
“Ortadan kaldırmak yine iktidarın görevi”.
Nasıl yani?..
Eleştirenler gazeteciler, akademisyenler, siyasiler olduğuna göre...
Nasıl “ortadan kaldırılacak?..”
-O gazetecinin işine son verilmesiyle mi?..
-O akademisyenin üniversiteden atılmasıyla mı?..
-O siyasetçinin partisiyle ilişkisinin kesilmesiyle mi?.
-“Yargı AKP’nin elinde” dediğine göre, o gazeteciyi, akademisyeni, siyasetçiyi hapse atarak mı?.
Ah Pervin Buldan ah: Demokrasi sadece kendilerine, gerisini at içeri!
Pervin Hanıma hatırlatmak gerek: Bir ülkede kısmi demokrasi olmaz!.. Demokrasi ya vardır ya yoktur, sadece birilerine özgürlük ve temel hakların verilmesiyle o ülkeye ne barış gelir ne demokrasi”
Bu eleştirilerde ilkesel olarak yanlış olan bir şey yoktu.
Tabii Buldan’ı iktidarla bir olup medyayı susturmaya çalışmakla suçlayanlar, Pervin Buldan’ın, ancak bir Youtube kanalına konuşabildiğini, medyanın yüzde 90’ında ambargolu olduğunu unutmuşlardı.
Ama unuttukları daha vahim bir şey vardı.
Süreci eleştirenleri “Ortadan kaldırmak” la tehdit ettiğini iddia ettikleri siyasetçi, Türkiye’de devlet tarafından resmen kabul edilmiş bir faili meçhul cinayetinin mağduruydu.
Henüz çok genç bir kadınken eşi, lafın gelişi değil gerçekten de ortadan kaldırılmıştı.
Üç kırık cümleden hemen mağdur olanlardan biri, muhatabının bu acı hikayesini deşme pahasına “Süreci eleştirenlerin gözleri bağlanıp bir kuytuda cezalandırılma mı yapılacak?” diye bile yazdı.
Evet tam olarak böyle olmuştu.
1993-1995 yıllarında arasında Pervin Buldan’ın geldiği siyasi geleneğin gazetesi kapatılmaya bırak, İstanbul’un ortasında bombalanmış, DEP’li milletvekilleri Meclis’ten yaka paça çıkarılıp tutuklanmış ve bizzat Pervin Buldan’ın eşi gözleri bağlanıp bir kuytuda cezalandırılmıştı.
Peki, bugün Buldan’a “Demokrasi sadece kendilerine, gerisini at içeri!” diye ders verenler, bütün bunların yaşandığı günlerde ne mi yapmışlardı?
Yalçın Doğan’ın en önde gelen siyaset köşe yazarlarından biri olduğu ve daha sonraki yıllarda yöneticiliğini yaptığı Milliyet Gazetesi’nden birkaç manşet hatırlamak yeterli….





Ama mesele “yıldırım tasfiyeden”, “kaçacaklardı” diye manşetler atılan siyasetçilerin yaka paça gözaltına alınmasından bile “muhafaza altına” alındı diye bahsedilmesinden, yurtdışından bu olan bitene itiraz edene de medyadan had bildirmekten ibaret kalmamıştı.
Birlikte uçak seyahatlerine çıkılan ve siyasetçileri dokunulmazlığını kaldırmakla, partisini kapatmakla tehdit eden cümleleri manşetlere çıkarılan o günlerin “Atatürkçü, laik, Batılı” Başbakan’ı Çiller, daha da ileri gidip fiziken de açıkça tehditler savurmuştu.
Üstelik çıkabildiği bir Youtube kanalından değil, bütün medyayı karşısına toplayarak…
4 Kasım 1993 günü İstanbul Holiday Inn Oteli’nde basına konuşan Çiller, açıkça şöyle demişti:
"Türkiye, milis hareketi niteliğine dönüşmüş ve yaygınlaşmış bir terör hareketiyle karşı karşıyadır. PKK’nın haraç aldığı işadamları ve sanatçılarının isimlerini biliyoruz, hesap soracağız."
Peki ertesi gün Doğan’ın da yazdığı Milliyet buna ne demişti?


Bu tehditler lafta da kalmadı.
İşadamı Savaş Buldan, 2 Haziran 1994'te İstanbul Yeşilyurt Çınar Oteli'nden, polis kimlikli, polis yelekli ve telsizli sekiz kişi tarafından Adnan Yıldırım ve Hacı Karay'la birlikte kaçırıldı.
Cesetleri iki gün sonra Bolu’da Melen çayı kenarında bulundu.
Otopsi raporuna göre Buldan’a işkence yapılmıştı. Vücudunda yanık izleri vardı, derisi soyulmuş, göğsüne ve başına kurşun sıkılmıştı.
Henüz 27 yaşında olan eşi Pervin Buldan, eşinin öldürüldüğü haberini alınca üzüntüden erken doğum yaparak ikinci çocuğu Rojan’ı dünyaya getirmişti.
25 gün sonra kapatılan DEM’in yerine kurulan HADEP’in ilk kongresinin açılışında, tutuklanan dört DEP’liden sonra tutuklanmayı bekleyen 34 yaşındaki Diyarbakır Milletvekili Sedat Yurttaş, henüz 20 günlük Rojan’ı elleriyle havaya kaldırdığında bütün kongre ayağa kalkmıştı.

Ertesi gün bu fotoğraf yine Milliyet gazetesinde “şov yaptılar” diye verildi.
Pervin Buldan, yıllarca eşinin cinayetinin aydınlatılması için mücadele etti.
Lal olmuş medyaya sesini duyurmak için her Cumartesi günü Galatasaray Lisesi önünde Cumartesi Anneleri ile nöbet tuttu.
Gerçekler ise ancak iki yıl sonra Susurluk Kazası ile ortaya çıktı.
Başbakanlığın görevlendirdiği Kutlu Savaş’ın Susurluk Raporu’ndan okuyalım:
“Susurluk Olayı nedir? Kasım 1996'dan itibaren faili meçhul olaylar adeta bıçakla kesilir gibi durmuştur. Susurluk işte budur.
Bir üst görevli Eylül 1997'de; "...yurtdışından geldi ve başımıza bela oldu. Ortadan kaldırılması gerekiyor ama ortam müsait değil" diyordu. Susurluk olayı bu değilse hangisidir?
Susurluk olayının başlangıcı belki de zamanın Başbakanı Çiller'in bir cümlesinde gizlidir. "PKK'ya yardım eden işadamlarının listesi elimizde" diyordu. Sonra da infazlar başladı. İnfazların kararını kim veriyordu? Bozulmanın başlaması ve vatan - millet hesaplarının yerini kişisel hesapların alması kaçınılmazdı ve öyle oldu. Bu rapor, Susurluk olayını işte böyle algılamaktadır.”
“ Terörizme karşı savaş 1993 yılında hız kazandı ve Mehmet AĞAR Emniyet Genel Müdürlüğüne(Ankara) atandı. İzmit Adapazarı ve Bolu bölgesi arasında faili meçhul cinayetler gerçekleşmişti ve sonrasında Başbakan Tansu ÇİLLER PKK’yi destekleyen Kürt işadamlarının listesinin kendisinde olduğunu halka açık olarak ilan etmişti. Savaş BULDAN, Behçet CANTÜRK, Vedat AYDIN, Medet Serhat YÖŞ ve Metin CAN’ın öldürülmeleri bu faaliyetleri oluşturmaktadır.”
1996 yılındaki Susurluk Kazası sonrasında Meclis’te bir Susurluk Araştırma Komisyonu kuruldu.
Bu komisyonda tarihi tanıklıklar yapıldı.
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkan yardımcısı Hanefi Avcı, komisyona gelip Savaş Buldan cinayetini anlattı:
“Jandarma ve Milli İstihbarat Teşkilatı(MİT) Kürt toplumunun belirli üyeleri tarafından PKK’ye sağlanan maddi yardımlardan ötürü kaygılanmaya başladı. Bu durum 1991 ve 1993 arasındaki PKK faaliyet artışının sorumlusu olarak görüldü. Onlar(Jandarma ve MİT) söz konusu sanıkları suçlayabilecek yeterli delillerinin olmadığını hissettiler ve neticesinde bazı Polis ,MİT ve Jandarma yetkilileri Kürt toplumunun belirli üyeleriyle mücadelede kullanılacak farklı metotlar hakkında tartışmaya başladılar. Mehmet AĞAR , Emniyet Genel Müdürü , ve Korkut EKEN , Özel Kuvvetler Komutanı, (Diğerleri arasında) tarafından özel bir ekip biçimlendirildi. Bu ekip Özel Harekat üyelerinden ve ,Yaşar ÖZ dahil, sivillerden oluşmaktaydı. Bu özel ekibin faaliyetleri MİT üyeleri ve Jandarma İstihbarat Şubesi(JİTEM) tarafından bilinmekteydi. Savaş BULDAN ve arkadaşlarının kaçırılması ve öldürülmesi bu tür faaliyetlerden biridir. Bu kişilerin finansal olarak PKK’ye yardım sağladığı tespit edilmişti. Onların kaçırılması ve öldürülmesinde kullanılan yöntem polis tarafından bilinen mafya veya diğer yer altı organizasyonlarının faaliyetleriyle hiçbir benzerlik taşımıyordu. Savaş BULDAN ve arkadaşlarının kaçırılması sırasında Polis kimlik kartları ve polisiye yöntemler kullanılmıştı, aksi takdirde seyrettikleri güzergahta onları durduracak olan kontrol noktaları varken onları kaçırmak ve öldürmek mümkün olamazdı. Bu kontrol noktaları boyunca gidebilmek yalnızca resmi bir unvanı kullanmakla mümkündür”.
Hanefi Avcı’dan bir gün önce 1 Mart 1997’de Komisyon çok önemli bir başka ismi dinlemişti.
Çatlı ile iş ortağı, Yeşil ile arkadaş ve diğer herkesle irtibatlı olan, cinayetlerin işlendiği, cesetlerin gelip atıldığı Şeytan Üçgeni denen bölgenin kudretli ismi Kocaeli Çetesi’nin lideri Hadi Özcan’ı…
Hadi Özcan, ifadesinde komisyon üyelerinin adını daha önce hiç duymadıkları birinden bahsetmişti.
1 Mart 1997'de TBMM Susurluk Komisyonu'ndaki ifadesinden okuyalım:
“DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) – İbrahim Şahin'le Çatlı'nın arası nasıl?
BAŞKAN – Sen tanır mısın İbrahim Şahin'i?
MEHMET HADİ ÖZCAN – İbrahim Şahin'i tanıyorum.
BAŞKAN – Nasıl tanıyorsun?
MEHMET HADİ ÖZCAN – İki kere buluştum, oradan tanıyorum; ben Müsavat Dervişoğlu'nu tanıyorum, İbrahim Şahin'le onlar ta 20 senedir dost, varlıkta da yoklukta da dostluk yapıyorlar; ne kadar, neleri paylaşıyorlar, neleri şey yapıyorlar bilemiyorum.
DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) – Kim Müsavat Dervişoğlu?
MEHMET HADİ ÖZCAN – Müsavat Dervişoğlu İstanbul'da bir vatandaş işte.
DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) – Ne iş yapar?
MEHMET HADİ ÖZCAN – Kendisi İzmir'de Akademi Tur diye bir turizm şirketi vardır; Muammer Dereli'nin damadıdır; Çırağan Sarayı’nda düğününü yaptı, İbrahim Şahin de oradaydı yani, bir tanesi de Kadir İnanır'dı. Müsavat Dervişoğlu bu sosyete âleminde gezen bir arkadaşımızdır, ben de onu tanırım on onbeş senedir. Abi der ufağımdır benim.
SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) – Müsavat Dervişoğlu'nun kayınpederinin döviz bürosu mu var?
MEHMET HADİ ÖZCAN – Evet.
SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) – Ne alıyor ne satıyor biliyor musunuz?
MEHMET HADİ ÖZCAN – Müsavat Dervişoğlu'nun kayınpederi aşağı yukarı İstanbul'un en büyük zenginlerinden birisidir.
DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) – Uyuşturucu kaçakçılığı falan yapar mı?
MEHMET HADİ ÖZCAN – Hepsi yapıyor.
SEMA PİŞKİNSÜT (Aydın) – İbrahim Şahin kendisi mi yapıyor, yoksa…
MEHMET HADİ ÖZCAN – Müsavat Dervişoğlu size her şeyi anlatır.
DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) – Kaç yaşlarında bu?
MEHMET HADİ ÖZCAN – 40'a yakındır.
DURMUŞ FİKRİ SAĞLAR (İçel) – Müsavat Dervişoğlu senin iyi dostun değil miydi?
MEHMET HADİ ÖZCAN – Çok iyi dostum değil; tanımak başka, çok iyi dostluk başka, çok iyi dostlarım benle beraber hepsi darbe yediler, acılar gördüler; Müsavat Dervişoğlu hiçbir şey görmedi, dışarıda geziyor.”
İfadenin tamamını okumak için
https://atin.org/detail.asp?cmd=articledetail&articleid=432
Bütün bunların üzerinden 30 yıl geçti.
Pervin Buldan bugün hem Meclis Başkanvekili hem de bu meselenin kökten çözümündeki en kritik heyetin üyesi.
Müsavat Dervişoğlu ise İYİ Parti genel başkanı.
Geçen hafta Buldan, kendisine “ulaklık yapıyorsun” diyerek hakaret eden İYİ Partili Turan Çömez’le Meclis’te tartıştı.
İYİ Parti’nin genel başkanı olan Müsavat Dervişoğlu ise Meclis grubunda çok sert bir konuşma yaparak Pervin Buldan’a hakaretler yağdırdı:
"Büyük Türk Milleti sana sesleniyorum: Had bilmezlik öyle büyük ki, şımarıklık öylesine derin ki, bugün kendilerini savundukları noktada sorsanız, '50 yıl boyunca katliamları demokrasi için yaptık, uyuşturucu ticaretinden kazandığımız parayı da barış için harcadık' diyecekler neredeyse. Görüyorsunuz değil mi Meclis kürsüsünde. Hiç sanki bunlar teröre bulaşmamış, 50 bin insanımızın katiline 'kurucu önder' derken hiç bir utanma belirtisi dahi göstermeden bunları söylemeye ve barış için, bu ülke için mücadele ettiklerini ifade ediyorlar. Siz bu milletin başına bela olan bir terör örgütünün siyasi uzantısısınız. En az onlar kadar da alçaksınız. Böylesine arsız, böylesine yüzsüzsünüz. Önderleri katil, sözcüleri müptezel, zihinleri kiralık, ruhları satılık, elleri kan, sözleri ihanet, ikametleri kandil, pusulaları İmralı'dır bu alçakların."
Bu bol alçaklı konuşmadaki şu ifadeyi bir daha okuyalım:
“50 yıl boyunca katliamları demokrasi için yaptık, uyuşturucu ticaretinden kazandığımız parayı da barış için harcadık' diyecekler neredeyse.”
Pervin Buldan’a cevap verirken yaptığı bu “uyuşturucu ticareti” göndermesi tabii ki 1994 yılında öldürülen eşi Savaş Buldan’aydı.
Savaş Buldan’ın suçları ve günahının, o sırada 20’li yaşlarında genç ve hamile bir kadın olan eşi Pervin Buldan’a hatırlatılması bir yana, Savaş Buldan her ne işle iştigal etmiş olursa olsun, bugün devletin resmi kayıtlarına göre devlet içindeki suç örgütleri tarafından öldürülmüş bir faili meçhul cinayet mağduruydu.
Susurluk ise hala Türkiye’nin tam olarak aydınlatıp, aktörlerine hesap soramadığı en karanlık devrinin ilişkiler ağı…
1994’de karnındaki bebekle ortada kalmış Pervin Buldan bugün bu karanlık devrin tümden kapanması için elini taşın altına sokuyor.
Bu karanlık geçmişin aktörleri bari elini taşın altına sokanları taşlamaktan vazgeçseler…
Çünkü Meclis zabıtları bir kere daha bütün bunları yazıyor ve o zabıtlar da asla kaybolmuyor….
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları




































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026